Tarımda Orta Çağ’a geri döndük
Adana Kozan’da marul üreten Murat Yılmaz mazot zamlarıyla baş edemeyince traktörü garaja çekti, atı ahırdan çıkardı. 20 dönüm tarlaya atla çapa çekmeye başladı
https://t.co/6LGNdR9JuL
Nooldu “siyasetçi eskisi” lafını mı üstüne alındın acaba sen?
Yoksa Adalet ve Kalkınma Ponzisi’nin 455 bin insanın parasına tuzak kurup çöktüğü yetmiyormuş gibi bir de utanmadan dört koldan pompaladığınız “Cumhurbaşkanı çok sinirli” iletişiminize mi halel geldi?
Kadıköy’de bir teras meyhanesine çıktık. Saltanatınız daim olsun diye hukuksuz biçimde esir tuttuğunuz binlerce insandan birinin özgürlüğünü kutladık.
Çok merak ediyorsan ödediğimiz hesap tek bir genel başkan yardımcınızın götürdüğü paranın yüzde 0.0009’una tekabül ediyor. Sır gibi sakladığınız için diğerlerinin milyonda kaçıdır henüz bilmiyoruz.
Vesileyle şu konuşmayı da bir daha paylaşayım, gerçek sorumluların kim olduğunu duymayan kaldıysa onlar da sayende duysun.
@samiltayyar27 Şamil Tayyar, başka eleştirecek şey bulamadın, yediklerini , içtiklerini mi eleştiriyorsun.
Senin işin gazetecileri eleştirmek mi?
Haklısın, Ülkenin büyük sorunu bu tabi…
Sera Kadıgil:
*Ekrem İmamoğlu’nun duruşmasındayım
*İçeri giremiyorum, çünkü mahkeme başkanı duruşmayı izlememi yasaklamış
*TİP’in sosyal medya hesaplarına da erişim engeli getirmişler
*Bizim susma lüksümüz yok. Başka bir memleketimiz de yok. Mücadelemize devam edeceğiz
Evinde 450 milyon çıkan Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş
Fatma Betül Sayan tarafından özel kalem kontenjanından torpille memur yapılmış (yandaş F.Uğur)
Allah burnunuzdan fitil fitil getirsin
Hırsızlar! Pisliğinizde boğulun
Yazık şu ülkeye
tam bir talan düzeni
Murat Ağırel tutuklandı. Gökçekler, Fonzi Fatmalar, hırsızlar, uyuşturucu kaçakçıları, kara paracılar, memleketi soyanlar çok mutlu. Ama çok sevinmeyin. Bu memleketi soyguncuların karanlığına teslim etmeyeceğiz. Murat da diğer gazeteciler de karanlığı deşifre etmeye, yazmaya, anlatmaya devam edecek. ÇAĞLAYAN'DAN CANLI | MURAT AĞIREL TUTUKLANDI! https://t.co/xn9UpN2t73 @YouTube aracılığıyla
Şule Aydın: “Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim; bizi yıldırabileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
5 kişiyiz. Beton dökmeniz lazım ki sessiz kalalım.
Murat Ağırel dışarıda 1 çalışıyorsa şimdi 10 çalışacak. Hakikat arayışına devam edeceğiz.
Bugünden itibaren sırtımızda daha ağır yük var, Murat’ın kızı Ada’nın yükü var.”
Bu deli paralar yüzünden aklımızı kaçırmasak iyi.
SAVCILIK BİLGİ NOTLARINA GÖRE OLAY ŞÖYLE:
👇
Eylül ayı içerisinde Alman vatandaşı K.P ile M.B’nin Cumhuriyet
Başsavcılığımıza müracaatta bulunarak, TBMM 28.Dönem Milletvekili Mustafa Sarıgül ile
Abdurrahman Emir Sarıgül, Ömer Sarıgül, Aylin Kotil ve Volkan Aslanbaş’ın bir kısım yerli
ve yabancı şirketlerle doğrudan ve dolaylı ilişkileri olduğunu, bu şahısların kaynağı belirli
olmayan ve daha önceden yurt dışına çıkarılmış bir paranın yeniden yurda sokulması
noktasında kendileri ile irtibat kurduklarını, bunun yanında yapılan görüşmelerde şahısların
yurt içinde bulunan kaynağı belirsiz bir miktar paranın resmi yollarla yurt dışına çıkarılması
konusunu da kendileri ile istişare ettiklerini, bu istişareler neticesinde yurt dışında bir
şirketler grubunun kurulduğunu, bu şirketler grubunun adı geçen şahıslarla doğrudan irtibatlı
olan North Gayrimenkul İnşaat ve Sanayi Ticaret Anonim Şirketi ile bir çok sözleşme
akdettiğini, bunlardan en önemlisinin 80 Milyon Euro’luk yatırım sözleşmesi olduğunu, bu
sözleşme haricinde TBMM 28.Dönem Milletvekili Mustafa Sarıgül’ün ve Denizbank
Zincirlikuyu Şube Müdürü Tanrah Dinç adlı şahsın bulunduğu bir online toplantıda TBMM
28.Dönem Milletvekili Mustafa Sarıgül’ün kendisinde bulunan kamu gücünü de kullanarak
yapacağı görüşmeler neticesinde 1 Milyar Euro’luk bir fonu kredi yöntemiyle yurt dışına
getireceğini ifade ettiğini, yine yaşanan süreçte adı geçenlerden Abdurrahman Emir
Sarıgül’ün hesabına, kendisine ait olan ve ekspertiz değeri 32 Milyon Euro olan bir yalı
satışına karşılık yurt dışından 100 Milyon Euro’luk bir havale işlemi yapıldığını ancak bu
işlemin yabancı banka tarafından bloke edildiğini, bu blokenin çözülmesi için İngiliz siciline
kayıtlı bir teknenin 1.5 Milyon Euro karşılığında Abdurrahman Emir Sarıgül’e devredildiğini,
ancak teknenin devralınmasına rağmen bedelin ödenmediğini ve havale işlemindeki blokenin
de kalkmadığını, yukarıda izah edilen sözleşmelerde yüklenen yükümlülüklerin adı geçenler
tarafından yerine getirilmediğini, adı geçenlerin para aklamak noktasında kendilerini araç
olarak kullandıklarını ve netice olarak dolandırıldıklarını, bu hususu gazeteci Murat Ağırel’e
ulaşarak izah ettiklerini ve ellerinde bulunan delilleri sunduklarını, ancak Murat Ağırel’in
konuyu araştırmak yerine elinde bulunan bilgileri TBMM 28.Dönem Milletvekili Mustafa
Sarıgül ile paylaştığını, ardından TBMM 28.Dönem Milletvekili Mustafa Sarıgül ve
Abdurrahman Emir Sarıgül tarafından sürekli tehdit edildiklerini, tüm sürece dair ses ve
görüntü kayıtlarını ibraz ettiklerini beyan ederek şikayette bulunmaları üzerine adı geçenler
hakkında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında mevcut delil durumu da
gözetilerek şüpheliler Emir Sarıgül, Ömer Sarıgül, Aylin Kotil, Volkan Aslanbaş, Cavidan
Tanrah Artuner ve Murat Ağırel hakkında 16.10.2026 tarihinde gözaltına alınmaları talimatı
verilmiş olup, şüpheliler Emir Sarıgül, Volkan Aslanbaş ve Murat Ağırel hakkında tutuklama
sevk işlemi yapılması düşünülmektedir.
TBMM 28.Dönem Milletvekili Mustafa Sarıgül’ün milletvekili olması
nedeniyle hakkındaki evrak tefrik edilerek takdir ve ifası için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmiştir.
Timur Soykan: “Murat Ağırel tutuklandı. Gökçekler, Fonzi Fatmalar, hırsızlar, uyuşturucu kaçakçıları, kara paracılar, memleketi soyanlar çok mutlu.
Ama çok sevinmeyin. Bu memleketi soyguncuların karanlığına teslim etmeyeceğiz.
Murat da diğer gazeteciler de karanlığı deşifre etmeye, yazmaya, anlatmaya devam edecek.”
Gözaltındayken destek ve dayanışmasını gösteren herkese tek tek teşekkür ederim.
Nezaretten ayrılırken, "Seni çıkardık, Murat'ı (Ağırel) aldık" dediler.
Türkiye'de halkın bilme hakkı artık böyle savunulabiliyor ancak:
Nöbetleşe gazetecilik!
Umarım tutuklu tüm gazeteciler serbest kalır...
Hükümetin içerisinde mevki ve makamını soygunculuk için kullananların yaptığı şey sadece fon dolandırıcı da değil elbette.
Üst düzey herkesin öncesi ve sonrası mal varlıkları incelenmeli ve şüpheli olanlar hesap vermeli.
Mesela AK Partili Savcı Sayan'ın Fatma Betül Sayan Kaya'ya sorduğu soru aslında bütün üst düzeydekilere sorulmalı gerekir.
Eğer AK Parti'nin temiz siyaset iddiası varsa.
"Bu kadar malı mülkü nasıl kazandın?"
Bir evin kirasını ödeyemeyen bir kişi milletvekili maaşı ile bu kadar mülkü nasıl yaptı?
Savcı Sayan'dan sorular:
"Fatma Betül Sayan Kaya,
Sen daha ilk bakan olduğunda Ümraniye’de 2+1 evde kiralık oturmaya başladığında, o zamanki Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can’ı arayıp
‘Ya abi bu 2+1 evin kirası çok yüksek. Firma sahibinden rica etsen de kirayı biraz aşağıya indirse’ dediğin bir noktada, bugün bu kadar mal varlığına nereden vardın?
Sen Fethiye’de, Seyit Ömer’de binlerce dönüm araziyi nereden üzerine geçirdin
Sen Ataşehir’de bu kadar arsayı nereden buldun?”
Ataşehir’de, Üsküdar’da bu kadar daireyi senin ailen nereden buldu?
Cevap geldi mi Hayır.
Fatma Betül Sayan Kaya tutuklandı mı Hayır.
Kocam 8 yıldır neredeyse her cuma aynı beyaz gömleği giyiyor.
Eskimiş.
Yakası hafif sararmış.
Sol kolunun düğmesi de diğerinden farklı.
Geçen ay ona yenisini aldım.
Kutuyu açtı, teşekkür etti.
Ama cuma sabahı…
Yine eskisini giydi.
Bir cuma sabahı dayanamadım.
“Şunu artık atalım mı?” dedim.
Gömleğin kolunu gösterdim. “Bak, iyice eskidi.”
Bir an yüzüme baktı.
Sonra, “Dursun ya.” dedi.
“Nesi var? Bir şeyi yok.”
“E o zaman neden her cuma bunu giyiyorsun?”
Cevap vermedi.
İlk başlarda önemsemiyordum.
Zaten çok fazla kıyafet alan biri değil. Ama zamanla dikkatimi çekmeye başladı. İşe giderken başka gömlek. Düğünde başka gömlek. Bayramda başka gömlek. Ama cuma günü gelince… Dolaptan hep o çıkıyor. O gün ilk kez garip geldi. Çünkü eşim normalde böyle şeyleri saklamaz.
Akşam çamaşırları toplarken gömleğin cebinde küçük, katlanmış bir kâğıt buldum.
Açmadım. Ama üstünde tükenmez kalemle bir tarih yazıyordu: 14.04.2018
Bizim evlendiğimiz yıl.
Akşam kâğıdı ona verdim.
“Cebinde kalmış.” dedim.
Bir anda yüzü değişti.
Kâğıdı elimden alıp, “Bunu hâlâ burada mı taşıyorum?” dedi.
“Hâlâ derken?” diye sordum.
Bir süre sustu. Sonra yanıma oturdu. Meğer evliliğimizin ilk aylarıymış. Maddi olarak çok zorlandığımız dönem. Ben bilmiyordum ama eşimin cebinde o cuma sadece 12 lira varmış. Öğle arasında arkadaşları yemeğe giderken, “Ben tokum.” deyip gitmemiş. Sonra yakındaki camiye yürümüş.
Cuma namazına girmiş.
Namazdan sonra caminin avlusunda biraz oturmuş.
Kendi kendine, “Ben bu eve nasıl bakacağım?” diye düşünüyormuş. Yeni evliyiz.
Kira var. Borç var. Bana ise hiçbir şey belli etmiyormuş. Sonra cebindeki küçük kâğıda tek cümle yazmış: “Bugün korkuyorum ama eve korkumu götürmeyeceğim.” “Peki, gömlek ne alaka?” dedim.
Güldü. “O gün üzerimde
bu vardı.” dedi. Sonra şunu söyledi: “Her cuma bunu bilerek giymiyorum aslında. Bazen elim otomatik gidiyor. Giyince o günü hatırlıyorum. Şimdi sahip olduklarımıza bakıyorum. Biraz kendime geliyorum. O kağıda yazdığım not da her gün ceplerimde dolaşıyor.”
O gece gömleği çöpe atamadım. İnsan, geçmişte yaşadığı zor bir dönemi böyle bir hatırlatıcı eşyayla yanında taşımayı nasıl değerlendirmeli? Manevi açıdan bunda yanlış
bir şey var mı? Benim için önemli olan gömleğe özel
bir anlam yüklemek değildi. Eşimin bunu bir uğur gibi görüp görmediğini anlamaktı.
Sonra ona sordum:
“Bu gömlek sana şans getiriyor gibi mi geliyor?”
Güldü. “Yok,” dedi.
“Bana nereden geldiğimizi hatırlatıyor sadece.
Şımarıp azmamak, halimize her daim şükretmek için.”
Ertesi cuma gömleği ütüledim. Kapıdan
çıkarken arkasından baktım.
Sekiz yıldır gömlek eski olduğu için dikkatimi çekmemişti. O sabah ilk kez başka türlü baktım.
Bazı insanlar geçmişlerini fotoğraflarda saklıyor.
Bazıları mesajlarda.
Benim kocam ise bir cuma sabahını gömleğinin cebinde taşıyormuş; nerden geldiğini unutmamak için…