Haluk Levent'in X hesabındaki "veda mektubunu" dehşet içinde okudum. Kumar bağımlısı, kendi tabiriyle yüzlerce insana borç batağı içindeki birinin derneğine "devletten daha çok güvendikleri" söylediler. Bu kişiyi yıllarca üst üste "ülkenin en güvenilir insanı" seçtiler. Ve şu anda Türk milletine bunu reva gören herkes üç maymunu oynuyor. Biz zamanında "yapmayın, etmeyin, devletin üstüne kimseyi koymayın" dedikçe bizleri kurdukları bot hesap ordularıyla linç ettirdiler. Hepsinin sosyal medyada milyon takipçili hesapları var. Ve ne kadar saklamaya, gizlemeye çalışsalar da hepsi gayet örgütlü, organize çalışıyor. Yüzyılın ihaneti, kumpası.
جندي اسرائيلي حاول ضرب واعتقال رجل فلسطيني أثناء صلاته بالناس ولكنه توقف عن ذلك فور مشاهدته لكاميرا تقوم بالتصوير
لذلك نقول ..فضحهم ونشر جرائمهم شيء مهم للغاية
Bu haftaki hutbede öne çıkan mesajlar şunlardır:
• Kur’an-ı Kerim’in insanlık için bir hidayet ve rahmet rehberi olduğu,
• Kur’an’ın yalnızca okunması değil, anlaşılması ve hayatın her alanına rehber kılınması gerektiği,
• Ahlaki değerlerin, adaletin, merhametin ve doğruluğun Kur’an’ın temel öğretileri arasında yer aldığı,
Müminlerin Kur’an ile bağlarını güçlendirmeleri ve onu hayatlarında yaşamaları gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye'de kg fiyatı 3000₺'ye satılan Philadelphia markalı krem peynirin İngiltere'de kg fiyatının 62 kat kur farkı uygulanmasına rağmen sadece 500₺'ye denk geldiğini biliyor muydunuz?
Birileri bizimle resmen dalga geçiyor!
https://t.co/2q8HYcL584
@ticaret
Hataylı bir depremzedenin itirafı:
“Hayatım boyunca sakallı, sarıklı insanlardan nefret ettim, gerici dedim, yobaz dedim fakat depremin 2. günü evimin karşısında aşevi açtılar 2 ay boyunca onların sıcak yemeklerini yedim.”
Önyargıya büyük bir örnek.
O şehit ve gaziler ki yağmur gibi yağan kurşunlara karşı, helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar.
“Bu ülkeyi ruhunu bir dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz” dediler…
Tartışmasız şekilde Halk TV bu ülkenin en yüzsüz televizyonu, Uğur Dündar da en pişkin televizyoncusudur. Dolandırıcı olduğunu bilmelerine rağmen bütün ülkeye yıllarca Haluk Levent'e ikinci bir şans verilmesi gerektiğini söylediler ve kefil oldular. Haluk Levent'i sorgulayan herkesi hedef gösterip muhaliflere linç ettirdiler. Haluk Levent'in muhaliflerin deprem yardımlarını kumarda harcadığı ortaya çıkınca da suçu yardım gönderen muhaliflere attılar. Dahası düne kadar Türkan Saylan'ın manevi oğlu diye tanıtıp kefil oldukları Haluk Levent'in bugün muhalif olmadığını söylüyorlar. İşte Türkiye'deki muhalif medyanın özeti bu aşağıdaki videodur.
Dün Haluk Levent'i "aklayıp paklama" girişimleri vardı.
Bugün Oğuzhan Uğur'u aklayıp paklama girişimleri var.
BABALA TV üzerinden atılan mesajla "arama kurtarma çalışmalarının" sekteye uğradığını, binlerce yanlış mesajla vakit kaybettirildiğini unutturmaya mı çalışıyorsunuz?
Dünyaya kafa nasıl tutulur?
15 Temmuz’dan 15 gün sonra 30 Temmuz 2016:
"Ülkemizde oynanan oyunu bir kez daha bozduk.
Bundan sonra inşallah Suriye'deki oyunu da bozacağız
Irak'ta oynanan oyunu da bozacağız
Libya'da oynanan oyunu da bozacağız”
Ahmet Hakan:
📍"Haluk Levent olayından çıkarılacak 6 ders var."
1- "İktidara olan nefretiniz, bir kumarbaz tarafından dolandırılacak kadar yüksek olmasın."
2- "Kumarla sorunu olan birini, yardım dağıtma sorumlusu olarak konumlandırmadan önce üç kere düşünün."
3- "Devlet Bahçeli, herhangi biri hakkında olumsuz görüş bildirmişse... Mutlaka dikkate alın."
4- "Her İzmir Marşı söyleyenin, her Atatürk diyenin, her AK Parti karşıtının peşine takılmayın."
5- "Devlete güvenmeyip AHBAP’a güvenmek... Belki ilk etapta tatlı gelebilir. Acısının sonradan çıkacağını unutmayın."
6- "Başkalarına 'koyun, aptal, cahil, kandırılmış' falan demeden önce şöyle bir kendinize bakmayı ihmal etmeyin."
🔴 Eski AK Parti Milletvekili Said Yüce:
LC Waikiki başta olmak üzere tüm kıyafet üreticilerine sesleniyoruz.
Hassasiyeti olan anneler, babalar “Çocuklarımıza, torularımıza giydirecek Allah’ın rızasına uygun kıyafet bulamıyoruz” diye şikayet ediyorlar.
Küçücük, daracık, kısacık vücuda yapışan şortlar, pantolonlar, etekler.
Her yerde bunlar var. Dükkan dükkan, mağaza mağaza AVM AVM gezdikleri halde ne yazık ki ahlaka uygun kıyafet isteyenler, aradıklarını bulamıyorlar.
Amerika ve Avrupa, Siyonist menşeli zındıka komiteleri ve onların yerli iş birlikçileri moda adı altında Müslüman toplumları ve nesillerimizi zehirliyorlar.
Hiç olmazsa ahlaklı ve imanlı nesiller yetiştirmek isteyenlere istediklerini bulacakları ürünleri ve mağazalarda bunlara özel reyonlar ayırmak iyi olacaktır.
Ticaret Bakanlığı gibi kurumlar da bu işle ilgilense fena olmaz.
Bu imanı yenemezsiniz! Nasıl yeneceksiniz? ☝️
Erzurum'daki hafızlardan, Üniversitelerdeki pankart engelleme girişimlerine tokat gibi cevap "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" Hud-112
📌 Bulgar yazar Sophia Proneikos,
Ankara'daki NATO Zirvesi'nde en etkileyici bulduğu anları paylaştı:
Tarih, beni şaşırmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiç kaybolmaz. Sadece kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki, modern insanlar buna törensel protokol demeye başlar.
Tam da bu yüzden, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en büyüleyici sahnesi, müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi. Bu sahne, ilk el sıkışmadan hemen önce yaşandı; yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski askeri bandosu olan "Mehter"in sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hoş geldin derken, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler duruyordu.
Ne muhteşem bir tarihsel süreklilik hissi: Savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949'da kurulan bir askeri ittifak, kökenleri on üçüncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na giriyor. Mehter asla sıradan bir askeri bando değildi, bir silahtı. Osmanlı orduları Belgrad'a, Konstantinopolis'e, Rodos'a, Mohaç'a veya Viyana'ya doğru ilerlerken duyulan ilk şey, devasa "kös" davullarının gök gürültüsüydü; ardından "zurnalar"ın keskin sesi, sonra pirinç trompetler ve çarpan zil sesleri geliyordu; çünkü müzik sadece orduyu eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı; amacı askerleri eğlendirmek değil, savaştan çok önce düşmana bir imparatorluğun bizzat onlara doğru geldiğini söylüyordu.
Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmalarından sonra Batı ordularının kademeli olarak Osmanlı davullarını, zillerini ve sözde "Türk usulü"nü benimsemesi tesadüf değildir; bu usul daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven'ın müziğine bile yolunu bulacaktı, çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez.
Bir ritim yeter.
Ve tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu'nu canlandırmaya çalışmıyor diye değil, Türkiye'nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığını fark ettiğim için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar,
çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter.
@Pergament_F
Ankara'da bir motokurye, teslimat için aldığı tatlının eksik gramajlı olduğunu fark etti.
İşletmenin "Eksik yok" cevabı üzerine ürünü başka bir yerde tarttıran kurye, gerçeği ortaya çıkardı.
NATO Ankara Zirvesi vesilesiyle ülkemize resmî bir ziyaret gerçekleştiren ABD Başkanı, değerli dostum Sayın Donald Trump’ı ağırlamaktan memnuniyet duydum.
Gündemimizdeki pek çok meseleyi, inanıyorum ki Sayın Başkan’la dayanışmamız ve güçlü ilişkilerimiz sayesinde hayırlı bir neticeye ulaştıracağız. 🇹🇷🇺🇸