Aşk YENİden
Akdeniz'in tuzu gibi
Aşk YENİden
Rüzgârlı bir akşam vakti
Aşk YENİden
Karanlıkta bir gül açarken...
( Ne güzel yazmış @mungan_murathan ) 👏👏👏
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
Bugün 24 Temmuz…
Yine bir doğuma uyandık.
11 sene önce bugün oğlum, babamın öldüğü hastanede doğmuştu.
Oğlumuzu kucağımıza aldık.
Yepyeni bir yaşamın sevinci ve geride kalan hüznün sızısı vardı içimizde.
Bugün yine tam da öyle bir gün olacak.
Kutlu olsun… 🙏
Ertuğrul Özkök’ün Kemal Kılıçdaroğlu analizine hayran kaldım...
1986 yılından bu yana profesyonel gazeteci olarak siyaseti izliyorum.
Hayatım boyunca bu kadar sinsi bir siyasi konuşma görmedim.
Bir yıldan fazladır, tartışmalı iddianamelerle içerde yatan yüzlerce partili arkadaşını böyle üç cümlede müebbete mahkûm eden bir egoizme tanık olmadım.
Milyonlarca vatandaşa böyle geri zekâlı muamelesi yapan bir siyasetçi de görmedim.
Ona 13 seçimde oy veren vatandaşlarına, onu genel başkanlıkta bu kadar uzun süre tutan partili arkadaşlarına bu kadar geri zekâlı muamelesi yapmış bir genel başkan çıkmadı.
Ne CHP’de ne de başka bir partide, ihtirası yüzünden kendini, kendi iradesi ile bu kadar aşağılara indiren bir siyasi figüre rastladım.
İnsanlar iki türlü yaşlanırlarmış. Ya bilgeleşerek ya da habisleşerek...
Hayatım boyunca ikisini de gördüm de; bu kadar hezimetten sonra, hâlâ, bu kadar habisleşen bir siyaset emeklisini hiç görmedim...
Sinsi; ama, niyetini saklayamayan bir konuşma...
Konuşmayı kim hazırladıysa, dünya sinsilik ve habislik tarihine bir baş eser k sarkıyor, sırıtıyor, akıyor…
Güya; CHP’li seçmene sesleniyor.
Yuttuk mu o bakışları ve belâgati?
Taammüden hazırlanmış bir tuzak ve onun üzerinde sarkan elbise gibi duran demode bir belâgat…
Nasıl da kendinden emin!…Nasıl da dürüstmüş gibi bir eda, bir hâl, bir tavır…
Ama; hiçbiri sahici değil, hepsi miş gibi…
Lime lime sarkıyor…
Güya; CHP’ye oy veren insanlara sesleniyor…
Dürüstlük, temizlik, arınma…
Ne hoş kelimeler değil mi?
Ama; bir dakika!…
Sayın 13 seçim kaybetmiş eski genel başkan; siz bizi geri zekâlı zannedebilirsiniz, ama; biz sizin zannettiğiniz kadar saf ve aptal değiliz.
Üstelik 13 kere hüsrana uğratılmış insanlarız biz!…
2017 referandumunda, daha sandıklar kapanmadan, sizin suskunluğunuzla değiştirilmiş bir rejimde yaşayan vatandaşlarız…
Artık yutmuyoruz o şehvetli belâgati.
Siyasetin s harfinden nasibini almış biri; asıl adresin kimler olduğunu anlar.
Çünkü sırıtıyor...
O nedenle; siyasetin s harfinden nasibini almış herhangi bir vatandaş, bu sinsi ve beceriksiz konuşmanın asıl muhatabının kendileri olmadığını anında anlamıştır…
Üstelik; asıl adresin neresi, kimler olduğu öyle besbelli öyle sırıtıyor ki!…
Biri; CHP’nin seçilmiş belediye başkanlarına dava açmış Silivri savcı ve hakimleri, öteki de CHP’ye kurultay davası açan savcı ve hakimler.
Ne diyor o iki adrese?
Silivri savcı ve hakimlerine, •İmamoğlu ve arkadaşlarını içeri atmakta haklısınız.
Ortada adaletsiz bir durum yok!
Sonuna kadar gidin!
diyor…
Ya kurultay savcı ve hakimlerine?
•Siz çıkarın mutlak butlan kararını, ben partinin başına geçmeye hazırım…
Aynen böyle diyor, halkın yüzde 50’sine hayatının en büyük düş kırıklığını yaşatmış emekli siyasetçi...
Karşımızda inanılmaz bir karakter var...
13 kere seçim kaybetmiş…
14. kere de kaybetmeye azmetmiş...
Üstelik; toplumun yüzde 50’sine, belki de hayatlarının en büyük siyasi hayal kırıklığını yaşatmış bir siyasetçi…
Sokağa bile çıkamıyor ama; bir YouTuber olarak, ofisinin bir köşesinden düğmeye basıyor.
Belli ki; kendi kendine sefer görev emri çıkarmış.
CHP’yi bölecek ve bir seçim daha kaybettirecek.
Henüz savunmasını bile yapmamış partili arkadaşlarına suç etiketi yapıştırıyor.
Gözünü öyle ihtirası bürümüş ki; hukukun en basit ilkesi olan masumiyet karinesini bile unutmuş!...
İhtirası o kadar büyük ki; partisinin seçilmiş başkanlarına yapılanları meşrulaştırmak için, neredeyse, bir siyasi itirafçıdan bile ağır ruh haline girmiş.
Partili arkadaşları hakkında, henüz Silivri hakimleri bile kararını vermeden, o kararını vermiş, cezasını kesmiş, infaza gidiyor.
Kemal Bey; destekçilerinizle birlikte, o koltuğu gasp edebilirsiniz.
Hatta partiyi de bölebilirsiniz.
Ama; bilin ki, CHP’ye oy veren insanları bölemeyeceksiniz…
Özgür Özel; önce kurultayda sizi yendi, sonra sandıkta iktidarı yendi
O koltukta artık, sizin 13 hezimetinizden sonra, partiye ilk seçim zaferini kazandıran genç bir siyasetçi oturuyor.
Yılmak, durmak, dinlenmek bilmiyor…
Önce kurultay sandığında sizi yendi.
Sonra seçim sandığından birinci çıktı.
Şimdi; halkın da desteği ile, siyasi dalavere meydanında, sizi bir kere daha yenecektir ve siz de muhteris bir ihtiyar olarak evinize döneceksiniz...
2023’te, Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sandığında, sizi yenmişti.
Bu defa; hüsrana uğrattığınız size oy vermiş insanlar sizi yenecekler ve hayatınızın sonuna kadar sizi bir yapayalnızlık evine gönderecekler.
Bu son barutunuzdu.
Attınız ve 14. defa kaybettiniz.
ERTUĞRUL ÖZKÖK
⭕️ SOSYAL GÜVENLİKTE SİNSİ BİR DEĞİŞİKLİK:
⭕️ SOSYAL GÜVENLİKTE DEVLET KATKISININ KALDIRILMASI NE ANLAMA GELİYOR?
AKP tarafından hazırlanan ve TBMM Genel Kurulunda görüşülmekte olan bir torba kanun teklifiyle SGK’ye devlet katkısı uygulamasına son verilmesi öngörülüyor. Kuvvetle muhtemel bu akşam yasalaşacak teklifle, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81. maddesini değiştiriyor.
81. maddenin "Prim oranları ve Devlet katkısı" başlığından "ve Devlet katkısı" ibaresi çıkarılıyor.
Ayrıca devletin, SGK'nın her ay tahsil ettiği malullük, yaşlılık, ölüm ve genel sağlık sigortası priminin dörtte biri (yüzde 25) oranında kuruma katkı yapmasını öngören üçüncü fıkra madde metninden çıkarılıyor. Hüküm 1 Ağustos 2026'dan geçerli olacak.
Bu katkı 2008'de yasal güvenceye alınmış, formüle bağlı (primin ¼'ü) ve Hazine tarafından ödenen otomatik bir aktarımdı.
⭕️ Sinsi bir değişiklik!
Hükümetin gerekçesi teknik/muhasebe esaslı bir sadeleştirme olarak sunuluyor. Gerekçeye göre, "devlet katkısı" ile "açık finansmanı" adı altında yapılan benzer ödemelerin tek kalemde toplanması ve böylece bütçe kalemlerinin daha izlenebilir hâle gelmesi amaçlanıyor. Nakit olarak Hazine'den SGK'ya giden toplam kaynağın azalmayacağı iddia ediliyor.
Hükümet, desteğin hiçbir eksilme olmadan Kurumun gereksinimi kadar sürdürüleceğini söylüyor. Ne var ki "eksilme olmayacak" güvencesi nakit tutara ilişkindir. Kaldırılan şey ise primin dörtte biri oranındaki formüle bağlı, yasal, otomatik yükümlülüktür.
Nakit büyüklük aynı kalsa bile, kuralın niteliği, "güvenceli bir yükümlülük"ten "ihtiyaç kadar takdiri transfer"e dönüşüyor. Bu, salt muhasebenin ötesinde gerçek bir yapısal değişikliktir ve gerekçedeki "sadeleştirme" dili bunu görünmez kılıyor.
⭕️ Bir Meşruiyet Operasyonu
Bu bir meşruiyet operasyonudur. Bugüne kadar devlet katkısı SGK'nın gelir kalemi olarak kaydediliyordu. Bundan sonra aynı para açık kapatma transferi olarak kaydedilecek.
Sonuçta SGK'nın mali tablolarında “açık” daha yüksek görünecek. Nitekim 889 milyar liralık devlet katkısı sayesinde 2025'i teknik olarak 35 milyar lira fazlayla kapatan SGK, 2026'da 1 trilyona ulaşan bir “açık” miktarıyla karşılaşacak.
Eski düzende katkı, formüle bağlı, yasayla güvence altına alınmış, koşulsuz bir yükümlülüktü. Yeni düzende transfer, ihtiyaç oldukça yapılan, takdiri bir açık finansman yöntemine dönüşüyor.
SGK geçmiş alacaklarını tahsil eder ya da mal varlığını satarak gelir elde ederse, o ay Hazine'den destek yapılmayacak. Bu, devletin sosyal güvenliğe kural-temelli, otomatik taahhüdünü, konjonktürel ve koşullu bir kaleme indirgiyor.
⭕️ Katkı Yerine Açık ve Kara Delik Demagojisi!
Teknik muhasebe perspektifinden bakıldığında, "devlet katkısı" ile "açık finansmanı" arasındaki ayrım zaten büyük ölçüde yapaydır — ikisi de bütçe transferidir ve devletin sosyal güvenliği fonlama kapasitesi bu muhasebe etiketinden bağımsızdır. Dolayısıyla değişikliğin parasal özü değil, siyasal-söylemsel işlevi belirleyicidir.
Aynı parayı "gelir" saymaktan vazgeçip "açık" olarak yeniden tanımlamak, ekonomik bir kötüleşme değil, bir yeniden-etiketlemedir. "Açık büyüdü" cümlesi bu nedenle işin püf noktasıdır.
Değişiklik nakit/ekonomik düzeyde nötr olabilir ama asıl dönüşüm hukuki-kurumsal düzeydedir — formüle bağlı yasal güvencenin takdiri transfere indirgenmesi ve bunun sosyal güvenliğe taarruz için hükümete açtığı meşruiyet alanıdır önemli olan.
Kalemi "gelir"den "açık kapatma"ya çevirmek, SGK'yı yapısal olarak "batık", "sürekli zarar eden" bir kurum gibi gösterir, “karar delik” demagojisini yeniden başlatır. Bu, sosyal güvenliğin bir hak değil bir "yük" olduğu şeklindeki ana akım ve ortodoks anlatıyı besler ve gelecekteki kısıtlamalar/parametrik reformlar (emeklilik yaşı, aylık bağlama oranı vb.) için zemin döşer.
Açığın büyümesi söylemiyle emeklinin zam talepleri veya emeklilikte iyileştirmeler (kademe veya intibak) "açık çok büyük, para yok" denilerek daha kolay geri çevrilebilecek.
⭕️ O yüzden bu değişiklik sadece teknik bir muhasebe işlemi değil sinsi bir zihniyet değişikliğidir ve faturası ağır olabilir.
Bu ülkede bunca şey yaşandıktan sonra din istismarı yapan, “dilekçe verdikten sonra Cuma namazına gidilen” bir partiye kredi açmam. Gideceklerse de topluca değil, tek tek ve reklamını yapmadan gitsinler.
En Yaşlı ve En Eski CHP Üyesi Gezer Hoca CHP'den İstifa Etti
103 yaşındaki 80 yıllık CHP üyesi 1923 doğumlu Köy Enstitüsü mezunu emekli öğretmen Abdurrahman Gezer, CHP'den istifa ettiğini sosyal medyadan duyurdu.
Daha önce Özgür Özel'e desteğini açıklayan ve Kılıçdaroğlu’na tepki gösteren Gezer Hoca, "103 yaşını bitiriyorum. Çok yoruldum. Ama CHP’de yaşananlar beni çok yordu” demişti.
CHP'den dün itibariyle istifa ettiğini belirten Yalova'nın ve CHP'nin çınarı Abdurrahman Gezer hoca " 1946 yılında Üye olduğum CHP'den 21 Temmuz 2026 tarihi itibariyle istifa ettim. İlanen duyurulur" açıklamasını yaptı.
Bir vakitler.
#37yıl önce #14Temmuz1986
Bir ömür geçti, hatta öyle ki ömür içinde bir kaç ömür geçti. 🥂💐
Ruhu şad olsun, kısacık güzel anılarım var…
Not: Kaşlarıma laf ederseniz bozuşuruz 🥴
Cumhuriyet Halk Partisi’ne 1995 yılında üye olduğumda 22 yaşındaydım. Tamı tamına dolu dolu 31 yıl.
Partimin her kademesinde görev yaptım. Gençlik Kolu Başkanlığından İlçe Başlanlığına, Pendik Belediyesi Meclis Üyeliğinden İBB Meclis Üyeliğine, İBB CHP Grup Başkan Vekilliğinden 2024 seçimlerinde Pendik Belediye Başkan Adaylığına kadar hep örgütün içinde CHP’nin iktidarı için mücadele ettim.
2024 seçimlerinden sonra Genel Sekreter Yardımcılığı ve SODEMBEK Genel Sekreterliği benim için bambaşka bir tecrübeydi.
Bugünse artık başka bir noktadayım.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisinin seçilmiş son Genel Başkanı Özgür Özel’in açtığı yeni yolda yürümek için bütün gençliğimi ve hayatımın büyük bir bölümünü adadığım partimden istifa ettim.
Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’in liderliğinde bu ülkeyi AKP’den ve tek adam rejiminden kurtarıp iktidar olacağımıza yürekten inanıyorum.
Bütün vatandaşlarımızı da Genel Başkanımız Özgür Özel’in açtığı bu yolda yürümeye davet ediyorum.
Saygılarımla.