1 asır önce Filistin'de Türk askerleri esir edilirken, SÖZDE Arap din kardeşleri böyle seyrediyordu.
Bakın utanmazlara bakın nasıl keyifle, nasıl kasılarak, gülümseyerek seyrediyorlar şanlı şerefli merhametli kahraman dedelerimizi.
Sanki gösteri yapılıyor. Lozan'da kaybedilmiş gibi duruyor mu?
Lozan'dan 5 yıl önce çekildi bu fotoğraf.
Senin canın masallara inanmak istiyor değil mi?
Doğru, aslında bu fotoğrafta gördüğümüz şanlı öz dedelerimiz de yüzyıllarca Arapların din kardeşi olduğu masalına inandılar.
Ta ki o güne kadar. Gözlerine, vücut duruşlarına bakın.
Emin olun o gün orada dururken akıllarından geçirdikleri düşüncelerden biri, ne kadar yanılmış olduklarıydı.
Fakat elbette tarihe bakarken tarafsız kalmayı da ihmal etmeyeceğiz. Soralım o halde dedelerimizi neden seyrettiler? Neden din kardeşlerimiz deyip sahip çıkmadılar? Neden İngilizlerin yanında savaşıp kurşun sıktılar dedelerimize?
Bu kanıbozukları yüzyıllarca besledik fakat sömürmeyi unuttuk da ondan. Hemen yanlış anlaşılmasın, bugün Araplar İngilizce bilir, Türkçe bilmezler. Biz 400 yıl öğretemedik Türkçe fakat İngilizler 30 yılda bunlara İngilizce öğrettiler. Biz öğretemediğimiz gibi, dilimiz Arapça/Farsça kelimelerle doldu.
Kendi runik harflerimizi, kendi şaman inançlarımızı, törelerimizi, geleneklerimizi hep bu kavme yanaştığımız için kaybettik.
Oysa Budist olmak başkaydı, Japonlaşmak başka. Müslüman olalım derken, Araplaştık. Şu durumda nasıl sömürebilirdik? Yani efendiler, kendi milli kimliğimize sahip çıkmadığımız için başımıza bunlar geldi!
Türk milleti, Türk milliyetçisi olmak zorundadır!
Sayın kardeşim, o şanlı Alperenler var ya, zırh giyiyordu zırh ve alpliği, mertliği, yiğitliği, savaşçılığı, ilmi, aklı olmayanı devlete ve orduya almıyorlardı.
İnancına bakmıyorlardı. Devlet böyle milli duygularla, akılla, ilimle kuruldu!
Seni aldattılar; onları sarıkla cübbeyle savaşa gidiyormuş gibi resmettiler yıllarca! Sırf Araplara benzetmek için.
Türk milleti, milli benliğinden koptukça kurduğu devlet zayıfladı ve devşirmelerin elinde çürüdü! Uygurlar da aynı şekilde çöktü, Budistlik uğruna saçmaladılar, Hun atalarımız da aynı şekilde kültür soykırımına kurban gitti, Selçuklu atalar da Türkmenlere sahip çıkmadığı için çöktü, Osmanlı da devşirme sevdası yüzünden çürüdü.
Diyorsun ya hani Amerika Osmanlıyı örnek alıyor. Doğru ama ilk dönem Osmanlıyı örnek alıyor.
Bugün Amerika yapay bağımsızlık yeminleriyle, yapay kahramanlarla bir milli his uyandırdı.
Amerikan diye bir kelime uydurdular. Neden? Çünkü inanç değil, milli hisler bir devleti ayakta tutar ve yüceltir.
Biz ise Türklüğü bırakıp Osmanlılık, Selçukluluk uydurduk. Ne dedi Ulu Önderimiz Konya'da? ''Dünyanın bize saygı duymasını istiyorsak önce biz kendi benliğimize, milliyetimize saygı göstermeliyiz.
Milli benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avıdır.'' dedi. İşte bu fotoğraf ispatıdır.
Ersan Barkın: Nihat Genç’in adı etrafında yeniden buluşmalıyız
Ersan Barkın, Nihat Genç’in ardından gençlere çağrı yaptı:
“Bu vatanın bağımsızlığını, namusun, haysiyetin, ilmin ve bilimin ne olduğunu anlatmak için büyük bir Nihat Genç kurultayında buluşalım.”
Barkın, Nihat Genç’in cenazesinde yan yana gelen gençlerin bu kez aynı bayrağı yükseltmek için bir araya gelmesi gerektiğini söyledi:
“Çareyi, bayrağı oradan yükseltelim.”
Yayının tamamı Veryansın TV YouTube kanalında…
Cihat Yaycı @milligazetecom için yazdı :
❓Böyle Dostluk Mu Olur?
Suriye Denizlerinde Amerikan, Fransız ve Katar Şirketleri Var…
⁉️ TPAO Neden Yok?
👇
https://t.co/U29O5b9wcj
🇹🇷 Cihat Yaycı : Suriye’nin Bu Adımı Kabul Edilemez! Doğu Akdeniz’de Pasif Diplomasi Türkiye’ye Kaybettiriyor
Suriye’nin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tek taraflı ilan ettiği sözde münhasır ekonomik bölgeyi fiilen tanır şekilde hareket etmesi son derece vahim bir gelişmedir.
Daha da vahimi; Amerikan, Fransız ve Katar şirketleri, Rum Yönetimi’nin uluslararası hukuka aykırı olarak ilan ettiği sözde parsellerde hidrokarbon arama faaliyetleri yürütmektedir.
Özellikle 3 numaralı sözde parsel, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin deniz yetki alanları içerisinde bulunmaktadır. Buna rağmen Chevron başta olmak üzere yabancı şirketlerin bu alanda faaliyet göstermesi, yalnızca ticari bir girişim değildir; Türkiye’nin ve KKTC’nin egemenlik haklarının fiilen yok sayılması anlamına gelmektedir.
Daha da düşündürücü olan ise Suriye yönetiminin bu hukuksuz tabloya itiraz etmek yerine, Rum Yönetimi’nin ve Sevilla Haritası’nın esas alındığı anlayışı kabul eder görüntü vermesidir.
Peki buna kim zemin hazırladı?
Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yıllardır son derece aktif diplomasi yürütüyor. Avrupa Birliği’ni, Amerika’yı, enerji şirketlerini ve bölge ülkelerini kendi tezleri doğrultusunda yönlendiriyor. Her gün yeni bir diplomatik hamle yapıyorlar.
Biz ise çoğu zaman gelişmeleri seyrediyor, olduktan sonra tepki vermekle yetiniyoruz.
Defalarca söyledim:
Pasif diplomasi, millî hakların sessizce aşındırılmasıdır.
Bugün gelinen noktada, Türkiye’nin ve KKTC’nin deniz yetki alanı içinde bulunan bir bölgede yabancı şirketler sondaj yapabiliyorsa, Suriye de Rum Yönetimi’nin sözde deniz yetki alanlarını esas alan bir tutum sergileyebiliyorsa, bunun üzerinde ciddiyetle durulmalıdır.
Türkiye, Suriye’ye açık ve net şekilde şunu söylemelidir:
Türkiye’nin ve KKTC’nin deniz yetki alanlarını yok sayan hiçbir harita, hiçbir sözde parsel ve hiçbir ruhsat bizim açımızdan hukuki sonuç doğurmaz.
Doğu Akdeniz’de haklı olmak yetmez.
Haklı olduğunuzu anlatmanız, kabul ettirmeniz ve sahada da masada da korumanız gerekir.
Aksi hâlde başkaları sizin deniz yetki alanlarınızı haritalarında siler, enerji şirketleri fiilen işgal eder, komşu ülkeler de bunu meşru zannetmeye başlar.
İşte bunun adı Mavi Vatan’ın diplomasi masasında aşındırılmasıdır.
https://t.co/loQtV26nfo
“Erkeksiz Köyde Pkk Barbarlığı.” (1993)
Van’ın Bahçesaray ilçesine bağlı Sündüz Yaylası’nda, “sütten kesilmemiş” bebekler dâhil olmak üzere, 15’i çocuk, 9’u yetişkin kadın olmak üzere 24 vatandaş, PKK’lı teröristler tarafından şehit edildi.
Biz bir savaş mı kaybettik? İşgal mi edildik? Parçalandık mı? Federasyon mu olduk? “Resmi dilimiz Türkçedir’ cümlesi Anayasamızdan çıkarıldı mı??? Sormanız gereken soru: kimin parmakları bu kuklaları oynatıyor??
Haydar Baş'ın yıllar önce dile getirdiği öngörü:
“Türkiye'yi bölme senaryosu hayata geçtiğinde, el altından üç parti; HDP, MHP ve AKP bir olup Türkiye'yi bölecekler.
CHP de göstermelik muhalefet yapacak. Tiyatro bu!”
‼️Kosova'da bir imam, ABD Bağımsızlık Günü 4 Temmuz'da Ulusal Marş eşliğinde ABD bayrağını göndere çekiyor.
Almak isteyene çok şeyler anlatan bir görüntü. 105 sene önce de din üzerinden İngilizler milleti konsilide ediyorlardı.
İngiliz Muhipleri Cemiyetinin kurucusu Said Molla idi, Mustafa Sabri, Dürrizade Abdullah gibi din adamları en büyük İngiliz destekçileriydi. Hatta "İngiliz ve Yunan Orduları Halifenin Ordusudur" fetvasını vermişlerdi.
O günlerden 50 yıl sonra aynı dinciler 6. Filo'yu kendilerine kıble yapıp namaz kıldılar.
Yine İngiliz askerlerine poposunu elletirken gülen imamların fotoğrafını hepiniz biliyorsunuzdur. Yanlış hatırlamıyorsam o fotoğraf Kudüs'te çekilmişti.
2. Dünya Savaşı Yıllarında Kudüs Müftüsü Emin El Hüseyni, Ortadoğu'da Hitler'in en büyük müttefikiydi.
Emin El Hüseyni'nin Balkanlar'da desteklediği Handschar Tümeni yüzünden savaştan 50 yıl sonra Bosna'da Müslümanlar katledildi.
Yine görünürde Yahudi düşmanlığı yapan bu emperyalist destekçisi imamın asıl vazifesi Filistin'de Yahudilere alan açmaktı, Emin El Hüseyni'nin antisemitik söylemleri ve eylemleri 1948'de İsrail'in kurulmasına zemin hazırladı.
Evet, #Kosova'nın bağımsızlığı adına ABD'ye müteşekkir olmasını bir yerde anlayabilirim bu imamın. Fakat bir imamın ABD bayrağını göndere çekmesi bilinçaltına işlenmiş ince bir mesajdır.
Dinciler emperyalistlerin kullanışlı aparatlarıdır.
150 yıldır bu hiç değişmedi, değişmeyecek.
#pazar #tarih #4Temmuz #4thofJuly #independenceday
Eski Akp'li seçmen
"Oy veren ellerimiz kırılsın."
—Röportaj da dikkat etmeniz gereken bir detay var. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı alan sığınmacılardan bahsediyor.
Artık onların 'Tayyip baba' dediğini vurguluyor.
—Evet biz Zafer Partisi olarak "sığınmacı kaçaklar ülkelerine dönmeliler, onlara vatandaşlık verilmemeli" dediğimiz için bize demediğinizi bırakmamıştınız.
Şimdi Türk Milletinin geleceğini onlar belirliyorlar.
—Mutlu musunuz?
Kılıçdaroğlu’nun ana muhalefet partisi lideri olacağını 2008 de söyleyen Silk Road Institute, 2016’da gelecekte Türkiye’yi Ekrem İmamoğlu -Ali Babacan ikilisinin yöneteceğini yazmıştı…
Güzel Türkçemizle Şarkılar yapın söyleyin meşhur olun konserler verin !
Zamanı gelince de Kürdofaşist bir Kırmanç Peşmergesi olduğunuzu ilan edin !
Seni Sanat Camiasından yok etmeyen Halk yok olun !!!!
#TanTaşçı#Peşmerge#PKK#Kırmanç@umitozdag@Kurt_Adam0061
" Gayri Milli ve Eğitimsizlik Bakanı Türklük bilincinden nefret ediyor.
Türklük bilincini sürekli besleyen kaynakların başında ise İstiklal Harbi geliyor. O zaman İstiklal Harbi kavramını ortadan kaldırarak başlayacaksın.
Bu zihniyetin İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı kavramlarını yasaklayarak gelmek istediği yer sonunda aslında İstiklal Harbi olmadığı noktasıdır. "
Prof Dr Yusuf Halaçoğlu:
Abdullah Öcalanın köyü Ermeni köyüdür.
Saidi Nursinin köyü de Ermeni köyüdür, Fetullah Gülenin köyü de Ermeni köyüdür.
Bakın konuşmayı yaptığı yer de Adana Kozan'da ermenilerin Türkleri cayır cayır yaktığı Fırının önü!
Türkiye'yi Türkler yönetmeli 🇹🇷
🗣️Ayşe Tokyaz'ın kardeşi Esra Tokyaz:
"Sanıklar, avukatları ve beni tehdit ediyor. Ne söyleyeceğimi bilmiyorum, sizden güç almak istiyorum"
🔴 Ayşe Tokyaz cinayeti davası 9 Eylül’e ertelendi
Polis mi terörist mi belli değil.Polisleri Allah yapanlar başımıza utanır umarım.Her mesleğin iyisi kötüsü var.Çağla cinayetinde kamu görevlileride araştırılmalı.
Kıymetli arkadaşlar yardım isteğidir.
Lütfen paylaşalım.
Gazi İdris Tuğunmuş'un hayatı tehlikededir.
İdris Tuğunmuş bir terörle mücadele gazisidir. PKK terör örgütü ile hasımdır. Bingöl'de yaşayan komple korucu bir aileye mensuptur.
Daha önce PKK terör örgütünden sayısız ölüm tehditleri almıştır.
Ancak son günlerde bir kurumun başındaki müdürle alakalı yaptığı suç duyurusundan dolayı, sanki yolsuzluğu kendi yapmış gibi cezalandırılmaktadır. Başta sayın Bingöl valisi @celikcahit ve sn bakan @MahinurOzdemir olmak üzere tüm yetkililer yolsuzluğu tam anlamıyla araştırmak yerine, ihbarı yapan gazim sayın İdris Tuğunmuş'u hedef alıp itibarsızlaştırma çalışmalarına girişmişlerdir.
En son ise hukuk kurallarına aykırı bir biçimde resimde gördüğünüz itirazın karşılığı olan duruma el birliği ile Mahal vermişlerdir. Bu durum Gazi İdris Tuğunmuş'un aile mahkemesinden, aile koruma kanunu gerekçe gösterilerek silahına 6 aylık daha el koyulma durumudur.
Bundan böyle Gazi İdris tuğunmuş'un başına gelebilecek her olayın 1'inci derece sorumlusu vali sayın Cahit Çelik'tir.
Valisi olduğu Bingöl ilinin hem evladı, hem gazisi olan İdris Tuğunmuş'u korumakla mükelleftir.