@LawyerKaraoglu Bölgede düzenli temizlik yapılıyor ve uyarı tabelaları yerleştiriliyor. Ancak esnaftan alınan yiyecek artıkları çevreye bırakıldığı için aynı sorun tekrar yaşanıyor. Üstelik çürümüş yiyecekleri tüketen birçok sokak hayvanı hayatını kaybedebiliyor.
@eafyoncu@CarsUskudar Yapım aşamasında defalarca uyardım ama ne yazık ki dikkate alınmadı. Ciddi mimari hatalar var. Bırakın yağmuru, bir şişe su dökülse bile su dükkâna giriyor. Dükkân giderleri de doğru yapılmamış. Bu eksikliklerin giderilmesi gerekiyor.
Yapım aşamasında defalarca uyardım ama ne yazık ki dikkate alınmadı. Ciddi mimari hatalar var. Bırakın yağmuru, bir şişe su dökülse bile su dükkâna giriyor. Dükkân giderleri de doğru yapılmamış. Bu eksikliklerin giderilmesi gerekiyor.
@BoraGkkaya4 Birkaç genç, şehir hatları gemisine binmiş ve gemi Dolmabahçe Sarayı önünden geçerken, Pankart açmışlar. Dolmabahçe Sarayı içerisinde NATO zirvesi olduğu için, eylemlere karşı önlem alıyorlar. Olay olursa, anında müdahale ediyorlar.
Üsküdar Meydanı'nda bu hafta sonu düzenlenmesi planlanan maç izleme etkinliğinin, aynı gün gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesini rica ediyorum.
Türkiye Millî Takımı'nın karşılaşmasının sabah saatlerinde sona erecek olması nedeniyle maç çıkışında oluşabilecek araç ve yaya trafiği, kalabalık ve gürültü yoğunluğunun; saat 10.00'da sınava girecek öğrencilerin ve ailelerinin ulaşımını olumsuz etkileyebileceği düşünülmektedir. Özellikle Üsküdar gibi önemli bir ulaşım merkezinde yaşanabilecek yoğunluğun sınav sabahında çeşitli aksaklıklara yol açma ihtimali bulunmaktadır.
Gençlerimizin geleceğini doğrudan etkileyen bu önemli sınav gününde, öğrencilerin herhangi bir mağduriyet yaşamaması adına etkinliğin ertelenerek önümüzdeki hafta oynanacak Türkiye–ABD karşılaşması kapsamında yeniden planlanmasının daha uygun olacağı kanaatindeyim.
Öğrencilerimizin sınav günü huzurlu ve sorunsuz bir şekilde sınav merkezlerine ulaşabilmeleri için göstereceğiniz hassasiyet adına şimdiden teşekkür ederim.
@uskudarbld@uskkultursanat
Ay-Yıldız İçin Tek Yürek! 🇹🇷
A Milli Futbol Takımımızın Dünya Kupası yolculuğundaki heyecanına Üsküdar Sahili’nde hep birlikte ortak oluyoruz.
Türkiye – Paraguay karşılaşmasını dev ekranda izlemek, milli heyecanı binlerce kişiyle birlikte yaşamak için sizleri bekliyoruz.
Maç öncesinde çay, simit ve çorba ikramımızla güne birlikte başlayacağız.
📅 Tarih: 20 Haziran Cumartesi
⏰ Saat: 06.00
📍 Yer: Üsküdar Sahili
Cumhuriyet Halk Partisi’nde görevler, unvanlar ve makamlar masa başında belirlenmez; örgütün iradesiyle şekillenir. Hiç kimse, delegelerin oylarıyla verilmiş bir yetkiyi kişisel hesaplarla tartışmaya açamaz.
Bir makamın gerçek sahibi, o koltuğa oturan kişi değil; o yetkiyi veren örgüt iradesidir. Gençlik Kolları Genel Başkanlığı da delegelerin özgür oylarıyla belirlenmiş, meşruiyetini örgütten alan bir makamdır.
Gençlik Kolları; kapı kapı çalışan, meydanlarda mücadele eden, sandık başında görev alan ve partisini geleceğe taşımak için emek veren gençlerin alın teriyle yükselmiştir. Bu iradeyi yok saymaya çalışanlar, karşılarında yalnızca Cem Aydın’ı değil; örgütün kararını, delegelerin tercihlerini ve milyonlarca gencin ortak mücadelesini bulacaktır.
Kimsenin şüphesi olmasın: Örgütün iradesini yok saymaya, demokratik meşruiyeti tartışmaya açmaya veya gençlerin verdiği yetkiyi gölgelemeye yönelik her girişim karşısında, Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklü örgüt kültürünü ve milyonlarca gencin kararlı duruşunu bulacaktır.
Partimizin temel ilkesi açıktır. Yetkinin kaynağı örgüttür. Kararın sahibi delegelerdir. Hiçbir kişisel hesap, hiçbir masa başı plan ve hiçbir siyasi manevra, örgütün ortaya koyduğu iradenin üzerinde değildir.
Bugün de yarın da değişmeyecek olan gerçek şudur:
Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanı Sayın Cem Aydın’dır.
Bu görevin meşruiyeti de gücü de gençlerin hür iradesinden gelmektedir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde görevler, unvanlar ve makamlar masa başında belirlenmez; örgütün iradesiyle şekillenir. Hiç kimse, delegelerin oylarıyla verilmiş bir yetkiyi kişisel hesaplarla tartışmaya açamaz.
Bir makamın gerçek sahibi, o koltuğa oturan kişi değil; o yetkiyi veren örgüt iradesidir. Gençlik Kolları Genel Başkanlığı da delegelerin özgür oylarıyla belirlenmiş, meşruiyetini örgütten alan bir makamdır.
Gençlik Kolları; kapı kapı çalışan, meydanlarda mücadele eden, sandık başında görev alan ve partisini geleceğe taşımak için emek veren gençlerin alın teriyle yükselmiştir. Bu iradeyi yok saymaya çalışanlar, karşılarında yalnızca Cem Aydın’ı değil; örgütün kararını, delegelerin tercihlerini ve milyonlarca gencin ortak mücadelesini bulacaktır.
Kimsenin şüphesi olmasın: Örgütün iradesini yok saymaya, demokratik meşruiyeti tartışmaya açmaya veya gençlerin verdiği yetkiyi gölgelemeye yönelik her girişim karşısında, Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklü örgüt kültürünü ve milyonlarca gencin kararlı duruşunu bulacaktır.
Partimizin temel ilkesi açıktır. Yetkinin kaynağı örgüttür. Kararın sahibi delegelerdir. Hiçbir kişisel hesap, hiçbir masa başı plan ve hiçbir siyasi manevra, örgütün ortaya koyduğu iradenin üzerinde değildir.
Bugün de yarın da değişmeyecek olan gerçek şudur:
Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanı Sayın Cem Aydın’dır.
Bu görevin meşruiyeti de gücü de gençlerin hür iradesinden gelmektedir.
Levent Kırca yaşasaydı herhalde böyle bir skeç yazardı:)
Bir tarafta, kendi anlatımına göre belediye başkanı olmak istemeyen bir isim var. Aday olmamak için elinden geleni yaptığını, hatta Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından zorla aday yapıldığını söylüyor.
Diğer tarafta ise örgüt emekçileri var. Sokak sokak geziyor, kapı kapı dolaşıyor ve belediye başkanı olmak istemeyen bir aday için oy istiyor.
Ortaya gerçekten ilginç bir tablo çıkıyor.
Belediye başkanı olmak istemeyen bir aday...
Onu zorla aday yapan bir genel merkez...
Ve onu belediye başkanı yapmak için çalışan binlerce partili...
Belki de yıllardır sorulan "Üsküdar neden uzun yıllar kazanılamadı?" sorusunun cevaplarından biri tam da burada saklıdır.
Çünkü siyasette başarı; görevi istemekle, inanmakla ve mücadele etmekle gelir. Bugün dönüp "Ben aslında belediye başkanı olmak istemiyordum, aday olmamak için elimden geleni yaptım, zorla aday yapıldım." demek, o dönemde büyük umutlarla çalışan insanların emeğine ve hayallerine gölge düşürüyor.
Gerçekten de Türkiye siyasetinde az rastlanır bir tablo...
Kemal Kılıçdaroğlu zorla aday yapıyor.
Aday olmamak isteyen biri buna karşı çıkıyor.
Örgüt ise belediye başkanı olmak istemeyen bir aday için sokak sokak oy istiyor.
Ben o dönem liseli bir gençtim. Hiçbir makam beklentim yoktu, hiçbir hesabım da yoktu. Tek bir isteğim vardı; Cumhuriyet Halk Partisi'nin Üsküdar'da kazanması.
Sahada gördüğüm de şuydu: İnsanlar örgütün sesinin duyulmasını, Üsküdar'ı bilen, burada yaşayan ve ön seçimle çıkacak bir adayın arkasında birleşmeyi istiyordu. Çünkü demokrasi sadece seçim günü sandığa gitmek değildir; aday belirlerken de üyelerin ve örgütün iradesine saygı göstermektir.
Benim size kırgınlığım da tam burada başlıyor. O gün ön seçime girip örgütün desteğini almayı tercih etmediniz. Yukarıdan verilen bir kararla aday oldunuz. Belki bu hukuken mümkündü ama siyasette her zaman yeterli değildir. Çünkü siyasetin en büyük gücü, insanların gönüllü desteğidir.
Bugün dönüp sürekli "Oylar yeniden sayılsaydı ben kazanacaktım" diyorsunuz. Eğer buna gerçekten inanıyorduysanız, bunun mücadelesi seçimden hemen sonra verilmeliydi. O gün verilmemiş bir mücadelenin yıllar sonra hatırlanması, o dönem değişim umuduyla çalışan insanların hafızasında haklı sorular bırakıyor.
Ben kimseyi suçlamak için bunları söylemiyorum. Sadece şuna inanıyorum: Siyasette koltuklar gelip geçer ama örgütün emeği, üyelerin iradesi ve insanların umudu kalıcıdır. O gün Üsküdar'da kırılan şey de sadece bir seçim umudu değil, birçok insanın "Bizim sesimiz duyulacak" inancıydı.
Sevgili yol arkadaşlarım,
Duygularınızı, kırgınlıklarınızı ve öfkenizi anlıyorum. Ancak şunu hiçbir zaman unutmayalım: Cumhuriyet Halk Partisi bizim evimizdir. Biz bu partiye sonradan gelmedik; bu partinin tarihine, mücadelesine ve değerlerine emek verdik. Biz misafir değil, ev sahibiyiz.
Bu nedenle yeni bir parti arayışına değil, baba ocağına sahip çıkmaya ihtiyacımız var. Evi terk etmek, mücadeleyi bırakmak ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni örgütün iradesini yok sayan anlayışlara teslim etmek demektir. Biz bunu yapmayalım.
Atatürk'ün emanet ettiği bu büyük çınar, zor zamanlarda terk edilecek bir yapı değil; tam aksine omuz omuza vererek sahip çıkılacak bir mirastır. Mücadelemizi başka adreslerde değil, kendi evimizde büyütelim. Farklı düşünebiliriz, eleştirebiliriz, tartışabiliriz; ancak çözüm, baba ocağını yalnız bırakmak değildir.
Bizler, Genel Başkanımız Özgür Özel'in liderliğinde, örgütün ve üyelerin iradesine sahip çıkarak Cumhuriyet Halk Partisi'ni yeniden iktidara taşıyacak kadroların bir parçasıyız. Kimsenin bu partiyi kayyum anlayışına, dayatmalara veya kişisel hesaplara teslim etmesine izin vermeyeceğiz.
Çünkü biz bu evin sahibiyiz. Ve ev sahipleri, evlerini terk etmez; sahip çıkar, korur ve yeniden ayağa kaldırır.
Seninle zaman zaman farklı fikirlerde olsak da, emeğe ve başarıya saygı duymak gerekir.
Kısa sürede böyle bir ekip kurup önemli bir kitleye ulaşmanız takdiri hak ediyor. Güzel ekibinle birlikte daha nice başarılara imza atmanı, halkın haber alma hakkı için verdiğiniz mücadeleyi aynı kararlılıkla sürdürmenizi diliyorum.
20 bin takipçi yalnızca bir sayı değil, emek ve güvenin bir göstergesi. Tebrik eder, başarılarınızın katlanarak devam etmesini temenni ederim.
Cumhuriyet Halk Partisi, bir hukuk devletinin siyasi partisidir ve kendi iç işleyişini belirleyen temel metin de Parti Tüzüğü'dür. Hiçbir kişi veya makam, açık tüzük hükümlerini yok sayarak parti iradesinin yerine kendi iradesini koyamaz.
Mahkemenin verdiği karar, Parti Meclisi üyelerinin görevlerine iadesine ilişkindir. Bu karar, CHP Tüzüğü'nün yürürlükten kalktığı veya uygulanmayacağı anlamına gelmez. Mahkemeler uyuşmazlıkları çözer; siyasi partilerin tüzüklerini yeniden yazmaz.
Bugün ileri sürülen, "tedbirli mutlak butlan kararı nedeniyle tüzük hükümleri uygulanamaz" iddiasının açık bir hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Bir mahkemenin, "Bu tüzük hükmünü ben uygulatmıyorum." deme yetkisi yoktur. Aksi hâlde bu durum, bir uyuşmazlığı çözmekten çıkıp siyasi partinin iç hukukunu fiilen değiştirmek anlamına gelir.
CHP Tüzüğü açıktır. Parti Meclisi'nde bütün yedek üyeler çağrıldıktan sonra, üye sayısının tüzükte öngörülen sınırın altına düşmesi hâlinde kurultay süreci işletilir. Bu, kişilerin tercihine bağlı bir siyasi karar değil, parti hukukunun emredici bir hükmüdür.
Eğer Parti Meclisi üye sayısı gerçekten tüzükte belirtilen sınırın altına düşmüşse, kurultay sürecinin işletilmesi hukuki bir zorunluluktur. "Mahkeme izin vermiyor, bu nedenle tüzük uygulanmaz." anlayışı, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Çünkü hukuk devletinde mahkeme kararları da yürürlükteki hukuk kuralları çerçevesinde uygulanır.
Cumhuriyet Halk Partisi, bir avuç kişinin siyasi hesaplarıyla değil; örgütün iradesiyle ve kendi tüzüğüyle yönetilir. Atatürk'ün emaneti olan bu büyük partide esas olan, kişilerin iradesi değil, hukukun ve tüzüğün üstünlüğüdür.
Hiç kimse, hiçbir makam ve hiçbir anlayış, Cumhuriyet Halk Partisi'ni kayyım zihniyetine teslim edemez. Parti Meclisi üyelerinin ortaya koyduğu tavır, örgüt iradesine ve parti hukukuna sahip çıkma mücadelesidir. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in ve seçilmiş parti organlarının yanında durmak, yalnızca siyasi bir tercih değil; demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkmaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi halkındır, örgütünündür ve Atatürk'ün emanetidir. Bu emanetin geleceğine, mahkeme koridorlarında yapılacak siyasi yorumlar değil, partinin tüzüğü ve örgütün demokratik iradesi yön verecektir.