Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, "şüpheli" sıfatıyla ifadeye çağrıldı.
Muhalif mahallede bir bayram havası. Kalemlerinden kan damlıyor, yolsuzluklara mücadele eden kahraman edasında herkes döktürüyor.
Peki Gökçek ne diyor?
“Allah’ın izniyle veremeyeceğim hesabım yoktur. Gerekli bilgileri savcılığa vereceğim. Kendimi Türk adaletine teslim ediyorum…''
Şimdi yargının vereceği kararı bekleyeceğiz. Eğer iddialar somutlaşırsa benim tanıdığım “Yandaş” diye linçlenen hiçbir gazeteci Gökçek’i savunma derdine düşmez.
Ancak bugün gelişmeleri bayram havasında duyuran aşırı objektif arkadaşlara küçük hatırlatmalar yapmak şart oldu.
Aşağıdaki iddialar karşısında neden tek satır yazmadız, tek tweet atmadınız, tek soru sormadınız?
Mesele yolsuzluksa, gazetecinin görevi iddianın muhatabının kim olduğuna bakmadan üzerine gitmek değil mi?
Gökçek olunca soruşturmayı alkışlayıp İmamoğlu olunca susmak gazetecilik mi?
İstanbul soruşturmasındaki iddialardan bazıları:
📌Adrese teslim ihaleler organize edildi.
📌İhaleye fesat karıştırıldı, kamu zararı oluşturuldu.
📌Kağıt üzerinde gerçekleşmeyen ihaleler üzerinden dolandırıcılık yapıldı.
📌İBB’den ihale alan firmaların hak edişlerinin ödenmesi karşılığında rüşvet alındı.
📌İmara aykırı yapılara iskan verilmesi karşılığında örgüt adına rüşvet toplandı.
📌Suçtan elde edilen gelirler naylon faturalar ve paravan şirketler üzerinden aklandı.
📌Kişisel veriler hukuka aykırı şekilde ele geçirildi, kullanıldı ve yayıldı.
📌”Para kuleleri” sürecini İmamoğlu bizzat yönetti. Beylikdüzü Belediyesi’nden 6 milyon TL, Beşiktaş’tan 3 milyon TL, Şişli’den 800 bin TL para sayma görüntülerinin çekildiği avukatlık ofisine taşındı.
📌Üç villa Nisan 2021’de Ali Nuhoğlu’nun kurduğu Güllüce Tarım A.Ş. tarafından 32 milyon TL’ye satın alındı. Daha sonra 15 milyon TL’ye İmamoğlu A.Ş.’ye devredildi.
📌Ali Nuhoğlu bu süreçte İSTCON A.Ş. üzerinden KİPTAŞ ile 2,1 milyar TL’lik sözleşme imzaladı ve 199,5 milyon TL ödeme aldı.
📌Kültür A.Ş.’den 193 milyon TL ödeme alan BVA’nın sahibi Murat Kapki, ödemenin ardından İmamoğlu İnşaat’a “daire parası” adı altında 50 milyon TL gönderdi.
📌İmamoğlu İnşaat’ta kalfa olarak çalışan Adem Soytekin’in şahsi hesabı ve şirketlerinde 600 milyon TL tespit edildi. Dört yılda hesaplarına giren para 1 milyar 250 milyon TL’ye ulaştı.
📌Capacity AVM’nin sahibinden önce otopark işletmesi istendi. Talep reddedilince 5 milyon euro rüşvet talep edildi.
📌AVM sahibi, “Geleceğin Cumhurbaşkanıyla kötü olmak mı istiyorsunuz?” sözleriyle tehdit edildi.
📌Rüşvet talebini kabul etmeyen Capacity AVM’ye belediye tarafından 197 milyon TL para cezası kesildi.
📌Bunlar İstanbul’daki yolsuzluk soruşturmasının dosyasına giren iddialar.
📌Hadi, bunları da konuşun. Bunları da yazın. Bunlarla ilgili de sorular sorun. Sonra çıkıp millete gazetecilik dersi verin.
Benim ölçüm açık: Melih Gökçek hakkındaki iddialar yargı sürecinde delilleriyle doğrulanırsa onları da yazarım. Kimsenin üstünü örtmem.
Ya siz?
İmamoğlu dosyasındaki bu iddiaları neden görmüyorsunuz?
Gazetecilik, yolsuzluk iddiasının altında hangi siyasi isim olduğuna göre kalem oynatmak mı?
Gökçek için başka, İmamoğlu için başka gazetecilik olmaz.
Geceye Notum:
Belediye başkanının teki, yönettiği belediyede çalışan bir kadının 16 yaşındaki kızına taciz mesajları yazıyor. Sonra kız bunu ifşa ediyor, şikâyetçi oluyor. Ailesi, mahkeme gününe az bir süre kala şüpheli bir kazaya kurban gidiyor. E, bu belediye başkanı için kadınlı erkekli millet adliye önünde toplanıp “Başkan yalnız değilsin!” diye slogan atıp başkanlarına sahip çıkıyorlar...
56 yaşındaki belediye başkanı 4 tane 20'lik sevgili yapıyor, yetmiyor iki oğlan çocuğu. Bunun için bile “Başkanım yalnız değilsin, arkandayız!” diye miting yapıp slogan atıyorlar. Hem de partinin kadın kolları başkanı...
Bugün ortaya çıkan iddialar öyle böyle değil. Midemi öyle bir bulandırdı ki... 63 yaşındaki CHP'li belediye başkanı Muhittin Böcek'e bir pezevenk sürekli kız ayarlıyormuş. Kızların yaşlarına da 17. Hatta iddia o ki Böcek kıza diyormuş ki: “16 yaşında gibisin.” Yani 13 yaşında olsa daha çok hoşuna gidecek. Bak, sövmüyorum. Başımda yeteri kadar dava var zaten. Bizim hâkimler neden sövdün diye sormadan ceza veriyor.
P.ç'in teki, Erdoğan'ın gitmesi için artık darbe yetmez, büyük depremler, büyük yangınlar, büyük olayların olması lazım diye video çekip paylaşıyor. O videonun altına olumsuz yorum yapan herkesi dava ediyor ve çatır çatır da davaları kazanıyor. Bizim adalet sistemi bu işte.
G.tverenin teki, Erdoğan seçimi kazandığı gün “Bokunda boğul Türkiye!” diye video çekiyor, paylaşıyor ve g.tveren ona olumsuz yorum yapan herkese dava açıp kazanıyor. Hâkim, savcı sormuyor: “Oğlum, sen şikâyet ediyorsun da peki bu adam sana durduk yere mi sövdü?” demiyor.
Neyse, tekrar konuya dönelim.
Bu belediye başkanı tekrar aday olmak için 15 milyon euro rüşvet verdim diyor Ekrem'e. Ekrem kim ? CHP'yi satın alıp sonra da batıran köfteci. Sonra Özgür Özel'e rüşvet verdim diyor, tekrar aday olmak için. Onlar da “Ver başkan, şu kadar parayı, tekrar aday yapalım.” diyor. Demem o ki kaç yaşındaki kızı götürmüş, bunların umurunda mı? Çünkü onlar da aynı yolun yolcusu. Onların çokta umurunda mı?
Özgür için Özkan Yalım'ın otelindeki iddialar var. Gazetecinin teki anlatıyor. O Kütahyalı gazeteci hâlen konuşuyor. Acaba o adama dava açabildi mi?
Ekrem için voleybolcu sevgilisine aldıkları, verdikleri iddiaları oldu. Acaba o iddialar hakkında kaç kişiye dava açabildi?
Veli Ağbaba her taşın altından çıkıyor. Ali Mahir denen şahıs keza öyle. Hangi birini yazayım?
Ben bu zihniyeti size nasıl anlatayım arkadaşlar?
Adam, aldattığı eşini görüntülü arıyor ve ona diyor ki: “Ya aşkım, ben seni onunla mı aldatacağım? Ayıp ediyorsun. Bak, o kadın daha önce elli kişinin altına yatmış birisi. Ben nasıl olur da onunla birlikte olurum?” diyor ve sonrasında o kadınla evleniyor.
Ya bu zihniyeti daha nasıl anlatılır derken aklıma önceki genel başkanları geldi. Bak, o da kadını ilk olarak genel merkeze bir çalışan olarak alıyorlar. Sonra milletvekili oluyor o kadın. Sonra ne mi oluyor? Genel başkan ile kadının porno videosu ortalığa saçılıyor ve o genel başkan gidiyor. Yerine şimdi 13 sene boyunca ölümüne destekleyip “Peygamber torunu, Pirom Kemal” dediklerine şimdi de “hain, kızılbaş, Ermeni, satılmış, butlan, o, şu, bu” diyorlar.
Sadece partinin üst düzey yöneticilerini yazdım. Altta olanların yedikleri naneleri biliyorsunuzdur. Dur, Didim Belediye Başkanı iş isteyen kadına çiftlik evinde neler yaptı, gördünüz. İlçe, il başkanlarının yüzlerce vukuatı çıktı ortaya...
Bunları size neden mi anlatıyorum?
Dünyanın gıpta ile baktığı Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lider varken bunlara oy veren münafık Müslümanları Allah'a havale ediyorum.
Recep Tayyip Erdoğan'ın çevresine yerleştirdiği dört tane FETÖ'cü yaveri onu tuvalete girerken bile görüyordu. Bir tane açığını bulabildiler mi? Bulamadılar. Sadece iftira attılar, montaj ses kayıtları ile.
Bu zihniyete oy veren münafık Müslümanlardan şikâyetçiyim. Rabb'im, duy sesimi! Şikâyetçiyim...
Bunlarla mı birlikte yaşayacağız ?
Gerçekleri görmeyen, duymayan kalmasın.
Gerçek:
Türk olduğu için bir insanın ölümüne sevinen zihniyet !
Dehşet bir tablo:
Kıbrıs’ta hayatını kaybedenler için “Gebersinler, hepsi Türktü” diyenler…
Körler, sağırlar:
Kim barıştan, kim nefretten yanaymış ???
Gerçeği görmeden barış olmaz,
Geçmişi unutarak gelecek kurulmaz !
Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız.
Biz güçlü olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz.
Bunun için “ittifakta hayır vardır” diyor; kendi içimizde ve İslam dünyasında ittifakları büyütmeye, ihtilafları azaltmaya çalışıyoruz.
Asırlar boyunca tarihe yön, cihana nizam vermiş ümmet-i Muhammed’in, bir duvarın tuğlaları gibi birbirine yeniden kenetlenmesini arzu ediyoruz.
Müslümanlar olarak birbirimize inanarak, birbirimize dayanarak, omuz omuza, yürek yüreğe vererek istikbale hep beraber yürüyelim istiyoruz.
Bütün çabamız, ittifak ve ittihadın sağlanması içindir.
Bütün gayretimiz, coğrafyamızda huzur ve güven ikliminin inşası içindir.
İnşallah gücümüzün yettiği kadar vahdet için, uhuvvetin tesisi için, İslam âleminin birlik ve bütünlük içinde hareket etmesi için elimizle birlikte tüm gövdemizi taşın altına koymaya devam edeceğiz.
15 Temmuz; iç vesayet odaklarının dışarıdaki mahfillerle iş birliği içinde gerçekleştirdikleri Sevr’i tekrar diriltmeyi, Türkiye’yi bir sömürge ülkesi haline dönüştürmeyi amaçlayan güncellenmiş bir emperyalist projedir.
“Beş dakikacık bir görüşme” için muhataplarına yalvaran zavallıların sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere sadece gülüp geçiyoruz.
Yabancılaşma kötüdür ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması, hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür.
Her zaman söylediğim gibi, Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak devletidir.
Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım hepimiz bu devletin vatandaşıyız, bu aziz milletin ferdiyiz.
Türkiye için iyi olan hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır.
Türkiye’nin başarısı 86 milyonun tamamının başarısıdır.
Türkiye’nin sıkıntısı ise bilaistisna hepimizin sıkıntısıdır.
Millî meselelerin, ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz.
Ankara’da Eskişehir Yolunda bana 46/2-c den “Makas atmak da dahil trafiği tehlikeye düşürmek” 10 bin lira ceza yazan Fahri Trafik Müfettişi….
Makas atacak kadar aklımı peynir ekmekle yemedim. Kimsenin hayatını riske edecek hareket yapmam. O kadar usta şoför de değilim. Bu keyfi bir ceza olmuş.
Ben cezayı öderim… Ama bu keyfi cezalarla milletin sabrını taşırmayın. İspatla kardeşim bana makas attığımı…İspatlayamazsın çünkü öyle bir şey olmadı. Canım istedi ceza yazdım! Ne güzel iş!
Bu Fahri Trafik Müfettişliği meselesi çok can sıkıcı. Zaten her yer kamera. Kesecekse cezayı devletin polisi kessin. Fahri trafik müfettişliği kaldırılsın.
📍Ekonomist Atilla Yeşilada'nın bu açıklamaları CHP'lileri KUDURTACAK!
🗣️Ekonomist 100 kişiye sorsan 99’u Erdoğan’ı tercih eder.
🗣️ CHP’nin bir ekonomi politikası yok.
🗣️Hep merkez sol ve sol partilere oy verdim, CHP’ye çok büyük sempati duyuyorum ama maalesef bu acı gerçeği de söylemek zorundayım. CHP, 1 yılda IMF’yi çağırır.!
Sayın Bahçeli aylar öncesinden adeta Netanyahu'nun sözlerine cevap vermişti:
Kaotik dünyaya karşı milli ve manevi cephemizin tahkimatının başlıca vazifemiz olduğunu,
iç cephemizi sarsmaya çalışanlar olduğunu, buna asla izin vermeyeceklerini söylemişti.
'Dağıtılmak istenen sapasağlam birliğimiz ve dirliğimizdir. Buna göz yumamayız.' demişti.
Terörsüz Türkiye çağrısı ile Sayın Bahçeli'nin nasıl bir kurgu yaptığı bugün bir kez daha görüldü.
Dünya düzeni içinde tesadüflere yer olmadığını,
Türkiye'nin bugün savaşların ulaşamadığı bir noktada olmasını
her adımını ince hesaplarla atan liderlerin sağladığını yaşayarak görüyoruz.
Bu ortamda ana muhalefet partisindeki lider boşluğu ve siyaset bilmezlik can sıkıcı bir şekilde iyice ortaya çıkıyor.
Diplomanı haksız elde etmen dert değil.
Yolsuzluk yapman dert değil.
Evli olup eşini aldatman dert değil.
Nedir ana muhalefet partisinin değerleri?
Nedir bunların liderlerinin davranış standartları?
ABD'li yazılım şirketi Astronomer'ın evli olan yöneticisi ile insan kaynakları müdürünün ilişkileri olduğu bir konserde ortaya çıktı.
Şirket, 'Bize rehberlik eden değerler ve kültürlere bağlıyız.
Liderlerimizin hem davranış hem de hesap verebilirlik konusunda standartları korumaları bekleniyor' açıklaması yaparak iki ismi de istifa ettirdi.
Türkiye gibi değerlerine sıkı sıkıya bağlı olması beklenen bir ülkede
güya ülkeyi yönetmeye aday parti ise
ahlaki gevşeklik konusunda
tüm ülkeleri aştı,
uzay çağına doğru ilerliyor.
Bir de çok şikayetçi oldukları yasalar uygulanıp yanlışları durdurulmasa
kendilerini sefahat içinde bir yaşama,
ülkeyi de çürümeye sürükleyecekler.
Mehmet Akif Ersoy'un Safahat eserini okumalarını tavsiye ederim.
Yaşanan bunca olayı yok sayıp Çanakkale'de miting yapmış olmalarındaki ikiyizlülük iyice açığa çıkıyor.
İsmi Yosef Sevi: T.C. Çifte vatandaşı. Türkiye'de eğitim görmüş ve doktor olmuş.
Ama şifayı Siyonistler'e dağıtıyor. Türkiye'de yalısı, villası, yatırımları var.
Kızı THY'de çalışıyor. Çocukları ve torunları İsrail ordusunda IDF askeri.
Ülkemde Siyonist İstemiyorum.
@MertBasaran_inv Emlakçılar çok kazanıyor.
Çok kazandıkça da küstahlaşıyor.
Hepsi için doğru olmayabilir ama çoğu emlakçı çok kazandıkça laçkalaşıyor.
Emlakçıların bu kadar laçkalaştığı dönem olmamıştı!
Eğer İsrail;
İran’dan sonra Türkiye’yi hedef yapmayı planlıyorsa,
ABD ile birlikte Türkiye’ye saldırmayı düşünüyorsa;
1- Önce Ege’de adaları işgal ederiz.
2- Sonra Batı Trakya’yı kurtarır hatta tüm Yunanistan’ı işgal ederiz.
3- Sonra Kıbrıs’ın tamamını alırız.
Çünkü onlar İsrail’in tetikçisi oldu.
En sonunda da “asıl cephe” başlar;
1- İsrail’i işgal ederiz. Açık söylüyorum işgal ederiz.
2- Tel Aviv’i yok eder, Kudüs’ü kurtarırız.
3- Milyonları İsrail’e akıtır, taş üstünde taş bırakmayız.
Tarihe bakın hele.. Ne örnekler var.
Hiçbir güç bu coğrafyada Türkiye’den habersiz harita çizemez.
Bu bin yıldır böyle.
Sadece yüz yıl ara verdik ve o süre bitti.
Döndük...
Herkes hesabını buna göre yapsın!
Cumhurbaşkanı @RTErdogan:
"Sırf birilerinin işine gelmiyor diye aslımızı, neslimizi, ruh kökümüzü inkar mı edelim?
Nesli tükenmekte olan üç beş kart yobaz rahatsız oluyor diye bizi biz yapan değerlerimizi yok mu sayalım?
Beyefendiler istemiyor diye "Allah Allah" nidalarıyla üç kıta, yedi iklimde at koşturan kahraman ecdadımızı red mi edelim?
Kimse kusura bakmasın, biz bunu yapmayız. Biz aslımıza da ceddimize de sırtımızı asla dönmeyiz."
Elhamdülillah