Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
Nasıl bugün Hürmüz’deki çözümsüzlüğün bedelini tüm dünya ödüyorsa, şayet İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini de bölgeyle birlikte tüm insanlık çekecektir.
Avrupa’da İspanya’nın gösterebildiği cesaret ve sağduyulu tutumu başka ülkelerin de göstermesi tarihî bir sorumluluktur.
Bugün Gazze’de devam eden soykırımın kanı, buna tepkisiz kalanların eline yüzüne bulaşmıştır.
İran’da, Lübnan’da başlayan; Suriye’yi, Akdeniz’i, Afrika’yı tehdit eden bu saldırganlığın sonuçlarından da yine tepkisiz kalanlar mesul olacaktır.
İsrail durdurulmalıdır.
Bu, insanlığın ve insanlık cephesinin ödevidir.
Tarihin tekerrürüne izin verilmemelidir.
Türkiye, İsrail’in tüm sabotajlarına rağmen bölgesinde barışın ve huzurun ikamesi için elinden geleni yapacaktır.
Öğretmenlik gibi ulvi bir mesleği icra ederken teröristler tarafından katledilen Aybüke Yalçın’ı şehadetinin 9’uncu yılında rahmetle, minnetle yâd ediyorum.
Aybüke kızımızın aziz hatırası her zaman yüreğimizde yaşayacak… 🇹🇷
Devlet yönetiminde millî irade ve sivil siyaset merkezli gerçekleşen sessiz devrimin sembollerinden biri, Millî Güvenlik Kurulumuzun görev, yapı, işleyiş ve konumunda yaşanan değişimdir.
Yasal ve anayasal düzenlemeler, Kurulun ve Genel Sekreterliğimizin asli misyonlarını daha etkin, daha verimli ve demokratik standartlara uygun bir zeminde ifa etmelerini mümkün hale getirmiştir.
Bir zamanlar eğitim kurumlarında okutulacak yabancı dillerin tespitinden sinema ve müzik eserlerinin denetimine kadar geniş bir alanda mesai harcamak zorunda kalan Genel Sekreterliğimiz, artık bu yüklerinden kurtulmuştur.
Genel Sekreterliğimizin dikkatini ve enerjisini dağıtan bu işlerden kurtulup asli görevlerine odaklanmasını sadece Türk demokrasisi açısından değil, Türkiye’nin ulusal güvenliği bakımından da çok kıymetli buluyorum.
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin devlet idaremize ve karar alma süreçlerine kazandırdığı avantajları en iyi şekilde kullanarak Türkiye’nin gücüne güç katmaya inşallah devam edeceğiz.
Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor.
Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız.
Siyasi ikballeri için huzursuzluk üretmeye çalışanlar unutmasınlar ki bu toprakların mayası şiddete, nümayişe, sokak terörüne, hukuk tanımazlığa prim vermez.
Biz de hangi bahaneyle olursa olsun sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkımızla güvenlik görevlilerimizin karşı karşıya getirilmesine müsaade etmeyiz.
Böylesi hassas bir dönemde Türkiye’nin dikkatini dağıtmaya, milletimizin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olamaz.
Devletimizin en köklü kurumlarından biri olan Sayıştay Başkanlığımızın 164’üncü seneidevriyesinin Sayıştay ailesi başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Sayıştayımızın tüm mensuplarına emeklerinden, gayretlerinden, hizmetlerinden ötürü canıgönülden teşekkürlerimi iletiyorum.
Biz geçmişte savrukluğun, özensizliğin, popülizmin sıkıntısını çok çekmiş bir ülkeyiz.
Milletin dişinden tırnağından artırdığı kaynakların darbelerle, vesayet girişimleriyle, sokak olaylarıyla nasıl ziyan edildiğini, nasıl talan edildiğini gayet iyi hatırlıyoruz.
Millî iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak kamu malının israf edilmesine, yasa dışı ve usulsüz yollarla istismar edilmesine, bilhassa ikbal hesaplarına merdiven yapılmasına da göz yummuyoruz.
Bu konuda bizim tavrımız, duruşumuz gayet nettir:
Kamu malında 86 milyon vatandaşımızın her birinin hakkı vardır; garip gurebanın, tüyü bitmemiş yetim ve öksüzün payı vardır; beytülmal, aynı zamanda gelecek kuşakların bizlere emanetidir.
Makamı, ünvanı, mevkisi ne olursa olsun kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi bizim kırmızı çizgimizdir.
Görevi veya konumu icabı kamu personeline tahsis edilen kaynaklar, kimsenin babasının malı değildir.
Kapısının üstünde ne yazarsa yazsın hiçbir kamu görevlisi bunu şahsi cüzdanı gibi kullanamaz, kullanmamalıdır; biz buna izin veremeyiz.
Hele hele son dönemde kimi zaman hayretle, kimi zaman utançla takip ettiğimiz yerel yönetimler merkezli skandallar asla mazur görülemez.
Her kim olursa olsun milletin emanetini ganimet olarak görenlerle hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek, bizlerin boynunun borcudur.
Mayıs ayının son haftası münasebetiyle idrak edilen #MilliAileHaftası’nın ülkemiz, milletimiz ve tüm ailelerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Kimliğin, kültürün yaşatıldığı, millî ve manevi değerlerin muhafaza altına alındığı bir okul hükmünde olan aile müessesesinin korunması, özellikle de gelecek nesillere aktarılması ülkemiz ve milletimiz için büyük önem arz etmektedir.
Güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum şiarıyla ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızı bundan sonra da kararlılıkla sürdüreceğiz.
2026 Ziraat Türkiye Kupası Şampiyonu olarak müzesine bir kupa daha kazandıran Trabzonspor’u, taraftarıyla birlikte tüm @Trabzonspor camiasını ve tüm Trabzonlu kardeşlerimi yürekten tebrik ediyorum.
22 Mayıs Türkiye Finansal Okuryazarlık Günü münasebetiyle ekonomi ve finans dünyamızın değerli temsilcileriyle İstanbul’da bir araya geldik.
Bu anlamlı buluşmanın finans sektörümüz başta olmak üzere ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Enerji güvenliği, kaynak diplomasisi ve küresel iş birliğinin masaya yatırıldığı İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi’nin tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Zirveye katkı sunan dost ülkelerin temsilcileri ile düzenlenmesinde emek verenlere teşekkür ediyorum.
Yurt içi petrol üretimimizin %44’lük kısmı Gabar’daki kuyularımızdan gelmektedir.
Türkiye Petrolleri’nin toplam 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline gelmesi için hem yurt içinde hem yurt dışında arama, sondaj, üretim çalışmalarımızı artırarak sürdüreceğiz.
Geçtiğimiz sene yayımladığımız Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile 22 Mayıs’ı Finansal Okuryazarlık Günü ilan ettik.
24 Mart’ta ilkokul, ortaokul ve liselerimizin ilk dersi “finansal okuryazarlık” başlığıyla işlendi.
Finansal farkındalıkların artırılmasına büyük önem atfediyoruz.
Tabii burada şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum:
Finansal ürün ve hizmetlerden faydalanan yatırımcı ve tüketicilerimizin olası piyasa risklerine karşı korunabilmeleri, bizim temel önceliğimizdir.
Bu noktada Sermaye Piyasası Kurulunun asli görevi olan düzenleme ve denetleme faaliyetlerini tam ve eksiksiz yerine getirmesi çok mühimdir.
Özellikle dişinden tırnağından artırdığıyla sermaye piyasalarında yatırım yapan vatandaşlarımızın istismar edilmesinin önüne geçilmesi, Kurulun asli misyonlarından biri olmalıdır.
Sermaye Piyasası Kurulumuzun bu anlamda üzerine düşen görev ve sorumlulukları en etkin şekilde, doğru araç ve tedbirlerle bihakkın yerine getireceğine yürekten inanıyorum.