Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Los ultras del Eskişehirspor de la liga turca bailando Paquito el chocolatero como agradecimiento a España por no dejar a USA utilizar las bases militares. Es completamente surrealista.
CHP'nin Amasya Mitingi'ne katılan bir vatandaş:
"Ankara'yı parsel parsel satan Melih Gökçek'i almıyorlar, yalın ayak enkaz altında adam çıkarmış Adıyaman Belediye Başkanını götürüp içeri atıyorlar"
https://t.co/8BlnmQYWBS
TBMM Başkanvekili Sayın Gülizar Biçer Karaca, Hatay’ın seçilmiş milletvekili Can Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını bugün Genel Kurul’da okutmuştur. Sayın Karaca’ya bu Anayasal gerekliliği yerine getirdiği için teşekkür ederiz.
Halkın iradesini alenen gasp edenlerin de çok iyi bildiği ve bugün yüzlerine bir kez daha vurulduğu üzere Can Atalay’ın cezaevinde geçirdiği her dakika hukuka aykırıdır!
Halkın iradesi tanınmalı, AYM kararları uygulanmalı, Can Atalay’a vekilliği iade edilmeli ve vekilimiz derhal serbest bırakılmalıdır.
Boykot meselesine dair David Harvey'nin Kapital derslerinden kısa bir kesit hatırladım. Boykotun neden 'aşil topuğu' haline geldiğini, kapitalizmin hareket yasasını ve 11 Eylül'den sonra Bush yönetiminin insanları nasıl tüketmeye çağırdığını anlatıyor. #Boykot
✏️ Zor zamanlar, kitaplara artan güven ve iki yeni güzel öykü kitabı
Bu iki kitap umuyorum çok sayıda öyküseverle buluşacak. Öyküyle çok haşır neşir olmayanlara da mutlaka tavsiye ederim, fikirleri değişecektir.
Nuri Günay (@Nuri_Gunay_) yazdı...
https://t.co/qvmqEAwDKG
Önümüzdeki Pazar günü(15 Aralık saat:14:30), Kadıköy Atölye'de bir araya geleceğiz. Kitabımıza yazılarıyla katkı sunan dostlarımızdan bazıları da aramızda olacak. Bir maniniz yoksa bekleriz.
Bizim kuşağın en güzel insanlarından birini yitirdik. İyi yürekli, sevecen, güler yüzlü, devrimci arkadaşımız Nuray... Arkın’ın biricik eşi.
Sana veda etmek, ardından yazmak çok zor. Kalbimizde yaşayacaksın...
#NurayÇavuşHürtaş
Kitap yayınlanmadan önce okuma ve katkı sunma şansım oldu. Harika iki insanı harika kelimeler ve kurguyla aktarmışlar. "Aynı denizde buluşan ırmaklar" bizi de o denizin kimi zaman sakin kimi zaman hırçın dalgalarına doğru çekiyor. Biyografi diye başlayıp roman gibi okuyorsunuz.
HATİCE & MİTHAT CAN
Bu kitap 6 Şubat 2023 Depremi’nde Antakya’da hayatını kaybeden iki mücadele insanının yaşamlarını ve mücadelelerini anlatıyor. Hatice ve Mithat Can’ın hayatlarının izinden 1950’lilerin Antakya’sına, Samandağ’a, Tarsus’a bakarken, yaşanan toplumsal dönüşüme onların gözünden şahitlik ederken, okur yörenin tarihine ve kültürüne dair pek çok şey öğreniyor.
68 Kuşağının devrimci atılımını, özlemlerinin kanla, terörle bastırılmasını, dönemin Ankara’sını bu kuşağın iki insanın anlatımlarından dinliyoruz. 12 Mart sonrasında toplumsal muhalefet yükselirken, mücadelenin Adana ve Hatay’da emekçiliğini yapan Can’ların mütevazı ve fedakâr çabasına şahit oluyoruz. 1980 Askeri Faşist darbesinin yıldıramadığı ama hayatlarından çok şey çaldığı iki insanın, bütün zorluklara rağmen mücadele etmekteki ısrarının değerini bir kez daha anlıyoruz. 1980 sonrasının ilk mücadelelerinde, 90’lı yıllarda, 2000’li yıllarda ve yaşamlarının son dönemine kadar hemen her mücadele alanına emek vermiş iki ismin bıraktığı mirası görüyoruz.
İncelemek için👇
https://t.co/X7lO4QvxcK
Kitap yayınlanmadan önce okuma ve katkı sunma şansım oldu. Harika iki insanı harika kelimeler ve kurguyla aktarmışlar. "Aynı denizde buluşan ırmaklar" bizi de o denizin kimi zaman sakin kimi zaman hırçın dalgalarına doğru çekiyor. Biyografi diye başlayıp roman gibi okuyorsunuz.
Uzun zamandır çaba harcadığımız "Aynı denizde buluşan ırmaklar; Hatice & Mithat Can" okuyucusuyla buluşuyor. Mahir Mansuroğu'yla birlikte kaleme aldığımız kitabın ikinci kısmında sevgili dostları/dostlarımız tanıdıkları Hatice ve Mithat Can'ı anlatıyor.
✏️ Susurluk kazasıyla ortaya çıkan neydi?
Suçluyu devletin derinliklerinde aramak sorunu çözmüyor. Susurluk kazasından sonra yaşadığımız yirmi sekiz yıl boyunca pek çok katliamla, cinayetle, provokasyonla karşı karşıya kaldık.
Nuri Günay (@Nuri_Gunay_) Kısa Dalga'da...
https://t.co/up5zJsNlYE
Narin bulunamıyor.
Ormanı koruyan Reşit Kibar öldürüldü, silah sahibi serbest. Dursun Ali Koyuncu, sorumluların kim olduğunu söyledi diye tutuklandı.
Dilan Polat ve Engin Polat serbest.
Metin Lokumcu'nun katilleri beraat ettirildi.
Çürümüş bir sistem at ölüsü gibi üstümüzde...