Bu kadın çok akıllı. Eğer sistem bi kez daha değişecekse parlementer monarşi ile değişmeli. Nurhan Sultan'da hanedan başı sayılıp tahta geçmeli. Devletin milletin çıkarları siyasetçilerin oy kaygısına kurban edilemez.
Bazı meseleleri eleştiriyorum; İstanbul’un kimliği, eğitim sistemi, adalet, ekonomi ya da geçim sıkıntısı hakkında görüş bildiriyorum.
Paylaşımların altında yazılan yorumlar ise çoğu zaman aynı: “Dedenlerinizi kim yolladı buradan?”
Oysa bir toplumda sorunları dile getirmek ile o topluma aidiyet arasında nasıl bir çelişki kurulabilir? Yazdıklarım ile sürgün hadisesinin ne alakası var.
Bir şehri, bir ülkeyi ya da bir medeniyeti gerçekten sahiplenenler, kusurları görmezden gelenler değil; onları konuşabilenlerdir.
Fikir üretmek yerine manasız sözler söylemek ise tartışmayı zenginleştirmez, yalnızca sığlaştırır.
İdeolojik saplantı içinde boğulmak yerine, ortak bir paydada buluşup ortak kaygılar üzerine fikir üretmek lazım gelir.
Alman Profesör Fritz Neumark, “Türkler pek farkında değil ama Avrupalılar şu gerçeğin farkındadır. Tarihten Türkler çıkarılırsa ortada tarih diye bir şey kalmaz!” diyor.
Hitler’den kaçan ve 1933'te Atatürk tarafından Türkiye’ye çağırılan Prof. F. Neumark (1900-1991), İstanbul Üni. İktisat ve Hukuk Fakülteleri'nde dersler vermiştir.
1952’de Almanya döndükten sonra Frankfurt Üniversitesi’nde rektörlük yapmıştır.
İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yaparken Neumark’a bir öğrencisinin sorduğu “Avrupalı bizi neden sevmez?” sorusuna verdiği cevap Avrupalıların Türk imajını ortaya koyuyor.
1-Çok samimi olarak itiraf edeyim ki Avrupalı Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Çünkü asırlardır kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hıristiyanların hücrelerine sinmiştir.
2-Müslüman olduğunuz için sevmezler, fakat Hıristiyan olsanız da size düşman olarak bakmaya devam ederler.
3-En az 400 yıl Avrupa’da sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz, Selçuklular Anadolu’yu, Osmanlılar da Orta Avrupa ve Balkanları Haçlı ordusuna mezar ettiler. Karadeniz’in kuzeyinden gelip Papalığı bile tehdit eden Atilla ve Cengiz Han’lar da cabası.
4-Sizi silah ile yenemeyeceklerini anlayınca sizleri içten, yapınızı, sisteminizi bozarak hâkimiyet sağlama yoluna gittiler.
5-Avrupalılar her türlü misyonerlik faaliyetlerine rağmen Müslüman ülkelerde başarılı olamayınca, İslamiyet’i sapık inançlara kanalize etmeyi seçtiler.
6-Kilise Türkler yüzünden İslamiyet üzerinde tam hakimiyet sağlayamamaktadır. Bu yüzden kilise size kin kusmaktadır.
7-Sizler farkında değilsiniz ama onlar şu gerçeğin farkındalar: Tarihten Türk çıkarılırsa tarih kalmaz. Osmanlı arşivleri tam olarak ortaya çıkarsa, bugünkü tarihin yeniden yazılması gerekir.
8-Sizler gerçek hüviyetinize döndüğünüz an, refahını sömürgecilik üzerine kurmuş olan Avrupa’nın tüm sistemi, dolayısıyla refahı çöker.
9-Yani sizler Avrupa’nın hem tarihi hem de ekonomik düşmanısınız ve daima düşman olarak kalacaksınız.
Alman Profesör Fritz Neumark, “Türkler pek farkında değil ama Avrupalılar şu gerçeğin farkındadır. Tarihten Türkler çıkarılırsa ortada tarih diye bir şey kalmaz!” diyor.
Hitler’den kaçan ve 1933'te Atatürk tarafından Türkiye’ye çağırılan Prof. F. Neumark (1900-1991), İstanbul Üni. İktisat ve Hukuk Fakülteleri'nde dersler vermiştir.
1952’de Almanya döndükten sonra Frankfurt Üniversitesi’nde rektörlük yapmıştır.
İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yaparken Neumark’a bir öğrencisinin sorduğu “Avrupalı bizi neden sevmez?” sorusuna verdiği cevap Avrupalıların Türk imajını ortaya koyuyor.
1-Çok samimi olarak itiraf edeyim ki Avrupalı Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Çünkü asırlardır kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hıristiyanların hücrelerine sinmiştir.
2-Müslüman olduğunuz için sevmezler, fakat Hıristiyan olsanız da size düşman olarak bakmaya devam ederler.
3-En az 400 yıl Avrupa’da sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz, Selçuklular Anadolu’yu, Osmanlılar da Orta Avrupa ve Balkanları Haçlı ordusuna mezar ettiler. Karadeniz’in kuzeyinden gelip Papalığı bile tehdit eden Atilla ve Cengiz Han’lar da cabası.
4-Sizi silah ile yenemeyeceklerini anlayınca sizleri içten, yapınızı, sisteminizi bozarak hâkimiyet sağlama yoluna gittiler.
5-Avrupalılar her türlü misyonerlik faaliyetlerine rağmen Müslüman ülkelerde başarılı olamayınca, İslamiyet’i sapık inançlara kanalize etmeyi seçtiler.
6-Kilise Türkler yüzünden İslamiyet üzerinde tam hakimiyet sağlayamamaktadır. Bu yüzden kilise size kin kusmaktadır.
7-Sizler farkında değilsiniz ama onlar şu gerçeğin farkındalar: Tarihten Türk çıkarılırsa tarih kalmaz. Osmanlı arşivleri tam olarak ortaya çıkarsa, bugünkü tarihin yeniden yazılması gerekir.
8-Sizler gerçek hüviyetinize döndüğünüz an, refahını sömürgecilik üzerine kurmuş olan Avrupa’nın tüm sistemi, dolayısıyla refahı çöker.
9-Yani sizler Avrupa’nın hem tarihi hem de ekonomik düşmanısınız ve daima düşman olarak kalacaksınız.
⚠️ İmamoğlu, sözde süreç konusunda el yükseltti: 'Terörsüz ve Demokratik Türkiye'
Ekrem İmamoğlu:
— Kürt meselesini haklar ve özgürlükler meselesi, demokrasi meselesi, millet olarak zenginleşme, refah ve kalkınma meselesi olarak ele almak gerekirdi.
— Bu yapılmayıp mesele terör parantezine sıkıştırıldıkça hem haklar ve özgürlükler kısıtlanmaya devam edecek hem de millet olarak demokrasimizden ve refahımızdan feda etmeye devam edeceğiz.
— Biz bu nedenle ‘Terörsüz Türkiye’ şeklinde adlandırılan bu sürecin ‘Terörsüz ve Demokratik Türkiye’ şeklinde genişletilmesini önerdik.
— Fakat iktidarın, özellikle de bu süreci kendi çıkarına olacak biçimde dar tutma eğilimini de görüyoruz ve bunu değiştirmeye çalışıyoruz.
@mattheww5959 Öyleydi. Bunların devlet dediği Zengilerden sonra Selçuklu sancağının başına geçmesiydi. Benim kalkıp ingiltereye kraliçe olmam gibi bişey. Bundan nasıl Türk devleti çıkmazsa Eyyübiden de kürtlük/devlet çıkmaz. Zaten söylediğin gibi adamların öyle bi gayesi hiç olmamış.
@bilginus01@erenx_20 Var. Tavuk etinin içinde bile yağ yok. Mesele ne yediği değil yediğini neye çevirdiği. Bu eti bilerek tüketenler ateşi danaya kuzuya şöyle bi gösterirken bunu iyice pişirirler ki hasta etmesin. Adamın beyninde bile kurt yapar kalbe damara sıra gelene kadar Allah muhafaza.
Büyük 2 savaştan çıkmış henüz yaralarını sarmaya çalışan bi ülke olmasaydık diyelim. Bu sözün saklanmak için söylendiği anlayışı yalnış.
Ülkemde beni barış içinde bırakırsan dünya da barış içinde yaşarsın demek. Apaçık gözdağı veriyor. Asker adam. Anlaması gerekenler anlamıştır.
Teoman:
— Yurtta barış cihanda barışla ülke yönetemezsin.
— Eğer Türkiye, Atatürk zamanında güçsüz bir ülke olmasaydı o kadar da barışçı olmazdı Mustafa Kemal Atatürk.
— Eğer Türkiye, Atatürk zamanında ekonomik, siyasi, askeri alanda bu kadar güçsüz olmasaydı, benim tahminim belki de hırslı bir insan olan Atatürk o kadar da "Yurtta barış, cihanda barış" demezdi.
— Kendisi pragmatist bir politikacıydı.
— İsmet İnönü de onun için "politikacılığı askerliğinden çok daha iyidir" der zaten.
— Musul'u falan bırakacağına savaşa devam ederdi. Atatürk çok zeki, dahi derecede zeki bir adamdı.
— Gücünün ne olduğunu biliyordu.
— Ona göre savaştı, ona göre barış yaptı.
Merhaba, ben Ezgi Dokak. Hız sınırının 70 olduğu yerde yüksek hızla, frene basmadan ve hiçbir manevra yapmadan 13 yaşındaki kardeşime çarparak ölümüne sebep olan şahısın tutuklanmasını istiyoruz.Lütfen sesimizi duyun.
#AysimaİçinAdalet
@mayakumpanya@kittycatty58 Ben de kızılmışım bebekken. Amcam(kendisi esmer) alman bebesi diye severmiş. Büyüdükçe kumrala döndüm. Bi kardeşim hariç hepimiz öyle. Bi iranlı kadın saydırıyordu ya bize hiç biri birbirine benzemeyen tiplerinizle... diye😂hakkaten kafa karıştırıcı bi palet düşününce
Her yeri foşur foşur yıkayan kel adam olarak ünlenen Cem Özkök köye yerleştikten sonra;
"Artık bir köylü olarak temizliğin keyfi bile bambaşka. Evle ilgilenmeden önce ilgilenmem gereken başkaları var gördüğünüz üzere; tavuklar, kuzular... Onları besledikten sonra önce balkonumu yıkadım bir güzel.
Burayı üç dört günde bir yıkıyorum. Yıkayınca da tam yıkıyorum kıyı köşe, mis gibi oluyor. Çamaşırlara geçmeden önce çay karıştırdım, güzel bir kahvaltı ettim. Zümrüt Hanım’ı besledim.
Evet, gelelim beyazlara. Her yerde beyaz çorap giydiğim için ev ahalisi kirletiyor tabii. Hani şu BİM’de satışı başlayıp ama iki saatte tüm Türkiye’de stokları biten, evimin keşfi neticesinde olan çamaşır sodamdan koydum. Daha bir tane kötü yorum görmedim, gerçekten beyazlarımızı kar gibi beyazlatıyor, mis gibi.
Her yerde de kullanıyorum. Çok yakında sizlerle olacak bu arada, stoklar güncellendi. Instagram hesabımdan bakabilirsiniz linki mevcut, çok bekleyen var çünkü.
Bakın şimdi sıcak suyu ekledim, sadece 5 dakika beklettim. Makineye bile atmadan nasıl oldu, bembeyaz? Beyazlar beyaz olacak.
Ben suyu kettle'da kaynatıyorum, tabii suyun sıcaklığı da önemli. 5 dakika beklettikten sonra bakın nasıl kir çıktı. Makineye atıyorum, makineye de çamaşır sodası koyuyorum. Eğer vaktiniz yoksa bekletmeye, makineye atıp bekletebilirsiniz; bu da bir alternatif olabilir. Lavabolarda kullanıyorum. Mopumun suyunu değiştirdim, temiz bir su yaptım.
Evi leş gibi, köy evi tabii tozlanıyor. Bütün cam kenarlarını sildim. Merdivenlerimi parlattım, sildim; arap sabunu koydum. Şöyle cam kenarlarını silince bile insan rahatlıyor. Biliyor ki oralar tertemiz. Küçük detaylar mutlu ediyor insanı.
Ortalığı da süpürdüm. Ardından banyoları temizledim bir güzel.
Birkaç ütü ve sabahtan da yıkadığım renklilerim vardı, onların ütüsünü bitirdim.
Köy beni iyileştirdi diyorum ya, gerçekten öyle. Haftada bir iş yaparken buldum kendimi. İstanbul’da her gün yaptığım işleri burada çok rahat bir şekilde haftada bir yapıyorum. Sanırım iyileşiyorum diyelim.
Çünkü enerjimi, bütün günümü bu güzel canlılara ayırdım. Onlar da çok mutlu.
Alt veranda da çok kullanılıyor; mangal olsun, çay olsun. Burayı da güzelce temizledim, lavabolarımı ovdum. Makinede bulaşıklar vardı, onları boşalttım. Burası da benim yaramazların lavabosu. Onların biberonuydu işte, işleriydi; burada hallediliyor.
Hadi bismillah.
Bir soğuk kahve arası verdikten sonra, o esnada da kar gibi beyazlarım da çıktı. Hepsi ayrı yıkandı, hesi özenle yıkandı, tertemiz oldular."
And then in 1912 the Greeks came.
They wasted no time torching every Muslim and Jewish neighborhood to the ground. They seized the properties, expropriated the land, and shamelessly looted everything the rightful owners had built. That once glorious, cosmopolitan soul of Thessaloniki its layered elites, its vibrant diversity, its refined elegance was deliberately gutted and wiped out.
In its place rose this: a soulless concrete jungle piled high with garbage. Thessaloniki wasn’t liberated. It was trampled, stripped naked, and left as a cheap, ugly carcass of what it used to be.
Türklerin İlk Büyük Medeniyetlerinden Biri: Uygurlar
Türk tarihi denildiğinde çoğu kişinin aklına savaşçılar, atlı ordular ve fetihler gelir. Ancak Uygurlar, Türk tarihine farklı bir yön verdi.
744 yılında kurulan Uygur Kağanlığı, Türk devletleri arasında şehirleşme, ticaret ve kültürel gelişim açısından önemli bir yere sahipti. Uygurlar yalnızca savaşçı bir toplum değildi. Yerleşik yaşamı benimseyerek şehirler kurdular, ticaret yollarını kontrol ettiler ve sanat ile yazılı kültüre büyük önem verdiler.
Bugün elimizde bulunan en eski Türkçe yazılı eserlerin önemli bir bölümü Uygurlar sayesinde günümüze ulaştı. Kâğıt kullanımı, matbaacılık ve yazılı kayıt geleneği konusunda dönemlerinin en gelişmiş toplumları arasında yer aldılar.
Uygurların en dikkat çekici özelliklerinden biri de farklı kültürlerle kurdukları ilişkilerdi. Çin, İran ve Orta Asya medeniyetleriyle temas hâlinde olan Uygurlar, bu etkileşimleri kendi kültürleriyle harmanlayarak zengin bir medeniyet ortaya çıkardı.
Birçok tarihçi, Uygurları Türk tarihindeki ilk büyük kültür ve medeniyet merkezlerinden biri olarak değerlendirir.
Türk tarihi yalnızca savaşlardan ibaret değildi.
Aynı zamanda kitapların, şehirlerin, sanatın ve bilginin de tarihiydi. Bunun en önemli örneklerinden biri ise Uygurlardır.
📜 Tarihin gölgede kalmış gerçeklerini keşfetmek için takip edebilirsiniz.
زمانی که صرب ها مشغول نسل کشی بودن آمریکا و اروپا با لذت تماشا میکردن
به محض این که مسلمانان بوسنی شروع کردن به مقاومت، سر و کله سازمان ملل برای برقراری آتش بس و صلح پیدا شد!
ABD Silahlı Kuvvetleri'ndeki Saygıdeğer Erkekler ve Kadınlar, İsrail'e Silah Sevkiyatı Yüklü Uçakları Uçurmayı Reddediyor.
Sonrasında Pentagon'a Çağrılıyorlar ve Zorla Tutuklanıp Kelepçeleniyorlar.
İnternetten Kaldırılmadan ,
Önce Klibi İzleyin.👇