1821-1830 yılları arasında Mora Yarımadasında Müslüman Türk ahali sistematik olarak katledilmiştir.
Bu imha politikasına, ibadet yerlerinden medreselere, mezarlıklardan diğer kültürel miras unsurlarına kadar uzanan planlı bir yıkım ve tahribat da eşlik etmiştir.
Tripoliçe katliamının 205. yıldönümünde, acımasızca katledilen Müslüman Türk sivil halkı rahmetle anıyoruz.
2 ay önce X hesabımdan uzun uzun anlatmıştım.
Koskoca Türkiye'nin koskoca başkentinde bir tane bile solum destegi veren yaşlı bakım merkezi yok diye..
Sorun öyle büyük ki aylık geliriniz ortalama 130-150 bin TL değilse, özel kurumlara da yatamıyorsunuz demiştim.
Haliyle gördüm ki bu sadece benim meselem değil.
Anası babası yaşlanan, kendisi yaşlanacak olan, hatta henüz genç ama bir beyin kanamasıyla dünya ile ilişkisini kesecek ama kalbi attığı için yaşadığı söylenecek herkesin meselesi..
Sag olsun Now Haber ekibi de gelecekte ülkemizin en büyük sorunu olan konuya parmak bastı. Sevgili Merve Görgün'ün dosya haberine biz de birkac kelam ettik.
Öncelikle kendilerine teşekkür ediyorum. @dogansenturk@ozngndgdu@mervegorgunnn@nazliyerebasmaz
Ve son duruma gelirsek...
7 aydır yüksek enfeksiyon riski nedeniyle camekanlı bölümden cıkarmadıkları teyzemi bir sabah apar topar hasta yatagi, mama makinası, doktoru, solunum destegi olmayan bir bakımevinin 4 kisilik odasına yatirdilar.
Teyzem 24 saat dayanamadı ve yuksek enfeksiyonla yeniden Bilkent Sehir Hastanesi yogun bakıma kaldirildi.
Dedik ki bu kadın 7 ay icinde defalarca solunum sorunu yasadı, boğazını bir actiniz bir kapattınız.
Bu kadin enfeksiyon riskli diye yanina kimseyi almadiniz.
Bu kadinin tam tesekkullu bir yerde kalmasından baska çaremiz yok!
Ve bugun Saglik Bakanlığı arayıp, "Doktorunuzla konuştuk. Kendisi soluk almaya başlamış. Antibiyotik tedavisi de bitmiş. Yeniden cikartacaklar..."
Ee dedim siz hangi sorunu çözdünüz simdi?
Doktorla biz konusmayi bilmiyor muyuz?
Tamam çıkartayım ama nereye?
Diyor ki "Bu sorunu Aile Bakanlığı ile konuşun..."
Yahu dün de onlarla konuştum o da "Saglik Bakanligi ile görüşün" diyor. Çünkü Bakanliga bağlı böyle bir merkez yok!
Velhasıl çaresiz, sahipsiz ve yapayalnız bıraktılar bizi de bu sorunu yaşayan binlerce aile gibi..
Sayın @RTErdogan Gecen hafta bir konuşmamızda "Turkiye'nin her sorununu çözdük, sağlam zemine oturttuk. Lider ülke olma yolunda ilerliyoruz" dediniz.
Benim artık konuşacak, şikayet edecek sizden başka merciim kalmadı.
Şikayet ediyorum!
Ülkemizde yaşlıların ve engellilerin kalacak yeri yok.
Ne aile bakanınız, ne saglik bakaniniz size tek kelime etmemiş demek ki.
Mesela yarın Mahinur hanimi çağırıp, 70 milyonluk ülkelerde bile 15 bin bakimevi varken, 83 milyonluk Türkiye'de neden ozel-kamu toplam 480 bakimevi var diye sorar mısınız?
Ya da fiyat kotası koydukları özel merkezlerin, bakanlıgı hice sayarak fahis fiyat uygulamaya nasıl cesaret ettiklerini sorar misiniz.
Ya da nasil denetliyorsunuz ki bu kurumlar sizi dinlemiyor der misiniz?
Ben söyleyince "Şikayet edin" dediler.
Ee onu da mı ben yapayım? @MahinurOzdemir
Ya da saglik bakanina..
Bilinci kapalı, enfeksiyon riskli, mideden beslenen her yeri hortuma bagli bir hastaya, ömrünün sayılı günlerinde, insanca ölmeyi sağlayacak bir merkezlerinin neden olmadığını sorar mısınız? @drmemisoglu
Ben aylardır arıyorum, konuşuyorum. "Haklısınız, imkan yok, bütçemiz yok" cevabı aldım hep.
Bir de siz sorar mısınız lütfen, büyük ve güçlü Turkiye'ye yaşlıları ölüme terk etmek yakışıyor muymuş?
Ya da vekillerinizi çağırıp, "Madem böyle bir sorun var, neden biriniz çıkıp mecliste dile getirmedi" der misiniz?
Ya da çağırın beni, 7 aydır ne yaşadık anlatayım. Ülkemizin her sorununun cozulmedigini, birilerinin size gerçekleri anlatmadığını..
Bu ülkede, zengin olmayana insanca ölmeyi bile layık görmüyorlar. Lütfen sosyal politikaları yeniden gözden geçirin Sayın @RTErdogan
bozcaada'da antik limanın üzerine dev bir yat limanı kurmak için inşaata başlanıyor ama bozcaadalılar olarak maalesef konuyla ilgili herhangi bilgiye sahip değiliz.
- projenin adı, kapsamı ve hukuki dayanağı nedir? Hangi kurumlarlardan onay alındı?
- yat limanı ne büyüklükte olacak?
- proje ile ilgili alınan bir çed kararı var mı?
- merkez dahilinde adalıların denize girdiği yegane alan ortadan kalkacak mı?
-tamamen yerleşim alanına yaslanan bu yat limanının yaratacağı çevresel kirlilik ve ekosisteme vereceği zarar ne olacak?
- balıkçı barınağı ve yerel liman çözümleri ne?
- yeni alanlar kime tahsis edilecek ve nasıl yönetilecek? işletme modeli nasıl olacak?
- kıyı alanları vatandaşa kapatılacak mı?
... gibi sorulara cevap verilmesini, proje ile ilgili yerel yönetimin, esnafın, balıkçının, ziyaretçilerin ve de adalıların bilgilendirilmesini talep ediyoruz. kampanyaya destek olursanız seviniriz.
https://t.co/EFuL4Zm527
Dün gece uyumaya hazırlanırken şiddetli bir çarpma sesiyle balkona koştum, önce trafik kazası sandım, çarpma dışında ses olmayınca oh kimseye bir şey olmadı demek ki diye içim rahatladı. 10 dk kadar sonra çığlıklar feryatlar duyup yeniden çıktığımda karşı sitede telaş içinde +++
Hep bunu yapmak istemişimdir. Bir türlü bir diziyi izlemeye başlarken aklıma gelmez fırsatı kaçırırdım. Amma velakin bu sefer fırsatı kaçırmadım.
Bir İstanbul Masalı dizisinde okunan kitaplar 🫳
SOYGUN DÜZENİNE ALET OLAN SANATÇILAR
Türkiye KatılımEvi skandalını konuşuyor. Halkı bu tür soygun düzenine bulaştırmakta kullanılan, kendini kullandırtan ekran yüzleri de konuşulmalı.
KatılımEvi’nin en popüler reklamcısı Müge Anlı’ydı. Her gün saatlerce ekranda olmanın getirdiği popülariteyi, reklam geliri karşılığı, bir “soygun düzenine” sattı.
Çoğunuz, Müge Anlı ve benzerleri açısında bunun şaşırtıcı olmadığını düşünüyorsunuzdur, haklısınız elbette…
Ya bu tür reklamlarda oynayan diğer ünlüler, özellikle sanatçılar?
Üstelik geçmişte bunun acı örnekleri de yaşanmışken…
Bir kısmınız hatırlayacaktır, Kadir İnanır JetPa’nın Jet Konut reklamında oynamıştı. Sinemadan elde ettiği popülariteyi, Jet Fadıl’ın soygun düzenine kiralamıştı.
Kadir İnanır ya da o çapta oyuncular, müzisyenler neden bu tür reklamlarda oynarlar? Yaptıkları işten elde ettikleri gelir yetmiyor mu? Paraya mı ihtiyaçları var?
Bu aslında bir anlayış sorunu. Sanat yapanların sanatıyla kurduğu ilişkinin çarpıklığından kaynaklanıyor. Bu çarpık anlayış, liberal kapitalist sistemde, “daha çok para kazanma” hırsı doğuruyor.
Oysa sanatıyla kurduğu ilişkiyi toplum-sanat ilişkisi üzerine doğru oturtan sanatçılar, bu tür reklamlara çıkmayı, sanatlarına ihanet olarak görüyorlar.
Kadir İnanır’dan daha az geliri olan birçok oyuncunun büyük reklam gelirlerini elinin tersiyle ittiğini biliyoruz. Onlar sanatla elde ettikleri itibarlarını, bir ürünü halka satmakta araç olmaya çevirmediler.
Ne mutlu onlara…
Nöroplastisite (beynin kendini yeniden yapılandırmasını) sadece "bulmaca çözmek, yeni bir dil öğrenmek" gibi soyut ve mekanik bir süreç olarak değildir. Nöroplastisite, bedendeki en yüksek enerji gerektiren fiziksel inşaat sürecidir.
Öğrenme ve unutma, nöronlar arasındaki ++
The first sign of COLON CANCER shows up in your TOILET, not in your blood report. And most ignore it as piles for 6 months.
Here are 5 SIGNS I never ignore:
1. PENCIL THIN STOOLS
#mhrs randevu aldım. Saatinde oradaydım. Doktor izin almış. Gelmedi. Şimdi sanki ben randevuya gitmemişim gibi mesaj geldi. Yakın zamana randevu alamayacağım.
İki kere mağdur oldum ama suçlu gözüküyorum.
@saglikbakanligi
Eşimle beraber Türkiye’de yıllarca hemşirelik yaptık. Sonra Ankara’dan bir hastane aracılığıyla Almanya’ya gelme işi çıktı. Dil, evrak, denklik derken geldik Stuttgart’a. Şimdi ikimiz de burada hastanede çalışıyoruz.
İkimiz de vardiyalıyız. Gece var, hafta sonu var, bazen ayda 10-15 saat fazla mesai de oluyor. Toplamda yaklaşık 9.200 euro brüt kazanıyoruz, kesintilerden sonra eve yaklaşık 5.800 euro net giriyor.
Şimdi Türkiye’den bakan diyor ki, “5.800 euro para mı yetmiyor?”
Vallahi biz de gelmeden önce aynısını diyorduk. “İki kişi çalışacağız, güzel para biriktireceğiz, rahat ederiz” diye geldik.
Ama buraya gelip yaşamaya başlayınca iş değişiyor.
70 metrekare bir evde oturuyoruz. Kirası, elektrik, ısınma, diğer masraflar derken aylık yaklaşık 2.200 euro gidiyor. Bir tane de araba aldık. Almanya’da yeni olduğumuz için sigortası zaten yüksek. Arabanın kredisi, sigortası, benzini derken oraya da aşağı yukarı 700 euro gidiyor.
Daha markete girmedin, telefon var, internet var, evin ihtiyacı var, üstüne ufak tefek harcamalar…
Ay sonuna doğru hesabı açıp bakıyorsun, diyorsun ki:
“Yahu biz bu kadar çalıştık, para nereye gitti?”
Bir de buradaki hemşirelik Türkiye’deki gibi değil.
Türkiye’de hastanın yanında çoğu zaman refakatçisi olur. Burada öyle değil. Hastayı kaldır, çevir, yemeğine yardım et, kişisel bakımını yap, tuvaletine götür… Affedersiniz gerektiğinde hastanın altını bile sen temizliyorsun.
Yani sadece ilaç verip tansiyon ölçmüyorsun. Her işi yapıyorsun.
İşin en zor tarafı da bence bu değil aslında.
Eşimle vardiyalarımız çoğu zaman ters düşüyor. Ben işe giderken o eve geliyor, o işe giderken ben dönüyorum. Aynı evde yaşıyoruz ama bazen birbirimizi doğru düzgün göremiyoruz.
Bazen diyorum ki kendi kendime:
“Biz Almanya’ya para kazanmaya mı geldik, birbirimizi görmemeye mi?”
Yanlış anlaşılmasın, Almanya kötü değil. Maaşımız da kötü değil. Düzen var, para zamanında yatıyor, emeğinin karşılığını alıyorsun.
Ama dışarıdan göründüğü gibi de değil.
Burada para kazanıyorsun ama kolay kazanmıyorsun.
Bazen bir bakıyorsun, hayat dediğin şey evle hastane arasında geçip gidiyor.
Aygül Demirci, Stuttgart
🔥💣
مفاجأة مدوية في علاج السرطان:
نبات الشيح يقضي على 98% من الخلايا السرطانية في 16 ساعة فقط
أعاد تقرير صحي صادم إشعال النقاش العالمي بعد أن أظهرت دراسات أجريت على مركبات الشيح قدرتها على القضاء على ما يصل إلى 98% من الخلايا السرطانية في غضون 16 ساعة فقط.
ويتساءل الملايين الآن عن سبب ظهور هذا الاكتشاف الطبيعي المذهل للعلن مؤخرا في ظل تزايد الاهتمام بالقضاء الموجه على الخلايا السرطانية، والعلاجات الطبيعية للسرطان، والبدائل خارج النظام الدوائي.
Bazı insanlar vardır bir ekmek lazımken iki tane alırlar. Dışarı çıkarken her eşyasını yanında bulundururlar. Telefonun şarjı %40’ken şarja takarlar. Bir mesajı göndermeden önce defalarca okurlar. Bu insanlar dışardan bakınca fazla tedbirli görünürler ama aslında mesele çok daha+
Hakan Fidan’dan nağmeler: “Suudi Arabistan'a ciddi bir saldırı var ve biz de sözümüzün eriyiz. Devlet olarak imza attığımız bir konu var ve bu konuda dayanışma içerisindeyiz. Askeri ihtiyaçlar, özellikle belli teknik konularda olabilir. Bunları karşılama yönünde de bir sıkıntımız olmaz”…
Evladım..! Ciddi bir sıkıntınız var..! Mekke Anlaşması’nın daha metnini bile görmedik… TBMM’nin onayından geçmemiş bir anlaşmayı nasıl oluyor da uygulayabiliyorsunuz… Cumhurbaşkanınızın çiftliği mi burası…
I started drinking hibiscus, clove, and cinnamon tea for the nutritional benefits. I was not expecting people to start acting differently around me. I am not saying it is magic. I am saying something changed. Here is what is actually in the cup.
Ağız tadı kaçıran bir haber :
Ey millet,
demedin demeyin..
Şimdiden haberini vereyim.
Mazotun fiyatı 97 TL oldu.
Bu gördüğünüz silaj makinası, kaba yemi üretirken saatte 95-100 litre civarında mazot yakıyor. Yani her saat 10.000.- TL yiyor.
Bunun yükleme yaptığı kamyonlarda cabası.
Silajı çukura basan kepçeler de en az bunun kadar yiyor.
Saatte 30 - 40.000 TL yakıt masrafı vererek bu işler nasıl yönetilir kimse bilmiyor.
Bütün bu maliyetler üretilen ürüne yansıyor.
Bu gidişle fiyatlara çok zam gelir, mutfaktaki yangın daha da harlanır, ateşlenir, haberiniz olsun 😢
Haberler Amerika'nın İran'a yeniden saldıracağına işaret ediyor.
Bir yandan Orta Doğu'ya yoğun bir ABD sevkiyatı olduğuna dair haberler gelirken, öte yandan da İran silahlı kuvvetlerinin KOD 100 olarak yani en yüksek düzeyde alarma geçirildiği bildiriliyor.
Daha önceki saldırılarda olduğu gibi bu defakinin de hava harekatı şeklinde gerçeklemesi ve aynı anda hem İran'a hem de Yemen'e (Husiler) karşı girişilmesi oldukça muhtemel.
Fakat daha önceki operasyonlarda olduğu gibi İran'ın (ve hatta Yemen'in) güçlü hipersonik füzeler ve sürü dronlar ile karşılık vereceğini dikkate alacak olursak, Amerika'nın bundan ne amaçladığını anlamak çok zor.
İran ve/veya Yemen'e karşı kara harekatı hemen hemen imkansız. Askeri uzmanlar İran'a karşı bir kara harekatının 750.000 ile 1.500.000 arasında bir kara gücü gerektireceğini ve bu güç temin edilse bile başarı ihtimalinin oldukça düşük kalacağını haftalardır anlatıp/yazıp duruyorlar.
Kara harekatı ihtimaline geçtiğimiz günlerde İran halkı tam bir karşılık verdi: yaklaşık 33 milyon insan gönüllü askere gitmek üzere askerlik şubelerine kayıt yaptırmış. Öte yandan Amerika'nın yapacağı bir kara harekatına nereden/nasıl asker toplayabileceğine İsrail basını (Jerusalem Post) geçtiğimiz günlerde yayımladığı bir beyin fırtınası makale ile çare bulmuş görünüyordu.
Buna göre, üniversite eğitimini tamamlamak için bankalardan kredi almış ve ödemekte zorlanan gençlerle kredi kartı batağındaki insanlardan askerliğe elverişli olanların borçlarının silinerek İsrail için bölgeye ölüme gönderilmesinin en uygun yol olduğunu yazıyordu, daha doğru bir ifadeyle bunu Amerikan yönetimine tavsiye ediyordu.
Kaldı ki, bu sayıda bir derme çatma skeri güç toplansa bile Türkiye savaşa sokulmadan bu kuvvetlerin bir yerde toplanarak operasyonel hale getirilmesi imkansız. Türkiye'nin savaşa sokulması ihtimali ise SIFIR mertebesinde... Öte yandan coğrafyasının avantajını da kullanacak olan İran'ın böyle bir kara harekatını yapacak güçlere bölgeyi dar etmesi ihtimali ise oldukça yüksek.
Bütün bunlar aslında çaresizliğin ifadesinden başka bir şey değil. Hava harekatı ile sınırlı yeni bir çatışmada hem İran'ın hem de Yemen'in Körfez Ülkeleri'ne ve özellikle Suudi Arabistan'a ciddi darbeler vuracaklarına, önceki haftalarda test ettikleri füzelerle denizdeki Amerikan savaş grubunu hedef alacaklarına hiç şüphe yok.
Bu durumda Suudi Arabistan'ın iki ateş arasında kalarak çok zor duruma düşmesi kuvvetle muhtemel. O zaman Suudi Arabistan'ı korumak için 'devlet olarak imza koyduk' dediğimiz ama içeriğini bile bilmediğimiz Mekke Anlaşması yoluyla başımızı derde sokmayız inşallah.
UNUTMAYALIM, MEKKE ANLAŞMASI ZAMANLAMA OLARAK YANLIŞ YAPILMIŞ VE İRAN İLE MISIR'I DIŞARIDA BIRAKARAK KAPSAYICI OLMAKTAN UZAK KALMIŞTI.
ŞİMDİ BU ANLAŞMAYI İSRAİL VE AMERİKA'NIN MANİPÜLE EDEREK ÜLKEMİZİ BİR TUZAĞA ÇEKMESİNE İZİN VERMEMELİYİZ.
BUNUN YERİNE DENGELİ VE DİKKATLİ BİR POLİTİKA İLE BÖLGEDEN HIZLA TASFİYE OLMASI MUHTEMEL HATTA MUKADDER OLAN AMERİKA VE İSRAİL SONRASI BATI ASYA'NIN UZLAŞTIRILMASI VE KALKINDIRILMASI İÇİN PROJELER GELİŞTİRMELİYİZ.
📌Bursa Gastronomi Festivalinden görüntüler... :))
Bursa'nın böyle bir gastronomi kültürü yok. Türk mutfağının tartışmasız 1 numaralı lezzeti olan İskender Kebap'ın şehri burası. Hiçbir Bursalı bu şekilde yemek yemez, Alt Asya kültürü ne yazık ki bir kanser gibi her yanı sarıyor...
Bursa Hindistan değildir... Türkiye Hindistan değildir...
#Cumartesi #Bursa
📢DUYURU
🔴Kıymetli takipçilerim, olayların perde arkasını, diplomasi ve istihbarat savaşlarını "devlet aklıyla" okuyacağımız resmi YouTube kanalımız yayında!
📍Yılların askeri ve stratejik tecrübesiyle hazırladığımız analizleri kaçırmamak için hemen kanalımıza abone olmanızı rica ediyorum. Yayınlarımızın daha çok kişiye ulaşabilmesi adına kanalımızı çevrenizle paylaşmanız ve bu duyuruyu RT'leyerek (yeniden göndererek) destek vermeniz bizim için çok kıymetli.
‼️Özellikle böyle bir kanal açmamı isteyen sevgili gençler, şimdi sıra sizde! Beğenerek, abone olarak, paylaşarak desteğinizi gösterin...
Çok yakında görüşmek üzere!
🔗Kanala Abone Olmak İçin:👇
https://t.co/SrLxngG16g
Sızma harekatı nasıl olur? Nasıl karaya çıkılır size göstereyim sevgili Yunanlı komşularım!
Neden Muazzam? Çünkü; "Her Türk Asker Doğar"
Sizinkiler kağıttan kaplan, gerçek bir sızma harekatı görmek istiyorsan izleyebilirsin...
Yüreğiniz dayanabilirse, sonuna kadar izleyin! 😘