Şirkette bir ilk olarak uzaktan çalışacam bir hafta. Müdür çağırdı ekstradan 2 proje yüklemiş üstüne birde 2 projeninde yürütücüsü olarak tain etmiş. Dedim uzaktan nasıl yapacam. Sürekli toplanti yapcan diyor. Çıldıracamm
Efendimize Peygamberlik 40 yaşında geldi, 13 yıl Mekke döneminin ardından 54 yaşında Bedir, 55 yaşında Uhud başta olmak üzere 63 yaşına kadar pek çok zorlu sefer ve savaşa katılıyor. Ve çok iyi beslenme imkanlarına sahip olmadıklarını, zaman zaman açlıktan karınlarına taş bağladıklarını biliyoruz. O yaşlara rağmen bu enerji, güç ve kuvvetin kaynağı ne olabilir?
Bulabildikleri zaman yaygın beslenme tabloları hurma, süt, koyun ve deve eti, sirke, nebiz gibi fermente sıvılardı. Demekki gereken besin maddelerini bunlardan alıyorlardı.
Madalyonun diğer tarafını çevirdiğimizde biz avantajlı gibiyiz ama öyle değil. Aksine yediklerimizin çoğunu yemesek daha iyi. Besin değeri olmadığı gibi zararlı maddeler içeren endüstriyel ürünlere mahkum olmuşuz.
Demekki sıhhat, güç ve kuvvetleri sıksık aç kalmaya, yedikleri zaman da besin değeri yüksek hayvansal ve fermente gıdalara bağlıydı.
Çalışırken veya maç yaparken bunu düşünüyorum bu aralar. Bugün yaşayan akranlarıma kıyasla çok iyi durumda olsam da saatlerce kılıç sallayacak kondisyonda değilim gibi geliyor. Belki de 25-35 yaş arasını sırf kitap başında oturarak geçirmenin götürdüklerini henüz telafi edemedim. Onun için bir hoca olarak bunları paylaşıyorum ki gençler masa başında çürümesin.
🎬 Bu hafta çekime böyle başladık 😊
⚽️Önce biraz işin futbol kısmını konuştuk (çocukluğu Adana sokaklarında top oynayarak geçmiş biri olarak fena değilimdir😎)
Ardından bu haftanın konusu: Dünya Kupası’nın Orta Doğu’daki Serüveni.
Dün Bugün Yarın bu akşam @fokusplusnet 🕖
2 senedir beraber çalıştığım kişi benden bir dokümanı mail atmamı istedi. Maili açtım ama ismini hatırlayamadığım için dokümanı arıyormuş numarasi yapip 3-4 dk ismini hatirlamaya çalıştım.
Hayır ülke için savaşıp gazi olan ama ulusa girmesi çirkin bulunan görüntüsü sebebiyle yasaklanan anadolu taşrasının dilsiz garibanı ile kavga etmiyorsunuz artık.
Gerçi onlarla da siz değil jandarma kavga ediyordu genelde. Siz jandarmanın dövdüğü taşralıyı tahkir etmekle yetiniyordunuz. Taşralılar şehirli dedikleriniz balo yaparken aç kaldığı için şehre gelmek zorunda kaldı.
Dolayısı ile siz taşralı garibanlarla değil, onların şehirli çocukları ile kavga edeceksiniz. Daha doğrusu edemeyeceksiniz. Karşınızda oturmayan, ''okumuş adam'' diye size saygı duyan dilsizleri dövmeyi boksör olmak sanıyordunuz.
Bir boksör ki hiç eli olanla maç yapmamış. Özgüveni sadece elsiz dövebilmekten kaynaklanıyor. Nerede eli olan bir batılı görse öpe koklaya bir hal olmuş. Böyle bir boksör gibi yağ bağlamış, yürüyemez hale gelmiş.
Karşısında oturduğunun yıllarca parlattığı her kardan adamın, son bir kaç yıldır güneş görmüş gibi erimesi ondan. Zira taşralının evladı boksör olduğunu göstermek için sizi pataklamak zorunda kalıyor. Pek zorlandığı da söylenemez.
Şehirliye “okumuş adam” deyip saygı gösteren anadolu halkını, düşman belleyerek efendilerine yaranmaya çalışan şehirli müstemleke aydını profilinin de sonuna geldik.
Gökte hoş bir sada bırakmadan giden, buralı olmayan, buralıyı sevmeyen bir profil.
Yeni yaptığım bir yazılımı hic deneme fırsatı olmadan sahada bir cihaz üstünde teste gidiyorum. Hakkımızda hayırlısa. İnşallah hatasız çalıştırırizda çektiğimiz yola değer
Rezil bir şehirsin Ankara. Annemi gezdiriyorum Kocatepe camine geldik. O hissi alamadim diyor. Park park geziyoruz. Nasil bir şehir bu ya. Trafigi ayri kendi ayri rezil