Bir öğretmen bir çocuğa zorla namaz kıldırsa veya ezan okunurken ayağa kaldırıp saygı duruşunda bekletse yer yerinden oynar. Ne bakan kalır, ne müdür, ne de öğretmen.
Peki Kemalist bir öğretmen kendi ritüeline bir çocuğu zorladığında, zorlamakla yetinmeyip fiziksel şiddet uyguladığında neden yer yerinden oynamıyor? Neden Kemalistler dinlerine sahip çıktığı kadar Müslümanlar kendi dinlerine sahip çıkmıyor?
Yoksa İslam’ın Kemalizm kadar değeri yok mu?
Maraş'ta katliam yapan çocuk, olay yerindeki sağlıkçılar müdahale etmediği için kan kaybından öldü. Kimse onun da 13 yaşında olduğuyla ilgilenmiyor; aksine, çocuk etkisiz hale getirilmesine rağmen onu bıçaklayan aşçıyı kahraman ilan ediyorlar.
İşlerine gelmediğinde bir çocuğun nasıl aniden 'öldürülmesi gereken bir yetişkine' dönüştüğünü gördünüz mü? 16-17 yaşında evlenenler için dünyayı ayağa kaldıranlar, helal dairesinde evlenenleri tecavüzcülerin yanına hapse atanlar, 13 yaşındaki bir çocuk kendi dünyalarını hedef aldığında, ölümünü alkışlıyor ve çocuk olduğu gerçeğini reddediyorlar.
Vahşeti gerçekleştiren elbette ceza almalı, akıl baliğ ise kısas da uygulanmalı. Fakat kendi yasaları buna izin vermediği halde, hukukun çiğnenmesini alkışlıyorlar. Eğer birisi çıkıp da 'Ölmesine göz yumulması ve etkisizken bıçaklanması suçtu' diyecek olsa, onu da linç ediyorlar. Uydurdukları çocuk/yetişkin ayrımının saçmalığını nefisleri bu anlarda ikrar etse de sonra hemen eski hallerine dönüyorlar.
Beşerî yasalar helvadan put gibi; genişlikte tapıyor, acıkınca yiyorlar. Her çağa uygun müstakim yasalar koyan İslam ne kadar adil, beşerin yasaları ne kadar zalim! İnsanlık, beşerî sistemlerin zulmünden hak dinin adaletine çağıran İslam'a her zamankinden daha muhtaç. Yakında bunu daha acı tecrübelerle anlayacaklar maalesef. Umarım daha erken anlarlar
sıcak bir ağustos akşamı jandarma telsizlerine düşen küçük bir kızın kayıp vakası, tüm gündemi esir alır.
gündüz kuşağı polisiyesinde dinledikleriyle galeyana gelen öfkeli kalabalıklar, tavşantepe köyünde cadı avına çıkar.
140journos'tan "şeytantepe"
https://t.co/6kqX5QmEaE
Bazı kimseler soruyor: Sana soru sorulmasına rağmen, neden tüm Türkiye'nin konuştuğu Narin meselesi hakkında hiçbir şey söylemiyorsun?
El - Cevap: Küçük bir kız çocuğunu (veya herhangi bir masumu) katletmek, tüm insanlığı katletmek gibidir. (Maide/32) Henüz kimin ve niçin bu çocuğu katlettiğinin belli olmadığı bir vasatta insanları suçlamak, iffetlerini dile dolamak, birilerinin fantezilerini kesin deliller gibi sunmak da insan öldürmek gibi suçtur. İslam insan öldürmeyi haram kıldığı gibi iftirayı, delilsiz/bilgisiz konuşmayı, her duyduğunu aktarmayı da haram kılmıştır. İnsanlar bana Narin'in ölümünü sormuyor ki, zira bunun melun bir eylem olduğu ortak kabul. Bana Narin'i kimin ve niçin öldürmüş olacağını soruyorlar. T.C. medyasına ve yargısına güvenilmeyeceğini öğrenecek kadar yaşadım ve bu iki kurumun yalanları nedeniyle bedel ödedim. Aynı zulmü Narin'in ailesi ve köylülerine mi yapayım? Aşağıdaki yazı toplumun bu suçları nasıl pervasızca işlediğini anlatmaktadır. Okumanızı öneririm.
Bir şey daha: Mesele zandan ve reyting budalalarının fantezilerinden çıkıp apaçık hale geldiğinde, kendi halindeki insanlardan dahi bir canavar meydana getiren bu tağuti, modern, seküler, faşist ve (yirmi yıldır yeşil renge bürünmüş) Kemalist sistem hakkında konuşacağım, İnşaallah.
Bu dava, açık bir şekilde göstermektedir ki toplum; aklını, iradesini, muhasebe ve muhakeme yetisini büyük ölçüde medyanın yönlendirmesine terk etmiş, zihinsel bir zaaf ve çözülme hali yaşamaktadır. Aynı zamanda bu hadise, beşerî sistemlerin güvenilirlikten ne derece uzaklaşabildiğini ve adalet zemininde ne denli kırılgan olduğunu ortaya koyan ibretlik bir örnek teşkil etmektedir.
#NarinGüran
#narin
idamları durdurun!
işgalci terör örgütü israil, 9500 Filistinliyi 90 gün içinde idam edecek!
”Filistin benim davam” diyen herkesi bu taga destek olmaya davet ediyoruz!
#stoptheexecutions
🔴 Sosyal medya platformlarında yayınladığı videolarla sık sık tartışmaların odağı haline gelen Hüseyin Çevik, zulüm coğrafyalarındaki bebek ölümlerine getirdiği "sefih" yorumuyla vicdanları altüst etti.
Suriye, Irak ve Arakan gibi savaş bölgelerinde katledilen bebekler için "Bırak ölsünler" diyen Çevik, cinayetleri adeta bir "erken cennet bileti" olarak pazarladığı görüldü.
Şeriat; zengini de fakiri de, güçlü olanı da sıradan olanı da aynı hüküm karşısında eşitler. İşte bu yüzden imtiyaz sahipleri ondan hoşlanmaz.
#LaiklereİnatŞeriat
Batı’nın kokuşmuş yasalarıyla huzur arayanlar, seraptan su bekleyenlerdir.
Toplumun ilacı "laiklikte" değil, Kur’an’ın hak olan hükümlerindedir.
#LaiklereİnatŞeriat
Meclis kürsüsünde yine aynı bayat tiyatro sahneleniyor: Şeriatı "korku", laikliği "kurtarıcı" gibi pazarla!
Bu köhne oyunu da, uydurma kutsallarınızı da reddediyoruz.
#LaiklereİnatŞeriat
Şeriata dil uzatan azgın azınlığın, halka huzur getireceğini iddia ettikleri yasaları yaparken birbirlerine küfretmeden, kavgasız, gürültüsüz yasa yaptıklarını bir kez olsun gördünüz mü? Görmediniz göremezsiniz de.
Kendilerine huzur getirmeyen yasalar topluma nasıl huzur getirecek?
#LaiklereİnatŞeriat