Eninde sonunda yola geleceksiniz.
Almanlar İskitler büyük atalarımız diyor.
Bulgar, Slav aslımız İskit diyor.
Ruslar tarihini İskit-Sarmat-Messaget'lere bağlıyor.
İngilizler atalarımız İskit Keltler diyor.
Atilla'nın sarayında beyaz ipek giysili kızlar İskitçe şarkılar söylüyor.
Büyük Türk Kağanlığı Turukku, Türük Göktürkler, Doğu Roma İmparatoruna, Bizans'a İskitçe mektuplar gönderiyor.
Bizans elçisi Göktürk diye bildiğimiz devlete İskit Türk Devleti diyor.
Fransız Filolog J. Oppert, Med Yazıtlarını okuyup Med Dili Sakaca İskitce Türkçedir diyor Paris, 1879.
İrlanda tarihi yazarı Prof. JOHN O’HART ,”Cennetin dili İskitçedir” diyor.
İskoçlar Papalığa başvurup köklerinin İskit olduğunu Vatikan'a onaylattırıyorlar, Tarih 1320.
İskandinav mitolojisinde Odin bir İskit Kralı. İskitlerin en eski belgeleri Tevrat ve İncil ayetlerinde var.
Ukraynalı yazar Oleg Yermekov Birleşik Alan Teorisini tarihe uyguluyor ve “Evrenden Dünya'ya gelen yaşam: Bütün sayesinde bir parça yaşıyor, bu dünya her şey sayesinde yaşıyor, Dünyamızın ilk kabilesi İskitlerdi diyor.
Ay'dan gelen insanlar; onların ay dili her şeyin köküdür.
Bütün dillerin kökünde İskitçe vardır.” diyor.
Gördüğünüz gibi neredeyse bütün dünya bilginleri Sakalar/İskitler Türk diyor, Turani diyor, hatta bizde İskit bizde Türk'üz diyor ama bizim akademideki mankurtlar İskitleri yıllarca ağzına bile almıyor.
Garip ama gerçek.
Eninde sonunda yola geleceksiniz.
@Saka_larr hesabımı takip edin bu konu ile ilgili belgeli zincirlerini okuyup paylaşınız.
___
Atatürk neden ilk önce Sakalar /İskitler araştırması yapıp Türk Tarih Tezi oluşturdu?
"Türk çocuğu Atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır."
"Anadolu en az 7 bin yıllık
Türk beşiğidir."
Mustafa Kemal Atatürk
Ne mutlu Türk'üm diyene 🇹🇷🐺🧿⤵️
📢 New York'ta yaşayan Hristiyan bir genç:
🔸"Aklım almıyor, inanılır gibi değil."
🔸"Binlerce kilometre öteden gelen Ruhi Çenet adlı bir Türk, hemen yanı başımızda dönen dolapları ortaya çıkarıyor.
🔸"Milyonlarca dolar paramızın siyonistlere nasıl peşkeş çekildiğini gözler önüne seriyor."
🔸"Ben bu fare kılıklı siyonistler gidip dua etsin diye devletten ceplerine 75.000 dolar akıtılmasının hesabını sormak istiyorum."
🔸"Ben, günde 10 saat göğsümden ter akıtarak çalışıp sadece 2.000 dolar kazanırken bu adaletsizliği kabullenmiyorum."
🔸"Kendimi en büyük aptal gibi hissediyorum."
🔸"Bir pizzacıda günde 10 saat köpek gibi çalışıp ay sonunu nasıl getireceğimi kara kara düşünürken, bu devletin paraları kimlere yedirdiğine bir bakın."
🔸"Kim bunlar, tam olarak kime hizmet ediyorlar ve biz bu pislikleri neden sırtımızda taşıyıp besliyoruz?"
🔸"Yıllardır kapalı kapılar ardında dönen bu düzeni kendi ülkemizde bir yabancıdan, bir Türk'ten öğreniyoruz ya, yazıklar olsun bize!"
🔸"Artık yeter, ya bu rezilliğe bir dur denilsin ve bu fare kılıklı siyonistler bu ülkeden defolup gitsin."
🔸"Gelecek seçimlerde kim bu ülkeyi bu parazitlerden temizleyecekse, benden yemin olsun ki oyumu alacak; istisnasız herkese bunu duyuruyorum."
Belediyeler yeniden kazanılır, seçimler yeniden yapılır. Ama Cumhuriyet bir kez pazarlık masasına konulursa, kaybedileni sandıkta geri alamazsınız.
Belediye makamdır, Cumhuriyet vatandır. Makam kaybedilir ve geri alınır; vatan pazarlık konusu yapılamaz.
Tamamı 👇
https://t.co/3Ee1ovrPRh
ATATÜRK'ÜN MİRASI LAİK CUMHURİYET
Neden laik Cumhuriyet?
Çünkü düşünce ve vicdan özgürlüğünün, ulusal egemenliğin, demokrasinin, çağdaş hukukun, kadın haklarının, yurttaşların eşitliğinin, bilimin, sanatın, adaletin, liyakatin, ekonomik kalkınmanın, tam bağımsızlığın, uygar yaşamın ve barışın güvencesi laik Cumhuriyet’tir.
Avrupa'yı Amerika'ya bağlayan görünmez bir kablo vardı. Avrupa bu hafta onu kesmek için ilk adımı attı.
Avrupa yıllardır dijital hayatını Amerikan şirketlerinin üstüne kurdu.
Bulutu, yazılımı, yapay zekası, hepsi orada.
Kimse bunu sorun etmedi. Ucuzdu, hızlıydı, çalışıyordu.
Ama o rahatlığın altında ince bir kablo olduğunu Avrupa yavaş yavaş görmeye başlamıştı.
Görünmeyen, ama her veriyi sessizce Amerika'ya bağlayan bir kablo.
Yıllara yayılan bu huzursuzluk, bu hafta ilk kez somut bir karara dönüştü.
Anlatıyorum.
Önce şu basit ama çoğu kişinin hiç düşünmediği gerçeği görelim.
Buluta koyduğun veri, sandığın gibi tam olarak senin değildir.
Onu saklayan şirketin hangi ülkeye bağlı olduğu, o verinin gerçek sahibini belirler.
Şöyle düşünün.
Başkasının arazisine bir ev yaparsınız. Ev sizindir, içindeki her şey sizindir. Ama arazi başkasının. O kişi bir gün kapınıza gelip kuralları değiştirebilir, çünkü altındaki toprak onun.
Avrupa da bütün dijital evini Amerikan arazisine kurmuştu. Yıllarca bunun farkında bile değildi.
Sonra bir gün gerçek, tek bir cümleyle ortaya çıktı.
Geçen yıl bir Microsoft yetkilisi, Fransız Senatosu'nda yemin altında ifade verdi.
Kendisine soruldu: Avrupa'daki sunucularda duran Fransız vatandaşının verisinin Amerika'ya gitmeyeceğini garanti edebilir misin?
Adam dürüst davrandı. "Garanti edemem" dedi. "Bugüne kadar olmadı, ama söz veremem."
Bu cümle, yıllardır anlatılan koca bir masalı bir anda yıktı.
Çünkü Amerika'nın bir yasası var. Bu yasa, bir Amerikan şirketini, verisi dünyanın neresinde durursa dursun, istendiğinde kendi devletine teslim etmeye zorluyor.
Sunucu Almanya'da, Fransa'da, İrlanda'da olsa fark etmiyor. Şirket Amerikalıysa, son sözü Amerika söylüyor.
İşte Avrupa'yı Amerika'ya bağlayan o görünmez kablo buydu.
Peki neden şimdi gündeme geldi?
Çünkü yapay zeka çağında veri, dünyanın en değerli şeyi haline geldi.
Bir ülkenin sağlığı, bankası, enerjisi, savunması, artık hepsi bu verinin üstünde dönüyor. Üstüne Amerika, yapay zekayı stratejik bir güç olarak görmeye başladı.
Avrupa bu tabloya bakınca ürktü.
Çünkü en kritik verisi kendi kontrolünde değil, başka bir ülkenin yasasının altındaydı.
Bir Avrupalı yetkilinin sözü durumu özetliyor.
"Kimsenin elinde, bizi kapatabilecek bir düğme olmasını istemiyoruz."
İşte bu korkuyla Avrupa harekete geçti.
Bu hafta yeni bir yasa önerisi masaya kondu. Bankacılık, sağlık, enerji gibi hassas kamu alanlarında devletin Avrupalı şirketleri tercih etmesini öngörüyor. Amerikan bulutu daha ucuz olsa bile, daha hızlı olsa bile.
Para da yön değiştiriyor.
Avrupa artık kendi yapay zeka şirketlerine ve kendi topraklarındaki veri merkezlerine yatırım yapıyor. O para eskisi gibi Amerika'ya akmıyor.
Aslında bu film tarihte defalarca oynandı.
Bir ülke hayati bir şeyi dışarıya bağladığında, o bağ er ya da geç bir koza dönüşür.
Petrolde böyle oldu, enerjide böyle oldu. Kimin borusuna, kimin kablosuna bağlıysan, bir gün o kişinin elinde senin üstünde bir düğme olur.
Avrupa da yıllar sonra aynı dersi dijital dünyada öğrendi.
Burada abartmamak da gerekiyor.
Ortada henüz bir yasak yok, bir öneri var, üstelik tam yürürlüğü yıllar sonra.
Amerikan şirketleri hâlâ Avrupa bulut pazarının yaklaşık yüzde 70'ini elinde tutuyor. Microsoft da "haksız talepleri reddederiz" diyor. Yani bu bir kopuş değil, henüz bir kopma kararı.
Ama yön belli. Tek bir dünya gibi görünen internet, sessizce parçalara ayrılıyor.
Çünkü bir ülkenin sınırı artık haritada bitmiyor.
Verisi kimin hukukuna boyun eğiyorsa, gerçek sınırı da orada bitiyor.
Gelişmeleri takip ediyorum. Sizi bilgilendireceğim.
SAKLANAN GERÇEK ORTAYA ÇIKTI!
BU MECLİSİN YENİ ANAYASA YAPMA YETKİSİ YOK!
Kimse kendi kendine gelin güvey olmasın!
Sistem tıkır tıkır işliyor, planlar perde arkasından yürütülüyor olabilir... Ama unuttukları, halktan gizledikleri devasa bir HUKUKİ DUVAR var!
Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’ndan, Yeni Anayasa ve Başkanlık heveslilerine sarayları titretecek, ezber bozan tarihi uyarı geldi!
"Eğer Cumhurbaşkanı 'gözlerimi kaparım, işimi yaparım' dese bile; SEÇSİS ile her şey kurgulansa bile... BU MECLİS YENİ ANAYASA YAPAMAZ!"
İŞTE SİSTEMİ KİLİTLEYEN 3 BÜYÜK GERÇEK!
Mevcut parlamento istese de, zorlasa da hukuken sıfır noktasındadır. Neden mi?
📍YETKİ SINIRLI: Bu meclis, halktan sadece 5 yıl boyunca yasama (kanun yapma) yetkisi almıştır; devleti sıfırdan kurma yetkisi değil!
📍NAMUS YEMİNİ: Meclisteki her bir milletvekili, mevcut anayasaya sadakat yemini ederek o koltuğa oturdu.
Kendi namus yeminini çiğneyerek anayasa değiştiremezsin!
📍YETKİSİZLİK: Yukarıdaki iki somut nedenden dolayı, mevcut meclisin yeni bir anayasa yapma HUKUKİ YETKİSİ YOKTUR! Hukuken hükümsüzdür!
GERÇEK BİR ANAYASA İÇİN GEÇİLMESİ İMKANSIZ OLAN O 3 AŞAMA:
Eğer gerçekten yeni bir anayasa yapılmak isteniyorsa, o gizli planlar değil, şu "Kırmızı Çizgiler" uygulanmak zorundadır:
👉1. ADIM: Önce halka sorulacak! Halk yeni bir anayasa istiyor mu, istemiyor mu? Referandum şart!
👉2. ADIM: Halk "Evet" derse; barajsız, tam demokratik bir seçimle sadece bu iş için bir "KURUCU MECLİS" kurulacak!
👉3. ADIM: Kurucu Meclis'in hazırladığı o taslak, tekrar halkın onayına (ikinci referanduma) sunulacak!
Bunların dışındaki her yol, hukukun katledilmesidir!
VATANINI SEVEN HERKESE AÇIK ÇAĞRIDIR!
Yarın Kendi Elinle İdam Fermanı Yetkisini Verecekmisiniz?
Bu hukuki gerçekler kulaktan kulağa yayılmasın diye sansürleniyor, üzeri örtülüyor!
Eğer ülkenin geleceğini, Cumhuriyet'i ve haklarını korumak istiyorsan... Bu gerçeğe kör kalma!
ŞİMDİ PAYLAŞ, HERKESİ UYANDIR, OYUNU BOZ!