AVUKATLAR GÜVENDE DEĞİL!
Şu an aldığımız habere göre Alparslan Hoca'nın avukatlarından Av. Alişan İnci'nin de gözaltına alındığını öğrendik. Alparslan Hoca'nın halihazırda avukatı olan iki meslektaşımız gözaltında!
Bir insanın avukatlığını yapmak suç değildir! Alparslan Hoca'ya haksız yere operasyon yapıldığı halde şimdi de savunma hakkı engelleniyor.
Avukatların güvende olmadığı bir yerde hukuktan bahdedilemez. Yapılan bu zulme başta hukukçular olmak üzere herkes ses çıkarmalıdır.
Bunu istemek zorundayım. X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmem için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır. Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Haksızlık ve Hukuksuzluk Karşısında Sessiz Kalmanın Bedeli!
Yaklaşık 300 bin insan KHK’larla ihraç edilirken; yüzlercesi intihar etmiş, binlercesi ağır stresin ve yıkımın yol açtığı hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalmış birçoğu hayatını kaybetmişken, toplumun büyük bir bölümü bu haksızlık ve hukuksuzluk karşısında sessizliğe bürünmüşken...
Daha önce bu topraklarda haksızlık, hukuksuzluk olmadı mı?
Elbette oldu.
Ama böylesi yaşanmadı.
Mesele mağdur edilen insanların yaşadığı acı değildir. Asıl büyük tehlike, hukuksuzluğun sıradanlaşması ve vicdanların buna alışmasıdır.
“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” anlayışı, bir toplumun ahlâkî çöküşünün en açık göstergelerinden biridir. Adalet, yalnızca kendimize yapıldığında savunulacak bir değer değildir.
Başkasının hakkı çiğnenirken susan, kendi hakkının çiğnenmesi için de zemin hazırlamış olur. Bugün başkasına yapılan haksızlığı alkışlayan veya görmezden gelenler, yarın aynı haksızlığın mağduru olduklarında ve adalet talep ettiklerinde, kendilerini savunacak güçlü bir vicdan bulamayacaklar.
Örnek çok...
Karamsarlık değil bu söylediklerim. Mevcut durumun tahlili.
Bir toplum hukuksuzluk karşısında, "susma hakkımıı kullanıyorum" diyorsa sadece mağdurlar kaybetmez; topyekûn ülke kaybeder.
Kaybeden, ülke olur; değerli insanlar olur. Bu ülke hepimizin. Yaşanabilir bir ülke hayâli kurmak ve onu gerçeğe dönüştürmek için el birliğiyle çalışmamız gerekiyor.
Bunu yapmak zor olmasa gerek.
Bunu istemek zorundayım. X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmem için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır. Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Haksızlık ve Hukuksuzluk Karşısında Sessiz Kalmanın Bedeli!
Yaklaşık 300 bin insan KHK’larla ihraç edilirken; yüzlercesi intihar etmiş, binlercesi ağır stresin ve yıkımın yol açtığı hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalmış birçoğu hayatını kaybetmişken, toplumun büyük bir bölümü bu haksızlık ve hukuksuzluk karşısında sessizliğe bürünmüşken...
Daha önce bu topraklarda haksızlık, hukuksuzluk olmadı mı?
Elbette oldu.
Ama böylesi yaşanmadı.
Mesele mağdur edilen insanların yaşadığı acı değildir. Asıl büyük tehlike, hukuksuzluğun sıradanlaşması ve vicdanların buna alışmasıdır.
“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” anlayışı, bir toplumun ahlâkî çöküşünün en açık göstergelerinden biridir. Adalet, yalnızca kendimize yapıldığında savunulacak bir değer değildir.
Başkasının hakkı çiğnenirken susan, kendi hakkının çiğnenmesi için de zemin hazırlamış olur. Bugün başkasına yapılan haksızlığı alkışlayan veya görmezden gelenler, yarın aynı haksızlığın mağduru olduklarında ve adalet talep ettiklerinde, kendilerini savunacak güçlü bir vicdan bulamayacaklar.
Örnek çok...
Karamsarlık değil bu söylediklerim. Mevcut durumun tahlili.
Bir toplum hukuksuzluk karşısında, "susma hakkımıı kullanıyorum" diyorsa sadece mağdurlar kaybetmez; topyekûn ülke kaybeder.
Kaybeden, ülke olur; değerli insanlar olur. Bu ülke hepimizin. Yaşanabilir bir ülke hayâli kurmak ve onu gerçeğe dönüştürmek için el birliğiyle çalışmamız gerekiyor.
Bunu yapmak zor olmasa gerek.
🔴🔥 #AdaletHerkesiçin
Dehşete düştüm… Sn Ömer Faruk Gergerlioğlu Milletvekilimiz tüm nezaketiyle büyük bir dramı anlatmaya çalışıyor, arkadan afedersiniz “şey” gibi anıran, sözünü kesen bir Akp’li milletvekili... Ne diyelim elbet bir adalet günü var!
Görünürlük kısıtlaması için nokta dahi olsa yorum yazmanızı rica ediyorum. Algoritmaya galip gelmek, sesimizi daha fazla duyurabilmek ve insana yaraşır bir yaşamı inşâ edebilmek için.
Şimdiden hepinize teşekkür ediyorum.
Ortak değerimiz; ayrımsız adalet ile insan onur ve haysiyetini koruma altına almak olmalıdır.
Başka bir şeye de gerek yoktur.
Seçmenden ütülen oylarla siyâsî hesap yapan birçok vekil ve belediye başkanı parti değiştiriyor. Bu şartlar altında, TBMM’de bulunan 15 siyasi partiden medet ummak, sukûtuhayâle uğramaktan başka bir şey değildir.
"AKP 25'inci yılını üç milletvekili ve yedi belediye başkanının transferiyle kutladı"
Milletvekilleri ve belediye başkanları arasında hiçbir fark yok.Tek dertleri kendi siyâsî ikballeri. Bu siyâsî anlayış halkın derdine çare olmuyor.
Mesele seçmende bitiyor.
"Hangi ilke, düşünce değişti ve bundan sonra hangi değerleri savunacaksınız?" diye sandıkta sorması gerekiyor.
Mesele makam, mevki, siyâsî güç veya gelecek hesabıysa, demokrasiden çok siyasi yararcılığın güçlendiğini düşünmek gerekiyor.
Meclis’te çok sayıda siyasi parti var. Ama vatandaşın derdi bitmiyor: Adalet bekleyen milyonlar, işsiz gençler, geçim sıkıntısı çeken aileler, emekli, işçi, çiftçi, devlet kurumlarına güvenini kaybeden yurttaş ne olacak?
Siyasetin ölçüsü kaç kişinin hangi partiye geçtiği değil, milletin hayatına ne kattığıdır.
Türkiye’nin topyekûn ahlâka ihtiyacı var. Siyâset, siyasetçinin kendisini kurtarma kıvraklığı değil; milletin geleceğini güvence altına alma sorumluluğudur.
Koltuklar, partiler ve ittifaklar değişir.
Tarih, yapılanı da yapılmayanı da yazar ve kesinlikle notunu alır.
#PolitkAhlak
DÖRT ÇOCUK ANNESİ TUTUKLANDI
KHK'lı sınıf öğretmeni Hacer Kılıç, 27 Nisan'da tutuklandı. 17, 15, 6 ve 4 yaşlarında dört çocuk annesi olan Kılıç'ın abisi:
"Çocukların psikolojisi hiç iyi değil. En büyüğü bu yıl üniversiteye hazırlanıyor. İkincisi 15 yaşında. Üçüncüsü 6 yaşında ve sol gözü görmüyor. Doğuştanmış, biz de sonradan fark ettik. En küçüğü 4 yaşında. Bu çocukların bakıma ihtiyacı var. Annelerine ihtiyacı var. Ben biliyorum, benim kardeşim suçlu değil ama elektronik kelepçeyle bile olsa 'ceza'sını çocuklarının başında çeksin." @adalet_bakanlik@ctekurumsal@AYMBASKANLIGI
https://t.co/mx7V0D80dM
Adalet sadece parası olana var…
Kara para aklama iddiasıyla tutuklanan Dilan Polat 700 gr zayıfladığı için sağlığı nedeniyle tahliye edildi.
Tek böbreği %20 çalışan ve 45 kiloya düşen Khklı Zabıt Katibi Mehmet Parlak 4 yıldır tutuklu.
Tahliyesi için ölmesini mi bekliyorsunuz?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararıyla beşizler anneleri KHK’lı Nurcan Arsan'a kavuştu.
Babaları Abdülkadir Arslan'ın ise haksız tutukluluğu sürüyor...
@MucellaYapici1
Türkiye’nin KHK mağduriyeti diye sosyal bir yarası vardır.👇
📌Vatandaş beraat etmiş, takipsizlik almış ama görevine iade edilmemiş.
Adalet bunun neresinde⁉️
📌Gazete-dergi aboneliği, sendika üyeliği gibi devletin yasal olarak müsade ettiği kurumlardan dolayı sonradan vatandaşa ceza verilmiş.
Adalet bunun neresinde⁉️
#KHKlılarÇözümBekliyor
AĞIR HASTA MEHMET GÜRLER TAHLİYE EDİLMİYOR❗️
2021 yılından beri MS hastası. Günden güne hastalığı hızla ilerliyor ve bugün itibarıyla kendisi tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuş durumda!
@cemre_birand2
İbrahimHalilAl Yaşasın
#AGS50BinHakkımız#Yenibaşlangıç#BecayisYerineMerkezi
Önemli olmasından dolayı tekrarında fayda var:
Pilotların savunmalarını @gergerliogluof Bey’in cezaevindeyken cevap olarak bana gönderdiği mektup ile birlikte okuyunuz!
UYAP’ta kaydı olan mektuplar.
👇⚠️👇