Bu ülkeyi ayakta tutan, 23 yıllık AKP iktidarında her ne kadar iyice eriyip kolu bacağı kırılsa da orta sınıftır. Ülkenin bütün y��künü bu sınıf çeker. Vergilerini öderler, suç işlemekten kaçınırlar, trafik kurallarına bile en çok bunlar uyar. Haliyle bu koca ülkenin bütün yükü de orta sınıfın omuzlarındadır.
İyi incelediğiniz zaman, güzel ve insanca bir hayat yaşamak hususunda da en talepkâr olan sınıf da bu sınıftır. Tatil yapmayı bunlar ister, düzgün bir arabaya binmeyi bunlar talep eder, kültür-sanat etkinliği talebi daha çok bunlardan gelir. İyi bir mekanda yemek yemek, iki kadeh bir şey içip arkadaşlarıyla muhabbet etmek, stadyumda bir derbi izlemek, bir antik kent ziyaret etmek vs. gibi taleplerin çoğunu orta sınıftan görürsünüz. Bunların ekseriyeti de muhaliftir. Çoğunlukla ülkenin sahil hattı ve İstanbul'da yaşarlar.
AKP'nin sırtını yasladığı Anadolulu muhafazakar kesiminse çoğunlukla böyle talepleri yoktur. Takımlarının maçını kaçak yayın bulup 144P izlerler ve bunu yaparken telefonlarına virüs bulaştırırlar. Sinemaya gidip film izlemezler, merakları varsa korsan bulmaya çalışırlar. Kaçak alkolden en çok kör olan bunlardır. İmkanları olsa hepsi Suriye'den gelen, tek dalı 10 sigaraya denk, zift gibi kaçak sigara içerler. Sosyalleşme anlayışları bile bir odaya 20 kişi doluşup orada olmayanları çekiştirdikleri akraba buluşmalarıdır. Piknik anlayışları bile bir dağın başına gidip tavuk kanadı kemirmektir ki giderken de 10 kişi balık istifi doluştukları, zor çekiş yapan ve baskı balatası "Ya sabır amına koyayım ya sabııııır!" diye bağıran bir Renault-12 yahut Broadway kullanırlar. Çoğunun arabasının muayenesi olmaz, bu yüzden polis çevirmesine girmemek için şehrin bütün sokaklarını ezberlemişlerdir. Yedikleri en lüks meyve elma, en iyi tatlı Centro muzlu gofrettir ki onu yiyene kadar Çernobil'in erimiş reaktörünü yalayın daha iyidir.
Bu devlet tüketimle döner. Çünkü büyük markalar çıkaramamıştır. ABD gibi bir Apple'a, Microsoft'a, Güney Kore gibi bir Samsung'a sahip değildir. Rusya gibi bütün dünyadan izole edilseler bile kendi kendilerine yetecek devasa doğal kaynakları ve gıda üretim imkanları da yoktur. Bu yüzden aklına gelen her şeye vergi koymak, bir çocuğa alınan bir adet çikolatadan bile 2 lira vergi cukkalamak üzerine bir sistem vardır. Yapılan her alışveriş, devletin kasasına para girmesi demektir. Bütün devlet kurumları bu parayla döner, geçiş garantili ucube projelere ya da AKP'li badem bıyıklı yandaşların çocuklarının altındaki arabalara bu paralarla kaynak yaratılır. Harcama yoksa, alışveriş yoksa, vergi de yoktur. Vergi yoksa hazine boştur, en nihayetinde devlet de yoktur.
Ülkeyi ayakta tutan ama her seferinde de Anadolu muhafazakarlarının götten göte Çankırı'dan öte dünya görüşlerine boğdurulan orta sınıf, ilk defa elindeki gücün farkına vardı ve boykot yapma kararı aldı. Biz bunu oldukça etkili bir yöntem olarak görmekteyiz. Şayet fire verilmez, düzenli uygulanır ve gereği yapılırsa bu metod AKP'yi dut ağacı gibi silkeler. Siyasal İslam'ın dini imanı, Allah'ı kitabı paradır. Para olmadığı zaman hepsi bokuna basmış ayı gibi olur, gecenin köründe "Milli ekonomiye saldırı vaaaaar." diye yangın yaparlar. Bu saatten sonra ya Ukrayna gibi komple dışarıdan gelecek sadakalara muhtaç olur ya da gümbürdeyerek devrilirler.
Orta sınıf ilk kez gücünün farkına vardı, sonuna kadar destekliyor ve sonuçlarını merakla bekliyoruz. -SON-
Günaydın. (Gülerek)
Ali Koç ve ekibi yürüttükleri iletişim stratejisiyle FB'lileri öyle zehirledi ki FB'li olmayanların muhalif olamayacağını sanıyor büyük bir kitle. Bunların sermayenin ne olduğu, nasıl işlediği konusunda hiçbir fikirleri yok. Duvarında Erdoğan portresi olan Aziz Yıldırım'ın ne iş yaptığını bilen zaten onun iktidar kim olursa olsun iyi geçinmek, desteklemek zorunda olduğunu bilir. Zamanında Fetöcüler güçlüyken bunları kulübe bizzat üye yaptığını kendisi söylüyor. Fetöcüler güçlüyken onlarla iyi geçiniyordu. Onlar gitti Erdoğan'la iyi geçiniyor. Maddi manevi en büyük destekçilerinden biri "5'li çete" diye anılan şirketlerden biri olan Limak'ın sahibi Nihat Özdemir. Ayrıntıları çoğaltabilirsiniz.
Gelelim Ali Koç'a... Koç ailesi altın çağına Erdoğan döneminde ulaştı. Kazançları bu dönemde katlandı. Onlar da kim iktidarsa onunla iş tuttu. Fetöcüler güçlüyken etkinliklerine sponsor oldular, onlarla ticaret yaptılar. Fetöcüler gidince Erdoğan'ın yanında yer aldılar. Yönetim listesine bakın: Erdoğan'ın dünürü Ali Koç'un kulüp yönetiminde en yakın adamlarından biri, Ahmet Ketenci. Bir diğer isim Hamdi Akın, 3 Temmuz operasyonu gerçekleştirildiği gün Zaman gazetesinden Aziz Yıldırım'a başkanlığı bırak çağrısı yaptı. Gazete operasyonun yapılacağı gün özel olarak ondan demeç aldı. Koç'un yeni yönetim listesinde.
Eren Dişli... Eski AKP yöneticisi Şaban Dişli'nin yeğeni. Dişli ailesinin diğer meşhur üyesinin kim olduğunu herkes biliyor. Eren Dişli, özelleştirilen Bor Şeker Fabrikasını daha özelleştirme süreci tamamlanmadan Doğuş Yiyecek'ten devralan şirketin yöneticisi.
Ali Koç'un önceki dönem yönetim kurulu üyesi Nüket Küçükel Ezberci, saray bürokrasisinde görevliydi. 2022'de Mehmet Büyükekşi'nin listesinden TFF Yönetim Kuruluna girdi.
Velhasıl kelam, bu listeler uzayıp gider. Bu adamların gazına gelip de birilerini muhaliflikten aforoz etmeye kalkanlar çok komik duruma düşüyor. Dünden beri şampiyonluğu kutladığım için "sen muhalif olamazsın" vb. yorumlar yapıyorlar. Etmeyin. :)
Son olarak,
ÇOK YAŞA ŞAMPİYON GALATASARAY.
(Gülerek)
Kararlı ifadeni görünce korku kalmaz bizde. Düşünceliysen çözüm mutlaka yakındır önemli bir meselede. Gülüyorsan birden neşeleniriz, yorgunsa bakışların kırılır kolumuz kanadımız. Bir çocuk seversin o çocuk oluruz, bir bahçe gezersin fidan oluruz. Uzaklara dalarsın bazen, rüzgar olur gideriz gözlerinle. Kocatepe’de yorgan olur seriliriz üstüne. İzmir’in dağlarında coşar gönül ırmağımız. Halay çekersin, bil ki sol yanında biz varız. Mecliste mebusun, dersinde öğrencin, büyük eserinde milletin biziz Atam. Sensiz geçen 85 yılda, sensiz geçmiş tek bir günümüz yok Atam.
#10Kasım ♾️
Kartpostal yüzü ya da bilimkurgu kahramanı değildi.
Hükümdar olmayı da istememişti.
O doğru bildiği yolda sebatla yürürken yorulmayan Selanikli bir yetimdi.
O hak bildiği menzilden ayrılmayan cesur, kararlı bir devrimciydi.
İmkansıza milletiyle birlikte meydan okuyan adamdı.
Türkiye sosyolojik olarak kocaman bir AKP'dir çünkü:
• Birey olmayı bilmiyorlar.
• İfade özgürlüğü kavramından haberleri yok. Sadece kendi kutsallarına dokunulmasın istiyorlar.
(Peygamber karikatürü yapan kişinin kafasını kesen bedeviyi desteklemek ile Atatürk'e küfür eden adamı kurşunlayan kişiyi desteklemek arasında bir fark yoktur. TCK 216, TCK 299 ve 5816 sayılı kanun dahil bütün düşünce suçları tarihin tozlu raflarına gömülmeli.
• Özel mülkiyet kavramından bi haberler. Bir insan mal kendine ait ise para veya bayrak olsa bile o mala istediği şeyi yapabilmeli. İnsanlar kendi mülküne isteği kişiyi çalıştırmama veya almama hakkına da sahip olmalıdır (İslami otellere sadece tesettürlü bayanlar alınıyor veya bazı lüks mekanlar çocuk almıyor, bunlara kimse laf etmezken bir işletme başörtülü birisini mekana almadı diye aylarca linç edilmişti)
• Baskı ve yasaklarla sorunların çözülebileceğine inanıyorlar. Siz istediniz diye OnlyFans veya TikTok'un yasaklanmasıyla, Twitter'ın, alkolün, içkinin yasaklanması arasında hiçbir fark yoktur çünkü sizin sevdiğiniz şeylerin de yasaklanmasını isteyen birileri var.
• Fikirleri hür değil, propagandaları çok kolay yiyebiliyorlar. Adeta bir koyun gibiler. Yaşlılarla gençlerin arasındaki en büyük fark birinin fikirlerini Ana akım medya belirlerken diğerinin fikirlerini sosyal medya belirliyor.
• İlkesizlerdir. Sadece işin ucu kendilerine dokununca haksızlıklara ses çıkarırlar. Başkalarının uğradığı haksızlıklar pek umurlarında değildir.
• Demokrasi anlayışları sandıktan ibarettir. Karşıt görüşlü insanların sindirilmesini severler.
• Postal yalayıcılardır. Üniformaya gereksiz sempatileri vardır. Hatta yargı mercileri ve kolluk kuvvetleri karşıt görüşlü insanları kısıtlarken alkış tutarlar fakat sıra kendilerine gelince bir bakmışsınız asker/polis vatan evladı mastürbasyonu yapan o adam askere ve polise söver olmuş.
• Pragmatist değillerdir. Bilimsel olgular yerine dogmatik bir kültürü, inançları, fanatizmi ve komplo teorilerini tercih ederler (Bu yeri gelir kendilerini badelettikleri bir tarikatçı, yeri gelir aylık birikiminin yarısını verdiği bir falcı olabilir)
• Hiçbir şeyi bilmeden her şeyi bilebilirler. Genelde en temel bilimsel, ekonomik, sosyolojik bilgileri olmamasına rağmen her konuda en doğru kendileriymiş gibi ahkâm kesmesini iyi bilirler.
• Son olarak nankör ve balık hafızalıdırlar.
Bu kişiler görüş, ırk, din, yaş, cinsiyet ve sınıf farketmeksizin toplumun çok büyük bir kısmını oluşturuyor.
Benim için değil, kendiniz için geleceksiniz sandıklara gençler. 28 Mayıs, gençliğinizi geri almak için son şanstır. Bu sizin için yaşama sevinci referandumudur.
Vatanını seven gelsin!
Kimin bu güzel vatandan kimin bu güzel vatanı satandan yana olduğu belli! Biz bu ülkeyi terörden ve mültecilerden kurtarmaya geliyoruz. Bu bir referandumdur; artık kimse kimseyi kandıramayacak. Sandığa gelmeyen 8 milyon vatandaşımızı ve tüm gençlerimizi sandığa çağırıyorum!
Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi, dahili ve harici bedhahlara karşı Türkiye, yine gençleriyle bir tarih yazmaya hazırlanmaktadır. Umudumuzu ve Atatürk’ün gençlere verdiği tarihsel görevi diri tutarak, kararlılıkla yürüyeceğiz. #19Mayıs kutlu olsun! 🇹🇷
Millet Seferberliği için Çağrı!
Yine bir 19 Mayıs'ta yola çıkalım:
"Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır."
İrademize sahip çıkmak için kaderimizi elimize alalım.
Bu çağrı hepimiz için ve hepimizindir.
Sahip çıkmaya ve yaymaya davet ediyorum.
Allah değil, sigortasız işçi çalıştırıp emek sömürüsünden nemalanan AK Partili patronlar yakar.
Sığınmacılara fahiş fiyatlı ev kiralayanlar ya da onlarla ticaret yapanlar yakar.
Suriyeli çocuklara ve genç kızlara hallenen karanlık yakar.