Dün akşam oynanan Anadolu Efes - Fenerbahçe Beko maçında yalnızca skoru değil, oyunun nasıl yönetildiğini de konuşmak zorundayız.
Bir basketbol maçında 83 serbest atış, 66 takım faulü ve sürekli duran bir oyun varsa, burada mesele artık sadece “sert mücadele” değildir. Böyle bir tabloda hakem standardı, temas kriteri ve kararların oyunun akışına etkisi doğal olarak sorgulanır.
Özellikle play-off seviyesinde oynanan kritik bir maçta düdüklerin ritmi; oyuncuların sahada kalma süresini, takım rotasyonlarını, maçın psikolojisini ve serinin dengesini doğrudan etkiler. Bu nedenle “iki tarafa da faul çalındı” demek tek başına yeterli bir açıklama olamaz.
Asıl mesele faul sayılarının kâğıt üzerindeki eşitliği değil; o faullerin ne zaman, hangi temaslara ve hangi standartla çalındığıdır.
Fenerbahçe Beko’nun uzun rotasyonunda Jantunen, Melli ve Birch’in beş faulle oyun dışı kalması, pota altındaki temas standardının nasıl uygulandığı sorusunu beraberinde getirmektedir. Aynı temaslara iki tarafta da aynı düdük çalındı mı? Hücumda ve savunmada kriter gerçekten eşit miydi? Kritik anlarda verilen faul, hücum faul, devam kararı ve sportmenlik dışı faul değerlendirmeleri aynı hassasiyetle ele alındı mı?
Nicolo Melli’nin sakatlandığı sert temas başta olmak üzere, oyunun akışını ve Fenerbahçe Beko’nun rotasyonunu doğrudan etkileyen pozisyonların hangi kriterle değerlendirildiği kamuoyuna açıkça anlatılmalıdır. Çünkü bu seviyede mesele yalnızca bir düdük değildir; bir oyuncunun sağlığı, bir takımın emeği ve bir serinin kaderidir.
Fenerbahçe Beko’nun talebi ayrıcalık değildir.
Talep edilen şey çok nettir:
Aynı temasa aynı düdük. Kritik pozisyonda aynı standart. Sertliğe değil, adalete izin veren bir yönetim.
Dün akşam ortaya çıkan tablo, Türkiye Basketbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu tarafından detaylı şekilde incelenmelidir. Özellikle kritik faul kararları, sportmenlik dışı faul kriterleri, pota altı temas standardı ve maçın son bölümündeki düdük dengesi kamuoyu nezdinde tatmin edici biçimde açıklanmalıdır.
Fenerbahçe Beko sahada mücadele eder; kazanırsa da kaybederse de emeğe saygı duyar. Ancak bu takımın sezon boyunca verdiği mücadelenin, oyuncularının sağlığının ve alın terinin tartışmalı kararların gölgesinde kalmasına sessiz kalınamaz.
Bu seride kazananı düdükler değil, alın teri belirlemeli; çünkü Fenerbahçe Beko’nun emeği hiçbir hakem kararının insafına bırakılamaz.
Hakan Safi bugün Greenwood yarın Hakan Çalhanoğlu veya Lewandowski açıklarsa Aziz Yıldırım'a yakışan seçimde birlik, beraberlik ve Fenerbahçemiz için çekilmesidir. Kabullen, efsane kal.
Fenerbahçe başkanlık makamına hak eden oturur. İcraat yapan oturur.
Stadyum için izinlerini aldı.
Amatör branşlarda bütçeleri ciddi miktarda arttırma sözü verdi.
her gün oyuncu isimlerini seçilemezse tazminat ödeme riskine rağmen açıkladı.
Emek veren hak eden kazanmalı.
Dün Atina’da sadece bir yarı final kaybetmedik; Avrupa basketbolunun en büyük organizasyonlarından birinin nasıl yönetilemediğine de hep birlikte şahit olduk.
Final Four dediğiniz yer, sadece parkede oynanan basketboldan ibaret değildir. O organizasyon; güvenliktir, adalettir, taraftar hakkıdır, bilet düzenidir, tribün planlamasıdır, misafir takıma gösterilen saygıdır.
Ama dün Atina’da biletini almış, parasını ödemiş, kilometrelerce yol gelmiş Fenerbahçe taraftarı salon kapılarında bekletildi. Aileler dağıldı, insanlar belirsizlik içinde bırakıldı, tribün planı karmakarışık hale geldi. Fenerbahçe taraftarı içeri girmeye çalışırken, kendi aile tribününde bile rakip takım taraftarı olduğu görüldü.
Bu kabul edilemez.
Kamuoyuna yansıyan ve taraftarlarımız tarafından dile getirilen, yaklaşık 5.000 biletsiz Olympiakos taraftarının salona alındığı yönündeki ciddi iddialar hakkında da EuroLeague’den ve organizasyon sorumlularından açık, somut ve tatmin edici bir açıklama bekliyoruz. Eğer biletli taraftarlarımız dışarıda bekletilirken biletsiz kişilerin salona alındığı doğruysa, bu artık basit bir organizasyon aksaklığı değil; doğrudan taraftar hakkının gaspı ve organizasyon güvenilirliğinin çöküşüdür.
EuroLeague gibi Avrupa basketbolunun zirvesi olduğunu iddia eden bir organizasyon, en temel işi yapmakta sınıfta kalamaz: Biletli taraftarı zamanında, güvenli ve hakkaniyetli şekilde salona almak.
Hakem kararları tartışılır, maç içindeki yönetim tartışılır, tribün atmosferi tartışılır. Ama hiçbir şey, organizasyonun bu kadar kontrolsüz, bu kadar hazırlıksız ve bu kadar duyarsız görünmesini açıklayamaz.
Fenerbahçe taraftarı dün takımının yanında olmak için oradaydı. Bu insanlar turist değildi; bu insanlar bu sezonun emeğini, inancını ve armasını taşımak için Atina’daydı.
Bir Final Four’da taraftarın hakkı kapıda bekletilemez.
Bir Final Four’da aileler mağdur edilemez.
Bir Final Four’da organizasyon “bakalım çözeriz” mantığıyla yönetilemez.
Bu süreçte yaşanan tüm mağduriyetlerin, güvenlik ve organizasyon zaaflarının, biletli taraftarlarımızın salona girişte karşılaştığı engellemelerin, tribün yerleşimindeki usulsüzlük iddialarının ve biletsiz seyirci girişine ilişkin tüm iddiaların sonuna kadar takipçisi olacağız. Gerekli tüm kayıtlar, tanıklıklar ve belgeler toplanarak sorumlular hakkında hukuki sürecin başlatılması için gereken adımlar atılacaktır.
Hiç kimse Fenerbahçe taraftarının hakkını, emeğini ve alın teriyle geldiği tribündeki yerini görmezden gelemez.
EuroLeague’in bu tabloya sadece “aksaklık” diyerek geçme lüksü yoktur. Açıklama yapmak, sorumluları belirlemek ve mağdur olan taraftarlara karşı somut bir telafi mekanizması oluşturmak zorundadır.
Çünkü dün yaşanan mesele sadece Fenerbahçe meselesi değildir.
Bu, Avrupa basketbolunun itibarı meselesidir.
Ve dün Atina’da o itibar ağır yara almıştır.
Fenerbahçe taraftarının hakkını gasp eden, buna göz yuman ve sonra susmayı tercih eden herkes için bu gece bir utanç belgesi olarak tarihe geçecektir.Bu rezalete sessiz kalan herkes bilsin: Dün Atina’da sadece bir organizasyon sınıfta kalmadı; Avrupa basketbolunun namusu kapıda bırakıldı.
Osimhen’e verilen hatalı penaltıda Antalyasporlu Soner Dikmen’i iyi izleyin.
Galatasaray’ı korumak için ligin prestijini getirdikleri noktayı herkes görsün.
Soner ligdeki diğer yüzlerce futbolcunun sesi olmuş. Tepkisi de herşeyi anlatıyor.
🚨 UTANMIYORLAR | Sallai, dirseğini önceden hazırlayıp direkt Brown’un kaburgasına geçirip faul verilince gülüyor.
Bu pozisyonda Sallai’ye kart çıkmadı.
Davinson: Sıdıki’ye penaltı 1. Sarı kart, Sıdiki’yi itip düşürdü ve faul dahi çalınmayan pozisyon 2. Sarı kart ve kırmızı kart.
Osimhen: Maçın başında taçta topu yere vurması, ofsayt olan golde ettiği şiddetli itiraz, Jayden faul pozisyonunda ettiği şiddetli itiraz, Guendozi ve Mert’e saldırması, ve diğer şiddetli itirazı nedeniyle sarı kartlarla kırmızı kart.
Yunus: sarı kartı varken ayağını yükseğe kaldırıp göre göre jayden’a vurması nedeniyle ikinci sarı ve kırmızı kart, penaltı pozisyonunda kendini yere atması nedeniyle bir sarı kartlık pozisyon daha.
Hangi takım bu kadar kayırılırsa şampiyon olur zaten.
Galatasaray budur. Yasin Kol diye 1 hafta tamtam çalar, penaltı olmayan pozisyondan penaltı alır, VAR'a gitmez, kaleciye kırmızı kart verdirir. Yapı budur. Kuğu gölü balesi gibi. Hakeme itiraz et, baskı altına al, her karar lehine olsun, şikenin dibine vur.
Dün oynanan kupa maçında, kırık önkol ameliyatlısı oyuncunun kolundaki koruyucu materyal, IFAB Futbol Oyun Kuralları’nın 4. Maddesi’ne aykırıdır ve diğer futbolcuların sağlığını tehlikeye atmaktadır. Buna izin veren hakem disiplin cezası almalı ve tekrarı önlenmelidir. @TFF_Org@MHK_Resmi
Fred, "stupid decision" dedi diye Galatasaray maçı öncesi kırmızı kart gördü..
dün akşam bir yabancı futbolcu, bir TÜRK hakemini sahada kovaladı !!!
ve ardından FUCK YOU diye küfür etti !!
ve Türk hakemi bütün bunlara rağmen kırmızı kart gösteremedi
4 yıldır bitmeyen kepazelik