İktisat Dr. -Ziraat Y.Mühendisi- Tarım Ekonomisi Lisans-Yüksek Lisans- Tarım ve Orman Bakanlığı 2010-..,Kırsal Kalkınma,Türkiye Ekonomisi,Yapısal Reformlar
Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin Eylül ayı raporunun ekinde yer alan bazı fiyatlara ilişkin tablo. Üreticiden markete gelene kadar fiyat değişimine dikkat: https://t.co/zAAKw8LwI5
SPK yasası 1981’de o günün banker krizine bir çözüm getirmek, yatırımcıyı korumak için kurulmuştu
Şimdi geldiğimiz noktaya bakın: Tam 44 yıl sonra memleket bir banker krizinden bir başka banker krizine geldi.
Neden?
Doğrusu ya, ben, 44 yıl aradan sonra patlak veren bu ikinci banker faciasının, Türkiye’nin özellikle son dönemde hızlanan kurumsal kapasite erozyonunun doğrudan bir eseri olduğu kanaatindeyim.
Anlatayım...
Üniversitemiz, dünyanın en prestijli çevre ve sürdürülebilirlik derecelendirme platformlarından UI GreenMetric 2026 sıralamasında dikkat çekici bir yükseliş gerçekleştirdi. Türkiye sıralamasında 22 basamak yükselerek 92’nci sıradan 70’inci sıraya yerleşen Üniversitemiz, küresel ligde ise 910’uncu sıradan 678’inci sıraya tırmanarak büyük bir atılım yaptı.
PISA’nın gösterdiği iki ayrı Türkiye
Selçuk Şirin yazdı
PISA 2025, Türkiye’de tek bir eğitim tablosu olmadığını gösteriyor. Sosyoekonomik açıdan en avantajlı ve en dezavantajlı çocuklar arasındaki öğrenme farkı matematikte yaklaşık beş yıla ulaşıyor. Buna bilgi işlemsel problem çözmedeki, gerilik ve öğrencilerin yarısından fazlasının okuldan en az bir gün uzak kaldığını gösteren devamsızlık verileri eklenince, önümüzde üç büyük ödev beliriyor: Fırsat eşitsizliğini azaltmak, çağın becerilerini kazandırmak ve çocukların okulla bağını güçlendirmek.
Selçuk Şirin'in (@SelcukRSirin) yazısı Oksijen’de.
https://t.co/fC74d3FMd5
Yaşadığımız olaylar, yapılan yanlış ve dolambaçlı işler karşısında toplumun çıkarlarını koruma yetisi ile donatılmış kurumlara sahip olmanın değerini bir kez daha ortaya koymuştur.
Son fon krizi, çılgın sürreel faizle enflasyonun patlatılması, merkez bankasının rezervlerinin arka kapıdan boşaltılması...
Bütün bunlar kurumların zayıflamasının bir yansımasıdır.
Umarım bu yaşananlar bize ders olur da basiretli ve ehil kurumların önemini tekrar hatırlarız.
2018’den 2026’ya TL’nin dolar karşısındaki değeri 0.21 dolardan 0.021 dolara düşerek yaklaşık %90 erimiştir. Tersinden bakıldığında dolar/TL yaklaşık 10 kat artmıştır.
Rule of 72 mantığıyla bu, kurun yaklaşık her 2.4 yılda bir ikiye katlandığı; yıllık ortalama değer kaybının da kabaca %30–33 bandında olduğu anlamına gelir.
🌿 Mudurnu’dan Geleceğe Taşınan Bir Lezzet: Basma Helva
Geleneksel ustalığın, emeğin ve yüzyılların birikiminin zarif bir lezzete dönüştüğü Mudurnu Basma Helvası…
Asırlık tarif, yöresel üretim kültürü ve eşsiz lezzetiyle 2020 yılında Mahreç İşareti alarak tescillenmiş; Bolu’nun köklü mutfak mirasının seçkin değerleri arasındaki yerini almıştır.
Geçmişten sofralara, sofralardan geleceğe…
Bolu’nun eşsiz mutfak mirası. 💫
PISA 2025 dün açıklandı! İki büyük haber var: Dünya düşüyor, Türkiye yükseliyor!
OECD’de son üç yılda matematik 9, okuma 14 puan gerilerken Türkiye, karşılaştırılabilir 23 OECD ülkesi içinde matematik, okuma ve fenin üçünde birden puanını artıran tek ülke. Üstelik yükseliş özellikle en başarılı öğrencilerde dikkat çekici.
Öncelikle her sabah sınıfa girip işini yapan öğretmenlere, çocuğunun peşinden koşan, varını yoğunu eğitime yatıran velilere ve o sıralara oturup çalışan çocuklara teşekkür ediyorum. Bir teşekkürü de sonuçlar iyi de olsa kötü de olsa Türkiye’nin PISA’ya katılımını sürdüren Bakanlığımıza yapmak istiyorum.
Peki artışın kaynağı nedir? Ben şimdilik üç hipotez üzerinde duruyorum: LGS’deki yeni nesil sorular, okulöncesi eğitimin yaygınlaşması ve OECD’ye göre çok daha genç olan öğretmen kadromuz.
Ama rapordan ödevlerimiz de var: Devamsızlık OECD’nin iki katından fazla, ileri düzey problem çözmede gerideyiz ve dar gelirli varlıklı aile arası başarı makası hâlâ açık.
Türkiye neden yükseldi, bundan sonra ne yapmalı? Gerisi cuma günü @GazeteOksijen’de.
OVP’den 24 gün önce açıklanan TCMB Enflasyon Raporu’nda (ER) 2027 sonu enflasyon hedefi %15'ti
OVP'de ise %21
OVP 24 günde hazırlanmadığına göre, ER'den önce hedefin %21 olacağı belliydi.
Merkez Bankası neden %21 olduğunu açıklamadı da %15'te tuttu?
Para politikasına bir darbe değil mi?
Bugünün ruhuna uygun birtakım veriler. Tabloda başkanlık rejimine geçmeden önce ve sonraki durumda çeşitli sosyal sıralamalardaki yerimizi görebilirsiniz.
30 Ağustos vesilesiyle bir kitap önerisi yapmak isterim.
Görüşlerine katılırsınız/katılmazsınız ama konu Kurtuluş Savaşı olduğunda bu eseri yok saymak mümkün değildir.
Doğan Avcıoğlu, Millî Kurtuluş Tarihi kitabında (dört ciltlik eser yakın zaman önce tek cilt altında toplandı) Kurtuluş Savaşı'nı çok farklı bir perspektifle, tarihsel maddeci bir yöntemle ele alır.
Kendisi numaralandırmıyor ama esere dikkat çekmek için altı önemli tezini şöyle özetleyebilirim:
Tez 1: Millî Mücadele’nin başlangıcında belirleyici olan, gelişmiş bir antiemperyalist bilinçten ve İnziliz/Fransız güçlerine karşıtlıktan ziyade, Anadolu’daki Türk ve Müslüman varlığını tehdit eden Yunan ve Ermeni ilerleyişi karşısında bu aktörlere karşı canı, namusu ve toprağını (bir bakıma mülkiyetin yeniden el değiştirmesi olasılığına karşı) koruma kaygısıydı.
Tez 2: Aydınların önemli bir bölümü (hatta çok şaşıracağınız isimler) tam bağımsızlığın mümkün olduğuna inanmıyor, kurtuluşu İngilizlerle uzlaşmada veya Amerikan mandasında arıyordu. Entelektüellerin ezici çoğunluğu mandacıydı. Hatta geleneksel Rus düşmanlığı, bazı çevreleri Türkiye üzerindeki asıl emperyalist baskıyı kuran İngiltere’yi dost saymaya kadar götürmüş ve bir tür “dolaylı İngilizcilik” yaratmıştır.
Mustafa Kemal’in ayırt edici yanı, bu ortamda tam bağımsızlığı başından beri bir “millî sır” gibi taşıması ve adım adım mücadelenin gerçek hedefi hâline getirmesidir.
Tez 3: Türkiye’nin kurtuluş savaşı, sınıfsal yapısı bakımından Çin ve Hindistan örneklerinden ayrılır. Bu ülkelerde feodal güçler çoğunlukla emperyalizmin yanında yer alırken Türkiye’de eşraf, ağalar, aşiret reisleri ve şeyhler, işgal tehlikesi ve azınlıkların toprak talepleri karşısında Millî Mücadele’ye katılmış, yer yer mücadelenin öncüleri arasında bulunmuştur. Bunun sonucu, antiemperyalist mücadelenin antifeodal bir mücadeleye dönüşmemesi olmuştur.
Yani köylü, ülkesini kendisini sömüren ağayla birlikte kurtarmak zorunda kalmıştır. Komintern belgelerinde de dikkat çekilen bu çelişki nedeniyle köylünün ağaya karşı toplumsal mücadelesi, millî kurtuluştan sonraya ertelenmiştir.
Tez 4: Kurtuluş Savaşı'nın sınıfsal karakteri, Mustafa Kemal’in sivil-asker devrimci kadrosunun önündeki temel açmazı da oluşturur. Savaşı yürütecek başka örgütlü bir sınıfsal güç bulunmadığından eşrafa ve yerel egemenlere dayanmak zorundadır. Dolayısıyla savaş koşullarında istese bile antifeodal bir toprak devrimine girişebilecek toplumsal zemine sahip değildir.
Tez 5: Cumhuriyet radikal bir üstyapı devrimi gerçekleştirmiş, fakat bunu tamamlayacak altyapı devrimi eksik kalmıştır. Cumhuriyet, laiklik, hukuk ve eğitim reformları büyük tarihsel ilerlemelerdir. Gakat bunların kökleşmesi köklü toprak reformuna, planlı kalkınmaya ve köylüyü gerçekten “milletin efendisi” yapacak ekonomik dönüşüme bağlıdır. Ne var ki Kurtuluş Savaşı’nı mümkün kılan ittifak, zaferden sonra devrimin sınırına dönüşmüştür. Eşraf ve büyük toprak sahipleri Meclis ve parti içindeki güçlerini korumuş, toprak reformu gibi dönüşümleri engellemiştir. Devrimci bürokrasi ise örgütlü halk desteğinden yoksun kaldığı ölçüde devlet mekanizması içinde “boşlukta” kalmıştır.
Tez 6: Lozan’ın belki de en önemli kazanımı, Türkiye’ye bağımsız bir kalkınma yolu açmasıdır. Kapitülasyonların kaldırılmasıyla kazanılan bu imkân, Atatürk döneminde planlı devletçilik ve Sovyetler Birliği ile karşılıklı güvene dayanan dengeli dış politikayla korunmuştur.
Avcıoğlu’na göre kırılma 1939’daki İngiliz ittifakıyla başlamıştır, savaş sonrasında Anglo-Amerikan yörüngesine girişle derinleşmiştir.
Bundan tam 104 yıl önce, 25 Ağustos’u 26 Ağustos’a bağlayan gece, Afyon ili Şuhut ilçesi Büyük Kalecik köyü arka dağ eteklerinden başlayıp 17 kilometrelik yolu gece boyunca kat ederek sabah şafağı öncesi Kocatepe’ye vardılar..
Karargâh Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Birinci Ordu Komutanı Nurettin Paşa, 12 subay ve 35 erden oluşuyordu. Nallarına ses çıkarmaması için bezler sarılmış merkep, katır ve atlarla birlikte hareket ediyorlardı.
Nazım Hikmet’in Kuvay-i Milliye Destanı’nda o anlar şöyle anlatılır;
Dağlarda tek
tek
ateşler yanıyordu
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: "Uc" dediler,
Sarisin bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun basına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı..
Karşıda mevzilenmiş olan ve Yunan ordusu ile temsil edilen emperyalizme karşı, şayak kalpaklı adam, saat tam 04:30’da taarruz emrini verdi.
Çeyrek yüzyıldır cepheden cepheye sürülmüş Anadolu’nun yiğit evlatları, Mehmetçik, bu kez vatanını korumak adına, bu emirle başlayan top atışlarının ardından ileri atıldı.. Çok daha yüksek askeri güce sahip olmasına rağmen, taktik ve inanç üstünlüğüne sahip ordumuz karşısında neye uğradığını şaşıran Yunanlılar, yalnızca 4 gün sonra, 30 Ağustos 1922 günü yapılan Dumlupınar Meydan Muhaberesi’nde tümüyle bozguna uğratıldı ve “Ordular, İlk Hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” emriyle işgal altındaki kentler bir bir kurtarıldı, emperyalizm 9 Eylül 1922 günü denize döküldü..
Tarihini bilmeyen ulusların geleceği yoktur..
Siz çok yaşayın Mustafa Kemal Atatürk ve yoldaşları..
Kurduğunuz Cumhuriyet sonsuza kadar yaşayacak..
Usulca gidiyoruz ayak izlerinden,
Sessizce yürüyoruz yollarından,
Sesimiz çoğalsın,
Geleceğimiz aydınlansın diye..
ACI KAYBIMIZ!
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nin duayen akademisyenlerinden, değerli bilim insanı, sevgili hocamız, hocaların hocası Prof. Dr. Gülten Kazgan’ı kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz.
Değerli hocamızın cenazesi ile ilgili bilgiler daha sonra paylaşılacaktır.
YKS Yerleştirme sonuçları açıklandı. Puan ve sıralar el yaktı...
Tüm güncel puan, yaklaşık sıralama ve doluluk bilgilerini aşağıdaki linkten paylaşacağım. Özet ve ayrıntılı tablolar ile süreci doğru analiz etmeniz için tüm dosyalar ücretsiz olarak bu linkte olacak...
https://t.co/4SidscWuDr
My new book #WhatHappenedToLiberalDemocracy is out on August 11. Here is a brief message about my motivation for writing this book and its central thesis. Pre-order links are available here: https://t.co/Ov218cLBqt. I hope you will join me in the discussion.
İktisatçı Mahfi Eğilmez: "Enflasyon olayını uzattık ve tadını kaçırdık. Tadını kaçırınca böyle müdahaleler giriyor devreye. Ekonomi programımızı bir daha düşünmemiz lazım. Artık fiyat algısı kalmadı. Karpuzun kilosu 10 liraya inince seviniyor insan ama iki sene evvel 15 kuruştu"
@mahfiegilmez@servet_yldrm