Şu an sevrin imzalandığı, İstanbul’un işgal edildiği dönemin aynı iklimi var. Teali islam’ı var. Kürt teali cemiyeti var. İngiliz muhipleri var. Yabancı efendilere peşkeş çekilmiş kurumlar, onlara yaranmak için Türkün dışlanması var. Tek eksik Kuva-i Milliye yok.
• Burhan Can Terzi’nin alınması.
• Sebahattin Şirin’in alınması.
• Dursun Özbek’in kameralardan kaçması.
• Hiç bir yöneticinin piyasada olmaması.
• Transferlerin olmaması.
Bu durum hiç normal değil. Bir çok Galatasaray taraftarıda böyle düşünüyordur.
Siyasetin aslında koca bir tiyatro olduğunu, bir avuç vatan aşığı fedai dışında "ana" aktörlerin tamamının Amerika tarafından kontrol edildiğini bir kez daha gördüğümüz bir gün oldu...
Küba Devlet Başkanı:
“Marksizm-Leninizm ölü bir doktrin, bir ilmihal değildir; aksine yaşamın somut sorunlarını çözmek için bir yöntem, bir rehber ve bir araçtır... Bilimsel Marksizmin bize öğrettiği gibi sosyalizm, kapitalist barbarlıktan çıkışın hâlâ tek gerçekçi ve insani yoludur.”
Adamlar sıfır ulusal eşitlik talebi ve rejimin tek bir örgüte özel tanıdığı af yasasını kabul ettiler, o affı da rejimin komisyon üyeleri istediklerine verecek.
Buna evet diyen sosyalist partiler ve vekilleri var.
Arkadaşlar hiç mi devrimcilik kalmadı sizde, sıfır mı.
Dil sadece dil değildir, kullandığımız kavramlar hem nasıl düşündüğümüzü, hem de bize neyin böyle düşündürttüğünü gösterir. Siyaset ve toplumda “Kürtler”, “Türkler”, “Ermeniler”, “Fransızlar” vb. yoktur; devletler, halklar, sınıflar, örgütler vardır. Diyelim ki Hmong hareketi diye bir şey olmaz, bu tanımı gereği saçmalıktır: çünkü saf etnik bir hareket olamaz. Bu tür hareketler ancak sınıfsal veya siyasi sıfatlarla (Hmong milliyetçiliği, Hmong faşizmi, Hmong küçükburjuva hareketi, Hmong burjuva hareketi, vb.) tanımlanır. Keza, eşit yurttaşlık diye bir şey de olamaz; zira burjuva devrimlerinin sonucu olarak yurttaşlık zaten, yurttaşların kanun karşısındaki hukuki (biçimsel) eşitliği anlamına gelir. Yurttaş eşitliği ve eşit yurttaşlık aynı şeyler değildir; birincisi eksik olduğunda bile eşyanın tabiatı gereği erişilmesi beklenen ve istenen bir hedef, ikincisi saçmalıktır.
“Kavramlar” başlıklı yazımda da yazmıştım bunun üzerine; sanırım konu hiç eskimeyecek. https://t.co/yjJpXfSdGc
Tam 106 yıl önce bugün, 10 Ağustos 1920'de dönemin Osmanlı yonetiminin imzaladığı Sevr Antlaşması, Türkiye'yi parçalıyordu.
Sevr Antlaşması'na göre İzmir başta olmak üzere Ege'de çok geniş bir bölge ile İstanbul kapılarına kadar Doğu Trakya Yunanistan'a bırakılacaktı.
Sevr'e göre Türkiye'nin doğusunda bir bölge Ermenistan'a bırakılacak onun güneyinde ise aşamalı olarak bir Kürt Devleti kurulacaktı.
Türkiye Lozan'da Türkiye'nin üniter bütünlüğünü savundu. Ermenistan'a toprak vermedigi gibi Cumhuriyeti kuranlarin, "öz kardeş" diye adlandırdığı Türklerle Kürtleri ayrıştıracak Türkiye içinde ayrı bir Kürt Devleti kurulmasına da izin vermedi.
Ayrıntı için bkz. 👇
Sinan Meydan yazdı : Sevr, Türkiye’yi böyle parçalıyordu | Cumhuriyet https://t.co/Z12WiNv5IF
Cumhuriyeti Türkler ya da Kürtler kurmadı. Cumhuriyet, emperyalizmle savaşırken, emperyalizmin işbirlikçisi gerici Türkler, Kürtler ve Çerkesler'e rağmen onlarla dövüşerek kuruldu.
Bu dövüşenlerin çok azı Kürt, Arap ve diğerleriydi.
Çünkü Kürtler'in dün olduğu gibi bugün de, aşiretlerden, tarikatlardan ve ağalardan bağımsız bir eylemi ve düşüncesi yok ve halen de olmamakta. Öcalan, Hizbullah, Ahmet Türk, Menzil gibi ağalardan ve şeyhlerden bağımsız, müstakil bir fert olarak varolamıyorlar.
Hasılı, Cumhuriyeti ekseriyetle Devrimci Türkler kurdu.
Adı bu nedenle Türk Devrimi'dir.
Fransız Devrimi'nde 3-5 tane Oksitan, Alsas Almanı, Korsikalı, Breton var diye, ''Fransız Devrimi'ni Bretonlar ve Oksitanlar yaptı'' diyene geri zekalı derler.
Türkiye'de ise gerizekalılar parti başkanı filan olabiliyor demek ki.
Komprador Koçlar'ın, Sabancılar'ın, gerici toprak ağalarının, başı sıkıştığında askeri çağırarak, 72 çeşit sağcıya ve sahte solcuya karagöz-hacivat oynatarak kemirdikleri ''Cumhuriyetimizin'' rektifiye edilmesi şart.
Motor aşağı inecek. Kemalizm'in sosyalist bir yorumu ile rektifiye edilecek.
İster anlayın, ister anlamayın, ister beğenin ister beğenmeyin.
Yoksa muhatabınız Tom Barrack ve BlackRock olacak.
Yarın 10 Ağustos. 106 yıl önce, 10 Ağustos 1920' de Türk milletini yok sayan Sevr antlaşması imzalandı.
Emperyalistlerin kuklası olmuş bir grup hariç Türk milleti Sevr’i kabul etmedi. Sevri, Osmanlı Mebusan Meclisi onaylamadı ve TBMM reddetti. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kazanılan Kurtuluş Savaşı işe emperyalizmin emelleri çöpe atıldı.
Ancak emperyalistler Sevrden hiç vazgeçmedi.
Rahmetli Erbakan hoca emperyalistlerin Sevri tekrar nasıl getireceklerini yıllar evvel kendi üslubu ile kısa fakat öz biçimde anlatmıştı.
Rahmetle analım…