Bingöl’de yaşanan arsa ihalesi, artık yalnızca bir ekonomik mesele değildir; hukuki, sosyolojik ve vicdani boyutlarıyla halkın onurunu ilgilendiren bir meseleye dönüşmüştür.
Hukukun görmezden geldiği her yerde, vicdan konuşmak zorundadır. Bu arsalar yalnızca rakamlardan ibaret değildir; bu arsalar, Bingöl’ün yetimlerinin, işsiz gençlerinin, hamallıkla ömür tüketen emekçilerinin geleceğidir. Mülkiyet hakkı, Anayasa’nın 35. maddesi ile güvence altındadır. Bu hak, yalnızca güçlülerin değil, her bir vatandaşın hakkıdır.
İhale şartnamesi açıktır: Bedel süresinde yatırılmazsa ihale iptal edilir. Buna rağmen, 863 milyon TL bedelle ihale edilen arsaların ödemesi yapılmadığı halde süreç iptal edilmemiştir. Bu açıkça 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na, hukuk devleti ilkesine (Anayasa m.2) ve kamu yararına aykırıdır. Anayasa’nın 125. maddesi, “İdare, her türlü işlem ve eyleminden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” der. Bugün ihale iptal edilmediği için kamunun zararı 304 milyon TL’ye ulaşmıştır. Bu zarar, halkın cebinden çıkmaktadır.
İhale şartnamesi açıktır: “Taşınmazın satıldığı alanda eski kiracı bulunmakta olup … istekli Bingöl Yem-Süt A.Ş.’den hiçbir talepte bulunamaz, hak iddia edemez.” Yani kiracının varlığı, alıcıyı ve satışı hiçbir şekilde bağlamaz. Buna rağmen bugün, “kiracı sorunu” bahanesiyle ödeme yapılmadığı halde ihale iptal edilmemiştir. Bu durum, yalnızca şartnameye değil, aynı zamanda idarenin tarafsızlık ve eşitlik yükümlülüğüne (Anayasa m.10) de aykırıdır.
Şimdi soruyorum:
•Halktan bir vatandaş parasını süresinde ödemediğinde devlet nasıl davranır? Peki sıra zengine geldiğinde neden görmezden gelir?
•Garibanın traktörünü, işçinin maaşını haczetmekte tereddüt etmeyen devlet, milyonluk arsayı ödemeyenlere neden göz yumar?
•Bu topraklarda hiç arsası olmayan binlerce aile varken, onca metrekareyi “bedavaya” alanların vicdanı rahat olabilir mi?
•Hukuk, garibanın kapısına dayandığında mı hukuk olur; yoksa zengine dokunduğunda da aynı cesaretle işletildiğinde mi?
•Yarın çocuklarımız, “neden hakkımızı savunmadınız?” diye sorduğunda hangi cevabı vereceğiz?
Bu mesele yalnızca bir ihale meselesi değildir; bu mesele bir hukuk mücadelesidir, bir vicdan sınavıdır, bir siyaset meselesidir. Eğer hukuk üstün olacaksa, ihale iptal edilmeli, kamu zararı telafi edilmeli ve sorumlular yargı önüne çıkarılmalıdır. Aksi halde adalet değil, güçlülerin menfaati hüküm sürmüş olur.
Unutulmamalıdır ki; kamu görevlilerinin bu süreçte ihmal veya kastla hareket etmeleri halinde TCK m.257 uyarınca “görevi kötüye kullanma”, ihalenin süresinde iptal edilmemesi ve bilinçli şekilde özel bir kesimin lehine sürdürülmesi halinde ise TCK m.236 uyarınca “ihaleye fesat karıştırma” suçlarının unsurları oluşmaktadır. Bu yalnızca idari bir hata değil, cezai sorumluluk doğuran bir fiildir.
Bingöl halkına sesleniyorum: Bu mücadele kişisel bir çıkar kavgası değil, çocuklarımızın geleceğini, halkın onurunu ve hukukun üstünlüğünü savunma mücadelesidir. Eğer bugün susarsak, yarın çocuklarımız bize “neden hakkımızı savunmadınız” diye soracaktır. Eğer bugün konuşursak, yarın onlara alnımız ak bir miras bırakacağız.
Bu çağrı, yalnızca Bingöl halkına değil, haksızlık karşısında vicdanı sızlayan herkese yöneliktir. Çünkü hukukun olmadığı yerde vicdan da yaralıdır, yarının umudu da.
Ne güzel abimizdin sen Sırrı abi... 🩶
İlk sayımızdan beri yanımızdaydın, son sayımızda da güzel bir yazınla varsın. Kalbimizde aklımızda hep böyle güzel kalacaksın... Yakınlarıyla sevenlerine sabır ve başsağlığı dileriz. 📚 #OTdergi
Her kavgada ölen benim,Bayrak tutan çarpışan,Her kadın toprağı tırnaklıyarak
Doğurur beni,Özlem benim kavga benim aşk benim, Bekle beni anne bir sabah çıkagelirim acını süpürmek için açtığında kapını bir sabah anne bir sabah!
Bingöl'de bir uyuşturucu bağımlısının, aldığı uyuşturucunun etkisiyle şehirde rastgele insanlara saldırması sonucu onlarca yurttaşımız yaralanmış, 2 yurttaşımız ise hayatını kaybetmiştir. Öncelikle yaralılara geçmiş olsun diyor, hayatını kaybedenlerin ailelerine de başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Bu trajik olay, uyuşturucuyla mücadeledeki yetersizliği acı bir şekilde gözler önüne sermiştir.
Aylar önce Bingöl'de uyuşturucu kullanımının ve satışının önlenmesi için bir araştırma önergesi verdik; ancak sonuç alamadık. Failin ailesi, defalarca kez CİMER'e, İçişleri Bakanlığı'na ve savcılığa dilekçe yazıp yardım istemesine rağmen hiçbir sonuç alamamıştır. İlla birilerinin mi ölmesi gerekiyordu?
Bingöl Valisi, şehrin huzuru için sorumluluk alacağına, AKP'nin il başkanı gibi çalışıp parti propagandası yapıyor. Şehri güvenli hale getirmek için sorumluluk almak yerine, siyasi çıkarlar uğruna hareket edilmesi kabul edilemez. Emniyet müdürlüğü ne iş yapıyor? Görevini yapmayan yetkililer, halkın güvenliğini sağlamayıp kendi çıkarlarını koruyorlar. Bu sırada da uyuşturucu çeteleri şehirde cirit atıp, hayatları karartmaya devam ediyor.
Mersin'de sahilde halay çekip şarkı söyleyen gençleri anında gözaltına alıp, şovenist şarkılar dinleterek huzuru sağladığını düşünenler, uyuşturucuyla mücadelede tamamen başarısız olmuştur. Kolluk kuvvetleri, yalnızca iktidarı korumakla meşgulken, halkın huzurunu ve can güvenliğini tehdit eden olaylara müdahale etmiyor. Bu olay, iktidarın Kürt ajandasında var olan özel savaş politikalarından bağımsız değildir. Bu trajedinin tek suçlusu, iktidar ve onun atadığı idari ve mülki amirlerdir.
Bugün yaşananlar, iktidarın ihmalleri nedeniyle Bingöl'deki hiç kimsenin can güvenliğinin olmadığının en somut göstergesi olmuştur. Halkımızın huzurunu ve can güvenliğini sağlamak, siyasi hesapların üzerinde tutulmalıdır.
https://t.co/Qsbv9q9l65
Gençlerin bir derdim var notuyla paylaştığı videolar trend olmaya devam ediyor.
Twitch yayıncısı Elraenn'in gençlik sorunlarıyla ilgili yaptığı konuşma gündem oldu.
675 nolu KHK ile hukuksuz bir şekilde ihraç edilen arkadaşımız Şevder ATLI bugün 27. İdare mahkemesi kararıyla görevine iade edildi. Son arkadaşımız dönünceye kadar mücadelemize devam edeceğiz. KHK ler gidecek biz kalacağız.