Sürekli anlattıkları 'devlet aklı' neler yapıyor bir bakalım!
Aylarca "Türkiye küresel üretim üssü oluyor" diye pazarlanan BYD fabrikası kararı askıya alındı. Neden mi?
📌 Körfez’in rant sermayesi tek elden atılan imzaları sever ama milyar dolarlık teknoloji sermayesi hukuki güvence de ister. Bir gecede kurumların ve anayasanın "mutlak butlan" sayılabildiği, dış politikada diplomasinin yerini “şahsi dostlukların” aldığı bir ekosisteme uzun vadeli yatırım gelmez.
📌 Nisan ayında 16 yıllık otoriter Orbán rejimi sandıkla değişti ve Macaristan yeniden hukukun üstünlüğüne ve AB normlarına dönme ihtimali belirdi. Çin sermayesi, kuralların her gün değiştiğim bir Türkiye'de risk almak yerine, Macaristan'a odaklanmayı seçti. Sermaye, "şark kurnazlığını" değil, öngörülebilirliği tercih etti.
Ekonomik masallar ve "tüccar-diplomasi" çöktü. İktidarın neden canhıraş bir şekilde "Sınırımızda savaş var, iç cepheyi tahkim etmeliyiz" dediğini biliyoruz. Satacak umut kalmadığında, geriye sadece korku ve beka siyaseti kalır.
Bize zorla giydirmeye çalıştıkları "Demokrasisiz Monarşi" gömleği, gerçekliğe çarpınca işte böyle paramparça oluyor.
Romanya ve Macaristan'da üretim maliyeti, Türkiye'deki üretim maliyetinin Avro bazında yarısı. Mısır'da Türkiye'dekinin beşte biri. Ekonomiyi global pozisyonunuza göre yönetemezseniz, taşıma su ile sonuç alamazsınız. Teşvikle hamasetle bu iş olmaz.
BYD'nin Türkiye'den Macaristan'a dönmesi, Türkiye'nin global düzlemde kaybettiği pozisyonunu da, Türkiye'de üretim faaliyeti gösteren Türk şirketlerinin dramını da apaçık belli ediyor.
Alım gücü daha yüksek olan Avrupa'da Türkiye'den daha ucuza üretilen mal, alım gücü daha düşük olan Türkiye'ye satılacak. Bu anormalliğin ekonomi yönetimindeki hatalardan kaynaklandığını ve hızla kırılganlaştığımızı gizlemek isteyenler de habire gündem değiştirip duracaklar.
CHP Milletvekili Mahmut Tanal:
"Sayın Kılıçdaroğlu çok konuşmak istiyorsa AKP Grubu'na gitsin, istediği kadar konuşsun.
Kendisine 15 gündür CHP Genel Başkanıyım diyor, 1 defa bile AKP'yi eleştirmedi."
7 HAZİRAN NEDEN ÖNEMLİ?
Türkiye’nin yakın siyasal tarihi, yalnızca seçim sonuçlarıyla değil; seçimlerin ardından yapılan müdahaleler, hukuk düzeninde yıkımlar, toplumsal travmalar ve demokratik işleyişe düşürülen gölgelerle birlikte okunmalıdır. 7 Haziran 2015 seçimleri, bu açıdan yalnızca bir sandık sonucu değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal ve siyasal tarihinde derin kırılma yaratan uzun bir dönemin başlangıç eşiği olduğundan, siyasal iktidarın özgür seçimler yoluyla eldeğiştirmesi ereğinde “ortak demokratik bellek” olarak hep canlı tutulmalıdır.
1.7 Haziran 2015 genel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Kasım 2002’den sonra ilk kez TBMM’deki çoğunluğunu kaybetti.
2.Hükümetin Davutoğlu’nun başbakanlığında kurulması için AKP ve CHP arasında görüşmeler yapıldı.
3.Görüşmeleri sonlandıran AKP, bu görüşmelerin “istikşafi”, yani danışma niteliğinde olduğunu açıkladı.
4.Hükümeti kurma görevini ana muhalefet partisine vermeyen Cumhurbaşkanı, Kılıçdaroğlu için “Saray’ın yolunu mu biliyor?” diyerek seçimlerin 1 Kasım’da yinelenmesine karar verdi.
5.20 Temmuz’da Suruç’ta başlayan ve 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na kadar süren saldırılarda yüzlerce masum yurttaş yaşamını yitirdi, binlercesi yaralandı. Dönemin Başbakanı, ölüm sayıları ile oy oranları arasında bağlantı kuran açıklamalarda bulundu.
6.1 Kasım 2015’te yinelenen seçimlerde AKP, TBMM’de yeniden çoğunluğu elde etti.
7.15 Temmuz 2016 gecesi, 17-25 Aralık operasyonlarıyla gün ışığına çıkan iç kavgaya kadar AKP yönetiminin fiili ortağı olan yapı, başarısız bir darbe girişiminde bulundu. Yüzlerce yurttaş öldü, binlercesi yaralandı.
8.16 Nisan 2017’de yapılan Anayasa halkoylaması, mühürsüz zarf ve oyların da sayılması sonucunda “evet” olarak sonuçlandırıldı. Böylece hükümet ilga edildi, siyasal sorumluluk mekanizması ortadan kaldırıldı ve parlamenter rejime son verildi.
9.Mayıs 2023 seçimleri sürecinde, seçim sonuçları üzerinde etkili olduğu tartışılan “montaj resmi video” şaibesi daha sonra itiraf edildi.
10.31 Mart 2024 yerel seçimleri, CHP’nin birinci parti olmasıyla sonuçlandı. Mart 2025’ten itibaren, yargının araçsallaştırılması yoluyla yönetimi CHP’de bulunan belediyelere yönelik operasyonlar devam etti.
11.14 Mayıs 1950’de başlayan iktidarın serbest seçimler yoluyla el değiştirmesi sürecine, 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında düşürülen gölge hâlâ devam etmektedir. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal ve siyasal tarihinin son 11 yılına ilişkin toplumsal belleğin sürekli canlı tutulması tarihsel ve demokratik bir sorumluluktur.
Koca koca salonlarda poz vermek ne kolay, sokağa inip karışsanıza halkın arasına, utanmadan şu pozu verebiliyorsunuz! Ama çok iyi oldu, hepimiz zihinlerimize öyle bir kazıdık ki sizi, ne hiç kimsenin ne tarihin unutmasına asla izin vermeyeceğiz.
SON DAKİKA | Mansur Yavaş'tan Kılıçdaroğlu'na:
"İnsanımızın değişim umudu, geleceğe bakma isteği ve ülkenin yeniden ayağa kalkacağına dair inancı, gençler için, emekliler için daha güzel bir ülkede yaşama umudu, benim kişisel vefa duygumun çok çok üzerindedir!"
“Cahil Filozof” Voltaire’in yetmiş iki yaşında yazdığı, emin oldukları ve hâlâ şüphe duyduklarının bir kataloğudur. “Ben kimim?” sorusundan başlayarak çıktığı yolculukta Descartes, Spinoza, Leibniz gibi düşünürlerin tezleriyle yüzleşir, kendinin ve başkalarının cehaletinden geçer ve aklın şafağına ulaşır. Bu küçük ama etkili eser Voltaire’in felsefesinin inancıyla birleştiği noktaya ışık tutması açısından da önem taşır.
Fransız edebiyatının en önemli yazarlarından, eleştirel zekâsı ve hiciv ustalığıyla sivrilen #Voltaire’in eseri “Cahil Filozof” Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nda.
https://t.co/exUXDZGdjW
Sözcü gazetesine FETÖ’ye yardımdan ceza veren mahkemenin başkanı Akın Gürlek, S.Ö. adlı 15 yaşındaki kıza 84 kişi tarafından tecavüz edilmesine dair dosyanın Fethullahçılar tarafından nasıl kapatıldığını anlatan haberleri yasaklatan hakimdir. Söyleyeceklerim bu kadar.
Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Sana yemin olsun.
Bugüne kadar ne mücadele verdiysem, daha fazlasını senin için yapacağım.
Öyle Twitter’da falan değil sokaksa sokak, meydansa meydan !
@eczozgurozel