KÜRDÜN EVİ YANIYOR, ÖCALAN YUMURTASINI PİŞİRMENİN DERDİNDE
1/15
PKK bir kast kurmuş, tepesine Öcalan’ı yerleştirmiş, sözü, yetkiyi, kararı ona teslim etmiş olabilir.
Öcalan’ın her kelamını hakikat kabul etmek isteyen de edebilir.
Bu onların meselesidir.
Ama Kürtler PKK değildir
15/15
Benim gördüğüm tehlike tam burada:
Kürt milletinin geleceğinin tek kişinin siyasi geleceğine, statüsüne veya özgürlük alanına tahvil edilmesi.
Bir milletin iradesini tek kişinin ağzına teslim ederek o milleti özgürleştiremezsiniz.
İlk kaşıkta tuz belli.
KÜRDÜN EVİ YANIYOR, ÖCALAN YUMURTASINI PİŞİRMENİN DERDİNDE
1/15
PKK bir kast kurmuş, tepesine Öcalan’ı yerleştirmiş, sözü, yetkiyi, kararı ona teslim etmiş olabilir.
Öcalan’ın her kelamını hakikat kabul etmek isteyen de edebilir.
Bu onların meselesidir.
Ama Kürtler PKK değildir
14/15
50 yıldır Ortadoğu siyasetinin içinde bulunan birinin bütün bunları siyasi tecrübesizlikle yaptığını düşünmüyorum.
Kürtlerin kolektif hakları belirsizleşirken tek kişinin liderliği neden yeniden siyasetin merkezine yerleşiyor?
Kürdün evi yanarken kimin yumurtası pişiyor?
20/20
Diyarbakır surlarındaki sembolik mesaj ile askeri hastaneler çıkışı aynı siyasal iklimin iki ayrı işareti olabilir.
Biri Kürtlerin hafızasına,
diğeri savaş kapasitesine ilişkindir.
Bu yüzden mesele pankart ya da hastane değil;
sürecin nereye evrildiğidir.
Türk’ün Hassasiyeti, Kürt’ün Haysiyeti
1/20
Sürecin adı “Terörsüz Türkiye” konulduğunda yapılan en yaygın savunma şuydu:
“İsme çok takılmayın. Türk toplumunun hassasiyetleri var.”
Peki aynı hassasiyet ilkesi Kürtler söz konusu olduğunda neden ortadan kalkıyor?
19/20
Bu nedenle soru şudur:
Türkiye gerçekten kalıcı bir çözüm mü arıyor,
yoksa toplumu “süreç” diliyle yatıştırırken güvenlik aygıtını yeni bir döneme mi hazırlıyor?
Bu soru komplo değil, yakın tarihin ürettiği meşru bir kaygıdır.