Allaha inanın. Çünkü O, her şeyin sahibi, her kalbin tek sığınağıdır. Allaha inanan insan asla yalnız değildir; en zor anında bile arkasında dağ gibi duran bir güce sahiptir. O'nun kudreti sınırsızdır, merhameti sonsuzdur. Allah'a sığınan kul, korkularından arınır, umudunu asla kaybetmez. Güçlü olmak istiyorsan, gücün kaynağına yönel. Allah'a inanan herkes, sarsılmaz bir kaleye, yıkılmaz bir desteğe sahiptir. Dünya yıkılsa bile kalbi sarsılmaz. Çünkü bilir ki Allah var, Allah yeter. Bu inanç, insana hem sabır hem de cesaret verir. İman, zayıf kalbi en güçlü hale getirir. Allah her zaman yeter. —Emre Valez
"Şanlıurfa" biz geliyoruz… Sazlı, sözlü, coşkulu! 🎶😊
#TeknofestGüneydoğu için ➔ SON 1️⃣0️⃣ GÜN! 🚀
[ 30 Eylül - 4 Ekim ➤ Şanlıurfa GAP Havalimanı ]
🎟 Ziyaretçi Kaydı › https://t.co/IHO6Wueh0W…
Orhan Bey, Gramsci’den “Kırmızı Kitap”a kadar gelmişken literatüre küçük bir katkı da biz yapalım. :) Diyarbakır’ın sosyolojisini Kulp nüfus kayıtları üzerinden okumadan önce, şehrin yıllardır çevre illerden aldığı yoğun göçü ve bugün “yerel” adına konuşanların ne kadarının bu sosyolojik hareketliliğin parçası olduğunu da hesaba katmak gerekir. Yoksa hegemonya analizi yaparken insan farkında olmadan kendisini hegemonik özne ilan edebiliyor. :)
Kulplulara gelince; bugün fazlaca görünür bulduğunuz o insanlar, Diyarbakır’ın çok daha zor dönemlerinde sorumluluk almaktan kaçınmadılar. Belediye başkanlığı dâhil insanların elini taşın altına koymakta tereddüt ettiği zamanlarda görev üstlenen çok sayıda Kulplu vardı. O gün “fazla Kulplu var” diye kimsenin gözüne batmayanların bugün STK’da, belediyede veya başka bir yerde görülmesi nasıl oldu da “Kulp nüfusuna kayıtlı olma şartına” dönüştü, asıl sosyolojik araştırma konusu bence bu. :)
Üstelik bunu herhangi bir parti adına söylemiyorum; savunduğunuz siyasi çizgiyle de bir bağım yok. Mesele parti değil. Mesele, bir ilçenin insanlarını topluca “örgütlenmiş kadro” esprisine malzeme ederken, Diyarbakır adına kimin kimi “fazla” gördüğüne biraz dikkat etmek.
Kırmızı kitabımız yok Orhan Bey. :) Ama hafızamız fena sayılmaz. Şehrin zor günlerinde kimlerin sorumluluk aldığını da, rahat günlerinde kimlerin sosyoloji yazmaya başladığını da hatırlıyoruz.
Diyarbakır'da bir hakimin 7 yaşındaki çocuğu darp ettiği iddia edildi
Yenişehir ilçesindeki lüks bir sitede 7-8 yaşındaki çocuklar arasında çıkan kavgada, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daire Başkanı İ.M.K.’nın “çocuğum dövüldü” gerekçesiyle 7 yaşındaki çocuğu darp ettiği öne sürüldü.
Aile, hâkimin çocukların beyanıyla hareket ettiğini, ardından nüfuzunu kullanarak konuyu kapatmaya çalıştığını iddia etti.
Kütahya Valisi Musa Işın:
"İslami değerler törpülendi, boşanmalar arttı, çocuk sayısı azaldı.
Duymadığımız, işitmediğimiz suçları öğreniyoruz.
Çareyi başka yerde aramaya gerek yok.
Tek çare İslami terbiyedir, İslami ilimdir, İslam ahlakıdır"
Beş vakit namaz farzdır. Kuran, sünnet ve icma-i ümmetle sabittir. İnkârı küfürdür, dinden çıkmaktır. İkrar edip yapmamak ise büyük günahtır, ahirette cezayı müstelzimdir. Mezhep adı altında İslamın esasları değiştirilemez.
"Ölmekten korkmuyorum. Benim hayatım İslam'a feda olsun."
Gittiler; fakat ardlarında teslim olmayan bir ruh, sarsılmayan bir irade ve lekesiz bir dava bıraktılar.
İsmail Haniye
Bir gün Allah'a kapattığı kapılar için teşekkür edeceksin, yolunda gitmeyen şeyler için ona şükredeceksin. Ve şunu bil ki Allah'ın planı her zaman bizim isteklerimizden daha hayırlıdır.