Ekrem İmamoğlu’nun Instagram paylaşımı:
“İbretiâlem için paylaşın saygıdeğer vatandaşlarım:
560 milyar yolsuzluk var dediler, İBB’nin 6 yıllık bütçesinin bile o kadar olmadığı açığa çıktı.
Terör bağlantısı var dediler, fos çıktı.”
🇪🇺 Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor: "Siz 14 yaşındaki kız çocuklarını terörden yargılıyorsunuz.
👨⚖️ Mahkemelerde hâkimleriniz kız çocuğuna, 'Niye komşun ile ders calışmaya gittin?' diye soruyor.
💡 Demokratik standartlarda o kadar düşük bir seviyeye indiniz ki bunu daha da kötüleştirmek mümkün değil."
Merkepler Adam Olur, Sen Adam Olmazsın.
Güç, Fetö terör örgütündeyken her organizasyonlarına koşup yalakalık yapan Kepaze.
Doğan Grubunda çalışırken Ciner'e küfür eden, Ciner daha çok para verince oraya geçen, patronların Satılık elemanı.
İnsan Hakları Derneği Başkanı bir Hanım için;
"Gördüğüm yerde cinsel tacizde bulunmazsam namerdim"
diyen NAMERT Kadın Düşmanı.
Saray talimatıyla oynanmış anketler yayınlayan İş birlikçi.
"Eline sağlık" paylaşımından ötürü sadece ama sadece savcılığa çağrıldığın için,
"Ben anket yaptım" diyerek özür dileyen Korkak.
Muhalifmiş.
"Gocuklu celep kaldırınca sopasını, sürüye katılmaya koşan" besili bir koyundan farkın
yok.
Kalemin satılık.
Ruhun satılık.
Hatta küfür yuvası ağzın bile satılık.
Belinde tabancayla gazetecilerin grev çadırını basan,
Çalıştığın kurumda gazeteci kıyımı yapılırken "Ne yapabilirdim" diyen,
Yanında çalışan kadın gazeteciye beyzbol sopası gösteren,
Onurlu gazeteci düşmanı, paranın kölesi bir Çukursun.
Gezideki tutumunu da unutmadım!
Ve daha niceleri.
Şimdi gelelim, senin "Akp için çalışıyor - Dış devletlerin Ajanı" iftiralarına ve vicdansızca
söylediğin
"Ayağı asfalttan başka yere değmez" sözüne,
Be Gafil!
Ben, Bu partiyi senin gibi "elinde viski kadehleriyle partime yön veren" alçakların elinden aldım ve
Halkın Partisi yaptım.
Bina görevlileri ile oturdum.
Kağıt toplayıcıların arkadaşı oldum.
Evlere temizliğe giden kadınlara yoldaş oldum.
Çok fakir sofrasına oturdum.
Emekliyle, işçiyle, garibanla hemhal oldum.
Sarayın değil, yoksulun sofrasına oturdum.
Be Müptezel!
"Akp işbirlikçisi-Dış Devlet Ajanı" diyorsun.
Terör örgütü kurşunladı beni, kucağımda Asker Şehit verdim.
İki polis kardeşim yaralandı, ölümden döndük.
Acıları hala ağır geliyor yüreğime.
Be Paranın Emrindeki tetikçi!
Defalarca linçlere uğradım, ölümlerden döndüm.
"Yakın o evi" dediler, santim geri adım atmadım.
Adalet için 70 yaşımda 500 km yol yürüdüm.
Senin gibi kaç tane namerdin hakaretlerine uğradım.
Hayatım tehditlerle ve saldırılarla geçti.
Ne zaman korktum?
Ajan veya işbirlikçi bir adamın parası olur, mal varlığı olur.
Oğlunun Amerikalarda çiftliği, Gemicikleri, Vakıfları olur.
Cevap ver!
Namusum ve Mücadelemden başka
NEYİM VAR?
Ajan ve İşbirlikçi olduğumu ispatlamaz isen,
Namussuz ve Alçaksın!
Beni daha fazla konuşturma!
Bak Fatih!
Bu güneşin altından,
Parayla işi olmayan çok adam geçmedi.
Sen bu Ruhu ve Mücadeleyi anlayacak kapasitede değilsin.
Parayla işim olsa, seni satın alır,
Saraya karşı bağlardım.
Ama benim Parayla-Pulla işim yok.
Müesses Nizamın adamları ve
Sermayenin tetikçileri,
Çarkınız kırılacak-Düzeniniz bozulacak.
Hodri Meydan!
Bu Memleketi ve Partimi Sizlerden kurtarıncaya kadar BURDAYIM.
Siz bir, ben bir.
Rahmetli Levent Kırca'yı saygıyla ve özlemle anıyorum.
En başta Sevgili Gençlerimiz olmak üzere yukarıdaki yazımı okuyan bütün Kardeşlerimden
o lafları benden duydukları için özür diliyorum.
İnanın bunlarla baş etmenin başka bir yolunu bulamadım.
Affınıza sığınıyorum.
Dostlar,
Bu yapılanmalar bir günde oluşmadı.
Koca koca sermayeler ve
Milletimizi felakete sürüklemek,
Vatanımızı bölmek için kurulan koca bir düzen var ortada.
Müesses Nizam!
Bunlar da bu yapının parçacıkları.
Lütfen dikkat edin!
Bu yapılar ne yapıyor?
Sözde muhaliflermiş gibi hem Partimizi hem de muhalefet bloğunu bölmeye uğraşıyorlar.
İşimiz gerçekten kolay değil.
Sadece daha net anlaşılabilmek için bir örnek vereyim.
Yukarıda bahsettiğim zat şimdilerde çıkmış meydana,
"Şu ilçe Belediye Başkanı Cumhurbaşkanı adayı olsun."
"Bu belediye başkanı, şu başkandan daha iyi" gibi cümleler kuruyor.
Partimizde ve muhalif seçmende kafa karışıklığı oluşturmak,
Saraya olan öfkeyi başka
alanlara dağıtmak için operasyon yapıyorlar.
Bunlar Psikolojik Harp Uzmanları.
Bunlar Suret-i Haktan görünen İblisler.
Hep birlikte Başaracağız.
Başarmak Zorundayız.
Tekrar herkesten özür diliyor,
Saygılarımı sunuyorum.
B.O.P işliyor…
14 Mayıs'ta dinlemediniz, şimdi dinleyin!
Bu yürüyüş; bütün memuriyet hayatını yetimin tek kuruşu uğruna hırsızlarla mücadeleye adayan,
siyasi kariyeri boyunca milletin menfaatinden başka şahsi hiçbir menfaat gözetmeyen,
insan sevgisi, onur-namus ve dürüstlük dışında hiçbir dünya malı biriktirmeyen vatansever bir adamın, tarih önünde her türlü tehdite rağmen milletine karşı son onur yürüyüşüdür.
Uzun yazacağım! Maalesef çok okumayı seven bir millet değiliz… Sizden ricam okuyanlar, okumayanlara anlatsın.
2 gündür Kayseri, Konya, Gaziantep, Hatay başta olmak üzere; ülkemizin birçok yerinde sığınmacılara yönelik şiddet içeren gösterileri üzülerek takip ettik.
Öncelikle bütün milletimize çağrımdır;
kendi vicdanınıza ömür boyu çekeceğiniz bir vebal yüklemeyin.
Çocuklarınıza kirli bir miras bırakmayın.
Türkiye'yi uluslararası kamuoyunda utanç vesikası olarak hatırlanacak bir duruma düşürmeyin.
Öfkenizi anlıyorum ve hak veriyorum.
Ben de sizler gibi düşünüyorum.
Seçim döneminde sığınmacıları 2 yıl içerisinde göndereceğimi, bunun bir milli bekâ sorunu olduğunu söylemiştim.
Sizler gibi ben de mültecilerin, Erdoğan ağzıyla "bay bay Kemal" dediği videoları, endişe içerisinde üzülerek izledim.
Yurttaşlarım, kardeşlerim, aziz milletim;
Onların tam istediklerini yapıyorsunuz.
Sakın!
Büyük ortadoğu projesinin ve onun eş başkanının kurduğu plana ortak olmayın.
Türkiye'de iç karışıklık; dış müdahale zeminini oluşturur.
Bunu istiyorlar oyuna gelmeyin..
Öfkenizi diri tutun!
Ama bunu savaştan çocuğunun canını kaçıran zavallı bir babaya karşı değil, onları buraya getirmek için ülkelerinde savaş çıkaran ve sizi onlara düşman eden, küresel şer odaklarına ve onların satılık işbirlikçilerine karşı diri tutun!
NATO toplantılarının ışıltılı mermerlerinden bayrak toplama sahtekarığına bakmayın.
Bakacağınız yer; Suriye'deki tek toprağımız olan Süleyman Şah türbesini ve oradaki bayrağımızı terk edenlerdir.
Bakacağınız yer;
hastanelerimizde tedavi ettikleri,
utanmadan arlanmadan Kuva-i Milliye hareketiyle bir tuttukları,
başka bir ülkeyi parçalatmak için besledikleri öso denen gruba
bayrağımızı parçalatanlardır!
Kardeşlerim, bakacağınız yer;
bizim okumuş-yetişmiş-güzel çocuklarımızı yurtdışına gönderenler,
bizleri Avrupa'nın asgari ücretli çalışanı yapmak için içimize ne idüğü belirsiz Afganistan, Pakistan, Bangladeş ve dünyanın birçok geri kalmış,
toplu tecavüz kültüründen gelme mültecileri içimize sokan B.O.P eşbaşkanıdır.
Bakacağınız yer;
Karadeniz'in şehirlerini,
Akdeniz'in sahillerini, topraklarımızı, evlerimizi ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığınıı 3 kuruşa satan iktidardır.
PLANI ANLAYIN, PLANA SADIK KALANLARI TANIYIN…
Taş yerinde ağırdır, mülteciler gitmek zorundadır. Ev içine ev olmaz.
Ama bu şekilde değil!
Tekrar söylüyorum, parayla satılan vatandaşlıklar iptal edilecek ve bütün mülteciler onurları kırılmadan geri gönderilecektir. Sabır…
Sizleri itidale ve sükunete davet ediyorum.
Son olarak söylemek isterim ki; verdiğimiz mücadele karşısında benim canımın hiçbir kıymeti yoktur.
Birliğimize, beraberliğimize ve kardeşliğimize sahip çıkın.
Hepinizi çok seviyorum…