İnternetin ve gençlerin maruz kaldığı şeylerin ne kadar zehirli ve toksik olduğunu bir nebze anlamamız lazım.
Bundan 10-15 sene önce bile internette öyle kötü şeylere maruz kalırdık ki - bugün neler olup bittiğini tahmin bile edemiyorum.
Gerçeklik algısı tamamen bozulmuş, ruhunu şeytana satmış, zihnen, kalben zehirlenmiş bir insanlık var artık.
Allah nasip etsin, dağın başında büyük bir çiftlik inşa edip- kimseye ihtiyacım olmadan ailemle huzurlu ve internet olmadan yaşayayım.
Başka türlü Şeytan'ın şerrinden, kötülüğünden, ahlaksızlıktan, ruhu çürüten o berbat şeylerden kaçış yok.
Pornosu, ilgi orospuluğu, küfrü, yalanı, hilesi, şiddeti, teşhiri, siyaseti, futbolu, kısa videosu, gavatlığı bitmez buranın - iyi olan bir kaç şey ise bunların arasında kaybolur gider.
Büyük bayram hediyesi 🔥
5 takipçimize tam 24 saat sonra toplamda 5 adet #ETH hediye edeceğiz
Paylaşımı beğen ve rt at
Şartları yerine getirenler şimdiden yorumlara nokta işareti bıraksın, program sizi seçecek 👍🏻
Modern eğitim sistemi, 18. yüzyıl Prusya modelidir ve amacı aydınlanmış bireyler değil, emre uyan uysal askerler ve sıkıcı işleri sorgulamadan yapacak fabrika işçileri üretmektir. Teneffüs zili çaldığında bahçeye çıkan, ders zili çaldığında hizaya giren o çocuklar, Pavlov’un şartlı refleks deneyindeki köpeklerden farksızdır. O zil, otoriteye boyun eğme komutudur. Tuvalete gitmek için bile izin istemek zorunda bırakılan bir zihnin, ileride devletten veya patrondan izin almadan özgürce düşünebilmesi imkansızdır. O karne dediğin kağıt parçası, çocuğunun zekasının değil, itaat seviyesinin kalite kontrol belgesidir. Sistemin "başarılı öğrenci" dediği şey, ruhu en iyi törpülenmiş ve sivrilikleri en iyi yontulmuş standart tuğladır. Yaratıcılık o sıralarda ödüllendirilmez, aksine "müfredat dışı" denilerek boğulur.
Yeri belli, zamanını seçebildiğin bir operasyonda 3 şehit vermenin, şehadet güzellemeleri ile geçiştirilmesi bir tek benim canımı mı sıkıyor?
Bu operasyonu planlayanın, öncesinde istihbarat raporlarını hazırlayanların falan hiç mi sorumluluğu yok?
OYUN BOZULDU, SİSTEM PATLADI
Araştırmalara, verilere falan bakmaya gerek yok; sokağa inip iki dakika etrafı izleyen zaten mevzuyu çözüyor.
Her 10 gençten 7’si hala ailesiyle yaşıyor, maaşlı çalışan bile babasından harçlık ister hale gelmiş.
Genç adam oturup bir hesap yapıyor.
"Abi" diyor, "Sabahın köründe kalkıp, günde 10 saat, günlük 700-800 liraya başkasının kahrını çekeceğim.
Ay sonunda elime geçen parayla ne ev alabilirim, ne altına bir araba çekebilirim, ne de hayalimdeki o kadının karşısına dikilip bir gelecek sunabilirim."
Haklı.
Eskiden "çalışırsan olur" denirdi.
Artık o denklem çalışmıyor.
Köle gibi çalışsan da günün sonunda elinde kalan tek şey yorgunluk ve stres.
Havuç sopanın ucundan alındı. Ödül yoksa, kimse oynamak istemez.
"Millette Para Yoksa Kafeler Neden Dolu?"
Dayıların, teyzelerin anlamadığı, anlayamadığı yer burası.
O kafeler zenginlikten değil, umutsuzluktan dolu.
İnsanlar artık paralarını "bir şeye sahip olmak" için biriktirmiyor, çünkü biriktirse de bir şeye sahip olamayacağını biliyor.
Ev fiyatı olmuş 100 birim, senin birikimin 1 birim.
Gençler de diyor ki; "Bari bugünümü kurtarayım, şu kahvemi içeyim, şu yemeğimi yiyeyim de dopamin alayım."
Bu bir keyif değil, bu bir narkoz. Acıyı hissetmemek için anlık yaşıyorlar.
Küreselcilerin o meşhur lafı vardı ya; "Hiçbir şeye sahip olmayacaksınız ve mutlu olacaksınız."
İlk kısmı tutturdular, kimsenin bir dikili ağacı yok.
Ama ikinci kısım patladı; kimse mutlu değil. Herkesin içi barut fıçısı gibi.
ŞİMDİ GELELİM SANA...
Bu çarpık düzene, bu kölelik şartlarına başkaldırıp "Ben başkasına 20 bin liraya amelelik yapmam" demene sonuna kadar saygı duyuyorum.
Sistem tıkandıysa, dişlilerin arasında ezilmek zorunda değilsin.
FAKAT...
"Sisteme çalışmıyorum" diyip, kendine de çalışmıyorsan, işte orada sana saygı duymuyorum.
Başkasına çalışmamanın bahanesi, evde yatıp bütün gün Reels kaydırmak olamaz.
Eğer bir patronun yoksa, patron sensin.
Ve sen, kendine karşı en acımasız patron olmak zorundasın.
Bu devirde diplomaya, etikete değil; "Ben bu işi çözerim" diyecek yeteneğe ihtiyaç var.
Şimdi hemen; "Abi ülkenin kayırcılığından ötürü torpil gerekli, dayın yoksa iş yok" diyen kardeşlerim çıkacaktır.
HAYIR.
Hayatta her zaman, her sektörde ve her yerde aranan nadir insanlar vardır:
İş bitirici.
İşini hakkıyla yapan, liderlik özelliklerine sahip, kriz anında soğukkanlı kalan, bahane değil çözüm üreten pratik insanlar...
Hangi tarihte, hangi rejimde olursak olalım bu özellikler asla göz ardı edilemez.
Sistem ne kadar yozlaşırsa yozlaşsın, işlerin yürümesi için bu adamlara muhtaçtırlar.
Böyle bir adam, cehennemde su satar gene yolunu bulur.
Sen o adam mısın? Yoksa torpil bahanesinin arkasına sığınan korkak mısın?
Elinin altında İNTERNET diye bir nükleer güç var.
Bu aleti sadece karı kız kovalamak veya komik video izlemek için kullanıyorsan, sen de o "sahip olamayanlar" kervanına katılırsın.
Şartlar zor, oyunun kuralları bozuk, kabul ediyorum.
Ama durum böyle diye köşene çekilip kaderine razı mı geleceksin?
Yoksa bu kaosun içinde bir fırsat yaratıp kendi yolunu mu çizeceksin?
Durumu kabullenme. Sızlanma.
Bir yetenek edin, bir beceri geliştir ve bu bozuk düzenin içinde kendine bir hayat kur.
Hayatın bir anlamı yok.
Anlamı sen yarat.
Sorularına cevap arama.
Sorularının cevabını sen yarat.
Doğal orman örtüsünü yok edip sadece çam dikerseniz yangına davetiye çıkartırsınız
Yer: Gavurdağının ( amanoslar) etekleri
60 yıl önce doğal orman örtüsü tıraşlanarak çam ormanı yapılan sahadayım
Mühendislik hatasını yerinde gösteriyorum
Kızılçam Anadolu’nun yerli ağacıdır bu doğrudur fakat doğal ormanlarımız tek tip çam ile sınırlı değildir
Doğal ormanlar karma ağaçlardan oluşur içinde çam da olur fakat diğer geniş yapraklı ağaçlar da olur ve bir arada yaşarlar
geniş yapraklılar yangına karşı dayanıklıdır ve yangının bu denli yayılmasının önüne geçer
Neden çam yangınları söndürülemiyor?
Tek sebep yetersiz müdahale değildir
tek tip çam ağaçlandırması baş sebebtir
özellikle düşük rakımlı yerlere çam dikilmesi o bölgeye ait yerel çe��itlerin, servi, incir, dut, ceviz, akasya, harnup, zakkum, erguvan, sakız, menengiç, çınar, kızılağaç,sığla, delice zeytin gibi çeşitlerin yok edilmesi bugün yaşadığımız yangınların çoğalmasına sebep olmaktadır
Yangın çıkan yerler sonradan çam ormanına dönüştürülen yerlerdir
Tek tip ağaçlandırma doğaya aykırıdır
Olur olmaz her yere çam dikilmesi yanlıştır bu ısrardan vazgeçilmelidir
Doğrusu karma ormancılıktır
Gıda ve bal ormanları daha verimlidir ve yangına karşı daha dayanıklıdır
Bu saydığımız çeşitlerin hiç biri özel bakım istemez kuraklığa dayanıklı kendiliğinden tohumdan yetişen türlerdir