Eğer içinde birilerine karşı onu kaybetme korkusu büyüyorsa muhtemelen kaybetmen senin yüzünden olacak. Sen o içine doğan kehaneti gerçekleştiren kişi olacaksın. Anakin Skywalker tam bu profile uygun kişidir. Onun trajedisi budur. Yüceltir, yüceltir ve sonra kaygıları başlar, öngörüleri onu manipüle eder, çok sevdiği karısı Padma'yi ölümden kurtarmak için girdiği yolda onun bizzat üzüntüden ölmesine yol açarak tüm hayatını o andan sonra kendi bedensel hapishanesinde geçirir. Anakin ya da Darth Vader tüm sinema tarihinde kendimle en çok özdeşleştirebildiğim bir figür. Baba figürü olmadan doğmuş, annesini kollarında kaybetmiş, tüm potansiyeline rağmen yok sayılmaya asla tahammül edemeyen bir karakter. Ne zaman ona dair bir şeyler görsem hep içimde sanki bir dini figürü yeniden görmüşüm gibi bir mitsellik uyanıyor. Yaptığı kötü şeylerin hepsinin çok net nedenleri vardır ve o aslında aşk için kendinden, olduğu kişiden vazgeçmiştir. Ama yine de bir türlü mutlu olamamıştır. Anakin ölürken onun ruhunu karanlıktan çekip çıkartan ve onun içindeki iyiliğe katıksız bir şekilde inanan bir oğlu vardı. Ama bir çoğumuzun ne böyle bir oğlu var ne de içimizdeki iyiliğe katıksız şekilde inanan, bizi karanlıktan çıkartarak sevecek birileri.