Değerli kamuoyu,
Genel Başkanımız Sn. Meral Akşener’in daveti ile 20 Eylül 2020 yılında İYİ Parti ailesine katıldım ve geçtiğimiz üç yıl boyunca tüm emek ve değerlerimle, milletimizin ve partimizin hak ettiği konuma gelebilmesi için elimden gelen çabayı sarf ettim.
Siyasete dahil olurken niyetim, aynı ömrümü adadığım hukuk hocalığımda olduğu gibi memleketimize ve yarınlarına faydalı olabilmek, bu ülkenin bana sağladığı imkanlar sayesinde sahibi olduğum bilgi ve deneyimi ülkemizin ve milletimizin yararı için kullanmak, Türkiye’mizin son yıllarda geçtiği zorlu dönemi atlatma ve adil bir hukuk devleti yapısının yeniden sağlanması aşamasında taşın altına elimi koymaktı.
İşte bu hedefle çıktığım İYİ Parti yolculuğunda memleketimizin dört bir yanını daha yakından tanıma, birçok dost edinme, partimizin çalışkan gençleri, umut dolu kadınları ve yüreği vatan sevgisiyle çarpan teşkilatı ile omuz omuza yürüme fırsatım oldu. Bu vesile ile de teşkilatımıza bu süreçte bana destek ve yardımcı oldukları için teşekkür ederim.
Bugüne gelecek olursak maalesef muhalefet partileri seçimde başarısız olmuş ve vaatlerini yerine getirememiştir. Milletimiz üzgün, umutsuz ve yıllardır süre gelen başarısızlıkların ardından yorgun düşmüştür. Gelinen bu noktada muhalefet partileri için tek çare “iktidar baskısı altında sıkışmış, yalnızlaştırılmış ve ekonomik anlamda buhrana sürüklenen vatandaşlarımıza” umut olacak yeni başlangıçlar için gerekli adımları atmaktır.
Ve fakat gerekli adımlar atılırken muhalefet partileri alacağı her kararı ince eleyip sık dokumalı ve hasarı büyük olabilecek hatta geri dönüşü olmayan kararlardan uzak durmalıdır. Unutulmamalı ki siyasi partilerinin görevi öncelikle memlekete ve millete hizmettir.
Bu doğrultuda partimizin aldığı ve değiştirmemekte ısrar ettiği seçimlere “tüm illerde” ayrı aday ile girme kararı yani bir başka deyiş ile 2019 yerel seçimlerinde birçok ilde seçimin kazanılmasını sağlayan güç birliğini sonlandırmayı son derece yanlış bulduğumu bir kez daha belirtmek isterim.
Hiç şüphesiz ki İYİ Parti kurulduğu ilk günden bu yana milletimizin menfaati için çalışan, sorumluluk alan ve bağımsız bir parti olarak kendi adaylarını belirleme hakkına sonuna kadar sahiptir.
Ancak diğer yanda da İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerinin muhalefette kalmasının seçmenimizin moral ve yaşam dengeleri açısından büyük bir katkı sağladığı aşikar olduğu gibi, iktidarın da ülkenin üzerinde kurduğu baskı rejiminde gücünü zayıflattığı bir gerçektir.
Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Sn. Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Sn. Mansur Yavaş’ın iktidarın tüm engelleme çabalarına rağmen son derece başarılı belediyecilik faaliyetleri gösterdiği iki şehrimizin sakinlerinin de malumudur.
Hatta bu sevgi kendi şehirlerini aşmış ve bu yüzdendir ki Sn. İmamoğlu ve Sn. Yavaş partimizin girişimleri ile 2023 Genel Seçimlerinde milletimize icraatçi Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı olarak gösterilmiştir.
Ancak “2024 yerel seçimlerinde” aday çıkarma kapsamına tüm illerin alınması ısrarı maalesef İstanbul ve Ankara’nın muhalefette kalmasını riske atmakta ve son dönemde Anayasa hususunda bilinçli olarak yaratılan büyük devlet krizini de göz önüne bulundurduğumuzda hukuk tanımaz AKP rejimi için yeni fırsatlar doğurmaktadır.
Bu çerçevede, İYİ Parti’ye katıldığım günden bu yana hedefi yirmi bir yıldır devam eden bu iktidarı değiştirmek olan, ülkemizde yeniden demokrasi ve hukuk devletinin sağlanmasını amaçlayan bir siyasetçi, bir hoca ve bir hukukçu olarak mevcut kazanımların riske atılmasını kabul etmem mümkün değildir. İfade etmek isterim ki bütün olanlara rağmen dürüstlüğün, şeffaflığın, vatan ve millet sevgisinin hala siyasette geçer akçe olduğuna ve olması gerektiğine inancımı sürdürmekteyim.
Tüm bu anlattıklarım doğrultusunda İYİ Parti’mizden bugün itibariyle istifa ediyor ve ayrılıyorum.
Bu özel günde yazmak istemedim ama bir kaç kişi dillendirince bende gerek gördüm.
Daha genel seçimleri kazandığının o akşamı söylemişti Erdoğan;
"İstanbul'u istiyorum" diye
Kanal İstanbul gibi kendileri için yapımı mecburi olan projenin yanısıra;
Katar ve BAE ile atılan imzaların arkasında olan bir şehir İstanbul sonuçta..
Sadece Katar ve BAE değil tabiki.. Tarikatlar, cemaatler, vakıflar, dernekler vs gibi ne kadar sermayeye dayalı oluşumlar varsa, hepsinin vanasıdır İstanbul..
Hal böyle olunca, kazanmaktan başka çaresi olmayan bir Akp ve Erdoğan var karşımızda.
Peki İstanbul'u nasıl kazanabilir?
Kamuoyunda pr sağlam olan, herkesin sempatisini kazanmış, çalışkanlığı ve liyakati ile sağlı sollu her kesiminden oy alabilecek biri ile kazanabilir.
Nasıl olsa Akp oyu çantada keklik, ya muhalefet oyları nasıl döner?
Teyfik Göksu olmaz, Yelizin bakan olma ihtimali daha yüksek.
Önce Selçuk Bayraktar, arkasından Murat Kurum biraz yoklandı, cıkk!
Muhalif kesimin en çok eleştirdiği ve yaka silktigi kurumdan giriş yapsak, mesela İçişleri..
Uluslararası mafyaların cirit attığı, Sokakların uyuşturucu satıcılarından gecilmedigi, gasp, hırsızlık, taciz tecavüzun ayyuka çıktığı, polis ve savcıların suça bulaştığı bir dönemde yapılan bir temizlik nasıl olur?
İtalyan savcı Antonio Di Pietro gibi biri temiz eller operasyonu yapsa değil mi?
Oldu evet. Hemde İstanbul'u çok çok iyi tanıyan Ali Yerlikaya ile oldu..
Peki Ali Yerlikaya'ya verilen bu yetkiler Soylu'da yokmuydu?
-vardı
Yanlış yapıyorsun denilebilir miydi?
-Evet
Erdoğan tüm bu pisliği neden Soylu'ya temizletmedi de Ali Yerlikaya'yı bekledi..
Oysa ki bak liyakatli biri olunca nasıl seviyoruz. Biz daha cok sevip ilgi gösterdikce, daha güzel mesajlar veriyor, sevdikçe ruhumuzu okşayan sözlerlerle yerini pekiştiriyor.
Tam 16 yıldır valilik gorevi yaptı Ali Yerlikaya, son olarak 2018 yılında İstanbul valisi olarak devam etti görevine.. Bugünlerde vermiş olduğu mesajları, valiyken ya da her hangi bir zaman içerisinde de verebilirdi.
Bakanımızın geçici bir süre atandığı İBB makamından ilk iş olarak Atatürk portresini kaldırttığı aklıma gelince,
bugün vermiş olduğu Atatürk ve Cumhuriyet mesajından sonra;
Ah İstanbul, sen nelere kadirsin dedim.
Belki komplo teorisi yapıyorum ama mesele Akp ve liyakat olunca, yinede çok erken mi seviyoruz diye düşünüyorum.
Zira Türk milleti olarak köprü görevi yürütüyoruz, geçen tekmeyi atıyor.
Cumhurbaşkanlığı Seçimleri'nin ikinci tur oylamasında Erdoğan'ı destekleyen Ata İttifakı adayı Sinan Oğan'ın, 30 milyonluk malikanesinin ardından yine 30 milyonluk yeni bir arazi ve 1 milyon dolar değerinde yeni bir ev daha satın aldığı anlaşılalı birkaç saat oldu
Amerikalı gazeteci 12 yıl önce Türkiye'yi Suriye konusunda uyarıyor ve diyor ki;
"Suriye bataklığından kazanacağınız hiç bir şey yok, sizi Osmanlı sultanı diye gazlayarak Suriye bataklığına çeken Obama'nın ve ABD nin amacı laik devlet yapsını yıkıp Türkiye'yi parçalamak. Sizi öldürene kadar sevecekler. Bunu görmelisiniz."
Göremiyoruz çünkü İngiliz&ABD destekli kripto bir imam ülkeyi esir aldı!
+Neden başınızda türban var sayın savcım...?!
-Çünkü inancım, şeriat gereği başımı kapatmam gerekir.
Ama inandığınız şeriat 'kadınlar yargıç, savcı ve devlet başkanı olamaz "diyor ve ekliyor.
"Kadının yeri evidir, şahitliği de yarımdır' diyor.
Keşke bunları uygalasanız savcım...?!
Savcı olabilme hakkını Türkiye Cumhuriyetini kuran Atatürk'ün getirmiş olduğu Laikliğe borçlu olduğunuzu biliyorsunuz değil mi savcım...!?
Yoksa bilmiyor musunuz...?!🤔