@bernaozgull Olan hep bu ülkenin güzel evlatlarına oluyor..
Cahilliğinden, yaşantısından, arzularından vazgeçmemiş, eğitilmeyi reddetmiş aptal sürüsü tarafından öldürülüyoruz birer birer...
Ya ruhumuzda, ya canımızda...
"Kuran'a göre Allah kraldır; ordusu var, tahtı var, bakanlar kurulu var, ofisi var, yardımcıları var, kürsüsü var.
Kuran'a göre Allah göktedir. Hadis bunu destekler. Hadise göre Allah güler. Cehenneme ayağı ile basar."
Mustafa Öztürk
“Türk fizikçi Furkan Öztürk, bilimin 175 yıldır çözemediği 4 milyar yıl önce yaşamın nasıl başladığına dair gizemi ortaya çıkardığı keşfi ile Harvard Üniversitesince ödüle layık görüldü.”
Yürekten kutluyorum, tüm gençlerimize örnek olmasını diliyorum 👏
müesses nizam “içeride herkes birbiriyle didişsin, kavga etsin, düşük yoğunluklu çatışsın ki ülke kafasını kaldıramasın, biz de istediğimizi yapalım” üzerine kuruludur. ülke egemenleri de aynı taktiği futbolda yani en tehlikeli alanda deniyor.
Whisky
Zeki Demirkubuz’un “Bu yaşlarda bu filmi ben çekseydim intihar ederdim” dediği, Ülkemizde ilk kez gösterime giren bir Uruguay filmi olup Goya Ödülleri’nde İspanyolca En İyi Yabancı Film seçilmiştir. Ayrıca Cannes’da da ödül almıştır. Kesinlikle İzlemenizi tavsiye ederim.
Dünya üzerinde yaşamın 4 milyar yıl önce nasıl başladığına dair gizemlerden birini açığa çıkaran 26 yaşındaki Furkan Öztürk'ün keşfini, Nobel ödüllü bilim insanı Jack Szostak, "çığır açıcı" olarak tanımladı.
Bilimin 175 yıldır çözüm beklediği keşifle, canlıların oluşum sürecinde neden sadece bir tür simetriye sahip molekülün kullanıldığına açıklık getirilirken; keşfin uzayda yaşama kadar birçok gizeme kapı aralaması bekleniyor.
YERYÜZÜNDE HAYAT NASIL BAŞLADI
1953 yılında, Miller ve Urey isimli iki ABD'li bilim adamı, dış ortamdan yalıtılmış bir cam kabın içerisine su, metan, amonyak, hidrojen ve karbonmonoksit doldurdu. Bu kabı ısıtarak buharlaşma sağladılar ve dünya atmosferindeki yıldırımların benzetimi için de bir çift elektrot vasıtası ile kıvılcımlar çakmasını mümkün kıldılar. Isıtma ve soğutma döngüsü bir hafta süreyle devam ettirildi ve sonuçta sistem içerisindeki karbonun %10-15’lik kısmının organik bileşikler oluşturduğu, karbonun %2’lik kısmının ise canlıların hücrelerini oluşturan proteinlerin yapımında kullanılan aminoasitleri oluşturduğunu gözlemlediler.
Deney sonucunda, yeryüzünde mevcut olan 20 farklı aminoasitten 5 tanesinin oluştuğu gözlemlendi ise de, 2008 yılında tekrarlanan deneyde, gelişen teknolojinin de yardımıyla, 22 farklı aminoasidin oluştuğu kanıtlandı. Ayrıca, DNA ve RNA gibi kalıtsal bilgi taşıyan moleküllerin yapı taşları olan nükleik asitlerin de oluştuğu gözlemlendi.
Bu deneyin önemi, cansız varlıklar olan hidrojen atomu ve su, metan gibi çeşitli bileşiklerden, canlıların yapı taşları olan aminoasitlerin sentezlenebileceğinin gösterilmiş olmasıdır. Ayrıca, kuyrukluyıldızlar ve meteorlarda da aminoasitlerin bulunduğu tespit edilmiştir. Örneğin, 1969 yılında Avustralya’ya düşen Murchison isimli göktaşı üzerinde 70 farklı aminoasit bulunduğu keşfedilmiştir.
Dolayısıyla, yeryüzündeki hayatın temelini oluşturan aminoasitler, Dünya koşullarında da oluşmuş olabilir, yeryüzüne düşen meteorlar tarafından da taşınmış olabilir. Neticede, yeryüzünde hayatın başlaması için gerekli koşullar mevcut idi.
Organik olmayan maddelerden canlıların oluşmasını inceleyen bilim dalına "Abiyogenez" adı veriyor. Yani, canlıların değişimini inceleyen Evrim biliminin konusu değil.
Dünya’nın 4,55 milyar yıl yaşında olduğunu biliyoruz. Bilim insanlarına göre, 4 milyar yıl kadar önce ilk olarak RNA molekülü oluştu. Daha sonra bu molekül çift sarmal yapıya bürünerek, çok daha kararlı bir molekül olan DNA molekülüne evrildi. Bu molekülün zamanla bir hücre zarı ile çevrelenmesi ile birlikte, ilk ilkel tek hücreli organizmalar ortaya çıkmış oldu. Bunların ilk örnekleri ise, resimde görülen Stromatolitleri oluşturan siyanobakteriler ve bunların 3,8 milyar yıldır yeryüzünde yaşadıklarını biliyoruz.
700 milyon yıl öncesine kadar, tek hücreliler dünyaya hakim oldular ve birbirleri ile rekabet ederek geliştiler, kendilerini geliştiremeyen ve değişen koşullara ayak uyduramayanlar ise doğal seçilim yasaları gereğince yok olup gittiler. 700 milyon yıl önce ise, tek hücrelilerin karşılıklı iş birliği yapmak üzere birleşmeleriyle çok hücreliler ortaya çıkmaya başladı. 550 milyon yıl önce Kambriyen Dönemi’nde ise çok hücreli türlerin ortaya çıkışında müthiş bir patlama yaşandı. Bugün yeryüzünde yaşamakta olan Hayvanlar alemine ait 35 Filum ve Bitkilere ait 12 Filum’un tamamı bu dönemde ortaya çıktı. Biz insanlar olarak, bu filumlardan Kordalılar (Chordata) filumu içerisindeyiz.
Bugün itibarı ile, insan dahil, yaşayan 8.700.000 civarındaki türün tamamının ortak atası, yaklaşık 2 milyar yıl önce yaşamış bir tek hücreli mikroorganizmadır.
Sonuç olarak, hayatın ortaya çıkışı bir mucize veya kudretli bir varlığın şapkadan tavşan çıkarması değildir. İnorganik maddelerin, kimya ve fizik yasalarına tabi olarak, uygun bir ortamda, zamana dayalı olarak tepkimeye girmesi sonucu ortaya çıkan bir olgudur...