@Filipinescu@emrahakay :)
Sorularin hepsi birbirinden farkli anlam tasiyor.
Ilkinde eylemin yapilip yapilmadigi;
Ikincide yer vurgusu yapiliyor;
Ucuncu de nesne/kisi vurgusu yapiliyor.
Ilk ikisi belki ayni sekilde cevrilebilir fakat ucuncusu was the kid you picked up from school olmalidir.
Aziz Yıldırım, futbolcular için yapılacak ödemeleri açıkladı: "Batshuayi için Chelsea'ye 500 bin Euro, Szymanski için 1 milyon Euro borcu var, Cengiz Ünder 3 milyon Marsilya'ya, Çağlar için 2 milyon 340 bin, En-Nesyri 2 milyon 925 bin. İmzaladım, yarın ödüyorlar, bir de önce ödedim. Diego Carlos Aston Villa 2 milyon, Talisca için Al-Nasr kulübüne 5 milyon bonservis borcu var, yarın ödüyoruz. Milan Skriniar 2 milyon borcu var PSG'ye, Ederson 2 milyon 707 bin 500 Euro borç var Manchester City'e, Asensio için PSG'ye 500 bin şarta bağlı alacak varmış ödüyoruz, Amara Diouf için 950 bin Euro ödüyoruz. Amrabat'a 8 milyon Euro bonservis borcu var, Diego Carlos'a bilmem ne kadar var. Zajc ve Kent varmış, Cengiz Ünder ile toplam 568 bin Euro fesihten dolayı borcumuz var. Ödüyoruz yarın. Beyler bilgi sahibi olun. Hesap sorun hepimizden. Ben bu kadar açık söylüyorum. Bilin. Buraya gelenler bu kafayla gelsinler. Bak anlatıyorum."
Sydney’den memlekete senede bir kere geliyorum. Her gelişimde de en az bir maçta Kadıköy’de tribünde oluyorum. Üzülerek söylüyorum ki her sene giderek bu videodaki hokkabazların sayısı katlanarak artıyor.
Bizim millet okuduğunu anlamıyor gerçekten. Biri alıntı yapmış elemanım ondan istediğim softwarei bana satmaya çalıştı demiş. Diğerleri altta yorum yapmış LLM ücretini kim ödüyor diye sormuş, başka biri o zaman tüm işçiler de kara ortak olsun demiş :)
Bir şirketin üretim araçlarını sağlaması, üretim sonucundaki bütün hakların zorunlu olarak sınırsız biçimde şirkete ait olması gerektiğini kanıtlamaz. Çünkü şirket zaten çalışanı işe alırken bu olanakları kendi ekonomik çıkarı için sağlıyor.
Bilgisayar, LLM, ofis, çalışana yaptığınız yatırım… Bunlar üretim yapabilmek için yaptığınız sermaye yatırımlarıdır. Çalışanın da emeği satın alınarak üretim gerçekleştiriyorsunuz yani bu kadar mı uzaksınız iktisat bilgisine?
Bir çalışanın yıllar içinde geliştirdiği özgün muhakeme, mesleki bilgi, karar metodolojisi ve know-how’ı bir AI sistemine aktarılıyor ve bu sistem çalışan ayrıldıktan sonra da onun bu uzmanlığını geliştirerek ekonomik değer üretmeye devam ediyorsa, bu artık sıradan bir çalışan çıktısı değildir. Bunu ayırt etmek pek zor olmasa gerek.
Aslında Yunan işgal ordusu yel gibi kaçarak değil Sart harabeleri-Spil dağı arasına kadar direnerek ve kontrollü olarak çekiliyor. Kula, Alaşehir, Sardes civarı köyler, Salihli, Turgutlu taraflarında artık bizim tek derdimiz kaçanı çevirmek değil yerleşim yerlerini yakılmaktan ve halkı katliamdan kurtarmak.
Eylül başında Trikupis’in de esir düştüğü anlaşılınca Yunanistan’dan İzmir’e gelen General Polymenakos elde kalan Frangou birliklerinin İzmir’den değil daha ilerideki Çeşme’den tahliyesini yaptırıyor. Özellikle bu karar tahliye edilen kılıç artıklarının hayatını kurtardı. Fakat onlar da soluğu memleketlerindeki akıl hastanelerinde aldı.
Eğer biz özellikle Alaşehir ve Salihli’de direnç ve insanlık suçlarıyla yavaşlatılmasaydık Frangou kuvvetleri de süvariler tarafından çevrilip kesinlikle imha edilebilirdi.
Mükemmel bir gözlem!
İngilizcem iyidir. 1 aydır Claude ile çalışırken daha fazla not tuttuğumu farkettim ve bir kaç kere sesli olarak ne diyosun hocam sen diye de sormuşluğum oldu.
Detaya girmeden önceki yaptığı intro beni yormaya başladı. Gereksiz ağdalı ve edebi bir dil kullanıyor.
Çünkü metal kulenin şehri ve ülkesi tarih ve kültür satıyorken, senin ülken her şey dahil otel odası satıyor. Kime? Sineğin yağını sıkan Ruslara, Almanlara, yaşlı İngilizlere…
Türkiye’nin başına gelmiş en kötü şey herşey dahil turizm konseptidir. Artvin’den Hatay’a uzanan kıyı şeridinde otel odası dışında bir değer önerin de olmayınca sonuç da bu oluyor. Ülkenin turizmdeki başarısı Antalya otellerinin doluluk oranıyla be kelle başı hesapla ölçülüyor.
Şeyh uçmaz, mürid uçurur hesabına dönmüş artık sizinki.
Bir anlayışın doktrin olabilmesi için önce benimsenmesi, uygulaması ve başarı yaratması gerekir. Bırakalım Avrupa’yı, Türkiye’de kaç Anadolu takımı bu Aykut Kocaman doktrinini benimsenmiş ve uygulamış?
6 senedir hiçbir kulüp çalıştırmayan, Anadolu’dan bile “gel” demeyen, son görevinde Başakşehir’i bile küme hattına sokan bir hocanın “doktrini” diye bir şey yoktur. Olsa olsa şuursuzca bağlanan, eleştiri kaldırmayan, akıl tutulması yaşamış bir tarikatı vardır. Sizler de tıpkı şeyhe biat eden, sorgulamayan müridler gibisiniz.
Oynattığı futbolu Türkiye’de hiçbir kulüp, hiçbir hoca benimsemedi. Taraftarların büyük çoğunluğu “sıkıcı ve ruhsuz” diye reddetti. Hücum yok, heyecan yok, sadece “sistem” diye diye tribünleri uyutma sanatı. Buna “doktrin” demek rezilliktir. Bu düpedüz Aykut Kocaman Tarikatı’dır.
Şimdi de mektup kampanyası mı? Fenerbahçe’ye fayda yerine Aykut Kocaman romantizmi pompalıyorsunuz. Hocanızı Fenerbahçe’ye getirtemediniz, getirtemeyeceksiniz de.
@misterUA@emrullahai Başka yerde bulamazsınız dediği video da ‘başkasından’ alıntı. Bunlar xpatla denen tarikatın müridleri. Tek dertleri kendilerine etkileşim vermek.