İran’la savaşın ikinci gününde değerlendirmem aşağıdaki gibidir:
1. ABD için bu savaşta kritik mesele meşruiyet sorunudur. ABD bu savaşa Kongre onayı olmadan girdi. Kamuoyu desteği %25’i bile bulmuyor. Bu oran bir süper gücün uzun süreli harp yürütmesi için yeterli değildir. Yakında Amerikan toplumunda şu soru daha yüksek sesle sorulacaktır: Bu savaş gerçekten Amerikan ulusal güvenliği için mi başlatıldı, yoksa İsrail için mi? ABD iç kamuoyu bölünmüşken uzun savaş sürdürülemez. Vietnam’dan Irak’a tarih bunu gösterdi.
2. Diplomasi artık güven üretmiyor. Müzakere süreçleri askeri harekâtın uzantısına dönüştü. Masada konuşulurken sahada plan yapılıyorsa, bundan sonra hiçbir devlet güvenlik garantilerine inanmaz. Bu küresel sistem için ciddi bir kırılmadır.
3. ABD çok kıymetli mühimmatını harcıyor. Uzun menzilli önleme sistemleri ve hassas güdümlü mühimmat sınırlı üretim kapasitesine sahip. Yılda yaklaşık 800 kritik önleme sistemi üretiliyorsa ve her İran füzesine iki önleyici atılıyorsa, birkaç yüz angajman bir yıllık üretimi eritmeye yeter. Üstelik bu sistemlerde kullanılan nadir metaller Çin tedarik zincirine bağlı. Bu savaş Pasifik’e ayrılması gereken stokları da tüketebilir. Yarın Tayvan hattında bir kriz çıkarsa bugünkü kadar mühimmat olmayabilir. Ayrıca İran coğrafyası büyük. Uzun menzilli operasyon, yakıt ikmali ve uzak üs demektir. Bölgedeki hava ve deniz unsurlarının sürdürülebilirliği ciddi lojistik yük yaratmaktadır. Bahreyn’in kırılganlığı arttıkça Diego Garcia gibi uzak üsler devreye girer. Bu da özellikle AEGIS muhripleri için bir haftalık gidiş-dönüş lojistik döngüsü demektir.
4.İran’ın direnç kültürü hafife alınıyor. Hamaney ‘in kaybı direnci asimetrik şekilde artıracaktır. 47 yıldır yaptırım altında yaşayan, İran-Irak Savaşı’nı görmüş bir toplumdan söz ediyoruz. Rejim içi çatlak beklentisi şu aşamada gerçekçi değil. Dış saldırı içeride çözülme değil, kenetlenme üretir. İran gibi onurlu bir halk bunu yapar.
5.Körfez ülkeleri açısından alarm zilleri çalıyor. Şii nüfus yoğunluğu olan monarşiler için istikrar hayati önemdedir. İsrail’in hamleleri ve ABD’nin desteği bu istikrarı bozuyor. Burj Al Arab gibi sembolik hedeflere veya ABD üslerine düşen her füze Amerikan güvenlik şemsiyesine olan güveni aşındırır. Körfez başkentleri artık şunu görüyor: İsrail’in kararları kendi huzurlarını riske atıyor. Bu ya ABD ile mesafelenmeye ya da daha sert askeri pozisyona zorlanmaya yol açabilir. Her iki senaryo da istikrarsızlık üretir.
6. Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel dengeyi altüst eder. Bab el-Mandeb’de Husilerin devreye girmesi sigorta maliyetlerini patlatır.
Özellikle Çin’den AB’ye yönelik Konteyner taşımacılığı ve enerji sevkiyatı ağır darbe alır. Varil fiyatının 150 doların üzerine çıkması ABD ekonomisinin tolere edebileceği bir tablo değildir. 150 dolar petrol ABD ve Avrupa için sürdürülebilir değildir. Enerji şoku haftalar içinde siyasi baskı üretir.
7. Pakistan faktörü de önemlidir. Nükleer bir güçten söz ediyoruz. Suudi Arabistan ile askeri iş birliği önemlidir. Ancak Hindistan-İsrail yakınlaşması göz önüne alındığında ve ayrıca Pakistan Taliban Savaşı’nın tam da İsrail Amerika’nın İran’a saldırısından önce başlaması tesadüf değildir. Pakistan’ın oyalanması amaçlanmaktadır. Trump’ın Pakistan liderliğine övgüleri bu yüzden tesadüf değildir.
8.Türkiye açısından tablo nettir. Ortada açık bir İsrail saldırganlığı ve Amerikan askeri gücünün bu çerçevede kullanılması vardır. Ankara şunun farkındadır: İran düşerse baskı hattı Türkiye’ye dayanır. Bu nedenle İranın yanında olmak jeopolitik zorunluluktur. İran’daki Kürt gruplarının birleşmesi Türkiye için ciddi bir güvenlik endişesidir. Türkiye bu grupların birleşerek bağımsız bir kukla Kürt devletini kurmasına izin vermeyecek hamleleri desteklemelidir.
9. ABD meşruiyetsiz, düşük kamuoyu desteğiyle, kıymetli mühimmatını harcayarak, direnç kültürünü hafife aldığı bir ülkeye karşı savaşmaktadır.
İran kısa sürede çökmez. Rejim değişimi ihtimali zayıftır.
@srkntnyldz beter olsun alkollü çıkmış milletin canına kastetmiş birde utanmadan video mu paylaştırıyorlar. Kaçarken kim bilir neler yaşandı daha kaç kişinin daha canını tehlikeye attılar. Pu yazıklar olsun.
@srkntnyldz uygulamalar artsın ama bu videodaki yol 200 metre geriden sol'dan tek şerit bağlanıyor bu adamların sağa gitmek için başka bir alternatifi yok ki son 100 metre değil gelir gelmez sağa girmek için bağlantı yoludna trafik mi yapmaları gerekiyor :D
@kilicdarogluk Ya halkçı dede çıkıpda olmaz böyle iş demedin düştün koltuk derdine. O koltukta kaç yıldır oturuyorsun geçtiğimiz sene kendini aday yaptın yıllarımızı çaldın yeter artık sal bizi
Yakalandığı andan itibaren “beni asmayın” diye ağlayan, örgütün tüm gizli silah depolarını, gizli hücrelerini harita üzerinde parmakla gösterip Türk devletine istihbarat sağlayan, ben yaşayayım da, kim ölürse ölsün korkaklığında bir mahluktur apo. Peşinden sürüklediği onbinleri tek kalemde satmıştır. Elinde sadece askerimizin, polisimizin, öğretmenimizin, mühendisimizin, işçimizin, çiftçimizin, çocuklarımızın, bebeklerimizin değil, kuş gibi öttüğü için, kandırılıp örgüte katılan binlerce pkk’lının da kanı vardır. Apo bizim bildiğimiz gibi biri değilmiş… Öyle mi? Biz sizi de, Apo’yu da, size bu katilin güzellemesini yaptıranları da çok iyi biliyoruz, endişe etmeyin. Derdiniz yıllarca türlü acılar çektirdiğiniz Kürt toplumu değildir, zira kıbleniz menfaattir.
İstanbul’da Marmara Denizinde, Kumburgaz fayı üzerinde çok deprem oluyor. Değişik büyüklükte. Bunlar Marmara’da beklediğimiz büyük deprem değil. Bunlar bu fayın biriktirdiği stresi artırıyor. Yani kırılmaya zorluyor. Burada asıl deprem daha büyük ve 7’nin üzerinde olacak
Deprem deprem olduğu zaman konuşulmayacak kadar önemli bir konudur. Depremin olmadığı zaman konuşup önlem almak lazım. Bunu başta hükümet, sonra belediye ve halk el ele vererek kenti depreme hazırlaması lazım. Kentsel dönüşüm, bina yapmak kenti depreme hazırlamak değildir. Deprem dirençli kent apayrı şeydir. Artık gerekeni halk yapmalıdır. Yapacağı şey gözetim ve denetimdir.