Son zamanlarda milletvekilleri ve belediye başkanları arasındaki parti geçişleri, artık ahlaki açıdan eleştirinin çok ötesine geçmiş durumda, insanlar siyasetten ve siyasetçiden soğudu artık.
Siyaset kurumu zaten uzun zamandır tedricen kan kaybediyor. Ancak bazı siyasetçilerin sergilediği tutumlar yüzünden vatandaş, bütün siyasetçileri haklı olarak aynı kefeye koyuyor. Bu ise siyaset kurumunun itibarı açısından çok daha büyük bir tehlike. Zira siyaset kurumunun aşınması; demokrasi ve yönetim zafiyetine kadar metastas yapacaktır.
İsimleri tek tek saymak istemiyorum. Zira dün söyledikleriyle bugün yaptıkları arasındaki uçurum, insanın midesini bulandıracak kadar rahatsız edici. Bu kişilerin isimlerini zikretmeyi bile lüzumsuz görüyorum.
Ancak ifade edilmesi gereken husus geçişlerin önemli bir kısmının iktidar partisine yönelmesi. Bunun temel sebebinin güç olduğu aşikar zaten. Keşke AK Parti de bu konuda ilkesel bir duruş sergileyip bu transferleri kabul etmeseydi. Kanaatimce çok daha şık ve siyasetin itibarına katkı sağlayacak bir tavır olurdu.
Bence gözden kaçırılan diğer önemli mesele ise şu: Son dönemde toplumun en fazla tepki gösterdiği isimlerin önemli bir bölümü İYİ Parti’den veya siyasi yolculuğuna İYİ Parti’den başlamış kişiler.
Ankara ve İstanbul kurucu il başkanlarını, İstanbul 1. Bölge 1. sıra milletvekili adayını iktidar partisine kaptırmış bir siyasi hareketin, bu durumu eleştirmekten önce şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekir.
Siyaseten adeta kadavra hâline gelmiş, bırakın siyaseti, varlığını ayakta tutmakta zorlanan; “Tayyip Bey’in ahlaki zaafları var, bizim onunla işimiz olmaz.” dediği bir isme adeta suni teneffüs yapıp yeniden siyaset sahnesine döndürdünüz. Ardından da onu kısa süre içinde kaybettiniz. Böyle bir tablonun ardından başkalarına ahlak dersi vermek çok inandırıcı gelmiyor.
İYİ Parti ikinci Meclis dönemini geçirirken sürekli milletvekili kaybeden, bugün itibarıyla elinde il belediyesi bulunmayan bir parti görüntüsü veriyor. Bu ciddi bir siyasi zafiyettir ve kanaatimce vatandaş da sandıkta tercihini yaparken bunu mutlaka değerlendirecektir.
Siyaset; ilkeye sadakat olması gerekirken, lidere sadakat anlayışına devşireli çok oldu. Lider tandaslı siyaset anlayışı zamanla değişen şartlarıyla birlikte menfaat eksenli olacağı zaten çok belliydi.
İnsan fikrini değiştirebilir, görüşünü gözden geçirebilir bu insani bir özelliktir. Elbette takım tutar gibi parti de tutulmaz. Zamanla siyasi partini de değiştirebilirsin çok normaldir ancak kısa aralıklarla değişen adresler, savunulan sözlerden daha hızlı değişmeye başladığında toplumun zihninde ister istemez bir soru oluşturur:
Değişen fikirler mi, yoksa menfaatler mi?
Özellikle bazı siyasetçilerin son dönemdeki hâl ve davranışlarını görünce insan acıyarak aklına Neyzen Tevfik’in yıllar önce yazdığı şu şiir aklına geliyor.
“Seni kime sordumsa, doğru cevap vermediler;
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler…
Künyeni almak için, partiye ettim telefon:
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!”
Demek ki mesele yeni değil. Dün de vardı, bugün de var.
Çünkü siyaset; rüzgârın estiği yöne savrulmak değil, fırtına çıktığında da aynı yerde durabilmektir. İnsanlar hata yapanı affedebilir; fakat her dönemde başka bir surete bürünenleri ise millet hafızası unutmaz.
Son olarak; ilke ve haysiyet mücadelesi verdiği iddia eden siyasi partiler, ilkelerini hiçe sayarak skor amaçlı sayısını artırmak için herkesi kuralsızca kabul etmesi, ilkesiz siyasetçilerden çok daha kendilerini ilkesiz duruma getirmektedir. Bugün, ne olursa olsun kazanayım anlayışının akıbeti, çürümüş bir yapının zamanla küf tutup yıkılmasıdır.
@atalaykipeci Bu kadar imla hatası yapan, Türk milliyetçiliği üzerine konuşup da Türkçe dil kurallarını bilmeyen kişilere cevap vermiyorum abi. Prensip meselesi. Biz konuşarak halledelim. :)
Arabistan–Uruguay maçını izliyorum. Arabistan Milli Takımı’nda Abdülhamid isminde bir futbolcu var.
Bizim liglerde ben daha önce Abdülhamid ismine hiç denk gelmedim.
Demek ki Hicaz Demiryolu’nun vefası bir yerlerde yaşamaya devam ediyor.
Ne demişler: Halk bilmezse Hâlık bilir.
Bu arada Arabistan’lı Abdülhamid sürekli defans yapıyor. Defansif yönü iyi ama hücum yönü eksik duruyor o da gözümden kaçmadı 😀
İstiklâl Marşı’nı yazan Mehmet Âkif’in kendisi Arnavut kökenliydi. Türk milliyetçiliği biyolojik bir temele dayanmaz; sosyolojik bir birlikteliktir.
Siz ruh hastasısınız. Şu çocukları rahat bırakın. Kötü oynayabilirler; eleştirin ama eşinin etnik kökeninden size ne? Nasıl adamlarsınız siz? Nasıl insansınız ?
Birbirinden bağımsız olarak değerlendirilse bile haklısınız. Adil bir yaklaşım değil.
Ancak Kurumlar Vergisi’ndeki %12,5 oranı yalnızca sanayi sicil belgesi olan ve üretim faaliyeti yürüten firmalar için geçerli. Diğerleri yine %25. Bu da kurumlar vergisi mükelleflerinin içinde oran olarak oldukça düşük bir kesime tekabül ediyor aslında.
Madem 2020’den beri Sayın Kılıçdaroğlu’nun “çok yalan söylediğini” düşünüyordunuz, 2023’te neden Cumhurbaşkanı adayı olarak canhıraş desteklediniz?
Üstelik “uygun aday değil” diyenleri ekranlarda ve sosyal medyada linç edenlerde siz değil miydiniz ?
Geçen gün de kendisi için “vasi atanmalı” dediniz. Bugün söyledikleriniz doğruysa, dün Türk Devleti’nin yönetimini neden emanet etmek istediniz?
Dün yanlış söyledinizse bugün, bugün doğru söylüyorsanız dün neden sustunuz?
Bu kadar çelişkiden sonra vatandaş bundan sonra size neden güvensin?
Ali Mahir Başarır: "2020'de Veli Ağbaba'ya söyledim. 'Abi, Kılıçdaroğlu acayip bir adam. Çok yalan söylüyor.' dedim."
Şule Aydın: "Ama bu kadar yalancı birinin peşinden canhıraş Cumhurbaşkanı adaylığında koşmuş olmanız tuhaf değil mi?"
Nasreddin Hoca bir gün sokak lambasının altında bir şeyler arıyormuş.
Yoldan geçenler:
— Hoca, ne arıyorsun? Yardım edelim, demiş.
— Anahtarımı kaybettim, onu arıyorum, demiş Hoca.
Bir süre birlikte aradıktan sonra sormuşlar:
— Peki Hoca, anahtarı tam olarak nerede kaybettin?
— Kömürlükte, demiş.
Şaşırmışlar!
— İyi ama kömürlükte kaybettiysen neden burada arıyorsun?
Hoca da:
— Orası çok karanlık, burası daha aydınlık da ondan…
Bu fıkra tam Nasreddin Hoca’lık… Yalnızca bir mizah değil, insan tabiatına dair güçlü bir hatırlatmadır.
İnsanoğlu bazen gerçeği olduğu yerde değil, kendini rahat hissettiği yerde çözüm arar. Kendini oyalar oysa… Sorunun kaynağıyla yüzleşmek yerine, konfor alanının aydınlığında oyalanır. Oysa kaybolan anahtar nerede düştüyse, onu ancak orada bulabiliriz. Tabii ki aradığınız şeyde samimiyseniz!
Gerçeklerle yüzleşmek zor olabilir; fakat yanlış yerde aranan hiçbir anahtar, doğru kapıyı açmaz.
Sayın @TFF_Org yetkilileri, ülkemizde hakemlerin bu kadar sorgulandığı ve hatta bazı maçlarda hakem atamasında bile zorlanıldığı bu dönemde böyle başarılı bir hakemi ligimize dahil edelim.
Ayrıca ırkçılığa karşı da bize yakışır bir tepki vermiş oluruz. Omar Artan hazır İstanbul’dayken göndermeyin tutun.
ABD’de düzenlenecek Dünya Kupası’nda görev alacak Somalili hakem Omar Artan, ülkeye giriş izni verilmeyince geri dönmek zorunda kaldı.
— Bir gün boyunca İstanbul’da konaklayan Omar Artan, bugün gece saatlerinde THY’ye ait uçakla Somali’nin başkenti Mogadişu’ya gitmek için İstanbul Havalimanı’na geldi.
🗣 Hakem Artan:
FİFA ve Somali halkına desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum.
הרודן האנטישמי ארדואן שמבצע רצח עם בכורדים, תומך בארגון הטרור חמאס, מדכא את בני עמו ושם בכלא יריבים פוליטיים הוא האחרון שיכול להטיף מוסר למדינת ישראל.
מדינת ישראל וצה"ל, הצבא המוסרי ביותר בעולם, ימשיכו לפעול בעוצמה נגד איראן ושלוחותיה שמאיימות על המזרח התיכון ועל העולם כולו.
Akdeniz’in kıyısında bir şehirden fazlası… Fenikelilerin mirası, imparatorlukların durağı, tarihin sessiz tanığıdır; Beyrut.
Beyrut, yıkılmanın değil; her yıkılıştan sonra yeniden ayağa kalkmanın adıdır.
Türk’ün yükseliş çağında Anadolu’nun Akdeniz’e açılan uç beylerinden biri olan Beyrut, asırlar boyunca ticaretin, kültürün ve medeniyetin kavşak noktası olmuştur. Limanlarına gemiler, sokaklarına diller, hanlarına milletler uğramış; fakat tarih boyunca taşıdığı ruh hiç değişmemiştir.
Çünkü bazı şehirler yalnızca taş ve topraktan ibaret değildir. Beyrut, tarihin, insanlığın ve medeniyetlerin ortak hafızasında yaşayan kadim bir emanettir.
Çünkü Beyrut, yalnızca bir şehir değil; Akdeniz’e vurulmuş bir medeniyet mührüdür ve o mührün altında Türk’ün adaleti, Doğu’nun hikmeti ve Akdeniz’in kadim hafızası yaşamaktadır.
Atalar böyle durumlara “ölümü gösterip sıtmaya razı etmek” demişlerdi.
Peki gösterilen ölüm değilse; o zaman boşu boşuna sıtmaya maruz kalacak olanlara şimdiden geçmiş olsun!
🔔Mükelleflere vergi cezası öncesi erken uyarı sistemi geliyor
💻Mükellefler, Vergi Denetim Kurulu tarafından bu yıl devreye alınacak uygulamayla vergisel risk durumlarını öğrenerek denetim ya da cezaya maruz kalmadan önce durumunu düzeltebilecek
🗨️Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek:
✔️"Bu yaklaşımla mükelleflerimizin hem vergisel bilinç düzeyini artırmayı, hem de haklarını korumayı amaçlıyoruz"
✔️"Vergi bilincini artırırken şeffaflığı sağlayacak ve mükellefler için denetim maliyetini en aza indireceğiz"
https://t.co/TkdfOFNS9n
📌 Yeni torba yasa yayımlandı. İş dünyasını ve mükellefleri ilgilendiren birçok düzenleme mevcut.
Resmî Gazete’de yayımlanan Torba Yasa ile vergi ve kamu alacakları alanında önemli değişiklikler yürürlüğe girdi.
Özellikle Varlık Barışı, %12,5 kurumlar vergisi uygulaması ve 20 yıllık gelir vergisi istisnasına ilişkin detayların yakından takip edilmesi gerekmektedir.
Öne çıkan düzenlemeler:
🔹 Kamu borçlarında tecil ve taksitlendirme süresi 36 aydan 72 aya çıkarıldı.
🔹 Teminatsız tecil limiti 50.000 TL’den 1.000.000 TL’ye yükseltildi.
🔹 Varlık Barışı uygulaması yeniden yürürlüğe alındı.
🔹 Sanayi Sicil Belgesine sahip ve fiilen üretim yapan işletmeler için kurumlar vergisi oranı %12,5 olarak belirlendi.
🔹 Türkiye’ye yerleşen ve belirli şartları sağlayan kişiler için yurt dışı gelirlerine 20 yıl süreyle gelir vergisi istisnası getirildi.
🔹 Yurt dışına yönelik ticaret ve hizmet faaliyetlerinden elde edilen kazançlara ilişkin kurumlar vergisi avantajlarının kapsamı genişletildi.
Bu düzenlemeler özellikle finansman yönetimi, vergi planlaması, yatırım kararları ve uluslararası faaliyet gösteren şirketler açısından önemli fırsatlar içermektedir.
Ancak birçok düzenlemenin uygulama şartları ve kapsamı, yayımlanacak tebliğler ve ikincil mevzuat ile netleşecektir.
Bazı şehirlerin tarihi kitaplarda yazılır.
Bazı şehirlerin tarihi ise sokaklarında yaşar.
Memleketim Niksar, işte onlardan biri.
Üzerinde durduğum köprü, yaklaşık 2000 yıllık Roma döneminden kalma bir eser. Arkamdaki mahfilli kıraathane ise yaklaşık 200 yıllık. Etrafımda ise adeta tabiatın özenle yerleştirdiği bir dekor gibi duran yemyeşil bir şehir…
Bu kadim topraklarda tarih taşlara işlenmiş, hatıralar zamana emanet edilmiş.
Bir başkadır benim memleketim, Niksar.