Eleştirdiğim, zaman zaman destek vermekte tereddüt ettiğim oldu. Ancak hiç kimse bu kadar sistemli biçimde hedef gösterilmeyi, kişilik haklarına böylesine saldırılmayı hak etmez. Sosyal medya hesaplarını kapatma noktasına gelen bir baskı ortamı, kimse için normal kabul edilemez.
Bu nedenle, sessiz kalmanın ağır geldiği bir anda ben de profil fotoğrafımı değiştiriyorum. Bu not da burada kalsın; bir gün adalet yerini bulduğunda dönüp bakmak için.
Someone created a new wallet, deposited 5M $USDC into Hyperliquid, and opened a 2x long on 194,175 $CXMT($1.38M).
Liquidation price: $4
https://t.co/0xhdO8ecX7
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Bulaşık makinesi almaya gittim sizin gibi hızlı olsun diye. Alt segment ürünü bana satacakları fiyata internetten aldım, hem vade farksız taksit ile aldım hem de çok daha iyi bir markayı almış oldum. Tek fark bir hafta bekledim. İyi ki de beklemişim, ne nakliye ne kurulum hiç bir sıkıntı yaşamadım.
https://t.co/AuQpHi61L4
Güzel fikirmiş deyip biraz vakit ayırıp hayata geçirdim. Kendim de bu finansmandan yararlandığım için kafamdan yapmaya çalıştığım kaba hesabı sizin fikriniz ile gerçekleştirmek istedim. Veriler TCMB'den otomatik alıyor ancak uzman görüşü ile geri bildirim verirseniz çok memnun olurum :)
Bu ülke betona yaptığı yatırımı sanayiye ve insana eğitime yapsaydı bunu konuşmaya kimsenin cesareti olmazdı.
Diyelim devalüasyon oldu, sonra ne olacak? Yine enflasyon, yine daralma. İstiyorlar ki devlet sürekli bize destek çıksın.
Ortalık zombi şirket dolu. Amaçsızsa alınan kredilerle alınmış gayrimenkul dolu.
Geçen sene merkez bankası blog yazısında da buna değinmişti. Bir zahmet o kredilerle aldıkları gayrimenkulleri bozdurup kendi istikrarlarını sağlamak için kendi finansmanlarını yaratsınlar
The vibes in SF feel pretty frenetic right now. The divide in outcomes is the worst I've ever seen.
Over the last 5yrs, a group of ~10k people - employees at Anthropic, OpenAI, xAI, Nvidia, Meta TBD, founders - have hit retirement wealth of well above $20M (back of the envelope AI estimation).
Everyone outside that group feels like they can work their well-paying (but <$500k) job for their whole life and never get there.
Worse yet, layoffs are in full swing. Many software engineers feel like their life's skill is no longer useful. The day to day role of most jobs has changed overnight with AI.
As a result,
1. The corporate ladder looks like the wrong building to climb.
Everyone's trying to align with a new set of career "paths": should I be a founder? Is it too late to join Anthropic / OpenAI? should I get into AI? what company stock will 10x next? People are demanding higher salaries and switching jobs more and more.
2. There’s a deep malaise about work (and its future).
Why even work at all for “peanuts”? Will my job even exist in a few years? Many feel helpless. You hear the “permanent underclass” conversation a lot, esp from young people. It's hard to focus on doing good work when you think "man, if I joined Anthropic 2yrs ago, I could retire"
3. The mid to late middle managers feel paralyzed.
Many have families and don't feel like they have the energy or network to just "start a company". They don't particularly have any AI skills. They see the writing on the wall: middle management is being hollowed out in many companies.
4. The rich aren’t particularly happy either.
No one is shedding tears for them (and rightfully so). But those who have "made it" experience a profound lack of purpose too. Some have gone from <$150k to >$50M in a few years with no ramp. It flips your life plans upside down. For some, comparison is the thief of joy. For some, they escape to NYC to "live life". For others still, they start companies "just cuz", often to win status points. They never imagined that by age 30, they'd be set. I once asked a post-economic founder friend why they didn't just sell the co and they said "and do what? right now, everyone wants to talk to me. if i sell, I will only have money."
I understand that many reading this scoff at the champagne problems of the valley. Society is warped in this tech bubble. What is often well-off anywhere else in the world is bang average here.
Unlike many other places, tenure, intelligence and hard work can be loosely correlated with outcomes in the Bay. Living through a societally transformative gold rush in that environment can be paralyzing. "Am I in the right place? Should I move? Is there time still left? Am I gonna make it?" It psychologically torments many who have moved here in search of "success".
Ironically, a frequent side effect of this torment is to spin up the very products making everyone rich in hopes that you too can vibecode your path to economic enlightenment.
Dünya tarihi böylesine bir açıklamayı nadiren görmüştür.
Bugün Trump İran’ı tehdit ederek “Bu gece bir medeniyet yok olacak ve bir daha geri gelmeyecek” dedi.
Ayrıca kendisine “İran’daki köprülerin ve enerji altyapısının vurulması savaş suçu olmaz mı?” sorusu yöneltildiğinde verdiği ‘’Onlar hayvan’’ cevabı sıradan bir siyasi sertlik değil, savaşın doğasını değiştiren bir zihniyetin dışa vurumudur. Zira karşı tarafı “insan” olarak görmeyen bir anlayış, sivil-asker ayrımını da ortadan kaldırır ve altyapı hedeflerini meşrulaştırır.
Bu yaklaşım aynı zamanda uluslararası hukukun caydırıcılığının zayıfladığını, savaşın giderek kuralsızlaştığını ve psikolojik eşiğin aşıldığını gösterir. Bu noktadan sonra mesele sadece askeri değil, doğrudan toplumları hedef alan bir yıpratma ve çökertme stratejisine dönüşmektedir.
Aynı Trump birkaç gün önce de Hürmüz Boğazı için bir devlet başkanına yakışmayacak sinkaflı ve küfürlü ifadeler kullanmıştı.
Bu dil bir süper gücün liderine değil, akıl ve denge kaybı yaşayan despotlara aittir.
5000 nükleer savaş başlığının kontrolüne sahip Trump neden bu dengesizlik sınırına geldi?
-Düşen F 15 uçağının pilotunu kurtarma operasyonu pekçok kaynağa göre aslında zenginleştirilmiş uranyuma el koyma harekatıydı. Ancak sonuçları itibari ile 1980 yılında yaşanan rehine kurtarma operasyonu (kartal pençesi) operasyonundan çok daha pahalıya ve dünya sahnesinde büyük prestij kaybına neden oldu. Sadece ABD tarihinde değil, dünya tarihinde bir kişiyi kurtarmak için neredeyse 10 hava aracının ve kabaca 400 milyon $’ın harcandığı bir operasyona dönüştü. 1980 yılında yaşanan başarısız harekat başkan Jimmy Carter’ın seçimleri kaybetmesine neden olmuştu. Trump’ın İsrail adına giriştiği bu savaş da şüphesiz Kasım ara seçimlerinde ciddi zaafiyetine neden olacaktır. Trump bu paniği yaşamaktadır.
-Trump‘ın bakanları üst üste ciddi gafl ve hatalar yapmaktadır. Başta savaş Bakanı olmak üzere pekçok sorumluya kongrenin ve halkın güveni kalmamıştır. Trump sürekli bakan azlederken Hegseth general/amiral tasfiye ediyor. Bu ancak çok ciddi çöküş ve krizlerde yaşanır.
-Amerikan kamuoyunda bu savaşın İsrail’in çıkarları için yapıldığı, aynı zamanda Epstein dosyalarının karartılmasına yönelik olduğu inancı her geçen gün katlanmaktadır.
-ABD’de aklı başında olan devlet adamları ve askerler İsrail uğruna İran’la savaşmanın sonuçlarının gelecekte asıl jeopolitik rakip olan Çin ile hesaplaşmayı ABD aleyhinde etkileyeceğini bilmektedirler. Trump‘ın bu gerçeğe rağmen bir yandan ABD’nin askeri güç gerilemesine neden olması, diğer yandan da Asya Pasifik’tedeki müttefiklerinin korunmasına tahsis ettiği silahları bölgeye çekmesi büyük rahatsızlık yaratmaktadır.
-Trump ABD gücünün çöküşünü ve dolayısıyla doların hakimiyetinini gerilemesini hızlandıran bir başkan olarak tarihteki yerini almıştır. İran Savaşı bitirilmez ise şüphe yok ki Amerikan ekonomisi çok hızlı bir gerileme dönemine girecektir.
-Bu savaş küresel bütün ekonomik dengeleri alt üst etmektedir. Avrupa Rusya ile olan kopuş nedeni ile enerji güvenliğinde büyük bir krize sürüklenmektedir. Benzer kriz Asya Pasifik havzada ABD'nin Güney Kore ve Avustralya gibi müttefiklerinde daha da ağır yaşanmaktadır. Bu devletlerin Körfez'deki kukla devletler gibi ABD etki alanından gelecek dönemde uzaklaşma olasılığını ivmelendirecektir. Bu devletler ABD'nin zaten azalan ekonomik gücünün yanında askeri gücünün de gerilediğini görmektedirler. Hürmüz'ün kapanmasından sonra Bab el Mendeb Boğazı da kapanırsa ve ABD bu gelişmeye de mani olamazsa 1,2 trilyon dolarlık Amerikan savunma bütçesinin hiç bir anlamı kalmayacaktır.
Sonuçta, Trump, sadece bir savaşı değil, ABD’nin 250 yılda elde ettiği küresel konumunu hızla aşağıya çekiyor. Bu gidiş, doların hakimiyetinden askeri caydırıcılığa kadar geniş bir alanda erozyon anlamına gelir.
İran gibi 2500 yıllık bir medeniyete evsahipliği yapan bir Coğrafyayı ve medeniyeti ortadan kaldırmakla tehdit etmek orta çağda bile örneği görülmeyen bir akıl tutulmasıdır. Bu söylem, gelecekte Holocaust gibi insanlık suçlarını hatırlatan bir zihniyetin kapısını aralar. Trump’ın bu kararına İsrail ve ABD’de Armagedon’na inanan eskatolojik grupların dışında onaylayacak insanların olduğuna inanmak istemeyiz.
Bu dil geri dönüşü kolay bir dil değildir. Söylendiği anda hem lideri hem de temsil ettiği milleti bağlar. ABD, 1945 sonrası kurduğu düzenle dünyanın ulaşmak istediği bir “yıldız ülke”ydi. Bugün ise Trump yönetimiyle birlikte, hızla uzaklaşılan ve tepki çeken hukuksuz, değersiz, ahlaki normu olmayan çöken bir güce dönüştü.
Kanaatimizce bu demokrasi değildir. Bu, halkın çıkarlarına rağmen hareket eden oligarşik bir yapının bütün bir milleti geleceğe dönük olarak lekeleme riskidir.
Eminiz ki Amerikan halkı bu süreçten ders çıkaracaktır.
Ancak bugün gelinen noktada, İsrail ve Trump yönetimi dışında dünyanın büyük bölümünün İran’a daha yakın bir pozisyonda durduğunu görmek zor değildir.
Whales are buying $ETH!
3 newly created wallets withdrew 54,763 $ETH($118.24M) from #Binance in the past 2 hours.
https://t.co/KCpg9rofQJ
https://t.co/QG0Xy5lme3
https://t.co/yyRlfqDzif
I had been planning to update my blog for a long time. Sharing my research, work, interests, and experiences was always on my mind — but somehow I never found the right time or focus to get started.
Recently, I had the opportunity to deliver a presentation for YASED. That presentation helped me take the step I had been postponing and became the foundation of my very first blog post.
In this article, I explore the transformation of industry through digitalization and artificial intelligence, and how this journey has evolved from steam engines to smart factories.
I’m sharing my blog post below — I’d truly appreciate it if you take a moment to read it. Your feedback and suggestions are always welcome.
PS: The visual used in this post was created with NotebookLM.
https://t.co/DOIfO2SdxX
Özgür Özel:
"Çalışanların maaşlarından kesilen gelir vergisi 2,3 trilyon TL. Şirketlerden alınan vergi 1,2 trilyon TL.
Bir memleket düşünün, şirketler 1,2 trilyon TL vergi veriyor, bu şirketlerde çalışanlar 2,3 trilyon TL vergi ödüyor.
İşte bu AK Parti'nin kara düzenidir."
1-Sahte kimlik ile E-imza çıkartarak diploma,ehliyet çıkarttıran Akademik ünvanlar veren örgüt,çete,yapı adı ne ise liderini ve yardımcılarını yakından tanıyalım…
İddianame ve ifadeler baz alındığında ortaya çıkan tablo şu şekilde
Örgüt lideri Ziya Kadiroğlu
Örgüt beyni Gökay Celal Gülen ( Bilgisiyar uzmanı)
Örgüt elemanı Mıhyeddin Yakışır ( Uyuşturucu satıcısı ve kullanıcısı)
Örgüt elamanı Zeynep Karaçam( İllgeal işlerin legal görünmesini amaçlayan Akademi sahibi)
Örgüt elemanı Ayhan Ateş (Sahte MİTçi)
Bugünkü yazımda ayrıntıları var .
Devam edelim…👇