Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığına bağlı Meslek Fabrikası ve Çocuk Çalışmalarına bağlı birimlerimize 1 Mayıs afişlerimizi astık, bildirilerimizi dağıttık.
Emeğimiz, Haklarımız, Geleceğimiz için #1Mayıs’ta Alanlardayız!
11 Nolu Şube Yönetim Kurulu
İzmir Saat Kulesi önünde buluştuk.
DİSK’li emekçiler olarak alanlardaydık; bildirilerimizi dağıttık, sözümüzü büyüttük.
Emeğimizi savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.
1 Mayıs’ta yine alanlardayız:
Daha güçlü, daha kararlı, omuz omuza.
Sanki iktidarda başkası vardı..sanki 6 senedir susmamışlar gibi ..
isterlerse o otobüsü ve katil zanlısını size hiç göstermezler..
görüntü ve bilgi servis etmezler.. herşey fazla gösterişli...
Asıl önemli olan Gülistan Doku nerede? sorusu cevap buldu mu!
Buyurun size AKP’nin Türkiye Yüzyılı:
Tunceli belediyesine kayyum olarak da atanmış bir vali, aynı zamanda da başmüfettiş, milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan Doku’yu Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan başta malum Adalet Bakanı olmak üzere, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler!..
BU VALİYİ,
İBRETİ ALEM İÇİN,
ASMAYAN DEVLETE,
YAZIKLAR OLSUN.
- Valinin oğlu ve bir arkadaşı Gülitanı zorla kaçırıp TECAVÜZ edip sonarada kafasına sıkıyorlar.
- Valinin koruma polisi gömüyor,
- Başhekim hastane kayıtlarını siliyor,
- Vali, sim kartı geçmişini temizliyor,
Daha iyi özetlenemezdi! Oyuncu Nur Sürer:
“Hani iktidar diyor ya üç çocuk yapın diye, her gün ortalama üç kadının öldüğü ülkede bu kadınlar nasıl üç çocuk doğuracak!”
“İzmir Büyükşehir Meslek Fabrikası’na çökmeye çalışmak; gençlerin geleceğine, kadınların emeğine ve halkın alın terine saldırmaktır. Burası rant kapısı değil, umut kapısıdır! İzmir’in malına el uzatanlar bilsin: Bu kent emeğini de, kurumlarını da kimseye yedirmez.”
#MeslekFabrikasıHalkındır
Gelip de sahipsizin malına çöker gibi el koyduğunuz, İzmir halkına ait tarihi Un Fabrikasının 2007, 2008 yıllarına ait fotoğraflara bakın.
Nerdeydiniz o yıllarda? Belediye personeliyle parasıyla 10 yıl emek ve kaynak harcamış bu hale getirmek için. Vakıflar mı yaptı bu işi? Bu binada vakıflarınızın hiç bir hakkı yok sayın Vakıfların( İzmir’in değil) vekilleri. Sizin bu haksızlığınız hiç bir vicdanda kabul görmez. Hep ayıplanarak hatırlanacaksınız.
Gittiniz, bize, yani Büyükşehir belediyesine hiç bir bilgi vermeden, tertemiz %100 bize ait tapumuza hiç bir ahlaki ve hukuki ölçüye sığmayacak şekilde el koydunuz, yani çöktünüz. Şimdi de polis zoruyla tahliye için uğraşıyorsunuz.
Bu tapu ve mülkiyet ne belediye başkanına ait ne de başka özel bir kişi ve kuruma. İnsanları yalanlarınızla kandırmaya çalıştığınız gibi hiç bir başka kişiye veya kuruma da verilmedi. 2017 yılında dünya kadar emek ve parayla restore edildi ve o günden beridir “Meslek Fabrikası” olarak kullanılıyor.
Söylediğiniz bir başka yalan mahkeme kararları ile ilgili. Tapu dairesi üzerinden hukuksuzca üzerinize geçirdiğiniz mülkümüze dair hakkımızı aramak için açtığımız dava “DEVAM EDİYOR” henüz sonuçlanmadı. Bu kadar belge ve ispatla inanıyoruz ki dava lehimize sonuçlanacak ve hak yerini bulacak. Ama siz ne yapmaya çalışıyorsunuz, Alelacele binayı boşaltıp birilerine geçici olarak verip FİİLİ BİR DURUM YARATMAYA çalışıyorsunuz.
3 kez Yürütmeyi Durdurma kararı çıkarttık. Üçü de anormal hızlı bir şekilde kaldırıldılar. Bunun nasıl olduğunun takdiri kamuoyumuza aittir. Ancak dava henüz başında ve dava süreci sonunda ne karar çıkacağı belli değil. Bitmeyen davayı bitmiş gibi anlatmayın
Peki beyler, Sayın Vakıfların Milletvekilleri nedir bu aceleniz ve telaşınız. Hangi kurum kendine bir hizmet binası bulamıyor da buraya çökmeye çalışıyorsunuz? Vakıfların elinde bomboş ya da kira almadan birilerine kullandırdığı yüzlerce binaları varken niye Meslek Fabrikası?
Bu sizin yaptığınız düpedüz güç gösterisi ve bizim irademizi yok sayma çabası.
Peki biz bu belediye seçimlerini niye yaptık? İnsanlara seçme hakkını verirken ne düşünüyordunuz? Siz seçilmeseniz de seçileni çalıştırmayız nasılsa diye mi planladınız? Belediye başkanlarının epey bir kısmını görevden aldınız. Belli ki başkalarına da benzer müdahaleleri yapacaksınız.
Ne olacak bu işin sonu söyler misiniz? Siyaset sadece sizin iktidarınızdan mı ibaret olacak? Devlet sadece sizin partinizin mi devleti olacak?
Kabul sınırlarını aştınız. Bize had bildiriyorsunuz. Halkı fazla göz ardı ediyorsunuz.
Daha önce de söyledim, tekrar ediyorum
BEYLER YAPMAYIN ETMEYİN.. Bu iş böyle devam edemez
Toplum iyilikle ayakta kalır. İyilik yapmak toplumda huzuru artırır. İktidar her yerde ve herkese kötülük yapmaya çalışıyor. Belediyelerimize ait binalara el koyarak orada hizmet gören halkımıza kötülük yapıyor. Halkından kopuk bir iktidarla karşı karşıyayız.
#meslekfabrikasıhalkındır
Burası adliye ya da cezaevi değil, İzmir Meslek Fabrikası önü!
Bu sabah, devletin polisi ülkenin gençlerinin mesleki eğitim almasını engelleyerek tapusu @izmirbld' ne ait olan Tarihi Meslek Fabrikası'na girişi engelledi.
Emeği geçenlerden İzmir hesabını sorar elbet.