Buradaki 140 bin takipçimden ricam var. Daha detaylı videolar ve içerikler için sizleri YouTube kanalıma da bekliyorum.
En azından bir kısmınızın takibe alması bile kanalın büyümesi için çok değerli.
Abone olmayı unutmayın
https://t.co/5cV4uZeDnW
CANLI: Haluk Levent ve AHBAP operasyonu karmaşık bir hal aldı. Milyon dolarlık mal varlıkları neden devredildi?
Çankaya Belediyesi'ne operasyonunda Aziz İhsan Aktaş'ın adı neden geçiyor?https://t.co/OjgiJbExNl
CANLI: Haluk Levent ve AHBAP operasyonu karmaşık bir hal aldı. Milyon dolarlık mal varlıkları neden devredildi?
Çankaya Belediyesi'ne operasyonunda Aziz İhsan Aktaş'ın adı neden geçiyor?https://t.co/OjgiJbExNl
Çankaya Belediye Başkanımız Hüseyin Can Güner, sipariş bir süreç ile tutuklandı.
Güner’in hukuki bir süreçle değil, nasıl ince elenip sık dokunmuş bir kurguyla tutuklandığını anlatayım.
Kendisine sorulan söz konusu ihale süreci daha önce zaten didik didik edildi. Kamu İhale Kurumu (KİK), Danıştay, İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri ve bilirkişiler dosyayı inceledi. Hiçbir suç, yolsuzluk veya kamu zararı bulunmadı! Tüm bu denetimlerin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı net bir karar verdi ve “Kovuşturmaya Yer Yok” dedi. Yani Ankara’da dosya kapandı, konu bitti.
Fakat ne hikmetse, Ankara'da kapanan dosya için bir anda İstanbul’da bir gizli tanık peydahlanıverdi! İstanbul Başsavcılığı gizli tanığı dinledi, sonra "Benim yetki alanımda değil" diyerek (yetkisizlik kararıyla) dosyayı ait olduğu yere, Ankara’ya gönderdi.
Lütfen buraya dikkat edin! İstanbul’dan Ankara’ya gönderildiği o günlerde İstanbul’daki başsavcıvekili, Ankara’ya başsavcı olarak atandı!
Yeni Başsavcı koltuğa oturur oturmaz da Ankara'da kapanmış dosya için İstanbul’dan gelen dosya ile operasyon düğmesine basılıyor. Normalde bir belediye başkanını yargılamak için İçişleri Bakanlığından soruşturma izni alınması şarttır. Bu engeli aşmak için dosyaya tüm CHP’li belediyelerde olduğu gibi örgüt kılıfı bulunuyor. Böylece izne gerek kalmadan belediye başkanımız da gözaltına alınıyor.
Dosyaya sırf kılıf olsun diye örgüt iddiaları eklenmişti, ama savcılık sorgusu sırasında Çankaya Belediye Başkanımıza bu ağır suçlamalarla ilgili tek bir soru bile sorulmuyor!
Çünkü altı tamamen boş.
Ankara'da kapanan bir dosyayı, İstanbul'da bir gizli tanıkla diriltip, başsavcı atamasıyla eş zamanlı olarak Ankara'ya taşıyıp tutuklama çıkartmak hukuk değil, yargı mühendisliğidir.
Biz yol arkadaşımız Hüseyin Can Güner’den kuşku duymuyoruz!
Hüseyin Can Güner'in ifadesinini okudukça vicdanı olanın üzülmemesi elde değil. Bildiğiniz hiçbir şey olmamasına rağmen şu an tutuklamaya sevk edilmiş durumda.
Soruşturma gizli tanık beyanlarına dayandırılmış.
Avukatının çarpıcı bir tespiti var. Normalde bir belediye başkanının yargılanması için gereken soruşturma iznini aşmak adına dosyaya kılıf olarak örgüt ve rüşvet iddiaları eklenmiş diyor. Ancak iş savcılık sorgusuna gelince, Güner'e bu suçlamalarla ilgili tek bir soru bile sorulmamış!
İhalelerdeki "kamu zararı" iddiasına bakacak olursak. Güner'in paylaştığı rakamlar durumun tam tersini gösteriyor. İptal edilen temizlik ihalesinin yaklaşık maliyeti aylık 26,5 milyon TL. Rekabet sağlanamadığı (kırım %0.71) için bu ihale haklı bir gerekçeyle iptal ediliyor.
İptal kararının ardından yapılan yeni ihalelerde bedel önce 21,9 milyon TL'ye, ardından 23,8 milyon TL'ye geriliyor. Yani iptal edilen tutardan aylık ortalama 4-5 milyon TL daha düşük rakamlara iş yapılıyor. Ortada bir kamu zararı değil, aksine milyonlarca liralık kamu yararı var.
Özetle; operasyona konu o ihale sürecinin resmi belgelere yansıyan özeti şöyle:
KİK & Danıştay tarafından, iptal işlemi hukuka uygun bulundu ve onandı.
Mülkiye müfettişleri yolsuzluk, bilirkişi raporu "kamu zararı" bulamadı.
Ankara Başsavcılığı geçmişte takipsizlik kararı verdi. Sonra dosya İstanbul'da başka bir ifade ile açıldı, takipsizlik verilerek Ankara'ya gönderildi. İhaleye Platform Turizm ve Akmercan gibi iktidara yakınlığıyla bilinen firmalar da davet edilmiş.
İhalelerde hiçbir yetkisi olmayan belediye meclis üyesi Emre Doğan üzerinden kurulan bağlantılar da cabası...
Gaziosmanpaşa’nın güzel yürekli insanları, canım komşularım, büyük ailem...
Bugün, aramızdaki demir kapıların hasretimizi biraz daha uzatacağı söylendi. Kavuşmamız, doya doya kucaklaşmamız bir başka zamana kaldı.
Bedenim burada, dört duvar arasında olabilir... Ama inanın bana; ben her sabah sizinle uyanıyorum. Meydandaki o tatlı telaşınızda, esnaf abimin sabah çayında, başını okşadığım evlatlarımızın gülüşünde, o çok sevdiğim sokakların her köşesinde kalbim sizinle atıyor.
Biz bu yola makam için değil, sadece hizmet edebilmek için, sizlere derman olabilmek için çıktık. Bilmenizi isterim ki tek suçum; 35 yıl sonra Gaziosmanpaşa’yı kazanmak bu güzel ilçeye hizmet etmemdir. Başımız dik, vicdanımız rahat. Bizi ayakta tutan tek şey işte bu tertemiz sevda ve sizin eksik etmediğiniz dualarınızdır.
Beni buralarda hiç merak etmeyin. Sizlerin o sımsıcak sevgisi, bana yolladığınız o görünmez bağ ta hücreme kadar ulaşıyor, içimi ısıtıyor, direncime güç katıyor. Sizden tek bir ricam var: Sakın umudunuzu kaybetmeyin, sakın ola başınızı öne eğmeyin. Hakikatin sesini, doğrunun ışığını hiçbir duvar gizleyemez.
O güneşli, o aydınlık sabahta; Gaziosmanpaşa’nın meydanında yine omuz omuza verecek, yarım kalan hikayemizi yazmaya devam edeceğiz. O güne kadar ilçemiz, hayallerimiz ve umudumuz birbirinize emanet.
Sizleri çok ama çok özledim.
Hasretle, sevgiyle…
FETÖ döneminde hazır yazılmış haberler dolaşırdı. Bize gelmezdi, bilirler ki biz yazmazdık. İrademiz kiralık değildi. O haberler, iktidar medyasında olduğu gibi haber olurdu. Dönem değişti, kişiler değişti, yöntem değişmedi. Bugün, ülke gündemini meşgul eden önemli yargı operasyonlarının hazır yazılmış haber metinleri, bakıyorsunuz WHATSapp gruplarında dolaşıyor. Sonra bi bakıyorsunuz X’te kopyala yapıştır haber diye yayılıyor. Aynı başlıklarla, aynı cümlelerle. İşin kötüsü, iktidar medyasının yanı sıra kimi muhalif gazeteciler de bu tuzağa düşüyor. Yapmayın. Bu ağ sizi sarar, esir alır. Bu gazetecilik değil. Kendi yazmadığınız haberi paylaşmayın.
Yarın 15 Temmuz. Bizim görevimiz her daim devlet içine sızmış FETÖ gibi terör örgütlerini, suç örgütlerini, çeteleri, yasadışı çıkar gruplarını deşifre etmek. Onların piyonu olmak değil.
Hüseyin Can Güner'in ifadesinini okudukça vicdanı olanın üzülmemesi elde değil. Bildiğiniz hiçbir şey olmamasına rağmen şu an tutuklamaya sevk edilmiş durumda.
Soruşturma gizli tanık beyanlarına dayandırılmış.
Avukatının çarpıcı bir tespiti var. Normalde bir belediye başkanının yargılanması için gereken soruşturma iznini aşmak adına dosyaya kılıf olarak örgüt ve rüşvet iddiaları eklenmiş diyor. Ancak iş savcılık sorgusuna gelince, Güner'e bu suçlamalarla ilgili tek bir soru bile sorulmamış!
İhalelerdeki "kamu zararı" iddiasına bakacak olursak. Güner'in paylaştığı rakamlar durumun tam tersini gösteriyor. İptal edilen temizlik ihalesinin yaklaşık maliyeti aylık 26,5 milyon TL. Rekabet sağlanamadığı (kırım %0.71) için bu ihale haklı bir gerekçeyle iptal ediliyor.
İptal kararının ardından yapılan yeni ihalelerde bedel önce 21,9 milyon TL'ye, ardından 23,8 milyon TL'ye geriliyor. Yani iptal edilen tutardan aylık ortalama 4-5 milyon TL daha düşük rakamlara iş yapılıyor. Ortada bir kamu zararı değil, aksine milyonlarca liralık kamu yararı var.
Özetle; operasyona konu o ihale sürecinin resmi belgelere yansıyan özeti şöyle:
KİK & Danıştay tarafından, iptal işlemi hukuka uygun bulundu ve onandı.
Mülkiye müfettişleri yolsuzluk, bilirkişi raporu "kamu zararı" bulamadı.
Ankara Başsavcılığı geçmişte takipsizlik kararı verdi. Sonra dosya İstanbul'da başka bir ifade ile açıldı, takipsizlik verilerek Ankara'ya gönderildi. İhaleye Platform Turizm ve Akmercan gibi iktidara yakınlığıyla bilinen firmalar da davet edilmiş.
İhalelerde hiçbir yetkisi olmayan belediye meclis üyesi Emre Doğan üzerinden kurulan bağlantılar da cabası...
Haluk Levent ve AHBAP MASAK Raporunu incelerken çok tanıdık bir şirkete denk geldim. Eytaş Kuyumculuk. Şirketin adı 8 milyon dolarlık bir para transferine karışmıştı. Sarp Yalçınkaya bu paranın kendisinden tahliye vaadi ile istendiği iddia ederek şikayetçi olmuştu. Parayı 72 kg altın halinde alan avukat ise yurt dışına kaçmıştı. O avukatın adı ise Aziz İhsan Aktaş’a suikast dosyasında Ankara’da bir savcıya rüşvet, Demir Yumruk operasyonunda geçmişti.
Tamamı: https://t.co/XTe8rMaEHU
HÂHÂ: Ölmeyen Bir Ses
Antakya coğrafyasındaki Arap Alevileri arasında özellikle kadınlar tarafından kuşaktan kuşağa aktarılan “hâhâ” geleneği, Samandağ’da düzenlenen bir atölyede yeniden hayat buldu. Evvel Temmuz Kültür Sanat Festivali kapsamında bir araya gelen kadınlar, “hâhâ”ların nasıl söylendiğini, kafiye düzenini ve taşıdığı anlamları anlattı.
Genellikle düğünlerde ve kına gecelerinde söylenen hâhâlar; kadınların sevinçlerini, dileklerini ve dertlerini dile getirmelerinin yanı sıra deprem sonrası kamulaştırma, el koyma ve kadın mücadelesi gibi güncel sorunların aktarılmasında da aracılık ediyor.
Temmuz 2026 | Samandağ/Hatay
İktidarın Meclis’e sunduğu ‘çocuklara yönelik kanun teklifi’, çocukları suçtan korumayı değil, sadece cezalandırmayı hedefleyen bir anlayışın ürünü. İnfaz ağırlıklı bu teklifte önleyicilik yok, destekleyicilik yok!
Suça sürüklenen çocuklarla ilgili Meclis komisyon raporu henüz tartışılmadan, ortak akıl yok sayılarak alelacele hazırlanan bu metin büyük eksiklikler barındırıyor. "Cezaları artırırsak suçu azaltırız" yaklaşımı ile çocukları kurtaramayız.
Elbette sokak çetelerinin ağına düşürülen çocukların karıştığı şiddet olaylarında yitirilen canları, mağdur olan vatandaşlarımızı asla görmezden gelemeyiz. Kamu güvenliği şarttır! Ancak bataklığı kurutmadan, sadece ceza sürelerini artırarak yeni can yanmalarının önüne geçemeyiz.
Teklifte 12-15 ve 15-18 yaşındaki çocuklar için hâkimlere çok geniş, ucu açık bir takdir yetkisi veriliyor. Takdir yetkisi objektif, ölçülebilir kriterlere bağlanmazsa; günlük psikolojiler ve siyasi baskılarla çocukların hayatı etkilenebilir.
Çocuklardaki suç oranını düşürmek istiyorsak; onları çetelere iten yoksulluğu ve eğitimden kopuşu bitirmek zorundayız. CHP olarak, sadece infazı artıran bu yaklaşıma yerine, mağduriyetleri önleyen ve çocuğu koruyan bütüncül bir yasa için mücadelemizi sürdüreceğiz.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçu Soruşturma Bürosu'nun hazırladığı iddianameye göre Başaran Yatırım Holding'in sahibi Hüseyin Başaran, ailesinden bazı isimlerin dahil olduğu bir grup ortak oldukları şirketler aracılığıyla Türkiye'deki firmalara sahte evraklar hazırlayarak finansman sağlıyormuş gibi işlemlere aracılık edip birine sonradan ortak oldukları 7 Bahreyn merkezli bankanın kaynaklarını kendi şirketlerine aktarmış.
Acaba devir işlemleri bununla mı alakalı? İddianame 2025’ye yazılsa da suç duyurusu çok eskiydi.
İşadamı Hüseyin Başaran diyor ki…
Haluk Levent, “Yurt yapacağım” diye kandırmış.
“AB fonlarıyla ödeme yapacağız, bunun için tapu devri lazım” bahanesiyle 60 milyon dolarlık 22 taşınmazı devralmış.
Bu hikaye ikna edici değil.
Hiçbir işadamı bu zokayı yutmaz.
İşin içinde iş var.
Haluk Levent ve AHBAP MASAK Raporunu incelerken çok tanıdık bir şirkete denk geldim. Eytaş Kuyumculuk. Şirketin adı 8 milyon dolarlık bir para transferine karışmıştı. Sarp Yalçınkaya bu paranın kendisinden tahliye vaadi ile istendiği iddia ederek şikayetçi olmuştu. Parayı 72 kg altın halinde alan avukat ise yurt dışına kaçmıştı. O avukatın adı ise Aziz İhsan Aktaş’a suikast dosyasında Ankara’da bir savcıya rüşvet, Demir Yumruk operasyonunda geçmişti.
Tamamı: https://t.co/XTe8rMaEHU
Haluk Levent ve AHBAP Dosyasın'da İBB Ayrıntısı - Bugünkü Yayın:
MASAK raporundan çıkan şirket, İBB davasında adını sık duyduğum şirket. 72 kilogram altının kaybolduğu şirket bu soruşturmadan da çıktı. Aynı şirket daha önce de vatandaşlık satmış.
https://t.co/obKoyqtybA
Haluk Levent ve AHBAP Dosyasın'da İBB Ayrıntısı - Bugünkü Yayın:
MASAK raporundan çıkan şirket, İBB davasında adını sık duyduğum şirket. 72 kilogram altının kaybolduğu şirket bu soruşturmadan da çıktı. Aynı şirket daha önce de vatandaşlık satmış.
https://t.co/obKoyqtybA
Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner hakkında tutuklama talep edildi.
İfadesini okuyan bilir ki bu talep fazlasıyla ölçüsüz. Üstelik Güner kendi ayağıyla geldi.
Hücrenin havalandırması yok. Her birim için ayrı havalandırma yapılmış. Tutuklular bu ayrı bölüme infaz koruma memuru eşliğinde götürülüyor, 1 saat kalıyorlar. (Burada da yalnızlar.) Gökyüzü sık tellerin ardından zor seçiliyor, hücrede olduğu gibi. Havalandırmalar yüksek duvarlı, tutuklu kamerayla sürekli izleniyor. Hücrede de infaz koruma memuru kapıyı dışarıdan açmak için butona basıyor.
Yani her şey elektronik ve insansız.
https://t.co/fGnnhtu5VU
Ahbap Derneği soruşturmasında para transferlerinin yapıldığı firmalardan birinin İBB borsası iddialarında adı geçen Eytaş Kuyumculuk olduğu MASAK raporunda ortaya çıktı.
👇🏻👇🏻
https://t.co/ydZnPeTCdF