Teşkilat Başkanımız Sn. Harun Bekar, MHP Pendik İTO seçim Koordinatörü Sn. Emrah Altınkaya, Belediye Meclis Üyelerimiz Sn. Selim Halıcı ile Kemal Piroğlu, Bölge Başkanlarımız ve Mahalle Başkanlarımız; İl Başkan Yardımcımız ve İTO Başkan Yardımcısı Sn. Ahmet Özer'in teşrifleriyle, PESİAD ev sahipliğinde, 27 Ekim Salı Günü gerçekleşecek olan İTO seçimleri hakkında yapılan bilgilendirme toplantısına katılım sağladılar.
Toplantının hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, İTO seçimlerinin ülkemiz ve iş dünyamız adına hayırlı sonuçlar getirmesini diliyoruz.
Bu sene sonuna kadar mevcut yapısını koruyan, tasarruf eden, öz sermayesi olan, kredi borcu olmayan, başkasının parası ile dönmeyen herkes ayakta kalır. #piyasalar#faizkararı#altın#döviz
"Türkler, 1877-1922 arasında milyonlarca evlâdını Balkanlarda, Kafkaslarda, Anadolu'da, Ortadoğu'da yitirdi. Milyonlarca insan, sırf Türk diye katledildi, yurdundan sürüldü. Bunu hatırlattığımızda "geçmişin acılarını kaşımamak gerekir" diyenler, ikide bir 6-7 Eylül Olayları üzerinden duyarlılık sergiliyor. Yok, yüzleşmek; yok, utanmak; yok, şu; yok, bu... Milyonlarca evlâdını, yurdunu kaybeden, komşusunun zulmüne uğrayan Türklerin kimseden utanacak bir şeyi de yoktur; yüzleşecek bir şey de yoktur. Ama illâ yüzleşmekten, hesâblaşmaktan söz edilecekse, bütün dünyâ bir araya gelse, Türklere yapılanın hesâbı görülemez."
DAHA FAZLA AİLE PARÇALANMASIN!
Nihayet vicdanlı ve tecrübeli bir hâkim kadın, “kadın beyanı esastır” kuralının aileyi nasıl dağıttığını ve toplumu nasıl parçaladığını cesaretle ve dürüstçe itiraf etti.
Uzunca bir süredir görev yapan sorumluluk sahibi hukukçu kadın, takip ettiği davalar sonucunda isyan etti!
• “Erkeğin ne dediğini kimse umursamıyor.”
• “6284 sayılı kanunla erkeği ikinci sınıf vatandaş olarak tescil etmiş olduk.”
Aileler paramparça, yuvalar perişan oldu.
AB Uyum Yasaları, İstanbul Sözleşmesi, ta 1980’li yıllardan beri yürürlükte olan 6284 sayısı yasa.. filan derken kendi toplumumuza ve değerlerimize uyum sağlamakta zorlanacak kadar anneyi de, babayı da yok etti Türkiye’ye dayatılan ve bizim de hiç sorgulamadan benimsediğimiz bu ruhsuz seküler, mekanik hukuk sistemi!
İnsanımızın canı çok yandı.
Neşter vurulmalı!
@MahinurOzdemir@mustafaciftcitr@abakingurlek
Erhan Afyoncu:
▪️Tarihte ilk yazılı anlaşmayı imzalayan Hititler nerede yaşadı? Anadolu'da... Bugün Hititli bir komşunuz var mı? Yok.
▪️Tarihte ilk parayı kim buldu? Lidyalılar... Peki Lidyalı bir komşunuz var mı? Yok.
▪️Tarihte ilk büyük imparatorluğu kim kurdu? Roma... Romalı bir komşunuz var mı? Yok.
▪️Bunları niye söylüyorum? Anadolu toprakları milletler mezarlığıdır. Tarihin en büyük milletlerini bu mezarlığa gömmüşler.
▪️Eğer direnme ve yaşama gücümüzü kaybedersek biz de tarihe gömülürüz.
▪️Türkiye nüfus meselesini toparlayamazsa 2100'lerde bu topraklarda Türk diye bir şey kalmaz, bunu bilin.
Yıllardır Yunanistan’ın ucuz olduğu konuşulur…
Geçmişte kıyasladığımda farkın alkol olduğunu görmüştüm. Yiyecekleri kıyasladığında orada ucuz olan da vardı, burada olan da. Genelde kıyaslayanların, Türkiye’nin isim mekanlarıyla Yunanistan’ın ortalama yerlerini kıyaslaması da başka bir hataydı.
Son yıllarda Türkiye’de hızla artan restoran fiyatlarıyla bu fark biraz daha anlam kazandı. Fakat, Türkiye’de seçenek çok. Her restoran pahalı demek de doğru değil. Yunanistan’da salaş restoranda yemek yiyenler, burada restoran beğenmiyor.
Temmuz ayında Güneybatı bölgesindeydim. Google’dan bir yer gördük, bir köy bölgesinde. Gittik, doymalık yedik. Uzun uzun oturmak değildi amaç, 2 kişi 15 euro ödemiş olduk. Alkol yok. Ortaya bir şey alıp paylaşacaktık, fazla gelir dediler. Nitekim de yetti.
Lokal lezzet tarzı yerlerde yedik genelde, bu kadar olmasa da fiyatlar makuldu.
Havalimanına dönüş yolunda yer ararken, bir yerde durduk. Burada ilk örneğe göre biraz daha fazla yedik. 21 Euroya denk ödedik kalktık. Gayet de lezzetliydi.
Eğer pahalılıktan örnek verecek olsaydım, bir tatlıya 20 euro ödenilen yerler de var…
Yunanistan’da her halükarda ucuz iki şey var… Alkol ve ahtapot…
Şu ahtapot olayını anlayamıyorum. Devlet sübvanse etse yeridir.
İtalya’da turistik bir bölgenin pazarında ahtapotun kilosu 15 Euroydu. Bizde küçük bir porsiyon 15-20 euro.
Gene yukarıda bahsettiğim aynı gezide turistik bir çarşıda bir porsiyon ahtapotu yakınındaki otelin oda fiyatına satan bir restoran gördük. Biraz ileride yıldızı yüksek bir restoranda deniz mahsüllü yemeği o ahtapot fiyatına yedik.
Sonuç olarak gastronomi konusunda Türkiye’den daha zengin seçenekli bir ülke yok. Bütçeyi siz ayarlarsınız. Her bütçeye göre seçenek bol miktarda var.
Bana kalırsa Yunanistan’ın en önemli avantajı daha tenha olması. Eğer içki tüketimi fazlaysa, ahtapot da ucuz olsunuz derseniz, sizin için uygun olabilir.
Bunun dışında, feribottu, sıraydı, vs göz önüne alınırsa; daha kolay tatiller var.
Uzun zamandır X'teki FETÖ yapılanmasını izleyen birisi olarak söyleyebilirim ki; son dönemde erişim engeli getirilen hesapların mahiyeti, İletişim Başkanlığı'nın artık meseleye tamamen hakim olduğunu ve çalışma sistemini çözdüğünü gösteriyor.
Bu hesaplar 3 katmanlı bir troll ağının 2. katmanındaki, benim önceki paylaşımlarımda "İçerik Üreten Anonim Hesaplar" olarak adlandırdığım türdeki hesaplar. Bunlar, İmamoğlu Suç Örgütü lehine algı oluşturmak için firari FETÖ'cülerin, İmamoğlu'nun satın aldığı gazetecilerin ve medya unsurlarının içeriklerini genişleterek yeni içerikler oluşturan ve sayılarının 2-3 bin arasında olduğunu tahmin ettiğim grup.
Bunların altında ise sistemi sürekli besleyerek canlı kalmasını sağlayan, sayısını tespit edemediğim ama 200 binden fazla olduğunu düşündüğüm Atatürkçü taklidi yapan Retweet hesapları var. Kapatılan bir FETÖ hesabının bir hafta içinde eski gücüne ulaşmasını sağlayan o kılcal yapıya girildiğinde, bugün gündemi meşgul eden pek çok meselenin aslında suni olarak üretildiğini, sayısız yalanın, sahte belgenin, var olmayan olay ve durumun, "Sürekli Tekrarlama" yöntemiyle toplum hafızasına gerçekmiş gibi kaydedildiğini de görme imkanına ulaşacağız.
Bugün FETÖ'den aldığı boş belgelerle sahte skandallar üreten, ortaya attığı iddiaların sorgulanmasını engellemek için "1'i milyona dönüştüren FETÖ sistemi"ni kullanan o sözde "Ergenekon kahramanı" gazetecilerin, aslında belediye soygunlarından payını almaya çalışan aç gözlü üç beş hırsız sinekten ibaret olduğunu da herkes kendi gözleriyle görecek İnşallah.
Dünyada en çok Müslüman nüfusun yaşadığı Hindistan’da Müslümanlara işkence ediyorlar, canavarca saldırıyorlar, hayatlarını cehenneme çeviriyorlar, İslâm medeniyetinin incisi camileri yıkıyorlar buldozerlerle hem de dünyanın gözü önünde aşa@ılık mahl@klar!
Kimse bu barbarlığı durduramayacak mı?
İstail’in kölesi Hindistan’a karşı sert yaptırımlar uygulanmalı, Hindistan dünyadan tecrit edilmeli!
Emekli Özel Harekat, Ülkücü Ali Çokyiğit
Kod adı: Fırtına
1991 Karabağ, 1992 Bosna Hersek, 1995 Kandil, 2026...
Fıtrat değişir sanma bu kan yine o aynı kandır; bu ruh yine aynı o ruhtur; bu yürek yine aynı o yürektir.
Yıllardır Filistin için sadece yardım toplayıp birkaçeylemle yetinen derneklerin yapamadığını tek başına başardı.
Yahudilerin ABD'deki yüksek miktarlı devlet yardımlarını ifşa eden Ruhi Çenet gündemi
salladı: ABD'de eylemler başladı!
Orada, burada, kapalı kapılar ardında Milliyetçi Hareket Partisi'ni sorgulayan siyasi devşirmeler, siz kimsiniz?!
Liberal desek, değilsiniz.
Muhafazakar desek, hiç değilsiniz.
Demokrat desek, değilsiniz.
Bunlar olmadığına göre siz tam anlamıyla birer siyasi dümencisiniz!
HER SAKALLIYI DEDEMİZ SANMAYALIM
FETÖ bize yalnızca kötü bir hatıra olarak kalmasın.
Ders olsun!
FETÖ bize ders olsun ki Süleymancıları görelim.
FETÖ bize kötü bir tecrübe olsun ki Furkancıları anlayalım.
FETÖ bize ders olsun ki her sakallıyı dedemiz, her cübbeyi takva, her sohbeti irşat, her yurdu hayır kapısı, her “hizmet” sözünü Allah rızası sanmayalım.
Çünkü bu millet FETÖ’yü ilk gördüğünde karşısında tank, tüfek ve üniforma yoktu.
Sakal vardı.
Dua vardı.
Sohbet vardı.
Yurt vardı.
Dershane vardı.
Burs vardı.
“Allah rızası” deniliyordu.
“Altın nesil” deniliyordu.
“Bizim siyasetle işimiz yok” deniliyordu.
Sonra ne çıktı?
Kod isim çıktı.
Fişleme çıktı.
Çalınmış sınav çıktı.
Mahrem imam çıktı.
Katalog evlilik çıktı.
Patates hat çıktı.
Ankesör çıktı.
Ardışık arama çıktı.
Devletin memuruna devletten habersiz emir veren başka bir hiyerarşi çıktı.
En sonunda milletin üzerine sürülen tank çıktı!
Demek ki neymiş?
Vitrine bakıp hüküm verilmeyecekmiş.
Sakala bakıp “dedemiz” denilmeyecekmiş.
Güzel konuşuyor diye kimsenin peşine akıl, irade ve vicdan bırakılmayacakmış.
FETÖ bize bunu öğretmediyse biz o kadar acıyı boşuna yaşamışız demektir.
Şimdi biri çıkıp “Ama Süleymancılar FETÖ değildir”, “Furkancılar FETÖ değildir” diyebilir.
Zaten biz de aynı olduklarını söylemiyoruz.
Her yapının geçmişi, yöntemi ve sorumluluğu ayrıdır.
Her mensup da yapının yöneticisi değildir.
Bir yapıya mensup olmak tek başına suç sayılamaz.
Ama arkadaş, FETÖ de gökten tankla inmedi!
FETÖ de bir gecede FETÖ olmadı.
Çocukları evlere alarak başladı.
Aidiyet oluşturarak büyüdü.
İnsanların ailelerine, mesleklerine ve evliliklerine karışarak güçlendi.
Kendi iç hiyerarşisini kurdu.
Liderin sözünü tartışılmaz hâle getirdi.
Devletin hukukunun yanına kendi hukukunu, devletin kurumlarının içine kendi kadrolarını yerleştirdi.
Biz tam da bunun için soruyoruz:
Bir yapının lideri eleştirilebiliyor mu?
Mali kaynakları şeffaf mı?
Yurtlarında ve kurslarında çocuklara yalnızca eğitim mi veriliyor, yoksa kapalı bir aidiyet mi yükleniyor?
İnsanlara kendi iradeleri mi bırakılıyor, yoksa kiminle görüşeceğine, nerede yaşayacağına, nasıl düşüneceğine kadar müdahale mi ediliyor?
“Biz siyasetle ilgilenmiyoruz” denilirken her konuşma siyasete, her açıklama devlete meydan okumaya mı çıkıyor?
Bu soruları sormak düşmanlık değildir.
Bu soruları sormamak gaflettir.
FETÖ bize ders olsun ki Süleymancıların kapalı devre yapısını, eğitim ve yurt düzenini, yönetim anlayışını açıkça konuşabilelim.
FETÖ bize kötü tecrübe olsun ki Furkancıların “siyasetten uzağız” denilen söylemiyle fiilî siyasal dili arasındaki ilişkiyi sorgulayabilelim.
Kimse “Dine düşmansınız” diyerek sorulardan kaçmasın.
Din başka şeydir, din üzerinden örgütlenen kapalı yapı başka şeydir.
İman başka şeydir, lidere mutlak itaat başka şeydir.
Tebliğ başka şeydir, insan iradesini kuşatmak başka şeydir.
Cemaat başka şeydir, devletin ve toplumun karşısına alternatif bir hiyerarşi çıkarmak bambaşka şeydir.
Bakın, bir daha açık söyleyelim:
Sakallılar baş tacimizdir.
Ama her sakallı da dedemiz değildir!
Her yurtta karanlık işler dönmez.
Ama kapısında “yurt” yazıyor diye içerisi denetimden muaf değildir.
Her sohbet örgütsel toplantı değildir.
Ama “sohbet” denildi diye orada verilen hiçbir talimat masumlaşmaz.
Her yapının mensubu suçlu değildir.
Ama dini kullanan hiçbir yapı da sorgulanamaz, dokunulamaz ve denetlenemez değildir.
FETÖ’ye bakıp yalnız FETÖ’yü görürsek hiçbir şey öğrenmemiş oluruz.
FETÖ’ye bakıp yöntemi görmeliyiz.
Kapalı hiyerarşiyi görmeliyiz.
Lider kültünü görmeliyiz.
Mutlak itaati görmeliyiz.
Din üzerinden kurulan psikolojik hâkimiyeti görmeliyiz.
Çocuk yaşta başlayan aidiyet kuşatmasını görmeliyiz.
“Bizden olanlar” ile “olmayanlar” arasına çekilen görünmez duvarı görmeliyiz.
FETÖ bize ders olsun ki Süleymancıları görelim.
FETÖ bize kötü tecrübe olsun ki Furkancıları anlayalım.
Doğu Türkistan gerçekleri ünlü Youtuber belgeledi
Çin Türkiye ve dünyada gazetecilerle algı yaparken dünyaca ünlü Türk Youtuber Ruhi Çenet gerçekleri gün yüzüne çıkardı!
Mutlaka izleyin izletin!