Adalet Bakanı Gürlek’in açıklamasına göre ‘FETÖ’ kapsamında;
- Toplam Adli İşlem Yapılan Kişi: 720.338
- Takipsizlik (KYOK) Verilen Kişi: 373.594
- Beraat Kararı Verilen Kişi: 124.743
- Halen Cezaevinde Bulunanlar: 10.485 (480 tutuklu, 375 hükümözlü, 9.630 hükümlü)
- Derdest (Devam Eden) Dosyalar: 83.404 kişi
- Hakkında Yakalama Kararı Bulunanlar: 33.827 kişi
Bu rakamlar üzerinden kısa bir analiz yapalım. Yaklaşık 500 bin kişi hakkında takipsizlik ve beraat kararı verilmiş. Bu sayı, açılan toplam soruşturmanın yaklaşık % 70’lik oranına tekabül eder..
Derdest (devam eden) dosyaların da en az 50 bini, güncel içtihatlar çerçevesinde, beraatle sonuçlanır. Sistemde kalır 30 bin dosya.. Yasak ve Yalçınkaya kararları çerçevesinde bu dosyaların da büyük bir bölünü yeniden yargılama sonrası beraat eder.. Elde kalan 5-10 bin dosya.. Bu tablo bize gösteriyor ki, bu meseleyi ‘çözmek’ devletin ve milletin menfaatinedir. Bir bardak suda fırtına koparmaya çalışmanın hiç kimseye faydası olmaz.. Attığımız taş ürküttüğümüz kuşa değmez. Bu meselenin suhuletle halledilmesi, memleketimizin faydasınadır. Devletin akıbetini düşünen her yöneticinin bu konuya bu perspektiften bakması elzemdir. Vesselam..
15 Temmuz sonrası binlerce mağduriyet olduğu halde, bilerek bunlara düşmanlık yapan zihniyet,sömürünün meşruiyet verdiği taşeronlar, emri yerine getiriyorlar.Çünkü meşruiyeti veren adalet düşünmez.Rahib’i telefonla kurtaran güç, ülkede liyakat ve namuslu insan ister mi? Kirli düzene karşı gelenler bu despotların oyununu bozuyor. Ancak yaşattıklarını, yaşayacaklar bu despotlar.Yasa münfesih olanları kapsayacak diyenler, bir gün kendilerine de gelir bu https://t.co/VMJKilDunG ekersen onu biçersin.Yazık dün başka, koltukta başka.Dönüşe yetişemiyoruz.🇹🇷
10 yıl geçti.
Yanlış insanları cezalandırdınız.
Suçsuz insanlara bedel ödettiniz.
Kul hakkına girdiniz.
Vicdanlarda derin yaralar açtınız.
Artık
#KHKZulmüneSon verin
Ortalama insan, hayatının başından sonuna kadar asla gerçekten düşünmez. Böylesi insanların zihinsel etkinliği yalnızca klişelerin papağan gibi tekrarından ibarettir. Düşünce sandıkları şey, sadece duyduklarını yinelenektir. Tahminimce, insanlığın yüzde sekseninden fazlası, tek bir orijinal düşünce üretmeksizin hayatını geçirir.
~ H. L. Mencken
AİHM az önce Türkiye başvuruları ile ilgili 893 ihlal kararı açıkladı.
264 ihlal 6. Maddeden
https://t.co/c0lj3ukLCN
34 ihlal 7. Maddeden
https://t.co/LRCEBj933T
595 ihlal 6 ve 7. Maddeden
https://t.co/lIqAgwrz9N
AİHM açıkladığı kararlarda Türkiye başvurularına ilişkin, hukukun üstünlüğü, adil yargılanma hakkı ve temel hak güvenceleri gibi bir çok açıdan ihlal kararları vermiştir.
Beklentimiz ilgili kararların gerekçeleriyle birlikte değerlendirilmesi, ulusal ve uluslararası hukuk yükümlülükleri doğrultusunda gerekli adımların atılması ve benzer ihlallerin tekrarını önleyecek yapısal tedbirlerin hayata geçirilmesidir.
Toplumsal barışın, adalete güvenin ve hukuk güvenliğinin güçlenmesi herkes için eşit, öngörülebilir ve hak temelli bir yaklaşımın benimsenmesiyle mümkündür.
Sürecin hukuk zemininde, insan onuru temel alan ve adalet ilkeleri doğrultusunda yürütülmesini önemle takip etmeye devam edeceğiz.
Asuman Birinci,22 aydır Antalya Cezaevi’nde ciddi sağlık sorunları var.
Eşinin açıklamasına göre kan değerleri kritik seviyede. Gecikmeden gerekli tedavinin sağlanması ve sağlık hakkının korunması gerekiyor
@cemre_birand2#KHKlaraSon
DenklikMasada ÇözümMecliste
Yeşil Vatan Messi
📛Cübbeli Ahmet'in: "Yaklaşan yaklaştı. Artık 'FE**cülerin' kayığına binenler korksun." tweeti üzerine @AlparslanKuytul Hoca'nın ÇARPICI cevabı ve Önemli Soruları :
▪️ Bu kendisinin derin adamlarla görüştüğünün delilidir. Çünkü Devletle işbirliği halinde
▪️ Ne yaklaştı? kimi tehdit ediyorsun? Kime söylüyorsun?
▪️ Cübbeli daha önce de 1200 Dernek,Vakıf STK için yalan bir şekilde "Silahlanıyorlar" diye flaş bellek vermişti. O flaşı en yakın dostun Perinçek mi verdi?
▪️ Gene bir yerden bilgi mi aldın? Senin bundan nerden haberin oluyor?
▪️ Kimmiş 'FE**cülerin kayığına binenler? Gene kime İFTİRA ATACAKSIN?
▪️ Bu ülkede, bunca insana zulmedildi yetmedi de, yine yeni bir dalga operasyonlar daha mı yapacaksınız?
▪️ İşinde gücünde olan insanların hayatlarını kararttınız. Yetmedi mi?
▪️ "FE*Ö" diyerek insanlara zulmettiniz, bunları eleştirenler "FE*Öcü mü olmuş oluyor?
▪️ Sizin yaptığınız zulümleri kimse eleştirmeyecek mi?
▪️ Bu bir tehdittir. Bu ülkede zaten siz eğer Muhalifseniz; ya DAİŞ, ya PKK, ya FE*Ö damgasını vururlar, soruşturmayı başlatırlar.
▪️ Devletin elinde mühür, istediğine istediğini vuruyor.
▪️ Çok kolay, Devlet ZALİM olmak isterse, elinde imkan var, istediğini yapıyor.
▪️ Devlet yapıyor da Cübbeliye ne oluyor?
▪️ Yaklaşan neymiş? Kime yaklaşıyor? Kimi tehdit ediyorsun?
▪️ Şimdi seni eleştirenlere de mi damga vurulacak? O mu geliyor?
▪️ Senin bid'at, hurafelerine, İslam'a, Ehl-i Sünnete'e aykırı zıt görüşlerine eleştirenlere "FE*Öcü" damgası mı vuracaksın?
▪️ Sen onların PROJESİSİN. Bunun ortaya çıkmasını istemiyorlar.
ANAYASA MAHKEMESİ'NİN BYLOCK DOSYALARI KAPSAMINDA VERDİĞİ RAMAZAN ÇAKIR KARARI HAKKINDA DEĞERLENDİRMEM
AYM'nin Ramazan Çakır kararı, yaklaşık on yıldır ByLock deliline dayanılarak verilen mahkûmiyetlerin yol açtığı ağır hukuksuzlukların giderilmesi bakımından önemli, ancak oldukça geç kalmış ve eksik bir adımdır. Mahkeme, bir lise öğretmeni olan başvurucu hakkında verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir.
Başvurucunun mahkûmiyeti; sendika üyeliği, Bank Asya'da hesap bulundurması ve ByLock kullandığı iddiasına dayandırılmıştır. AYM ise derece mahkemelerinin yalnızca teknik kayıtlara dayanarak sonuca ulaştığını, ancak ByLock'un gerçekten örgütsel amaçla kullanılıp kullanılmadığını araştırmadığını tespit etmiştir. Mahkemeler; yazışmaların içeriğini, başvurucuyla irtibatlı olduğu belirtilen diğer kişiler hakkında yürütülen soruşturmaları ve Yargıtay'ın kendi içtihadında zorunlu gördüğü araştırmaları yapmadan mahkûmiyet kararı vermiştir. Bu nedenle başvurucunun "ByLock'u örgütsel amaçla kullanmadım" savunması da gerektiği gibi değerlendirilmemiştir.
Bu tespit önemlidir. Çünkü AYM, ByLock'a dayalı mahkûmiyetlerde eksik inceleme ve yetersiz gerekçenin hak ihlaline yol açabileceğini açıkça ortaya koymuştur.
Bununla birlikte kararın önemli bir eksikliği de bulunmaktadır. Başvurucu, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmesine rağmen AYM bu iddiayı incelememiş, sadece gerekçeli karar hakkı yönünden ihlal kararı vermekle yetinmiştir.
Oysa AİHM'in Yalçınkaya ve ardından Yasak kararlarında ortaya koyduğu temel mesele çok daha kapsamlıdır. Sorulması gereken soru şudur: Kişinin gerçekten örgütün terör niteliğini bildiği, örgütün amaçlarını benimsediği ve bu amaçlara bilerek ve isteyerek sürekli destek verdiği ispatlanabilmiş midir?
İşte yaklaşık on yıldır bu yargılamalara maruz kalan binlerce insanın, avukatlarının ve hukukçuların sorduğu soru da tam olarak budur.
Terör örgütü üyeliği suçunun oluşabilmesi için kişinin örgütün niteliğini ve amacını bilerek ve isteyerek hareket etmesi ve terörle ilgili amaca destek için özel kastının bulunması gerekir. ByLock kullanımı da dâhil hiçbir delil, bu bilinçli ve iradi bağ ortaya konulmadan tek başına örgüt üyeliğinin kanıtı sayılamaz. AİHM de tam olarak buna dikkat çekmekte; kişinin suç kastı ispatlanmadan cezalandırılmasının, ceza hukukunun en temel ilkelerine aykırı olduğunu vurgulamaktadır.
AYM'nin verdiği ihlal kararı, bireysel bir mağduriyetin giderilmesi bakımından elbette sevindiricidir. Ancak on yılı aşkın süredir devam eden binlerce benzer dosya düşünüldüğünde, gerçek anlamda adalet ancak AİHM'in ortaya koyduğu ilkelerin tüm yargı organlarınca benimsenmesiyle sağlanabilir.
Bugün hala birçok insan, hukuken geçersiz yorumlarla ve özellikle suçun manevi unsurunun varlığı gerekçelendirilmeden verilen mahkûmiyetler nedeniyle yıllarını cezaevinde geçirmiş ya da cezaevi tehdidi altında yaşamaktadır. AİHM'in içtihadı artık bu yargılamaların hukukun evrensel ilkeleri ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini açıkça göstermektedir. Zaten AİHM kararlarına dahi gerek yoktu; yıllardır dikkat çektiğimiz gibi hukuk fakültesinde ilk sınıflarda öğretilen ceza hukukunun asgari kriterlerinin göz ardı edilmemesi yeterliydi.
Dilerim hem Anayasa Mahkemesi hem diğer tüm mahkemeler en kısa sürede AİHM'nin ölçülerini (aslında her hukukçunun ezbere bildiği ceza hukukunun en temel kriterlerini) bütünüyle dikkate alır.
Yaklaşık on yıldır süren bu hukuksuzlukların daha fazla insanın hayatını karartmasına artık son verilmelidir.
Sevgili dostlar, iyi akşamlar.
Bugün günlerden pazartesi.
Her pazartesi olduğu gibi bu akşam da saat 21.00'de bizler buradayız.
Haksız ve hukuksuz uygulamaları bir kez daha dile getirecek, adalet talebimizi yineleyeceğiz.
Tüm dostlarımızı bekliyoruz.
2022 yılında aşağıdaki paylaşımı yapmışım, şu hengamenin içinde üniversite kazanmışım diye..
O yıl üniversite sınavından iki ay önce Alparslan Hocam ikinci kez tutuklanmış, Ağrı’ya gönderilmişti.
Bir yandan cezaevi yollarındaydık, bir yandan hakkımızı aramak ve üzerimize atılan iftiralardan kurtulabilmek için her gün çeşit çeşit eylemdeydik.. Bir ayağımız da sürekli emniyette ve mahkemelerdeydi. Adım adım polis takibindeydim :) Ne günlerdi.. (Hepsi geride kaldı çok şükür.)
Bir yandan da derslerimiz, hizmetlerimiz aralıksız devam ediyor, tüm baskılara rağmen ayakta durmaya çalışıyorduk.
Bütün bunların yanısıra birde okul yolları, dersleri, sınavları başlamıştı.
Böyle böyle 4 yıl geçti.
Ve şimdi yıl 2026 ve bu yoğun akış içinde; konferanslar, dersler, hizmetler arasında üniversiteden mezun oldum Elhamdülillah.
Artık bir siyaset bilimciyim :)
Kıymetli Eşim, Alparslan Hocam da bana bir mezuniyet hatırası düşünmüş, bu sürprizini hiç beklemiyordum :) Tüm yoğunluğuna rağmen bu ince düşüncesi beni çok mutlu etti.
Kendisine hem bu süreçteki desteklerinden hem de bu jestinden dolayı hepinizin huzurunda çok teşekkür ediyorum..
@alparslankuytul@TarsusUni