“Amerikan Doktor” belgeselinin ilk fragmanı yayınlandı!
Gazze hastanelerinde İsrail soykırımında yaralansn çocukları tedavi etmek için gönüllü olan Filistinli, Yahudi ve Zerdüşt asıllı 3 ABD'li doktoru konu ediyor.
Bir Turkcell kullanıcısının paylaşımı
Turkcell Faciası
Ön not:
Bu ülkeyi yönetenlerin de yönetilenlerin de gerçekten adil bir yargılama sistemi istediklerine artık inanmıyorum.
Mayıs ayında eşim Mine Hanım'a yeni bir telefon almak için Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisine birlikte gittik.
Eşimin kullandığı Samsung A71'in üst modeli olarak Samsung A07'yi önerdiler. Biz de güvenip fiyatını sorduk.
"Peşin 15.000 TL, 12 ay taksitle 18.000 TL." dediler.
Biz de taksitle almaya karar verdik.
Eski telefondaki bilgileri yeni telefona aktarmaya başladılar ve "2-3 saat sonra gelirsiniz." dediler. Akşam saat 19.00 civarında ben gidip telefonu teslim aldım.
Daha sonra telefonun piyasa fiyatının yaklaşık 9-10 bin TL olduğunu öğrendim.
Üç gün sonra tekrar bayiye gidip, "Peşin alırsam fiyat ne olur?" diye sordum.
"12.650 TL." dediler.
Birkaç gün sonra yeniden gittim. Bu kez "12.900 TL oldu." dediler.
"Olur." dedim.
Gerekli işlemler yapıldı ve ödemeyi gerçekleştirdim. Bana üzerinde "Mali değeri yoktur, irsaliye yerine geçmez." ibaresi bulunan 12.991,70 TL tutarında bir fiş verdiler. Ben de memnun bir şekilde ayrıldım.
Eşimin kullandığı telefon paketinin aylık ücreti 327 TL idi.
Bu ay fatura 746 TL gelince, telefonu aldığımız Setbaşı'ndaki bayiye tekrar gittik.
Bize telefonu satan Halil Köse'nin başka bir şubeye geçtiğini öğrendik.
Kendisini "Ben Kemal." diye tanıtan görevli,
"Size bir de şarj cihazı satılmış. Onun için de 12 ay boyunca aylık 280 TL, toplam 3.360 TL ödemeniz gerekiyor." dedi.
Biz böyle bir ürün almadığımızı söyleyince kamera kayıtlarını izledi.
Kayıtları izledikten sonra bize dönerek:
"Haklısınız, şarj cihazı bizde kalmış." dedi ve cihazı bana uzattı.
Ben de:
"Ben bunu almak istemiyorum." dedim.
Bunun üzerine:
"Parasını zaten alaca��ız, şarj cihazınızı da alın." cevabını verdi.
Ben de şu soruyu sordum:
"Eğer ilk yaptığım sözleşmeye göre her ay 1.500 TL ödeyip toplam 18.000 TL ödeseydim, bu şarj cihazı için ayrıca ücret isteyecek miydiniz?"
"Hayır." dedi.
"Toplam 18.000 TL'nin içindeydi."
Bunun üzerine şunu söyledim:
"O hâlde benim peşin ödediğim 12.991 TL'yi sadece hesap kapatmak için mi aldınız? Bu nasıl bir satış anlayışı, bu nasıl bir aldatmaca?
Farz edelim ki bugün buraya hiç gelmeseydim. Şu an bana uzattığınız şarj cihazını hiç teslim almamış olacaktım. Buna rağmen kullanmadığım, teslim almadığım bir ürün için 3.360 TL ödeme yapacaktım.
Sizde hiç vicdan yok mu?"
Görevlinin cevabı ise kısa oldu:
"İstediğiniz yere şikâyet edebilirsiniz."
Bayiden ayrıldıktan sonra Turkcell müşteri hizmetlerini aradım.
Konu hakkında özür dilediler ve bayiden savunma istediklerini söylediler.
Ancak daha sonra bana, bayinin savunmasını esas aldıklarını ifade ettiler.
Ardından Osmangazi Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti Bürosu'na gittim.
Görevli:
"Siz telefonu peşin ödeyerek almışsınız. Biz ancak şu şarj cihazıyla ilgili işlem yapabiliriz. Bunun için bayiden finansman sözleşmesini, taksitli satış sözleşmesini ve faturayı getirmeniz gerekiyor." dedi.
Bayiye gidip bu belgeleri istedim.
Vermediler.
Aslında bunu önceden tahmin ettiğim için hakem heyetindeki görevliye,
"Ya vermezlerse?"
diye sormuştum.
Aldığım cevap ise şu olmuştu:
"Bizim yapabileceğimiz bir şey yok."
Sonuç olarak anladım ki, vatandaş dolandırıldığını düşünse bile çoğu zaman hakkını arayacak etkili bir mekanizma bulamıyor.
İşin ilginç yanı, Tüketici Hakem Heyeti'ndeki iki görevli bana,
"Amca, başka gidecek yer mi bulamadın? Turkcell bayisine girilir mi?"
diyerek sitem etti.
Ben de gülümseyerek,
"Özür dilerim, bir daha olmayacak."
dedim.
İşin doğrusu, artık mahkemeye ya da hakem heyetine gitmeyi düşünmüyorum.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım da bir hukuki süreç başlatmak değil.
Tek amacım; haksız kazancı normal gören, müşteriyi mağdur eden Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisini ve bu süreçte bayisinin savunmasını esas alan Turkcell'in yaklaşımını eşe dosta duyurmak ve insanları benzer durumlara karşı uyarmaktır.
Hepsi bu.
Arif Kılıç
Videosunu çekmediğime sonradan çok pişman oldum ama iş işten geçti.
Güvenlik kameralarından yetkililer bu anlattığımı teyit edebilirler. @IKEATurkiye@ikea
Hiçbir şey almadan çıktık, Ikea mağazalarına gidecek olanlar bu gibi durumlara karşı dikkat etsin.
Aritmetik olarak mümkün değil. Yeteri kadar barınak ve yeteri kadar kaynak yok. Peki ne olacak? Sokaklarda kalmaya ve terör estirmeye devam edecekler çünkü kanun gereği onlara kimse dokunamaz. Peki bürokrasi niçin “toplanacak” diyor? Cehaletlerinden dolayı veya bilerek yalan söylüyorlar ve böylece halkın isyan etmesini engellemiş oluyorlar.
🔴 | Türkiye'de Başıboş Köpek Sorunu: Güncel Durum Paneli
📌 Ankara Sivil Toplum Platformu Sözcüsü Nevzat Öylek, başıboş köpek sorunu şehir hayatının yeniden güvenli hale gelmesi meselesidir diyerek önemli açıklamalarda bulundu;
🔸 Bir çocuğun okula giderken korkması normal değildir.
🔸 İnsan hayatının değersizleştirilmesine sessiz kalamayız.
🔸 Güvenli Sokaklar talebi temel bir insan hakkı talebidir.
🔸 5199 sayılı Kanun tüm kurumlar tarafından eksiksiz uygulanmalıdır.
Güvenli Sokaklar Derneği olarak bu paneli birlikte düzenlediğimiz Ankara Sivil Toplum Platformu ve Yaşanabilir Şehir Platformu yöneticilerine katkı ve desteklerinden dolayı çok teşekkür ederiz.
#GÜSODER #ASTP #YŞP
Güvenli Sokaklar Derneği olarak Ankara Yaşanabilir Şehir Platformu ve Ankara Sivil Toplum Platformu işbirliğiyle düzenlediğimiz “Türkiye'de Başıboş Köpek Sorunu” konulu panelimizi tamamladık.
Milletimizin en önemli gündemi haline gelen başıboş köpek terörünün çözümü, mağdurların hukuki hakları ve vatandaşlarımızın neler yapması gerektiğini konuştuk. Çok faydalı olduğuna inanıyoruz.
Başıboş köpek meselesi ülkemizde milli güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bu sorun devletimiz tarafından kararlı bir irade, denetim ve yaptırımlarla en hızlı şekilde çözülmelidir.
Kaybedecek tek bir günümüz, köpek terörüne kurban verecek tek bir evladımız daha yoktur.
Katılımcılara, izleyicilere ve basın mensuplarına çok teşekkür ederiz.
Si*yo’*nist ka*tliam politikalarını eleştirdiğim için bugün 3 yıl hapis cezasına TÜRK MAHKEMESİ tarafından mahkûm edildim.
Gazze’de yaşanan insanlık dramına vicdani olarak sessiz kalmadım ve bir sanatçı olarak tepkimi dile getirdim. Ancak bir Instagram paylaşımım suç sayılarak ağır bir cezaya çarptırıldım.
Ben yine de mazlumun yanında olmaya, vicdanımın sesini dinlemeye devam edeceğim.
KANSERE YAKALANMIŞ TANIDIĞINIZ VARSA BUNDAN İÇİRİN ...
Beslenin, hasta olmadan için faydasını görün. Sağlıksız iken yudum içemiyorlar lütfen stresten uzak kalalım. Kırmızı renkte olan her şeyde folik asit var. Lütfen çok tüketin..
.
Bay Seto akciğer kanseri idi…
A basket of groceries in Istanbul is now more expensive than in the UK.
I compared two online shopping baskets - 1 from Carrefour for delivery in Istanbul; one from Sainsbury's.
The price of 19 basic items in the UK totalled £44.53.
The price of the 19 basic items in Istanbul totalled 4,425.18 TL / £71.99 at today's exchange rate.
I compared using the cheapest available options and the most similar items/quantities available.
There are a few items that really push up the cost of the grocery basket in Turkey, namely beef and instant coffee (?!). Some goods such as olive oil are roughly the same price as in the UK, while some items such as eggs, milk and onions are quite a bit cheaper in Turkey.
The gross minimum wage in Turkey is 33,030 (£537.88) a month.
The gross minimum wage in the UK is £12.71 an hour for people over 21. Assuming a 35 hour working week, this is £444.85 a week.
None of this is to say that people in the UK have it easy. I know the cost of living crisis - already years in the making and now exacerbated by the war in Iran - is hitting many people very very hard.
The point I'm rather trying to make is that inflation in Turkey is crazy, pushing living costs up to levels that far outstrip what many people earn.
The root ك ت ب (k-t-b) gives you:
“Kitaab” (كتاب) book
“Kaatib” (كاتب) writer
“Maktub” (مكتوب) it is written / destiny
“Maktaba” (مكتبة) library
“Kitaaba” (كتابة) the act of writing
A book. A writer. A library. And destiny. All from the same root. Arabs put what you write and what God already wrote in the same family. Because both were decided before you opened the page.