İşgalci İsrail devletinin İran’a dönük herhangi bir haklı gerekçeye dayanmayan ve gayrimeşru saldırılarıyla başlayan fiili savaş ortamı bölge halkları için ölüm, geleceğimiz için büyük bir tehdit anlamına gelmektedir.
İsrail’in fitili yakmasıyla, Filistin ve İran’da çok sayıda masum sivil hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda bırakıldı. Pervasız saldırganlık ve soykırıma varan katliamlar nedeniyle nükleer savaş veya sızıntı riski artıyor.
İsrail bu barbarca saldırganlığında yalnız değildir. ABD’nin başını çektiği emperyalist ülkeler bölgemizde istedikleri gibi at oynatabilmek için İsrail’i koruyorlar. Almanya Başbakanı’nın sözleriyle “pis işler” İsrail’e yaptırılıyor. Soykırımcı işgal devletine, askeri, istihbari ve siyasi her türlü destek sunuluyor. ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in zorlandığını gördükçe tehdit dolu açıklamalarına yenilerini ekliyor.
Ülkemizde Anayasa’ya aykırı uygulamalarla iktidarda kalan AKP ise bölgemizi kana bulayan bu sürecin yolunu açan aktörlerden biridir.
AKP, Suriye’de Esad’ın devrilmesinde ABD, İngiltere, Körfez ülkeleri ve İsrail ile işbirliği yapmıştır. AKP desteğiyle Suriye'de yönetimi ele geçiren Colani İsrail ile uyum içindedir. Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile dosttur. Bölgenin yeniden şekillendirilmesinde yol arkadaşıdır. Erdoğan’ın ailesi İsrail için kritik güvenlik şirketleriyle ortaktır. Türk şirketlerinin İsrail’le ticareti fiilen devam etmektedir. Türkiye’nin limanları İsrail’e petrol ve askeri malzeme gönderilmesine aracılık etmektedir. İncirlik Üssü ABD’nin bölgede sırtını dayadığı askeri tesislerden biri olarak varlığını devam ettirmektedir. Ve nihayet, İsrail’e askeri istihbarat sağlayan Kürecik’teki radar üssü AKP iktidarı döneminde hizmete açılmıştır.
AKP ve MHP liderliğindeki Saray Rejimi, ABD ile açık, İsrail’le örtülü müttefiktir.
Bu onursuzluk Türkiye’ye yakışmıyor, ülkemizi temsil etmiyor.
Emperyalistlerin bölgemize uygun gördüğü barbarlık, halkımızı da tehdit etmektedir.
Güvenlik tehlikesinin sorumlusu Saray Rejimi’dir ve bu karanlık iktidarın ülkemize önerdiği çözüm ise ABD ile daha yakın işbirliğidir.
Türkiye’nin, kendi geleceğini de tehlikeye atan bu çatışma ortamının sona ermesi için acil adımlar atması gerekmektedir.
Bölgesel bir çatışmada hedef haline gelebilecek İncirlik ve Kürecik üsleri derhal kapatılmalıdır.
İsrail’e can suyu olan her türlü ticari-askeri ilişki sona erdirilmelidir. Uluslararası kamuoyuna bu yönde çağrı yapılmalıdır.
Türkiye, elindeki tüm askeri, ticari, siyasi, diplomatik olanakları çatışmaların durması için kullanmalı, saldırganlığın parçası olan aktörleri buna zorlayacak adımlar atmalıdır.
Bölge halkları kendi kaderlerini kendi ellerine almalıdır ve alacaktır.
Bölgemizdeki halklar, ülkelerindeki gerici, zorba yönetimleriyle kendileri baş edecek güce ve birikime sahiptir.
Bölgemizde barışın yolu, emperyalizmin def edilmesinden, nükleer silahların istisnasız tüm ülkeler için bir seçenek olmaktan çıkarılmasından, Filistin’in kurtuluşundan geçmektedir.
Türkiye’nin emperyalizme karşı, barıştan yana güçleri olarak İsrail-ABD saldırganlığına karşı mücadeleye devam edeceğiz. Biliyoruz ki bu katiller, Türkiye’deki iktidarla kurdukları ilişkiden de güç alıyorlar. O yüzden yalnız uluslararası aktörlerden değil, ülkemizdeki işbirlikçi iktidardan da sorulacak hesabımız var. Emperyalist-siyonist saldırganlığa örtülü-açık destek veya hizmet anlamına gelen her tür adım, karşısında bu ülkenin devrimcilerini bulacaktır.
Kahrolsun ABD emperyalizmi ve onun işbirlikçileri!
Kahrolsun Siyonizm!
Yaşasın Özgür Filistin!
Yaşasın halkların kardeşliği!
Yaşasın Barış!
TİP Merkez Yürütme Kurulu
İktidarın yargıyı, koltuğu korumak ve halkı korkutmak için kullanmasının son örneği Barış Pehlivan, Serhan Asker ve Seda Selek’in gözaltına alınması oldu.
Gazetecilere defalarca dava açmış, gözaltına almış, hatta tutuklamışlar ama yine de bir tekini bile korkutamamış, susturamamış, satın alamamışlardı. Çaresizlik ve panik halinde aynı duvara toslamaya, aynı batağa saplanmaya devam ediyorlar.
Gazeteci arkadaşlarımıza dayanışma dileklerimi gönderiyorum.
Saray ve onun yargıdaki tetikçileri gidecek, gazeteciler mesleklerinin onuru ile gerçekleri haykırmaya devam edecek.
Saray gidecek, hakikat kazanacak!
Hiç kimse de bu konuda bir açıklama yapmıyor. Bu nasıl bir rezalet, bu nasıl bir skandal, anlamak mümkün değil. Şu hâle bakın, pislik böyle oluk oluk akıyor paçalarından ve kimse konuşmuyor. Burada, bu gerçekler nasıl ortaya çıkıyor?
Size vicdan ve merhamet dersi veremeyiz. Bu dersi almak için bile, asgari düzeyde insani bir ortak noktamız olması icap eder. Sizde böyle bir hasletin olmadığı malum. Ama siz bizim insanlarımızın acıları üzerinde tepinmeyi, onları kullanmayı çok iyi bilirsiniz. İktidarınızın yollarını bununla döşediniz. Asker yakan katillere ceza kesemeyen, kafa kesen tecavüzcü katilleri müttefik sayıp VIP muamelesi yapanlardan merhamet ve vicdan dersi alacak değiliz. Hele ki yıllardır iktidarınızı sürdürmek için avuç açtığınız katil sürüsünün cinayetleri bu kadar açığa çıkmışken. Timsah gözyaşı demişken; bir yandan Gazze'nin çocuklarına ağlarken, diğer yandan İsrail'e sevkiyatı sürdüren aile ve parti üyeleri bizimkiler mi? Vakıflarda, tarikatlarda çocuklar taciz, tecavüzle hiçleştirilirken, öldürülürken kılınız kıpırdadı mı? Bir araştırma önergesi dahi verdirebildiniz mi? Biz sizin yılgın merhamet ve vicdanınıza kalmadık, kadınlara ayar vermeyi hak görmüş olabilirsiniz ama haddiniz değil. Şimdi yaşlı erkek öfkenizi de alıp gidin!Kadınları, çocukları, köpekleri insafınıza bırakmayacağız, tıpkı 3-5 ağacı bırakmadığımız gibi. #hayatısavunacağız
@nasuhbektas Reis belediye baskanıyken çocuklarını bir işadamı hayır olarak Amerika'ya göndermişti. Şimdi bu işadamı nerede,ne konumda acaba? Kaz gelecek yerden tavuk mu esirgemedi yoksa sadece hayır işi miydi ve neden reisin çocuklarını gönderdi?
Size bir örnekle AKP iktidarının neden değişmesi gerektiğini anlatabilirim.
Dün, ODTÜ bünyesinde kurulmuş olan öğrenci kulüpleri tarafından felsefe ve tarih hakkında bir konuşma yapmak üzere davet edilmiştim.
Rektörlük, yasal olarak kurulmuş öğrenci kulüplerinin birkaç hafta öncesinden yaptıkları başvuruya son birkaç güne kadar yanıt vermedi. Birkaç gün önce yanıt verdi, fakat bu kez de toplantının duyurusu yapılamadı çünkü toplantının hangi salonda yapılacağı netleşmedi.
Toplantının yapılıp yapılmayacağından emin olamadığım için gidiş geliş tren bileti alamadım.
İzin çıktığında da bu kez hızlı trende yer kalmamıştı. Salonun konumu nihayet netleşmişti fakat bu kez de dışarıdan katılım için davetiye formunun doldurulması gerekiyordu. Bunlar da tamamlandı fakat bu kez de dün, toplantıdan bir iki saat önce, okulda bir başka etkinlik olacak diye dışardan katılımcıların içeri alınması engellendi ki toplantının konuşmacısı olan ben bile yerleşkeye 1,5 saat alınmayarak kapıda bekletildim. Toplantının düzeni ve konuklarla ilgilenmeleri gereken öğrencilerse, bir saatten fazla telefon trafiğine sokularak adeta bir sinir savaşına sokuldu. Toplantının konuşmacısı olan ben ve toplantıyı dinlemek için dışardan başvuru yapmış 80 civarında katılımcı, kapılarda bir saatten fazla bekletilerek akılalmaz yöntemlerle bezdirildi.
Bu atmosferde felsefe üzerine bir konuşma yapılabilir mi?
İnsanlar bir felsefe toplantısını dinlemek için yerleşkesi Ankara'nın dışında olan bir üniversitenin kapısında 1,5 saat nasıl bekletilebilir?
Haydi beklediniz ama girip giremeyeceğiniz de belirsizken daha fazla kim bekler?
Bir üniversite düşünün ki inşaat sahasına veya emniyet müdürlüğüne girer gibi kontrolden geçiriliyorsunuz. Bir saatten fazla kapıda öylesine bekletiliyorsunuz.
Bütün bu engellemelere rağmen içeri girebildik fakat bu kez de salondaki ses düzeni, video kayıt cihazının hazırlanmasıyla uğraşarak, dinleyicileri bekletiyorsunuz. Bu okulları yöneten rektörlerin bilim insanı olduğunu düşünebilir misiniz? Bunlar öğretmen mi? Bir şantiye mi yönetiyorsunuz?
İktidarın sadık adamlarından biri olsanız, kapıda sizi rektör karşılardı, odasında ikramda bulunur; toplantıyı izler, konuşmaları dinler ve düşünceye ne kadar önem verdiklerini gösterir hava atardı. Hatta devlet televizyonuna çekim bile yaptırırdı.
İktidarın sadık akademisyenlerine, tarihçilerine ve felsefecilerine ithaf olunur.
Lanet olsun yaptığınız işe!
@METU_ODTU
Hatay halkının iradesiyle seçilerek deprem suçlarının hesabını sorması için Meclise gönderilen Hatay Milletvekilimiz Can Atalay, tam 1 yıldır hukuksuz biçimde tutsak ediliyor.
Halkın iradesine ket vuranlara, suçlarını örtbas etmek için hukuk mücadelesi verenleri tutsak edenlere karşı #Adaletİstiyoruz