İBB dosyasındaki gizli tanık ifadesi ortaya çıktı: "İlbak Holding'in görünmeyen patronu Abdullah Gül'dür.
Abdullah Gül, belediyedeki Ekrem İmamoğlu üzerindeki bütün operasyonlarını Cüneyt Yakut ve Murat İlbak üzerinden yapmaktadır..."
🗣️Ayşe Tokyaz'ın kardeşi Esra Tokyaz:
"Sanıklar, avukatları ve beni tehdit ediyor. Ne söyleyeceğimi bilmiyorum, sizden güç almak istiyorum"
🔴 Ayşe Tokyaz cinayeti davası 9 Eylül’e ertelendi
🗣️İran Takım Kaptanı Mehdi Taremi:
“Berbat bir Dünya Kupası. Bu şartlarda oynamak ne adil ne de doğru. FIFA hiçbir şey yapmadı.
Infantino maç sonrası ‘çözeceğim’ dedi ama yok.
Bizi Seattle’dan Tijuana’ya gönderdiler.
Bizi elemeye çalışıyorlar.”
Bırakın şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’nu falan! Bu olayın yeri yerinden oynatması lazımdı! Görün bakın atılan iftiralar, insanların hayatını nasıl karartıyor:
— Şimdi arkadaşlar İBB davasında bir tane parayı yakalayamadılar ya yolsuzlukla ilgili yani hiçbir delil yok para yoksa delil yok zaten. Milyar dolar bunlar yolsuzluk yaptı diyorsunuz para nerede? Buharlaşmaz ki para yani ya da böyle yakılmaz ki bir yerde bulursunuz onu.
— Şimdi bunun olmadığına bazıları da ikna olmuş demişler ki “ya bu para olmalı yani” demişler ve Erhan Karaal'ı kaçırmışlar.
— Meğer bundan kaçırılmış adam. Adamı alıp götürmüşler kafasını kapatmışlar. En son bir yere götürmüşler, bir yere kapatmışlar adamı.
Ve adama sürekli şunu söylemişler.
"Sen Kültür AŞ’desin sizde 300 kilo altın varmış, 300 kilo altını ver…" (Timur Soykan)
Arkadaşlar iddianame boş olunca efsaneler de böyle büyüyor o ülkedeki yeraltı dünyası da bunları gerçek zannediyor!
Timur Soykan: İlk defa biz Türkiye’ye bunu duyurduk. Dedik ki bu olayın arkasında ne olabilir? Ne olabilir yani? Çok karmaşık bir hikaye.
Şimdi arkadaşlar İBB davasında bir tane parayı yakalayamadılar ya yolsuzlukla ilgili yani hiçbir delil yok para yoksa delil yok zaten. Milyar dolar bunlar yolsuzluk yaptı diyorsunuz para nerede? Buharlaşmaz ki para yani ya da böyle yakılmaz ki bir yerde bulursunuz onu.
Şimdi bunun olmadığına bazıları da ikna olmuş demişler ki ya bu para olmalı yani demişler ve Erhan Karaal'ı kaçırmışlar.
Meğer bundan kaçırılmış adam. Adamı alıp götürmüşler kafasını kapatmışlar. En son bir yere götürmüşler, bir yere kapatmışlar adamı.
Ve adama sürekli şunu söylemişler.
"Sen Kültür AŞ’desin sizde 300 kilo altın varmış, 300 kilo altını ver…"
Arkadaşlar iddianame boş olunca efsaneler de böyle büyüyor o ülkedeki yeraltı dünyası da bunları gerçek zannediyor."
Bize bina değil, yürek lazım.
Biz binalardan çıktık, milletin açtığı yolda yürüyoruz.
Yanımızda memleketimin güzel insanları oldukça, gerisi teferruat.
İstismardan hüküm giydi. Suçu sabit bulundu. Sağlık sebebi ile erken tahliye edildi.
6 yaşındaki kızını evlendirdi, kendi evladını istismar ettirdi.
Kız büyüyüp şikayetçi oldu.
Aile suçlu bulundu cezaya çarptırıldı.
Cübbeli Ahmet, sağlık sorunu diyerek tahliye edilmesinde
Yeni Şafak'ın katkısını söyleyip teşekkür etti.
Dünyanın en rezil en büyük suçunu , günahın en büyüğünü işleyen de böyle kutlamayla karşılandı.
Batsın bu dünya!
Şu videodakilerin cehennem diye tarif ettiği, bu ve benzer istismara mağduru çocuklar için cennet sayılır ancak!
Cehennem tam burada
Bu ülkede yaşayan her bir yurttaş Pelin kardeşimize destek olmak mecburiyetindedir! Çünkü o, bizlerin hakkını ve hukukunu savunduğu için mağdur oldu!
— Pelin Gümüşdağ. Boğaziçi Üniversitesi’ne Türkiye 18.’si olarak girdi. Tarih bölümünü yüksek onur derecesiyle, bölüm BİRİNCİSİ olarak bitirdi.
— Hocaları tarafından yüksek lisansa kabul edilen Gümüşdağ’ın kaydı, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklandığı 19 Mart sürecinde anayasal hakkını kullanarak eylemlere katıldığı bahane edilerek üniversite tarafından kabul listesinden ÇIKARTILDI!
— Gümüşdağ bu süreçte yalnız değil. Aynı şekilde 5 muhalif öğrenci de mağdur edildi! Haklarının ihlal edildiğini belirten öğrenciler konuyla ilgili dava açtılar.
— Mahkeme, 4 öğrenci hakkında üniversitenin işlemini “hakkaniyete aykırı” buldu ancak kayyum yönetimi mahkeme kararını UYGULAMADI; öğrencileri yeniden kabul listesine almadığı gibi kampüse girişlerine de İZİN VERMİYOR!
Üniversiteler iktidarın arka bahçesi değildir. Kayyum rektörler, iktidara yaranmak için keyfi kararlar alamaz; öğrencilerin emekleriyle kazandığı haklara el uzatamaz! Okulları kendi siyasi ajandalarına göre yönetemezler!
Özellikle öğrencilerinin çoğu muhalif olan üniversitelerde öğrencileri cezalandırmak oldukça sıradan bir rutin haline geldi. Yurttan atmalar, kredi bursunu kesmeler, kazandığı programı iptal etmeler gibi birçok hukuksuz karar normalleştiriliyor.
Anayasa, her yurttaşa protesto hakkı vermiştir. Hal böyleyken bir öğrenciyi sırf muhalif diye cezalandıramaz okul yönetimi. Bu eğitim hakkının gaspıdır, kabul edilemez!
Pelin ve arkadaşlarının sesini duyuralım! @YuksekogretimK
Tanju Özcan, İsmal Saymaz’a cezaevinden mektup yolladı:
• İddianamem haber bile olmadı. Hiçbir sayfada ‘Tanju Özcan bir kuruş rüşvet almış’ diyebilen olmadı.
• Sabah 07.45'te kalkıyorum. İlk yaptığım iş, korka korka Halk TV'de sizin programınızı açıyorum.
• Yandaş kanalları izlemeye kalksam inanın midem bulanıyor.
• Boğazımdan tek bir haram lokma geçmedi. İmar uygulamasında birilerine rant iddiası da yok.
• Tahmin ediyorum ki, ilk duruşma 3 ya da 4 gün sürecek ve tutuklu sanık kalmayacak.
"Artık büyük bir komedinin ortaya çıktığını düşünüyorum ve hemen tahliye bekliyorum."
Buğra Gökce'nin eşi Filiz Kahveci Gökce:
"Rüşvetten tutukladığınız bir insanı, 8,5 ayın sonundaki iddianamede, 'ya biz rüşvet bulamadık. Alnınız ak, başınız dik. O yüzden biz başka suçlamalar bulacağız size' deyip ihalelerden, ihaleye fesattan suçluyorsunuz.
Ama o ihalelerin de dört tanesinde Buğra İstanbul'da çalışmıyor.
İki tanesinde, 2020 yılına ait ihalelerde İzmir'de Genel Sekreterlik yapıyor. İki tanesinde de İzmir Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı olduğu için yine kamu görevi yapmıyor.
İstifa etti ve İzmir'de çalışıyor. Dolayısıyla dört tane ihalede imzası yok."
İBB davasında yargılanan Taner Çetin, savcılıkta yaşadıklarını anlattı:
“İlk olarak, oğlum yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir savcı, ‘Gel bakalım Taner’ dedi ve içeri girdim.
Elindeki tespihi göğsünün üzerinde çekerek, ‘Sen 63-64 yaşına gelmişsin. Buradan çıkamazsın. Suçların belli, şansın yok. Gel, etkin pişmanlıktan faydalan; ben de seni çıkarayım’ dedi.
Sosyal medyada çıkan bazı kadın çalışma arkadaşlarımın isimlerini sorarak çirkin ifadelerde bulundu.
Ardından, ‘Sen ne mezunuydun? İlkokul mezunu muydun? Ne mezunusun, diploman yok galiba’ dedi.
Daha sonra da, ‘Zaten senin Ekrem’in de diploması yok. Senin gibi adamları doldurmuş buraya’ ifadelerini kullandı.”
(BirGün)
BÜTÜN SALONU
AĞLATAN O SAVUNMA
Fatoş Pınar Türker yaptığı savunma ile herkesi ağlattı. Polis baskını, savcılık ve cezaevi sürecinde yaşananlar çok çarpıcı:
Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Çocuklarım ağlıyor, işte diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli şey. Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedim; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi...
Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız. Sonra müdür hanım dedi ki Adalet Bakanlığı'ndan dedi talimat sizi ayrı ayrı koyacağız dedi.
Öyle ilk geceyi geçirdik. Sonra ertesi gün mazgal açıldı, infaz koruma memuru, "Fatoş" dedi. "Efendim" dedim. "SEGBİS" dedi. Dedim ki "O ne?" "Mahkemeye çıkacaksın" dedi. "Ben daha yeni tutuklandım" dedim. "Dün çıktım mahkemeye" dedim. "Yine çıkacaksın" dedi. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi.
"ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülkünü de alacağım" dedi.
Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyle... Mesela annesi yok mu bu insanların? #İBBDavası
Herkes sussun. Sadece bu işkence konuşulsun.
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
"Polis altımı indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi.
“Cinsel organını aç, arkanı dön ve eğil” dendi bana.
İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyor.
Yapan utansın, ben utanmıyorum!
“Ben gittim, oturdum karşımda bir ekran açık ama 'Adalet mülkün temelidir' yazmıyor. Bir ofis orası böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı bir tane kahve makinesinden anladım Savcı Beydi o”
+ Savcı: Ya Fatoş, şimdi sen ağlarsın böyle karşımda. Ben sana ne dedim? Ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen, bu adamlar sana kumpas kuracak demedin mi? Konuşmadın sen. Verecektin ifadeni, gidecektin.
- Ama Sayın Savcım, ben bildiğim her şeyi anlattım.
+ Bak, şimdi sen git, eşyaları topla. Ben sana Çağlayan'dan araba göndereceğim. Geleceksin, burada bana ifadeyi vereceksin. Çocuklarına gidersin.
- Savcım, ben yine de ifade veririm, vermemi istiyorsanız. Bir avukatıma sorayım.
+ Hâlâ avukat diyorsun bana. Sen bir kafayla daha çocuklarını asla göremeyeceksin. Sen bekarsın, değil mi?
- Evet.
+ Velayetleri sende mi?
- Evet.
+ Senin çocukların reşit de değil, değil mi?
- Değil.
+ E, artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını.
Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Biraz insanlığınız, biraz vicdanınız kaldıysa bu insanların yaşadıklarına kulaklarınızı kapatmayın.
İstanbul Emniyeti suç işlemeye devam ediyor.
Fatoş Pınar’ın iddialarının gerçeği yansıtmadığını bu kadar kısa sürede nasıl tespit ettiniz?
Disiplin soruşturması açtınız mı?
Soruşturmacı görevlendirdiniz mi?
Bu açıklama, suçu gizleme açıklamasıdır. Bu da suçtur.
Çıplak Arama İnsanlık Suçudur!
İBB Davası’nda savunma yapan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
Polis 'Altımı indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. "Cinsel organını aç, arkanı dön ve eğil'' dendi bana.
İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum!