İsrail ve ABD çıkarları uğruna, petrol kaynaklarının üstüne oturan bir krallığa koltuk değnekliği hiçbir biçimde halkımızın çıkarına değildir.
Bu akşam Ankaralıları ABD ve İsrail çıkarlarının karşısına dikilmeye, hep birlikte sesimizi yükseltmeye çağırıyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Meclis’te aklanmasına izin vermeyeceğiz.
🗓 21 Ekim Çarşamba
🕣 19.30
📍 Sakarya Meydanı
“Hep söylediğimiz bir şey var; Avrupa sınıf mücadelelerinin merkezidir. Daha Almanya'yı, İngiltere'yi göreceğiz. 2027 yılı tüm dünya için olduğu gibi Avrupa için de ilginç geçecek. “
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, pazartesi akşamı #KomünistBakış'ta gündemi değerlendirdi.
Bir partinin seçmeninin oyuyla bir makama gelen siyasetçi, partiden ayrıldığında o makamı terk etmelidir.
Partiler arası transferler yasaklanmalıdır. Cemil Tugay, İzmirlinin iradesine rağmen belediye başkanlığı yapamaz!
🔗 https://t.co/DCiBoaVWDQ
#cemiltugayistifa
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Meclis’te aklanmasına izin vermeyeceğiz.
Yarın Ankaralıları ABD ve İsrail çıkarlarının karşısına dikilmeye, hep birlikte sesimizi yükseltmeye çağırıyoruz.
🗓 21 Ekim Çarşamba
🕣 19.30
📍 Sakarya Meydanı
Meclise sunulan Mekke Anlaşması üzerine milletvekillerine açık mektup:
Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında imzalanan Mekke Anlaşması, ülkemizi bir askeri çatışmanın eşiğine getirmiştir. ABD ve İsrail’in başta İran’a karşı olmak üzere bölgedeki saldırganlığının en büyük destekçisi olan Suudi Arabistan Krallığı, bu anlaşma nedeniyle Yemen’de sürdürdüğü savaşa ülkemizi de dahil etmek üzere.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan anlaşmayı Meclis gündemine getireceklerini belirterek, bağlantılı bir askeri tezkerenin çıkarılması için gerekli hazırlıkları tamamladıklarını geçtiğimiz günlerde duyurmuştu. Bakan’ın anlaşmayı başından bu yana “saldırı değil savunma iş birliği” olarak sunmaya çalışması, Türkiye’nin olası bir çatışmaya dahil olmasına halkımızın hiçbir şekilde onay vermeyeceğini bilmesinden kaynaklanıyor.
İsrail ve ABD çıkarları uğruna, petrol kaynaklarının üstüne oturan bir krallığa koltuk değnekliği hiçbir biçimde halkımızın çıkarına değildir.
Meclis şimdi Türkiye’nin haksız bir savaşa sokulmasını onaylamaya zorlanmaktadır. Halkımızın güvenliği ve ülkemizin geleceği açısından kritik bir oylamanın eşiğindeyken oturduğunuz koltukların üzerinize yüklediği sorumluluğu siz milletvekillerine hatırlatmak istiyoruz.
Önünüze gelecek anlaşmayı onayladığınız takdirde Türkiye’nin bu onaya istinaden Yemen’de sürdürülen savaşa açıktan dahil olması sadece ahlaki nedenlerle değil, tarihsel olarak da peşinizi bırakmayacaktır. Bilin ki bu durum ülke tarihine en büyük ihanetlerden biri olarak geçecek ve bunun elbette sonuçları olacak.
Uyarıyoruz. Savaş heveslisi olmayın. Aksi takdirde tıpkı Kore Savaşı’nda olduğu gibi, bu kez de Yemen'de, ülkemizin çıkarları için değil emperyalistlerin hesapları uğruna vatan evlatlarının can vermesinin sorumlusu olacaksınız.
Ülkenin emekçileri yoksullukla boğuşuyor. Hırsızlık, yolsuzluk, uyuşturucu, ekonomik kriz ülkeyi kasıp kavururken ülkeyi sürükleyeceğiniz Yemen macerası en büyük suçunuz olarak tarihe yazılmasın.
İradenizi Mekke Anlaşması’ndan çıkılması doğrultusunda kullanın. AKP hükümeti ülkeyi ateşe atıyor, bu suça ortak olmayın.
Yeni Osmanlıcı hayaller ve emperyalizmin bölgesel planları doğrultusunda ülkemizi her an savaşa sürükleyebilecek Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın Meclis’te aklanmasına izin vermeyeceğiz. İktidarın ülkemize biçtiği bu kaderin karşısına dikilmek, ABD ve İsrail’in çıkarları için halkımızın kanının dökülmesine engel olmak ve geleceğimize sahip çıkmak için tüm Ankara halkını birlikte sesimizi yükseltmeye çağırıyoruz.
🗓 21 Ekim Çarşamba
🕣 19.30
📍 Sakarya Meydanı
Meclise sunulan Mekke Anlaşması üzerine milletvekillerine açık mektup:
Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında imzalanan Mekke Anlaşması, ülkemizi bir askeri çatışmanın eşiğine getirmiştir. ABD ve İsrail’in başta İran’a karşı olmak üzere bölgedeki saldırganlığının en büyük destekçisi olan Suudi Arabistan Krallığı, bu anlaşma nedeniyle Yemen’de sürdürdüğü savaşa ülkemizi de dahil etmek üzere.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan anlaşmayı Meclis gündemine getireceklerini belirterek, bağlantılı bir askeri tezkerenin çıkarılması için gerekli hazırlıkları tamamladıklarını geçtiğimiz günlerde duyurmuştu. Bakan’ın anlaşmayı başından bu yana “saldırı değil savunma iş birliği” olarak sunmaya çalışması, Türkiye’nin olası bir çatışmaya dahil olmasına halkımızın hiçbir şekilde onay vermeyeceğini bilmesinden kaynaklanıyor.
İsrail ve ABD çıkarları uğruna, petrol kaynaklarının üstüne oturan bir krallığa koltuk değnekliği hiçbir biçimde halkımızın çıkarına değildir.
Meclis şimdi Türkiye’nin haksız bir savaşa sokulmasını onaylamaya zorlanmaktadır. Halkımızın güvenliği ve ülkemizin geleceği açısından kritik bir oylamanın eşiğindeyken oturduğunuz koltukların üzerinize yüklediği sorumluluğu siz milletvekillerine hatırlatmak istiyoruz.
Önünüze gelecek anlaşmayı onayladığınız takdirde Türkiye’nin bu onaya istinaden Yemen’de sürdürülen savaşa açıktan dahil olması sadece ahlaki nedenlerle değil, tarihsel olarak da peşinizi bırakmayacaktır. Bilin ki bu durum ülke tarihine en büyük ihanetlerden biri olarak geçecek ve bunun elbette sonuçları olacak.
Uyarıyoruz. Savaş heveslisi olmayın. Aksi takdirde tıpkı Kore Savaşı’nda olduğu gibi, bu kez de Yemen'de, ülkemizin çıkarları için değil emperyalistlerin hesapları uğruna vatan evlatlarının can vermesinin sorumlusu olacaksınız.
Ülkenin emekçileri yoksullukla boğuşuyor. Hırsızlık, yolsuzluk, uyuşturucu, ekonomik kriz ülkeyi kasıp kavururken ülkeyi sürükleyeceğiniz Yemen macerası en büyük suçunuz olarak tarihe yazılmasın.
İradenizi Mekke Anlaşması’ndan çıkılması doğrultusunda kullanın. AKP hükümeti ülkeyi ateşe atıyor, bu suça ortak olmayın.
Komünist Bakış'ın dün akşam yayınlanan bölümünü kaçıranlar ve yeniden izlemek isteyenler aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilir.
https://t.co/B8FoLG5oSd
"Sınıf mücadelelerinde Avrupa kaybedilirse her yer kaybedilir. Bu Avrupa merkezci bir bakış açısı değil, başka kıtaları küçümsemek anlamına gelmiyor. Kapitalizmin ve çok uluslu tekellerin merkezi Kuzey Amerika ve Avrupa'dır. Buralarda işçi hareketi tekellerin egemenliğini sarsmazsa dünya değişmez. O yüzden bu olanlar çok değerli. Avrupa yeniden 19. ve 20. yüzyılda yaşadığı sınıf çatışmalarını hatırlamaya başladı. Şimdi Almanya'yı ve İngiltere'yi göreceğiz."
Yine başladılar. Fransa’daki gösteriler “aşırı sağcı” Le Pen’in işine yarıyormuş. Le Pen bu gösterileri bahane ederek ülkede “otorite” arayan kesimlerin tek umudu haline geliyormuş! “Susun, hakkınızı aramayın, daha fena olur” Fena olmuş zaten. Hayat pahalılığı dayanılmaz hale gelmiş, eğitim çökmüş, kiralar uçmuş, insanların umudu tükenmiş.
Fransa’da Le Pen’in, diğer ülkelerde sağın yükselişinin kaynağında “gösteriler” yok. Onca adaletsizlik ve yoksulluk insanları elbette arayışa itiyor. Sol hem kendi saçmalıklarından hem türlü baskılardan dolayı etkisizleşince “aşırı sağ” bu arayışa yalanla-dolanla hitap etmenin yolunu buluyor. Üstelik büyük sermaye bir yandan kaygılanırken Le Pen ve benzerlerinin yükselişinden, bir yandan onlarla ilişkiyi güçlendiriyor. Birbirleriyle anlaşırlar sonuçta. Halk düşmanlığı birleştirir. Aynısı Almanya’da AfD için de geçerlidir. Gösteri hakkı, tıpkı genel oy hakkı gibi uzun mücadelelerle kazanılmış bir haktır. “Gösteri yaparsanız, daha beteri gelir” masalı bizdeki “aman oyları bölmeyin” teranesinden farksızdır. İyi ki Avrupa’da bu laflara aldırış etmeyen milyonlarca kişi var. Ve iyi ki, kimlikçilikten, yerelcilikten uzak durup sınıf çelişkilerini esas alan bir sol kıpırdanmaya başladı.
Nasıl gerekçelendirilmeye çalışılırsa çalışılsın, Murat Ağırel’in günlerdir hedef alınması ve nihayetinde tutuklanması, toplumun ne vicdanıyla ne de adalet duygusuyla bağdaşıyor.
Murat Ağırel derhal serbest bırakılmalı.
Gazetecilerin yalnızca mesleklerini icra ettikleri için tutuklanmalarının meşrulaştırılmasına izin vermeyeceğiz.
Komünist Bakış'ın yeni bölümü sonra erdi. Programın tamamını izlemek için aşağıdaki bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
https://t.co/3AEtll6hxe
"Sınıf mücadelelerinde Avrupa kaybedilirse her yer kaybedilir. Bu Avrupa merkezci bir bakış açısı değil, başka kıtaları küçümsemek anlamına gelmiyor. Kapitalizmin ve çok uluslu tekellerin merkezi Kuzey Amerika ve Avrupa'dır. Buralarda işçi hareketi tekellerin egemenliğini sarsmazsa dünya değişmez. O yüzden bu olanlar çok değerli.
Avrupa yeniden 19. ve 20. yüzyılda yaşadığı sınıf çatışmalarını hatırlamaya başladı. Şimdi Almanya'yı ve İngiltere'yi göreceğiz."
Protestoları tetikleyen krizlerin arkasındaki asıl nedenler ne?
"Kapitalizm açısından emeği ve kamusal alanı baskılamadan kâr oranlarını artırmak artık mümkün değil. Otomasyon ve yapay zekayı da bu konuda koz olarak kullanıyorlar.
Üstelik savaş hazırlığı var. Bütün Avrupa hızla silahlanıyor. Bir ülkede savaş harcamalarını yüzde 1.5'tan yüzde 4'e çıkarmanın büyük bir maliyeti var. O maliyetin karşılığını yoksul mahalleler ödüyor, öğretmenler ödüyor, lise öğrencileri ödüyor. Buna karar verilmiş durumda, hükümetlerin değil, sermaye düzeninin tercihi savaş. Buraya doğru gidiyoruz.
Hangi kapitalist hükümet bu gidişatı durdurabilir?"
#KomünistBakış
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Avrupa'da devam eden geniş çaptaki eylemlerin kıtadaki sınıf hareketlerini nasıl etkileyeceğini #KomünistBakış'ta ele alıyor.
Programı @soLTVkanal Youtube kanalında takip edebilirsiniz.
"Geniş halk kesimleri örgütsüz biçimde, farkında olmadan aslında kapitalizmi sorgulayan, kapitalizmin yarattığı sorunlara karşı sert tepkiler veriyorlar.
Eninde sonunda bu enerji bir yere akacak. Bu enerjiye talip sağdan unsurlar da var ancak zorlanıyorlar. Le Pen Fransa'daki anketlerde birinci sırada. Müesses nizamı eleştirmeye çalışıyordu ancak sınıf eksenli gerçek hareketler ortaya çıkınca bir anda düzen savunuculuğuna geçmek zorunda kaldı."
Bu akşam #KomünistBakış'ta TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan Avrupa'ya yayılan eylemleri değerlendiriyor:
Avrupa'yı kim karıştırdı?
📌Halk neden ayakta?📌Yoksulların öfkesi dünya siyasetini nasıl etkiler?📌Bahçeli ne demek istedi?
Saat 21.30'da soLTV Youtube kanalında buluşalım.
Bu akşam #KomünistBakış'ta TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan Avrupa'ya yayılan eylemleri değerlendiriyor:
Avrupa'yı kim karıştırdı?
📌Halk neden ayakta?📌Yoksulların öfkesi dünya siyasetini nasıl etkiler?📌Bahçeli ne demek istedi?
Saat 21.30'da soLTV Youtube kanalında buluşalım.
ABD’nin kuruluşundan günümüze uzanan genişleme anlayışını, tarihsel arka planını ve dünya siyasetine etkilerini konuşuyoruz!
İletişim Emekçileri Dayanışma Ağı olarak, gazeteci-yazar Mustafa Kemal Erdemol ile Manifest Destiny: ABD’nin Kutsal Doktrini Başlangıcından Trump’a Kadar kitabı üzerine bir söyleşide buluşuyoruz. Gazeteci Berrak Güngör’ün moderatörlüğünde gerçekleşecek etkinlikte, ABD’nin kendisine biçtiği tarihsel misyonu ve bu anlayışın günümüze uzanan siyasal etkilerini ele alacağız.
Tarihe, siyasete ve güncel gelişmelere ilgi duyan herkesi bu söyleşide birlikte düşünmeye ve tartışmaya davet ediyoruz!
Dayanışmayla, tartışarak ve birlikte düşünerek buluşmak üzere!
📅 24 Ekim Cumartesi
🕖 19.00
📍 NHKM Atölye Odası
@pensendeyiz
Aynı sofrada, aynı mahallede, dayanışmayla!
Mahalleli dostlarımızla kahvaltıda buluştuk. Birlikte sohbet etmeye, paylaşmaya ve dayanışmamızı büyütmeye devam edeceğiz. ✊
‘NATO’ya geçit yok’ demek 'suç' sayıldı: 140 TKP’li hakkında ceza talebi
📌Temmuz ayında Ankara’da yapılan NATO Zirvesi sırasında kentte alınan önlemler ve hukuksuz eylem yasağına tepki gösteren Türkiye Komünist Partisi, 5 Temmuz’da NATO’ya karşı kitlesel bir yürüyüş yapmış, çok sayıda parti üyesi gözaltına alınmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 140 parti üyesi hakkında hapis cezası talebiyle iddianame hazırladı.
Haber: İrem Yıldırım (@irmyldrm)
https://t.co/CwYb0Rx9Hp
DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA AYAĞA KALKAN EMEKÇİLERE VE GENÇLERE SELAM OLSUN!
Fransa'dan Hindistan'a, Arnavutluk'tan Arjantin'e gençlik kapitalizmin derinleşen krizlerinin doğurduğu yakıcı sonuçlarla yüzleşiyor. Artan eşitsizlik, kalıcılaşan güvencesizlik, daralan kamusal haklar, devlet kaynaklarının özelleştirmelerle talanı gençliğin önündeki geleceksizlik tehdidini şiddetlendiriyor. Eğitim, sağlık, barınma ve iş edinme gibi en temel haklarına erişemeyen bizler bu düzenin hayallerimizi baskıladığını, geleceğimizi çaldığını artık daha net görüyoruz. Bastille'de, Jantar Mantar'da ve daha bir çok farklı coğrafyada farklı taleplerle sokağa çıkan gençlik, ortaklaşan öfkeleriyle kendilerini mücadelenin içerisinde buluyor. Kâr hırsının ortaya çıkardığı savaş tehdidine, kamusal kaynakları kısarak yaptıkları silah yatırımlarına, çevre felaketlerine yol açan politikalara, niteliksiz eğitim sistemine, milyonlara kemer sıktırıp açlığa mahkum ederken servetini katlayan egemenlere karşı yükselen öfke, kent meydanlarını ve sokakları dolduruyor. Bu mücadeleyi grevlerle, boykotlarla örgütleyenlere selam olsun.
Bu öfkenin örgütlenip tüm bu itirazların tek potada erimesi ihtimali dahi onlara büyük bir korku salıyor. Yan yana gelenlerin haklı öfkesinden titreyen iktidarlar çareyi haksız gözaltı ve tutuklamalarda, ortaya koyulan iradeyi polis şiddetiyle bastırmaya çalışmakta buluyor. Oysa mücadele edenler iradelerinden vazgeçmediklerini dolup taşan meydanlarla gösteriyor. Bu nedenle selam, yalnızca bugünün öfkesine değil, yarının örgütlü umuduna da.
Büyük insanlığın geleceği için boyun eğmeyen gençliğe, kapitalizmin karanlığını yırtacak işçi sınıfına ve umudu örgütleyen komünistlere selam olsun!