Şu "koyduğunuz mamalar pislik, böcek, fare yapıyor" diyen, bilimsellikten uzak söylemlere birkaç sözüm var:
Keşke ekoloji, "ben öyle düşünüyorum" demekle çalışsaydı.
Yılanların, farelerin ve birçok böcek türünün popülasyonu; besin zinciri, av-avcı dengesi, habitat koşulları ve insan kaynaklı çevresel etkenlerle belirlenir. Şehir ekosistemlerinde sokak kedileri, kemirgen popülasyonunu baskılayan doğal unsurlardan biridir. Bu nedenle dünyanın birçok yerinde kedilerin kemirgen kontrolündeki rolü üzerine bilimsel çalışmalar yapılmıştır.
Sokak hayvanları için bırakılan mama ise kaplarda, kontrollü ve düzenli şekilde verilir. Sorumlu besleme yapan gönüllüler mama kaplarını temizler, artan mamaları toplar ve çevreyi kirletmemeye özen gösterir. Bu durum, çevreye rastgele yiyecek saçmakla aynı şey değildir.
Fare ve böceklerin asıl besin kaynağı ise açıkta bırakılan evsel çöpler, gıda atıkları, düzensiz çöp toplama, altyapı eksiklikleri ve kontrolsüz çevre kirliliğidir. Bunlar çözülmeden ortaya çıkan her sorunu birkaç mama kabına bağlamak, bilimsel değil, önyargısal bir yaklaşımdır.
Kendi deneyimim de bunu doğruluyor. Yıllardır düzenli besleme yaptığım bölgelerde, ilaçlama yapılmamasına rağmen ne fare, ne yılan ne de dikkat çekecek düzeyde bir böcek sorunu yaşandı. Çünkü besleme noktaları düzenli tutuluyor, çevre temiz bırakılıyor ve mama ortalığa gelişigüzel saçılmıyor.
Yani sorun birkaç kap mama değil; ekolojik dengeyi bozup sonra sonuçlarına şaşırmaktır. Doğayı sloganlarla değil, bilimle okumakta fayda var. Başarabilirseniz...
Bilimsel verilerle tartışmak yerine şehirlerdeki her ekolojik sorunu sokak hayvanlarına yüklemek kolaycılıktır. Gerçek çözüm; doğru atık yönetimi, temiz çevre, etkin belediyecilik ve ekolojik dengeyi koruyan uygulamalardır. Bilim, önyargılardan değil; kanıtlardan beslenir.
Doğa, insanın yaptığı hataların bedelini sokak hayvanlarına kesmez. Suçu arıyorsanız birkaç mama kabında değil; doğayı kirleten insanlarda ve aynaya baktığınızda gördüğünüz sorumlulukta arayın.
Duygu.
Küba'dan bir çığlık yükseliyor !
DÜNYAYA AÇIK BİR MEKTUP: Küba'dan bir kadın, kimsenin görmek istemediği suçu ifşa ediyor.
--- Tüm insanlığa, dünya annelerine, Sınır Tanımayan Doktorlar'a, dürüst gazetecilere ve hâlâ adalete inanan hükümetlere sesleniyorum:
İsmim, milyonlarca diğer insanınkiyle aynı. Ünlü bir soyadım ya da yüksek bir makamım yok. Ben sıradan bir Kübalı kadınım. Bir evlat, bir kız kardeş, bir vatanseverim. Ve bunları paramparça olmuş bir ruhla, titreyen ellerle yazıyorum; çünkü halkımın bugün yaşadığı şey bir kriz değil. Bu, Washington tarafından soğukkanlılıkla gerçekleştirilen, yavaş ve hesaplanmış bir cinayet.
Ve dünya başka yöne bakıyor.
👵 BÜYÜKANNEM VE BÜYÜKBABAM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yaşlı insanların vaktinden önce ölmesini ifşa ediyorum; çünkü abluka, kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon ve diyabet ilaçlarının ülkeye girişini engelliyor. Mesele kaynak yetersizliği değil. Bu, kasıtlı bir yasak. Küba'ya satış yapmak isteyen şirketler para cezasına çarptırılıyor, baskı görüyor ve tehdit ediliyor. Kendi hükümetleri ise sessiz kalıyor. Ve bu sırada, Kübalı bir büyükbaba göğsünü tutarak bekliyor. Ölüm uyarı yapmaz; ama abluka yapar.
---
👶 ÇOCUKLARIM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yakıt yetersizliği nedeniyle kuvözlerin kapatılmak zorunda kalmasını ifşa ediyorum. Amerika Birleşik Devletleri hükümeti hangi ülkelerin bize petrol satıp hangilerinin satamayacağına karar verirken, yenidoğan bebeklerin hayatta kalma mücadelesi vermesini... Washington'daki bir ofiste imzalanan bir emrin, kıyılarından sadece 90 mil ötedeki bir çocuğun feryadından daha önemli görülmesi yüzünden çocuklarının hayatının tehlikeye girdiğini gören Kübalı annelerin varlığını...
Uluslararası toplum nerede? Çocuk haklarını bu denli hararetle savunan örgütler nerede? Yoksa Kübalı çocuklar yaşamayı hak etmiyor mu?
🍽️ KASITLI AÇLIĞA KARŞI SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Ablukanın, kurgulanmış bir açlık yaratma girişimi olduğunu ifşa ediyorum. Gıda, sebepsiz yere ortadan kaybolmuş değil. Gerçek şu ki, onu satın almamız engelleniyor. Gıda taşıyan gemiler taciz ediliyor. Banka işlemleri engelleniyor. Bize tahıl, tavuk ve süt satan şirketlere yaptırım uygulanıyor.
Küba'daki açlık bir tesadüf değil. Bu, ABD hükümetinin bir devlet politikasıdır; 60 yıl boyunca geliştirilmiş, her yönetim tarafından güncellenmiş, Donald Trump tarafından şiddetlendirilmiş ve Marco Rubio tarafından acımasızca uygulanmıştır.
Buna "ekonomik baskı" diyorlar. Bense buna açlığa mahkûm etme terörü diyorum.
ÜLKEMİN DOKTORLARI İÇİN BİR ÇAĞRI:
Tüm dünya çökerken pandemi sırasında hayat kurtaran doktorlarımızın bugün şırınga, anestezi ve röntgen ekipmanından yoksun bırakılmasını kınıyorum. Bunları nasıl üreteceğimizi bilmediğimiz için değil; yetenekten yoksun olduğumuz için de değil. Aksine, abluka yüzünden malzeme, yedek parça ve teknolojiye erişimimiz engellendiği için.
Bilim insanlarımız beş COVID-19 aşısı geliştirdi. Beş tane. Kimsenin yardımı olmadan. Tüm zorluklara rağmen. Ablukaya ve yalanlara rağmen. Yine de imparatorluk, bunu başardığımız için bizi cezalandırıyor.
🌍 DÜNYAYA SESLENİYORUM:
Küba sadaka dilenmiyor.
Küba asker istemiyor.
Küba sevginizi istemiyor.
Küba adalet istiyor. Ne fazlasını, ne de azını.
Halkımın çektiği acıları normalleştirmeyi bırakmanızı istiyorum.
Ablukayı gerçek adıyla, yani İNSANLIĞA KARŞI BİR SUÇ olarak adlandırmanızı istiyorum.
Biz boğulurken "diyalog" ve "demokrasi" masallarıyla kandırılmamanızı istiyorum.
Hayırseverlik istemiyoruz. Sadece yaşamamıza izin verilmesini istiyoruz.
Sessiz kalarak buna ortak olan hükümetlere:
Tarih sizden hesap soracak.
Yalan söyleyen medyaya:
Gerçek her zaman bir yolunu bulup ortaya çıkar.
Yaptırımlara imza atan cellatlara:
Küba halkı unutmaz ve affetmez.
Kalbinde hâlâ insanlık taşıyanlara:
Küba'ya bakın. Ona neler yapıldığına bakın. Ve kendinize sorun: Tarihin hangi tarafında yer almak istiyorum?
---
Bu küçük adadan, devasa bir halkın içinden; pes etmeyi reddeden sıradan bir Kübalı kadından...
Ikay Romay
Eğer bu yazı içinizde derin bir his uyandırdıysa, paylaşın.
İster 10 arkadaşınız olsun ister 10.000 takipçiniz; fark etmez.
Profilinizin herkese açık ya da gizli olması; fark etmez.
Normalde hiç paylaşım yapmıyor olmanız; fark etmez.
Ama bu farklı.
Bu, bir gün batımı fotoğrafı değil.
Bu, bir dedikodu değil.
Bu, sadece bir fikir beyanı değil.
Bu bir HAYKIRIŞ. Ve haykırışlar kendine saklanmaz. Onlar DUYULUR. Onlar TEKRARLANIR. Onlar KOCAMAN BİR KALABALIĞA DÖNÜŞÜR.
Bugün sizden bir "beğeni" istemiyorum.
Sizden, başparmaklarınızı sadece ekranda gezinmekten çok daha büyük bir amaç için kullanmanızı istiyorum.
PAYLAŞIN.
Ki dünya, Küba'da yaşananların sadece bir kriz olmadığını bilsin.
Bu bir SUÇ.
Ki başka ülkelerdeki anneler bilsin; burada çocuklar, abluka yüzünden elektriği kesilen kuvözlerde hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Ki başka diyarlardaki büyükanneler ve büyükbabalar bilsin; burada yaşlılar, Washington'ın ülkeye girişine izin vermediği ilaçları beklerken can veriyor.
Ki bu duruma ortak olan hükümetler utanç duysun.
Ki yalan haber yayan medya organlarının saklanacak yeri kalmasın.
Ki sorumlular, SESSİZ KALMAYACAĞIMIZI bilsin.
Bu mesajı paylaşan tek bir kişi dünyayı değiştirmez.
Ama binlercesi, milyonlarcası—işte onlar değiştirir.
Kocaeli’de siparişten haberi olmayan ev sahibi tarafından azarlandığını paylaşan kurye, “Ben burada köpek değilim” diyerek tepki gösterdi. Siparişi ev sahibinin oğlunun verdiği anlaşılsa da tartışma bir süre devam etti.
Aydın!
Barınaktan 60 köpek çıkarılacak, kişi başı 3 köpek için izin var!
Yer hazır,
Gönüllü olmak ve geçici kayıt desteği sağlamak isteyenlerin
0 (546) 599 90 69 numarası üzerinden ACİLEN iletişime geçmesi rica olunur. 👇🏻👇🏻👇🏻
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
Malatya’nın Akçadağ ilçesinde dağlık alanda doğal yaşamını sürdüren, yaban hayvanı statüsünde bulunan ve öldürülmesi veya kötü muameleye maruz bırakılması kanunen yasak olan bir bal porsuğu, bir şahıs tarafından dakikalarca cep telefonu ile görüntülenmiş; hayvana gereksiz şekilde yaklaşılması üzerine kendini koruma refleksi gösteren hayvan, elindeki sopayla defalarca vurularak bayıltılmıştır.
Üstelik şahıs, tüm bu şiddet eylemlerine rağmen bir de hayvanı suçlayarak “bana saldırdı” şeklinde beyanda bulunmaktadır.
@TCMalatyaV Kendi halinde yaşayan bir hayvana ve yaban hayatına yönelik bu şiddetin cezasız kalmaması için, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 28/A maddesi başta olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında gerekli adli ve idari işlemlerin yapılmasını talep ediyoruz.
@TCTarim@ibrahimyumakli@milliparklar@MalatyaDkmp@malatyaemniyet@malatyajandarma@iletisim
Yine el kadarcik bebekleri şikâyet etmiş köylü!
Belediye almaya gitmiş.. Anne kaçmış..
Yani yine bir anneyi evlarından, evlatları annesinden ayırdı bu insan oğlu denilen gavurlar..!!
Yavruları Belediyeden , himayemize aldık.
Yavru demek Emek demek..! Masraf demek!
Yavrular için Karma Aşı gerek...!
Özel Mama yemesi gerek..!
Sizlerde yavruların AŞI ve MAMA için destek olurmusunuz 🙏
👉 1 adet Aşı 1.700 TL
👉 1 kutu konserve 35 tl.
Kimler " 1 Aşı benden olsun veya 1 kutu Konserve benden olsun der..🙏
👉 Profilimizdeki Websitemizde bulunan YASAL hesabımıza BAĞIŞ yaparak destek olabilirsiniz..
DİP NOT:
Artık Köylü Milletin efendisi falan değil !
Hayvanların başının belası..!
Hayvanların Katili..!!!
Atatürk köylünün bu hale geldiğini görseydi kemikleri sızlardı..!
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
A101 çalışanlarının yaşlı müşterileri dolandırmaya çalıştığı iddiası!
♦️Takipçi şikayeti:
“İstanbul Silivri Selimpaşa Mahallesi’nde bulunan A101 şubesinde iki kez benzer bir sorun yaşadım ve artık bunun tesadüf olmadığını düşünüyorum.
İlk olay yaklaşık 6 ay önce, mağaza yeni açıldığında yaşandı. Kasadan geçtikten sonra fişi kontrol ettiğimde, aldığım 1 adet Domestos yerine fişe 6 adet ürün geçirildiğini fark ettim.
Hemen itiraz edip fazla alınan ücretin iadesini istedim. Ancak kasiyer bana iade yapılamayacağını, ‘iade kartı olmadığını’ söyledi. Paramı geri vermek yerine, fişte fazla görünen 5 ürünü almam gerektiğini ifade etti. Bu konuyla ilgili A101’e şikayette bulundum ancak herhangi bir geri dönüş alamadım.
Bayram nedeniyle yakın zamanda aynı mağazadan tekrar alışveriş yapmak zorunda kaldım. Bu kez de 2 adet aldığım 5 litrelik Hamidiye su yerine fişe 4 adet geçirildiğini fark ettim.
Durumu söylediğimde, ödemeyi kartla yaptığım için nakit iade yapılamayacağı ve ertesi gün gelmem gerektiği söylendi. O sırada yandaki kasada bulunan ve şube müdürü olduğunu düşündüğüm kişi bana kaba bir şekilde ‘Hanımefendi, anlamıyor musunuz?’ diye çıkıştı.
Aynı anda yan kasada bulunan başka bir kadın müşterinin de farklı bir ürünle ilgili benzer bir fiş sorunu yaşadığına şahit oldum.
Özellikle yaşlı müşteriler veya çocukla alışveriş yapan insanlar fişlerini her zaman kontrol edemiyor. Müşteri fark etmezse fazla ücret tahsil edilmiş oluyor, fark ederse de para iadesi yerine fazla ürün almaya yönlendiriliyor.
Aynı mağazada iki kez benzer durum yaşadığım için bunun ciddi bir tüketici hakkı sorunu olduğunu düşünüyorum. A101’in bu şubedeki işlemleri incelemesini ve müşterilerin fişlerini mutlaka kontrol etmesini istiyorum.”
Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in özel ricasıdır:
— Otobüslerimiz yok.
— Sosyal medya hesaplarımız alındı.
— SMS sistemi kayyumun kontrolünde.
Güvenebileceğimiz, sesimizi duyurabileceğimiz bir tek sizler varsınız!
Duyuralım:
📅 30 Mayıs Cumartesi
⏰ Saat 14.00 - Güvenpark
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!
Beylikdüzü'ndeki bir bakımevinde, yaşlılara kötü muamele yapıldığı ortaya çıktı.
Çalışanların yaşlı bir kadını ittiği ve başka bir yaşlıya tükürdüğü görüldü.
(Beylikdüzü Son Dakika)
Geçtiğimiz günlerde hareket etmesin ve kilo alsın diye kendi pisliğinin içinde bırakılan inekleri gündeme getirilmiştik ve tarım bakanlığı o kişilere ceza yazarak hayvanları kurtarmıştı.
Bu da Aydın’daki insanlık dışı olay;
Sürekli otlaması için ineklerin boyunlarını ayaklarına bağlamışlar!
Allah belanızı versin!..
Anne ve yavruları ayni anda terkedilmiş ler,🥺 güvenle yaşayabilecekleri sevgi dolu 1 yuva 🏡 3 birlikte 🤍🩵🐾🍀
Bizim de 1 katkımız olsun diyorsanız bol rt yapalim bu güzel aile için patican dostlari
Ee hadi 1elin nesi var 2elin sesi var misali bizler kazanacağız 🏡🐕🐕🦺🦮
Bu köpeği hepiniz hatırlarsınız.
Bacakları kesilmişti yıl 2018. Parti başkanlarından cumhurbaşkanına herkes hayvana şiddeti lanetlemişti.
Şimdi bir sürü ilde katliam yapılıyor.
Neden buna izin veriyorsunuz?
Ne değişti?
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil