MEB yetkilisi Özel Anaokullarına belediye kreşlerini kapatma müjdesi veriyor. Sadece belediye çalışanlarının çocukları için olanlar açık kalabilirmiş.
1 Kasım tarihli bu konuşmayı yapan kişi MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü @fethullahguner. Yanlışım varsa düzeltecektir.
Suriyeliler karşılığında Ankara’nın 3 milyar avro alması pazarlığını Merkel’in anılarından öğreniyoruz. Gerçekleri batılı devlet yöneticilerinin hatıratlarından öğrenmek çok üzücü. Bugün de Ukrayna cephesinde her gün kötü haber alan ABD/AB’nin Suriye’de desteklediği rejim karşıtlarının Halep’e ilerlemesinden mutluluk duyduğunu görüyoruz. Belli ki Türkiye yine maalesef yeni bir pazarlığın içinde görünüyor. Suriye’nin bütünlüğü gerek jeopolitik geleceğimiz gerekse Suriyeli göçmenlerin ülkelerine geri dönüşü için en önemli unsur. Parçalanmış bir Suriye ABD/AB ve İsrail için jeopolitik vizyon. Bu gerçeği görmemek ve aynı bölgede Rusya ile karşı cephelere itilmek anlaşılır gibi değil. Çöken bir hegemonu mutlu etmek Türk milletine yeni zorluk ve acıların yolunu açar. Devlet aklı denerek büyük kumar masalarına alıştırılan Türkiye artık gerçeklerle yüzleşmek zorundadır. Türkiye, ABD ve AB oyunlarının uvertürü değil Asya’da yükselen cephenin asli oyuncusu olmalıdır.
DEVLET HASTANELERİNDE NEDEN RANDEVU BULAMIYORUZ?
Aşağıdaki veriler, Sağlık Bakanlığı'nın yayınladığı Sağlık İstatistikleri Yıllığı'na ilişkin resmi verilerdir ve en güncel olan 2022'ye aittir. Özel ve devlet hastanelerindeki cihaz sayısına bakalım;
MR Cihazı
📌Devlet Hastaneleri: 379
📌Özel Hastaneler: 480
Mamografi Cihazı
📌Devlet Hastaneleri: 416
📌Özel Hastaneler: 479
Ultrason Cihazı
📌Devlet Hastaneleri: 2715
📌Özel Hastaneler: 2431
Devlet, kendi hastanelerine cihaz alımı yapmıyor ve hastaları özele gönderiyor. Böyle bir düzende, sağlık patronları iktidar partilerini finanse ediyor, sağlık patronlarından nemalanan siyaset, özel sağlık sektörünü besliyor. İlişki o kadar derinleşiyor ki, sağlık bakanları da hastane patronlarından seçiliyor.
Halkın randevu krizi, tümüyle denetim dışı bırakılmış ve fahiş karlar elde eden özel sağlık sektörünü beslemek için fırsat olarak kullanılıyor. Randevu bulamayan özele koşuyor.
Yani; randevu krizi, özel hastaneleri büyütmek için yaratılan bir tezgahtı. Bu tezgah artık patladı.
Bebekleri öldüren çetelere yol veren temel faktör, sağlık hizmetlerinin METALAŞMASI. Sağlık Bakanlığının raporuna göre yenidoğan yoğun bakım yataklarının %56'sı fazlası özel hastanelerin kontrolünde. Özel sektör, 565 hastane ile TR sağlık ortamının 1/3'ünü kontrol ediyor.
Özel okullardaki yozlaşmayı gözü olan görüyor. Çoğu özel okul, bir eğitim kurumundan çok bir ticarethane gibi hareket ediyor zira işin kendisi eğitimin ticarileşmesi.
Aynı yozlaşmanın özel hastanelerde de görüldüğü ortada. O kadar ki para için bebek öldüren bile var.
Özel okul ve özel hastane olmaz. Eğitim ve sağlık herkese eşit, kamusal ve parasız olmalıdır.
Dehşet verici bir skandal❗️E-nabız projesiyle birlikte tüm sağlık verilerimiz Katar’a satılmış. Bakanlıktaki mafya, dürüst çalışanları tehdit ve işkenceyle işten attırmış. Mutlaka okuyun👉@baristerkoglu https://t.co/sGhPwWinE2
Eş zamanlı olarak uyuşturucu ve antidepresan kullanımının artması, Doğu Karadeniz ve bütün yurttaki ormanlar ve yaylalar siyanürle zehirlenirken, pancar, fındık ve çayın geçim kaynağı olmaktan çıkarılması, tesadüf değil, aynı projenin alt uygulamalarıdır.
https://t.co/Qm4emInQcF
Gates Vakfı'nın temel misyonlarından biri de internette "aşılar hakkında yanlış bilgi" yayılmasını durdurmakmış !
Gates, aşılarla ilgili resmi söylemleri eleştirenlerin susturulması gerektiğini, böylece halkın şüpheci veya isteksiz kesimlerinin deneysel enjeksiyonların "güvenli ve etkili" olduğuna ikna edilmesi gerektiğini savunuyor.
Gates, "aşı hakkındaki yanlış bilgilerin" ortadan kaldırılması için, resmi söylemlere aykırı görüşlerin yapay zekanın yardımıyla susturulması çağrısında bulunuyor.
Gates, CNBC'ye verdiği röportajda vizyonunu anlattı .
Rapor inanılmaz; Yerin 113 metre altında, 2500 metrelik bir koridorda asgari ücretle 12 saat çalıştırılan işçiler, aynı yerde filtre kullanılmadan çalıştırılan dizel araçlar, 400 voltluk elektrik kablolarının bağlantı noktalarında suya karşı koruma olmaması, en az 10 metre yakında olması gereken metan sensörlerinin 300 metre uzakta olması, su pompaları durmasın diye elektriği otomatik kesmesi gereken metan sensörlerinin bu özelliğinin devre dışı bırakılması...
BOP, “Büyük İsrail Projesi” demek değil midir? Erdoğan, bütün doğruları söyleyecekse eksik bırakmasın; bunu da resmen açıklasın bari! İsrail tehditse, 877 kilometrelik Türkiye-Suriye sınır boyunu neden 49 yıllığına İsrail şirketine vermek istediğini de...
https://t.co/y8McsSwlag
Bir takım eblehler Suriye ile temasın Türkiyeyi Batının hedefine koyacağını söylüyor… Türkiye uzun zamandır batının hedefinde beyler ! Siz, batının maaş bordrosundakiler savaş güney sınırımıza dayandığında sizi de tanımaz ağababalar!
Bu gidişatın sonu Suriye İran ve Türkiye sınırları!
Alptekin Dursunoğlu:
“Şu an Amerika ile savaşı Irak’ta, İsrail’le savaşı ise Lübnan’da karşılama imkanına sahip olan İran, geri adım atarsa, bundan sonraki tüm savaşları kendi sınırında kabul etmek zorunda kalacak”.
#Deha Dizisi'nde kara para aklama sistemi 3 dakikada çok çarpıcı anlatıldı. Her yıl yüz milyarlarca dolar nasıl aklanıyor, nasıl yasal sisteme sokuluyor? Çorbada tuzum olduğu için söylemiyorum; derdi olan, bilgi veren, sağlam hikayeye sahip, çok başarılı bir dizi #Deha
Cumhuriyet, 1929’da lisede JEOLOJİ dersi okutuyordu.
-1929 Türkiyesi, eğitim yönünden 2024 Türkiyesi’nden daha ilerideydi. Kendi uçağını, aşısını, buğdayını, şekerini üreten ve geleceğe umutla bakan bir eğitim sistemi vardı. Biata değil, liyakata dayakı eğitim sistemi vardı.
-Akıla-bilime dayanan bir eğitim sistemiydi.
BM Genel Kurulu'nda konuşan Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide: “Dün Netanyahu burada, hepimizin İsrail ya da İran arasında seçim yapmamız gerektiği mesajını verdi. Biz bu filmi daha önce de seyretmiştik ve sonunu beğenmemiştim. 22 yıl önce başka bir lider (Bush), ya onunla ya da teröristlerle olacağımızı belirtmişti ve sonu hiç iyi bitmedi. Geçmişteki hatalardan ders çıkarmamız gerekiyor.”
Her yıl Şeyh Said anmadığınız bir alternatif gerçeklikte en azından tutarlısınız diyebilirdim. Ama ne yazık ki gerçek bu değil. Şekil A’da görüldüğü gibi AB-D ve İsrail’in zihin işgali, fiili işgalinden daha tehlikelidir.
Hasan Nasrallah İsrail bombalarıyla öldürüldü, Allah rahmet eylesin!
Bizim İslamcılar Suriye savaşına kadar Nasrallah'a tapıyordu sonra Nasrallah Esat tarafında savaşınca kanlı bıçaklı düşman oldular!
Bir dönemin sonuna geldik, gizlisi saklısı yok artık İsrail kartları açık oynuyor!
Irak Savaşı'nda Bush eline bir deste iskambil kağıdı aldı ve her kartta bir Iraklı siyasi-komutan resmi vardı ve tek tek öldürülecekler anlamında!
Şimdi İsrail iskambil kartıyla değil öldürdüklerini bir bir devrilen domino taşlarıyla gösteriyor!
İsrail ilk elli yıl Baas'a ve El Fetih'e karşı savaştı ve Baas'ı Orta-Doğu topraklarından savaşlar ve suikastlerle sildi çıkarttı ya da Suriye gibi parçaladı güçsüz bıraktı!
İlk elli yılda Baas'a savaş açarken İslamcıları kullandı ve Baas'ın dini ve yeminli düşmanları Suud kralı ve Körfez şeyhliklerini!
İşte Suriye savaşı kimin önünü açtı, siz de gördünüz, bu savaşta kahramanca baş role soyunan siyasileri sağ sol liberalleri nasıl unutur ve bu iddiamıza hala komploculuk dersiniz!
Peki halk Baas'tan kopup Hamas ve Hizbullah tarafına nasıl geçti, çok basit, Hamas ve Hizbullah'ın çok güçlü sosyal yardım örgütleriyle!
Sosyal yardım örgütleri savaş ve yoksulluktan bitap düşmüş halkı Müslüman Kardeşler ve dini örgütlerin safına çekti!
50'li yıllarda önce İran'da petrolü millileştiren Musaddık'ı devirmekle başladı iş ve İngilizler İslamcıları kullandı sonra İsrail Baas'a karşı adı sanı duyulmamış küçücük tarikat ve islamcı örgütleri doya doya kullandı!
Arap dünyasının büyük lideri Cemal Nasır'ın Altı Gün savaşında radarları söküldü ve 300 uçağı kaldıramadı ve Araplar tarihi bir hezimet yaşadı!
Sonrası Enver Sedat, Saddam, Arafat, savaşlar, şaibeli zehirlenmeler, suikastler!
Sonra İran-Irak savaşı, ve İran, Amerika bir müslüman ülke Irak'a girince göbek attı ve Irak Savaşı İran'ın önünü açtı ve ama sünni-şii kavgası ölümcül iç savaşlarını hep sürdürdü hep korudu ve en son işte Trump'un medyum küresi etrafında Faysal'la İbrahimi anlaşması!
Yani Orta-Doğu laik-şeriat diye anlaşamadı üstüne sünni-şii diye anlaşamadı üstüne zengin petrol ülkeleriyle Suriye Mısır gibi zayıf Arap ülkeler anlaşamadı ve Amerikancı Araplar hep sustu ve hepsini çatıştırıp körükleyen İsrail, filmin sonunda bir İslam dünyasını utanç ve rezillik içinde dize getirdi!
Baas, dini değil modern ve laik bir siyasi yapılanmaydı ve diktatörlüklere de dönüştü ancak milli ve sosyalist bir siyasetti ve İsrail hedefine ulaştı!
Ve sıra aynı şekilde Türkiye'ye geldi ve islamcı yapılar Faysal bankaları ve sermayesiyle beslendi ve önleri açıldı, sonrası ortada Cumhuriyet kalmadı!
Önce Baasçıların sonra yerlerine getirilen İslamcı yapıların temizlenmesi Orta-Doğu'da ve Türkiye'de aynı süreçtir!
Bundan elli yıl önce Orta-Doğu sokaklarında mühendisler doktorlar ve takım elbiseli ve meslek sahibi modern görünümlü insanlar görürdünüz şimdi coğrafya baştan aşağı cübbe giyiyor ve hatta askeri komutanlar bile! Bilmem size neyi hatırlatıyor!
Hatırlayın bizdeki faili meçhul 'aydın' suikastlerini ve İsrail'in bir taşla iki kuş vurduğu günleri, hem aydınlarımızı öldürüyor hem de 'mollalar İran'a' sloganları attırılıyor!
Yani Osmanlı sonrası Orta-Doğu'da iki tane omurga oluştu birincisi milli Baas, ikincisi İslamcı, ikisi de birbirine kırdırıldı! Bilmem bu hikaye size neyi hatırlatıyor!
Yirmi yıl kadar önce Beyrut'ta Dürzi lider Veli Canbolat'la görüştük, randevuya, eski model bir mercedes ve bir tşört ve kot pantolonla ve silahsız ve korumasız geldi! Kapıda karşıladık! Ve tercümana ilk sorum, 'ağbiye söyle niye korumasız niye bir tşört ve pantolan ve silahsız! Öldürülmekten korkmuyor mu?'
Daha hoşbeş etmeden bu ilk sorumuza şöyle cevap verdi: 'Bizim düşmanımız İsrail bizi her türlü her şekilde öldürür, istediğin kadar zırhlı araçlar ve onlarca korumayla gez isterse yine öldürür! İsrail'e karşı koruma önlemi almanın mantığı yok, öldürmeye karar verirse, öldürür!!
Bir ayetullah olan Fadlallah'la da görüştük, Orta-Doğu'da ve Lübnan'daki Şiilerin lideri ve Hizbullah'ın kurucusu en azından ruhani lideri olarak bilinen ve ismi Humeyni'den sonra gelen!
Beyrut'ta bir grup aydınla sonra Nasrallah'la da görüştük! Nasrallah'ın bütün konuşmaları anti-emperyalizm ekseninde!
İstilacıları, sömürgecileri, işbirlikçileri yani düşman tarafına Amerika, İngiltere, Fransa ve yerli işbirlikçilerini koyunca bütün siyasi analizlerinde haklı çıkıyor!
Gizlilikleri, davalarına bağlılıkları, inançları ve adanmışlıklarına laf yok ve bir Nasrallah efsanesidir gidiyor!.
Hamas'ın gizli tünelleri var yok Hizbullah'ın gizli silahları ve yüzbinlerce füzesi var ve İsrail'e geri adım attırmış, haberlerini biz de çok yuttuk ve evet asıl tehlike ve düşman, işte bu algı!
Çünkü teknoloji çok gelişti ve İsrail her delikte sizi bulabiliyor ve İran ve Hizbullah geçen kırk seneyi değerlendiremedi ve tarihi hüsran ve hezimet ortada!
Bu ağır yenilginin altından İran ve Hizbullah kalkamaz!
Savaş başlayana kadar hiç kimsenin gücü zekası silahı ortaya çıkmaz! Abartılı laflarla taraftar toplarsın ama bombalar düşmeye başlayınca zayıf çelimsiz çürük ve korunmasız olduğun gerçeğini tüm dünya görür!
Orta-Doğu ve Türkiye'de kaç kuşak biz çok güçlüyüz laflarına kurban edildi ve sonunda kahraman, efsane, ilah denilenlerin coğrafyası buz gibi inceldi!
İlk kitabımı yazdım ve basacak matbaa bulmak yıllarımı aldı ve matbaaya götürdüğüm gün, Tunus'ta El Fetih'in ikinci adamı Ebu İyad'ın öldürüldüğü haberi geldi ve işte son yazım Nasrallah'ın öldürülmesi!
Uğur Mumcular, Çetin Emeçler, Muammer Aksoylar, Madımaklar, nicesi, aynı milli duvarı yıkma omurgayı parçalama temizliğidir!
Çetin Emeç Hürriyet Gazetesi'nde istihbarata çalışan gazetecileri tespit eder ve acaba bunlar gazeteci istihbarat mı yoksa MİT'in istihbaratı mı işkillenir ve şaibeli istihbaratçıları gazeteden uzaklaştırmaya başladığı an, öldürülür!
Uğur Mumcu şaibeli Suud örgütleri ve sermayesini kalemine dolamıştı!
Sağ sol döneminde ayrı 90'lı yılların etnik iç savaş döneminde ayrı Fetö döneminde ayrı ama filmin bütününde hepsi aynı gerekçelerle öldürüldü!
Kısaca gözlerinizin önünde Cumhuriyetçi aydınlar öldürüldü ve gerçek faillerini kimse bulamadı ve siyasi denge islamcılar lehine değişti ve sonra İslamcı örgüt enflasyonu ve tarikatlaşma istilası ve sonra devletin islamcılar tarafından ele geçirilişini izledik! Ve bu süreçlerin göbeğinde Mossad'ın cirit attığı MİT'imiz vardı!
Bu süreçlerin canlı şahidiyiz ve sağ, sol, liberal, demokrat, Özal, CHP, ve milliyetçi ve islamcı partiler konusunda siyasi figürleri tek tek dibine kadar tanıyacak ve hukuktan korkumuz yüzünden ancak bir kısmını ucundan yazacak, bir hayatımız oldu!
Türkiye'de milli duvar yıkılmış milli bir omurga ortadan kaldırılmış ve İsrail'in önü böyle açılmıştır!
Sağ ve sol liberallerin beslendiği yerler ve partiler aynı zamanda uluslararası ortaklık kurmuş holdinglerdir!
Bu yapılarla her dönem çok çok etkili manipüle ve algı gücü oluşturuldu, açılımlardan hendeklerden dizi filmlerine kadar!
Önce kullanışlı bir milliyetçi hareket kuruldu, sonra yerine kullanışlı bir İslamcı yapılar ve Fetö kuruldu ve Cumhuriyetçi aydınlar öldürüldükten sonra yerine kullanışlı bir posterci Atatürkçülük kuruldu ve bu süreçlerde derinlerde ve baş rollerde hep İsrail çıkarları vardı!
Kimisi bilmeden cicili kavramların peşine sürüklendi kimileri bu süreci inkar edip bizleri komploculukla suçladı ve İsrail'e bilfiil hizmet etti ve hepsi fonlandı ve desteklendi!
Aydınlarımızı kim öldürdü, gladyö yapılarının arkasında hangi holdingler var, Selahattin Beyazıt'ın İnan Kıraç'a Abdullah Gül'e Davutoğlu'na ve Fetö ve Adnan Oktar'ına kadar ilişkileri-bağlantıları ortada yapıları ve her dönemin olaylarını tek tek herkes biliyor ve görüyor!
Kullanışlı bir muhalefet inşa edildi, kullanışlı bir sol, kullanışlı sağ ve sol liberaller öne çıkartıldı, altını deşin hikayenin içine girin, Türkiye sağıyla soluyla uluslararası holdinglerin önünü açacak kullanışlı bir siyasetin yağma ve talanına oturtuldu!
Hayatım bu yapıları incelemekle geçti, bu yapıların 80 öncesi ve sonrası 90 sonrası ve iç ve dış politikada kullandığı kavramları olayları siyasi kişilikleri masaya yatırdım! Nato sürecimiz, AB masalları ve etnik ve mezhep figürler ve islamcısı ve liberali ve milliyetçisi, şunu gördüm:
Bir görünmez karanlık hep Cumhuriyet'e ve hukuk'a ve halka düşman ve istisnasız milliyetçisinden holdingine Natosuna hepsi İsrail'e çalışıyor!
Ve bu bitmeyen karanlık uyuşturucu mafyasından tarikatına kadar ve en milliyetçi benim diyeninden ağzından Allah Din düşürmeyenine kadar ülkeyi kılcal damarlarına kadar ele geçirmiş! Nasrallah ülkemizin bir lideri olsaydı bu kadar da uzun yaşayamazdı!
Ne görüp yazdıysak bize komplocu diyen bu kafayı icad eden de Mossad, CIA!
Nato'ya girişimizle Mossad ve CIA, hassas sosyal dengeleri ve askeriyesi; ekonomisi, holdingleri, ideolojileri ve siyasette kullandığı kavramlarıyla ülkemizde tam bir hakimiyet kurmuştur!
Hadi komplocu suçlamalarınıza gaz verecek bir şey daha söyleyeyim, işte İsrail eline büyük İsrail haritası denilen arzı mevud'u koymuş, bilin bakalım bu haritanın en ucunda ne var? Fırat'ın doğduğu yer var! Peki orada ne var? Siyonist finansın en büyük şirketlerinin başında Anagold firması var, İliç'te!
Sömürgeci şirketlerin elindeki 360 bin ruhsatın içinde Türkiye'nin en izbe ormanları ve mezraları ve yaylalarının haritaları var!
Sen insan malzemenle iş makinelerinle haritalarında ikmal ve tedarik hatlarınla .ötü zaten düşmana kaptırmışsın ve yabancılara sattıklarınla .ötünü zaten açıkta bırakmışsın!
Ve yüzlerce holdingimiz İsrail'le ortaklıklar kurmuş!
Liberal ve milliyetçi geçinen aydınından holdinglerine kadar zaten elli uzun yıldır İsrail'in kucağında elindesiniz!
Ve İsrail elemanı etnik siyasi yapılar içimizde yaşıyor!
Paranızı, suyunuzu, girişinizi çıkışınızı, kimin satın alınacağını, nehirlerinizi, limanlarınızı, askeri bölgelerinizi, işbirliğine hazır olanları, kullanışlı milliyetçileri ve Suud kanalı ve Fetö benzeri sızdığı İslamcı yapılarıyla Türkiye İsrail tarafından ele geçirilmiş bir ülke!
Büyük Türk Milleti!
Çok ama çok yalnızsın!
Sömürgeci şirketlere laf edenin kalmamış!
Sömürgeci ve kullanışlı kafalara laf edenin kalmamış!
Demirel'i gelir Özal'ı gider, Abdullah Gülü gider, Tayyip'i gelir, Ekmeleddin'i gider İmamoğlusu gelir, döndüre döndüre .kerler!
İnsan bu acımasız gerçek karşısında irkilir korkar tavır alır kendini ve bağlandığı liderleri sorgular, ama değil, bizim işgalimiz, en güzel işgal, çünkü kafalar güzel!
Sürüleştik tarikatlaştık, Pakistanlaştık ama kafalar güzel, ses çıkartan yok, sokak ortasında patır patır motorsikletli mafya bozuntusu çakallar adam öldürtüyor, Meksikalaştık, ama kafalar güzel!
Elinde cep telefonu, altında araba, aydınıyla medyasıyla holdingiyle soyuluyoruz işgal edildik diyoruz, ama kafalar güzel!
Biri hu Allah deyip uçuyor, kafalar güzel, diğeri, 'mermiler seksin alemde teksin' diyor Bağcılarda Esenlerde kafalar güzel!
Milletçe kafalar böyle güzel olunca vatan işgaline acı çekecek kimse kalmıyor!
Çünkü memlekette siyasi havalar hep güzel!