🇪🇺 Schengen Vize Randevusu
AsVisa (🇭🇺 Macaristan, 🇵🇹 Portekiz, 🇸🇮 Slovenya) İstanbul Randevuları Açıldı.
Eylülün ilk haftası.
Erken bildirim için uygulamamızı indirmeyi unutmayın 😇
@OzerSubasi Ben birazdan kendi paketimi ücretsiz paylaşacağım fakat elevenlabs çakması https://t.co/h5uCxmYVjQ sitesinden değerinin çok üzerinde üyelik almanız gerekiyor. Ben de buradan pay alacağım ama size söylemiyorum
Çok aşırı fazla sigara içiliyor. Bu milleti bu batağa kim soktu, nasıl önü alınamadı bunun? Bu bizim toplumumuzda ne zaman ezik, pis, iğrenç bir şey olarak kabul edilecek? Öyle çünkü. Kötü kokuyorsunuz, rahatsız edicisiniz ve aptal gibi görünüyorsunuz. Hele o emzikler iyice.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
@teilkits avrupada tek sırt zorunluluğu yok. Inter Şampiyonlar Liginde sırtı çubuklu formayla oynuyor. Fakat yine aynı ligde olan Milan da pencere kullanıyor. Net bir şekilde tasarım tercihi gibi duruyor. Ben de pencere karşıtıyım keşke olmasa
ben daha iyi tasarlarım, ben daha iyi çekerim, ben daha iyi kurgularım. dünyanın en heyecanlı en büyük spor olaylarından birini nasıl bu kadar ruhsuz bu kadar sıkıcı hale getirebildiniz inanılmaz gerçekten. liyakatsizlik akepelilik ülkenin her yerinden akıyor.
iki buton var ve herkesin oyu gizli. eğer %50'den fazlamız mavi butona basarsa kimse ölmeyecek. eğer %50'den fazlamız kırmızı butona basarsa sadece mavi butona basanlar ölecek
yabancılar birkaç gündür bu felsefi ve etik problem üzerine kavga ediyor. siz neye basıyorsunuz ?
Bu armayı bir İngiliz tasarladı.
1856. Kraliçe Victoria, Sultan Abdülmecid'e İngiltere'nin en prestijli nişanını veriyor: Order of the Garter.
1348'den beri veriliyor.
Gelenek gereği nişanı alan her hükümdarın arması Windsor Sarayı'na asılacak.
Osmanlı'nın arması yok. 600 yıllık imparatorluk, arma hiç kullanmamış.
Victoria heraldik uzmanı Charles Young'u İstanbul'a gönderiyor. Adam sıfırdan tasarlıyor.
Osmanlı 600 yıl armasız yaşadı. Bir İngiliz geleneği yüzünden arma yaptırdı.
Abdülhamid 1882'de bu armayı alıp baştan tasarlattı. Toplar, tüfekler, kılıçlar, mızraklar, bayraklar. Avrupa armaları 3-5 sembol taşırken buraya 20+ sembol sığdırdı.
İmparatorluğun en çok toprak kaybettiği dönem.
Zayıfladıkça silah sayısını artırdılar.
Kimi Antonelli secures the @pirellisport Pole Position Lap in Japan! 😮💨
Let's ride onboard with the Mercedes driver for his lap of the iconic Suzuka 🤩👇
#F1#JapaneseGP
arkadaşlar 100 yıllık gelenekler hakkında densizlik yapıp yeni öneriler getirecekseniz rica ediyorum böyle özenli işler yapın.
bak bu da oranın densizi 500 yıllık tarihi olan güle aptalca şey deyip tasarımdan kaldırmış ama en azından doğru düzgün profesyonel bi iş sunmuş adam.
Milli takımın iç saha forması beyazdır. İnatla kırmızı formaya iç saha diyorsunuz. Ülkenin forma kültüründen bihabersiniz. Yetersizsiniz. Beceriksizsiniz.
Ah be abi…
Kalıp uyumsuz mu? Hayır.
Nike problemli mi? Hayır.
Bayrak forma kötü bir dizayn mı? Hayır.
Ülkenin forması için karar veren yöneticiler yetersiz mi? Evet.