Hayat, kötülükleri eksiltmeye çalışmakla değil, kefemizi iyiliklerle doldurmakla kazanılır. Odaklanmamız gereken şey karanlığın ne kadar koyu olduğu değil, elimizdeki mumun ne kadar aydınlık olduğudur.
Bu haftaki Çarşamba Sohbetimizin konuğu
Prof.Dr. Eşref Araç hocamızdı.
Kendisinden Afganistan ziyareti kapsamında İzlenimlerini ve Tespitlerini dinledik.
@AracEsref
Bizim Günlük Savaşımız
İnsanlık olarak hepimiz aynı ortak hikayenin parçasıyız ve bu içsel savaşı her gün yeniden yaşıyoruz. Bugün sen ve ben, her gün modern hayatın önümüze sunduğu yeni bir "yasak meyve" veya ahlaki sınır testiyle karşı karşıyayız.
Bize düşen; zihnimizi bulandıran bu sessiz propagandaya karşı uyanık olmak, bilgimizi etik ve hikmetle kuşanmak, sınırlarımızı koruyabilmektir
Bugün belki de üzerinde en çok düşünmemiz gereken kısım burasıdır. Büyük düşünür Ali Şeriati'nin de vurguladığı gibi; herkesin hayatında doğrudan saptıran, Allah'a ve hakikate yakınlaşmasını engelleyen bir "İsmail'i" vardır.
Kendi kendimize sormalıyız: Senin İsmail'in ne?
Kimisi için vazgeçemediği makamıdır, koltuğudur.
Kimisi için eleştiremediği, uğruna aklını kiraya verdiği cemaati veya tarikatıdır.
Kimisi için fanatiği olduğu siyasi partisidir.
Kimisi için bitmek bilmeyen para hırsı, kimisi için şöhret tutkusudur.
Manipülasyon sürecinin nihai amacı, eylemlerin zihninizdeki ahlaki tanımını değiştirmektir.
Zamanında "kesinlikle uzak durulmalı, kırmızı çizgim" dediğiniz o sınır, sürekli maruz kalma sonucunda zihninizde yumuşar: "Aslında o kadar da kötü değilmiş, herkes yapıyor, ben abartıyormuşum" seviyesine iner. Kötü, zararlı veya etik dışı olan şey, artık gözünüze estetik ve "normal" görünmeye başlar. Kurbağanın soğuk suda yavaş yavaş kaynatılması tam olarak budur.
Obezite bir irade zayıflığı veya tercih değil; kronik ve kompleks bir metabolik hastalıktır. Hastalarımızı yargılamaktan vazgeçip, bilimsel ve modern tedavilere odaklanmalıyız. Sağlıkta empati, iyileşmenin ilk adımıdır. 🩺 #Obezite#MetabolikSağlık#İçHastalıkları
Kurbanın tarihi Hz. İbrahim'den de eskiye, ilk insanlara, Habil ile Kabil’e dayanır. Kur'an'da anlatılan bu kıssada her iki kardeş de Allah'a birer kurban sunar. Ancak Habil'inki kabul edilirken, Kabil'inki reddedilir. Neden mi?
Çünkü Habil kurbanının en iyisini, en sevdiklerini sunarken; Kabil çürük ve işe yaramaz olanları gözden çıkarmıştır. Kabil'in kurbanının kabul edilmemesi bize şunu öğretir: Allah'ın senin malına ihtiyacı yoktur, O senin niyetine ve feragat edebilme gücüne bakar. Kabil, kibrini ve bencilliğini kurban edememiştir. Kurban, nesnenin kendisi değil, adayanın samimiyetidir.