KAMUOYUNA
Sayın Eren Ali Bingöl’ün yaptığı açıklamayı dikkatle okuduk.
Yaklaşık iki yıl boyunca Tuzla Belediye Başkanlığı görevini yürüttünüz. Bu süreçte imar ve mülkiyet sorunları nedeniyle mağdur olduğunu ifade eden binlerce vatandaş çözüm bekledi. Bugün ise aynı mağduriyetleri gerekçe göstererek siyasi parti değişikliğinizi kamuoyuna açıklıyorsunuz.
Tuzla halkı adına şu soruları soruyoruz:
Görevde bulunduğunuz iki yıl boyunca bu sorunların çözümü için hangi somut sonuçları elde ettiniz? Bugün çözüm adresi olarak gösterdiğiniz siyasi irade, yıllardır imar politikaları nedeniyle eleştirilen iktidar değil miydi? Dün eleştirdiğiniz anlayış, bugün nasıl çözümün adresi oldu?
Eğer gerçekten tek önceliğiniz 50 bin mağdur vatandaşın hakkını savunmaksa, bunu parti değiştirerek değil; ortaya koyacağınız somut icraatlarla göstermeniz gerekir.
Tuzlalılar artık siyasi gerekçeler değil, tapusunu, mülkiyet hakkını ve geleceğini güvence altına alacak kalıcı çözümler beklemektedir.
Anahtar Parti Tuzla İlçe Başkanlığı olarak dün olduğu gibi bugün de Tuzla halkının hakkını savunmaya devam edeceğiz. Kim hangi partiye geçerse geçsin, vatandaşın mağduriyetinin siyasi tartışmalara malzeme yapılmasını doğru bulmuyoruz.
Tuzla’nın ihtiyacı siyasi rozet değişikliği değil; hesap veren, şeffaf ve çözüm üreten bir yönetim anlayışıdır.
Saygılarımızla,
Ümral ÖZTÜRK
Anahtar Parti Tuzla İlçe Başkanı
@UmralOzturk@aliozbey24@safakYildizAzal@Dr_CahitVural@AytekinAKKURT
Bu iktidarın ekonomi anlayışını artık tek cümlede özetlemek mümkündür:
"Vatandaşa nasıl daha iyi hizmet ederiz?" diye düşünmüyorlar; "Vatandaştan daha fazla vergiyi en hızlı nasıl toplarız?" diye düşünüyorlar.
Gelir vergisi yetmiyor.
KDV, ÖTV, harçlar, fonlar...
Ekmekten elektriğe, akaryakıttan ulaşıma kadar millet nefes aldığı her yerde vergiyle karşılaşıyor.
Devlet, üretimi büyütecek mekanizmaları kurmakta bu kadar hızlı davranmıyor; ama vergi tahsil edecek sistemi kurarken olağanüstü bir maharet gösteriyor.
Bugün Türkiye'de en güçlü çalışan altyapı; üretimin, yatırımın ve istihdamın altyapısı değil, vergi tahsilatının altyapısıdır.
Üstelik bu yük adil de değildir.
Dolaylı vergiler yüzünden asgari ücretli de, emekli de, dar gelirli de, zengin de aynı KDV'yi, aynı ÖTV'yi ödüyor.
Oranı aynı ama yükü aynı değil.
Çünkü geliri az olanın ödediği her lira, hayatından eksiliyor.
Adalet, herkesten aynı vergiyi almak değildir; herkesin gücü nispetinde vergi ödemesini sağlamaktır.
Devletin vazifesi vatandaşın cebindeki son kuruşa ulaşmak değildir.
Devletin vazifesi, vatandaşın cebine daha fazla para girmesini sağlayacak şartları oluşturmaktır.
Bugün vergi ödemelerinin son günü...
Binlerce esnafımız, sanayicimiz, tüccarımız ve mükellefimiz yine bu ağır yükün altında ödeme telaşı yaşıyor.
Allah bugün ödemesi olan bütün mükelleflerimizin yardımcısı olsun.
Ortalama 4,5 günde bir polisimizin intihar ettiği, görevdekilere bir dokunup bin ah işittiğimiz şu günlerde; vatanı, bayrağı ve vatandaşı için gözünü kırpmadan seve seve ölüme gidecek olan yiğitlerimizin; lojmandan tayinlere, emeklilik haklarından sürgünlere uzanan cefakâr ve stresli süreçlerinin en yakın takipçisiyiz.
Özellikle İstanbul’da, her ilçede sürgün ve mobbing olayları, şikâyetler almış başını gitmişken yetkililerin hâlen somut bir adım atmamasını esefle kınıyoruz. Bunun en yakın örneğini, geçtiğimiz günlerde Başakşehir ilçemizde mobbinge uğradığı iddiasıyla intihar eden Polis Mehmet Erbil ve acılı eşinin yalnız bırakılmasıyla bir kez daha görmüş olduk. Anahtar Parti İstanbul İl Teşkilatı olarak bu konunun da takipçisiyiz.
Polis, asker, infaz koruma, sahil güvenlik gibi tüm kolluk kuvvetlerimizin sorunları ile çözüm önerilerini gündemde tutup iktidara geldiğimizde bu sorunları kökten çözeceğimize söz veriyoruz.
#Polis #Jandarma #SahilGüvenlik #İnfazKoruma #GümrükMuhafaza
@istanbul_EGM@TC_istanbul
“Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!”
İktidarın söylediğiyle yaptığı arasındaki mesafe artık ekonomi politikasıyla izah edilemeyecek kadar açılmıştır.
Diyorsunuz ki:
“2027’de enflasyonu %15’e indireceğiz, 2028’de tek haneyi göreceğiz.”
Peki Hazine ne yapıyor?
Son dört ayda ortalama 22 ay vadeli borçlanmaya yıllık %41,4 faiz ödüyor. Daha geçen hafta, yaklaşık 20 ay vadeli borçlanmayı %42 faizle yapıyor.
Şimdi milletimizin huzurunda soruyoruz:
Madem iki yıl sonra enflasyon %15 olacak; devlet, iki yıl vadeli borcuna bugün neden %42 faiz ödüyor?
Millet sizin hedeflerinize inansın istiyorsunuz da, piyasa neden inanmıyor?
Daha mühimi; Hazine neden inanmıyor?
İşçiye, memura, emekliye gelince önlerine enflasyon hedefini koyuyor, “Fedakârlık edeceksiniz.” diyorsunuz.
Ama borçlanmaya gelince kesenin ağzını açıyor, hedeflediğiniz enflasyonun neredeyse üç katı faize razı oluyorsunuz.
Millete %15’lik hesabı anlatıp, paraya %42’lik hesabı ödeyemezsiniz!
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!
Merhum Erbakan Hoca'nın sözüyle söyleyelim:
“Sizi gidi faizciler sizi!”
Üstelik bu faizi hükûmet kendi cebinden ödemiyor.
Bu faturayı vergisini veren vatandaş ödüyor.
Üreten sanayici, toprağını eken çiftçi, kepengini açan esnaf ödüyor.
İşçi ödüyor, memur ödüyor, emekli ödüyor.
Ekonomi güvenle yönetilir. Güven de sözle değil, tutarlılıkla kurulur.
Bugün hükûmet ne söylerse söylesin, rakamların söylediği başka bir şey vardır:
Hükûmetin ilan ettiği enflasyon hedefine, millet bir yana, kendi Hazinesi bile inanmıyor!
Motorine bu gece 4 lira daha zam geldi. Litre fiyatı 80 liraya dayandı.
Bu zam sadece pompaya gelmedi!
Çiftçinin tarlasına, üreticinin tezgâhına, nakliyecinin kamyonuna, esnafın dükkânına ve nihayetinde milletimizin sofrasına geldi.
Son bir yılda dünyada motorin fiyatları ortalama %32 artarken Türkiye’de %46 arttı. Dünyada motorinin ortalama litre fiyatı yaklaşık 71 lirayken biz 80 lirayı konuşuyoruz.
Motorin yalnızca bir akaryakıt değildir; tarımın, üretimin, ticaretin ve lojistiğin ana maliyetlerinden biridir. Pompaya yaptığınız her zam, birkaç gün sonra markette ekmeğin, sütün, etin, sebzenin, meyvenin etiketine yazılır.
Sonra da çıkıp “Enflasyonla mücadele ediyoruz.” diyorsunuz.
Üretimin maliyetini artırarak enflasyonu düşüremezsiniz!
Önce zam ve vergilerle maliyetleri yükseltip, sonra yükselen enflasyonu yüksek faizle bastırmaya çalışıyorsunuz. Bu yanlış ekonomi politikasının faturasını da her defasında milletimize ödetiyorsunuz.
Ekonomi; zamla, vergiyle, faizle milletin boğazını sıkarak yönetilmez.
Üretenin yükünü hafifleteceksiniz.
Çiftçinin tarlasını, sanayicinin çarkını, esnafın dükkânını ayakta tutacaksınız.
Millete güven, ekonomiye istikrar vereceksiniz.
Çünkü üretmenin pahalı olduğu bir memlekette hayat ucuzlamaz; refah değil, yoksulluk büyür!
Eylül geliyor, İstanbul’da lisans/ön lisans okuyan 750 bin öğrencinin toplam yurt kapasitesiyle ancak %18’ine yer bulunabiliyor. Astronomik kiralar ve hayat pahalılığı yüzünden gençler hayallerindeki şehri yazmaktan korkuyor. Gençlerimizin barınma krizini çözmek ve KYK kapasitelerini acilen artırmak zorundayız.İktidarı dinlerseniz herkese yurt var. Peki soruyorum size gerçekten yurt var mı ? #kapsamlıterörsüztürkiye #sizeyalansöylediler
Yarınlarımızı emanet edeceğimiz çocuklarımıza daha adil, daha müreffeh ve huzurlu bir Türkiye bırakmak için var gücümüzle çalışıyoruz.
Geleceğimizin teminatı evlatlarımızın yüzündeki tebessüm, mücadelemizin en büyük ilham kaynağıdır.
#YarınınAnahtarı
Bağımsızlığımızın ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu belgesi olan Lozan Barış Antlaşması’nın 103. yıl dönümü kutlu olsun. 🇹🇷
Baştan sona milletimizin azmi ve kararlılığıyla yazılan bu tarihi zaferin mimarı başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum.
Türkiye gündemindeki hercümerci, günlük siyasi savrulmaları ve zorlamayla açılmaya çalışılan kapıları gördükçe, bir yerlerde okuyup zihnimde kalan şu sözü hatırladım:
“Her kapı zorlanarak açılmaz; bazı kapıları zaman, bazılarını sabır, bazılarını ise itibar açar.”
Bugün siyasetin de en çok ihtiyaç duyduğu şey budur. Çünkü milletin gönlünde açılmayan hiçbir kapı; baskıyla, hesapla ya da dayatmayla kalıcı olarak açılamaz.
Anahtar Parti olarak Genel Başkanımız Yavuz Ağıralioğlu'nun öncülüğünde; milletimizin kapısını gürültüyle değil güvenle, dayatmayla değil ikna ile, geçici hesaplarla değil itibarla açıyoruz ve açmaya devam edeceğiz.
Çünkü biz, siyasetin gerçek anahtarının makamlar değil; milletin duası, güveni ve gönlünde kazanılan yer olduğunu biliyoruz.
Çok yazık oldu.
Büyük bir hafıza deposuydu “Sahaflar Çarşısı” .
Yıllardır aynı yanlışlar.
Ve aynı yanlışlarla
doğru sonuç
beklenebilir mi?
Alt yapısız üst yapı
işe yaramaz .
@ridvanozturgut İnsanlarla mı kazandınız da evlerine göz dikiyorusunuz bu ülkede ki enflasyon ve sebebi yatırımını eve mülke dönüştüren insanlar mı sizce? Yıllardır sosyal devlet sosyal yönetim anlayışı ile yürütülseydi bazı şeyler sorun olmayacaktı.Sonra neden yatırımcı gelmiyor diyorsunuz!!!
@ATuranSumer Sevgili Turan Sümer 3 seçim geçirmiş ve uzun yıllar önce kurulmuş olan partinizin kaç tane Türkiye’nin geleceği adına ürettiği politika var bence aradığınız sorunun cevabı burada.
SAYIN YAVUZ AĞIRALİOĞLU’NUN İZMİR’DEKİ KALABALIK TOPLANTISI ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRMEM..
Burada asıl dikkat edilmesi gereken konu kalabalığın büyüklüğünden çok sosyolojik anlamıdır.
İzmir, Türkiye siyasetinin nabzının attığı şehirlerden biridir.
Bu nedenle İzmir’de ortaya çıkan her siyasi hareketlilik dikkatle incelenmelidir.
Bana göre bugün bütün siyasi partiler, MYK ve yönetim kurullarında şu soruların cevabını aramalıdır:
Yavuz Ağıralioğlu’na gelen bu insanlar kimlerdir?
Neden geliyorlar?
Hangi beklentiyle geliyorlar?
Daha önce hangi partilere oy verdiler?
Bugün neyi eksik gördükleri için yeni bir adres arıyorlar?
Çünkü görünen o ki bu kalabalığın içinde sadece bir siyasi partinin seçmeni yoktur.
Milliyetçi muhafazakâr seçmen de var, merkez sağ/sol seçmen de var, geçmişte AK Parti’ye oy vermiş vatandaşlar da var, MHP kökenli isimler de var, kararsızlar da var, sandığa gitmekten vazgeçmiş insanlar da var.
Bu tablo, Türkiye’de önemli bir kesimin yeni bir siyasi dil, yeni bir üslup ve yeni bir umut arayışında olduğunu göstermektedir.
Vatandaş sadece eleştiri duymak istemiyor; çözüm duymak istiyor.
Sadece kavga görmek istemiyor; güven veren kadrolar görmek istiyor.
Sadece rakiplerini suçlayan siyasetçiler değil, memleketin sorunlarına çözüm üreten siyasetçiler görmek istiyor.
İzmir’deki tabloyu küçümsemek veya görmezden gelmek yerine doğru okumak gerekir.
Çünkü siyaset, kalabalıkların fotoğrafına bakarak değil, o kalabalıkları meydana getiren sebepleri anlayarak yapılır.
Bugün Yavuz Ağıralioğlu’nun etrafında oluşan ilginin arkasında; ekonomik sıkıntılar, temsil edilmediğini düşünen seçmenler, siyasi kutuplaşmadan yorulan vatandaşlar ve yeni bir çıkış yolu arayan geniş kitleler bulunmaktadır.
Bu nedenle bütün siyasi partilerin bu tabloyu ciddiyetle değerlendirmesinde fayda vardır.
Kim kazanıyor, kim kaybediyor sorusundan önce; millet ne söylüyor, ne istiyor ve neyi arıyor sorusuna cevap vermek gerekir.
İzmir’den yükselen ses belki de tam olarak budur:
Milletin beklentilerini ve sorunlarını doğru okuyanlar kazanacak, görmezden gelenler ise kaybedecektir.
Kalın sağlıcakla..