Irak ve Suriye Ortadoğudan sorumlu Tom Barrack'ın Washington tarafından görevine son verildiği aktarılıyor
Türkiye'deki eşyalarını toplaması içinde kendisine bir Nakliye şirketi ayarlamasını istemişler 🤣😂😂
@hafizakurd Sayın Küçük Kemal bey Sn. Abdullah Öcalan 27 yıldır zindanda hemde ağır yecrit altinda. Buna rağmen, "yqnlış yapsalarda, ' ihanette" etseler ,sizin söylediğiniz gibi MİT'in "adamı"da onun arkasında yüzbinlerce kadro ve milliyonlarca Kürt ve hemde 4 parça Kürdistandan halk kitlesi
@hafizakurd var. Peki sen ve senin gibi "doğru"yu söyliyen birileri ile kaç kaplumbağa yürüyor onu öğrenmek istiyorum. Hadi doyelimki bunlar Kürtleri satiyor: sen onların savaşlarina karşı idin ve bu konuda birde kitap yazmışsın. Hadi bakalım silahlar orda dağda buyrun siz doğriyu bilenler
‘Silahsızlanma’ üzerine egzersizler…
‘Çerçeve Yasa’nın çıkmasının ardından süreçte beklendiği gibi bir hareketlenme yaşanıyor. Yasa gereği kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu ilk toplantısını dün yaptı. Erdoğan’ın yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki toplantıya Türkiye’nin Adalet, Dışişleri, İçişleri, Milli Savunma Bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri katıldı. Toplantıda Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon Alt Komisyonu, İzleme ve Tespit Alt Komisyonu, Sosyal Uyum ve Bütünleşme Alt Komisyonu ile Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nun kurulmasına karar verildi.
DEM Parti İmralı Heyeti, PKK Lideri Öcalan’ın Silahsızlanma ve Siyasallaşma Komisyonu’nda yer alacağını duyurmuştu fakat dünkü kurul kararına bakacak olursak Öcalan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nda yer alacak. DEM Parti Heyeti ayrıca Ekim ayına kadar silahsızlanma konusunda bir ilerleme sağlanacağını umuyor. İktidara yakın medya ve bazı çevreler de Milli Güvenlik Kurulu’nun Ekim ayı toplantısında ‘tespit ve teyid’e dair değerlendirme yapabileceğini ileri sürüyor.
Öncelikle şunu belirteyim; ‘Çerçeve Yasa’ hakkında görüşümü sürdürüyorum. Yasayı meşru görmüyor ve reddediyorum. Ancak Kürt siyaseti eleştirilerine rağmen yasayı kabul etmiş ve bazı koşullar eşliğinde uygulayacağını kamuoyuna deklare etmiş durumda. Elbette bu onun tercihidir ve onun bileceğidir.
Öte yandan daha sürecin başında ifade ettiğim gibi silahlı mücadelenin sona ermesini destekliyorum ve bunun önemli bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Zira hepimize ağır bedeller ödeten bu savaş gereğinden fazla uzadı ve zamanla Kürtlere zarar veren anlamsız bir hal aldı. Ayrıca savaşın sona ermesi sadece kan gözyaşı ve acının dinmesi anlamına gelmeyecek, Kürt halkının sırtındaki bazı yüklerin inmesi, toplumsal devinimin ve siyasetin normalleşmesi anlamına da gelecektir. Dolayısıyla ‘savaş son’ verilmesini olumlu buluyorum.
Diğer yandan Kürt tarafı uzun yıllar önce savaştan vaz geçmeye çalıştı ancak başaramadı. Kürtleri belli bir amaç doğrultusunda dağa süren, Kürt meselesinde savaşı seçen Türk devleti barışçıl çabalara geride kalan 40 yılda fırsat tanımadı. Şimdi de barışa fırsat tanıyıp tanımayacağı belli değil. Devletin iki yıldır süreci süründürmesi; Kürt tarafını içeride ve dışarıda krize sürüklemeye dönük bir politika izlemesi; ‘çöktürme’ stratejisinden vazgeçmemesi bunu gösteriyor.
Devletin Kürtleri ve Kürdistan’ı ne yapacağı; Öcalan ile nereye kadar yol alacağı da belirsizdir ve en az bir yıl daha devam edeceği anlaşılan süreçte her türlü seçenek ihtimal dahilindedir.
Ne de olsa savaşın sona ermesi Kürt sorununun çözüleceği anlamına gelmiyor. Kürtler tarihi bu fırsatın değerlendirilmesi, savaşın sona ermesini istiyor ancak bunla birlikte Kürt sorununun kalıcı, adil ve onurlu bir şekilde çözülmesini de istiyor. Sürecin ilerleyen aşamalarında bunu bekliyor. Bu olmadan; özgürlük ve adalet temelinde bir çözüm gerçekleşmeden bu topraklarda anlamlı bir barışın sağlanamayacağını en iyi Kürtler biliyor.
Kim ne derse desin ‘silahsızlanmanın’ günün sonunda gelip dayanacağı yer de burasıdır. Yaratılan bunca gürültü patırtı arasında, her aşamada dozunu biraz daha arttırılan psikolojik savaş ortamında bu gerçek gözlerden kaçırılıyor ancak çok geçmeden devlet bununla yüzleşecektir. O gün geldiğinde bugün belirsiz gibi görünen çok şey de netleşecektir.
Bunların yanı sıra ‘silahsızlanma’ sürecini hayati derece etkileyecek farklı dinamikler de hareket halindedir ve bunların da görülmesi gerekmektedir. Bunlardan ilki Türkiye’nin iç siyasal gelişmelerindeki dalgalanmadır ve bu silahsızlanma sürecini ciddi manada etkilemeye adaydır.
Şöyleki; süreç başladığından beri devletin zihniyeti ve dili değişmedi. Kamuoyu ile iletişimde de en ufak bir değişim yaşanmadı. Türk devleti Türk ve Kürt kamuoyunu ikna etmeye özen göstermedi. Dilini değiştirmedi, kendi siyaseti ve işlediği suçlarıyla yüzleşmedi. Bunu yapmadığı gibi de ‘terör’ söylemini devam ettirdi. Ayrıca süreçle birlikte Kürt siyaseti ve toplumunu kuşatan ve baskılayan ırkçı nefret söylemi ve eylemlerine yeniden start verildi.
Son zamanlarda Kürtlere yönelik ırkçı saldırılarda yaşanan artış ve futbol maçlarında artık rutin haline gelen Kürt karşıtı gösteriler tehlikeli bir tırmanmaya işaret ediyor. Bunun devlet içindeki güç odaklarının çatışmasından, dolayısıyla süreç ile ilgili yaklaşım farklılıklarından kaynaklandığını ileri sürenler var. Öyle midir değil midir, bilemiyorum ama devleti, hükümeti ve muhalefetiyle süreçle alakalı bir milli politikanın uyum halinde yürütüldüğünü ve herkese bazı görevler verildiğini düşünüyorum.
Ayrıca içeride bunlar yaşanırken Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgedeki gelişmelerin de ‘silahsızlanmayı’ olumlu ya da olumsuz ancak ciddi manada etkileyeceğini görmek gerekiyor.
Suriye’de ‘entegrasyon’ çabasının süreçle senkronize bir şekilde ilerlediğini biliyoruz. Bu anlamda 6 Ocak’ta HTŞ ve Türk güçlerinin SDG güçlerine saldırıları ile başlayan çatışma günlerinde süreç çökme aşamasına geldi. Süreç orada o zaman deyim yerindeyse ipten alındı. Ama şimdi yine Türkiye’deki gelişmelere bağlı olarak Suriye’de de bir takım adımlar atılıyor ve orada da yeni gelişmelerin eli kulağında görünüyor.
Fakat bu kez sürecin en kritik sınavının Irak’ta özellikle de Şengal’de yaşanacağı anlaşılıyor. IŞİD saldırısı sonrası Ezidi halkını korumak amacıyla Şengal’e giden ve zaman içerisinde orada savunma gücüne dönüşen Şengalli gençlerin oluşturduğu Şengal Savunma Birlikleri (YBŞ) silahsızlandırılmak ve bölgeden çıkarılmak isteniyor. 30 Eylül’e kadar olan sürede YBŞ’den de silah bırakması isteniyor. Aksi durumda müdahale edileceği tehditleri yapılıyor ki Irak ordusu önemli bir güçle Şengal’i kuşatma altına almış bulunuyor.
Türkiye’nin Dışişleri Bakanı ve Takip Ve Değerlendirme Kurulu üyesi olan Hakan Fidan Şubat ayında Irak hükümeti ve Haşdi Şabi güçlerine ‘Sincar’a siz karadan biz havadan girelim ve birkaç gün içinde işi bitirelim’ mealinde bir çağrı yapmıştı. Türkiye bu politikasında ısrar edecek mi? Edecek ise Şengal meselesi süreci nasıl etkileyecek diye sormak gerekiyor.
Şengal ile birlikte Mahmur’un da ne olacağı sorusu orta yerde duruyor zira, Türkiye ve Irak Mahmur Mülteci Kampını kapatmak istiyor. Geçen yıl Öcalan , Mahmur halkına mektup göndermiş, ‘sürecin ilerlemesiyle birlikte kendi topraklarınıza geri döneceksiniz’ demişti. Türkiye bunun önünü açacak mı? Bu da henüz net değil.
Ayrıca İran savaşı ve yeni kurulmakta olan bölgesel ittifaklar da süreç üzerindeki etkisini sürdürecektir. Bu anlamda Libya’dan İran’a uzanan coğrafyada yaşanan gelişmeleri yakından takip etmek gerekecektir…
Uzadı ancak, kısa sürede 'silahsızlanma' ile ilgili bazı adımlar gündeme gelecektir. Buna dönük hazırlıklar devam etmektedir ve ilk pratik adımlar yakında atılacağa benziyor.
Gidişata göre ileride yeni bir değerlendirme yapabilirim.
Şimdilik sağlıka kalın, hep iyi olun iyi de kalın.
🚨 BREAKING:
According to the latest information from sources, the US has once again launched a massive airstrike on the Iranian capital, Tehran, resulting in thousands of casualties.
It is reported that this was a surprise attack for which Iran was unprepared.
الدولة الكردية المستقلة هي أكثر ما يخشاه كل الدول المتأسلمة في المنطقة من إيران إلى تركيا!
ألكورد هم أحفاد مملكة مادي, إحدى أهم الحضارات التاريخية العظيمة, وهم يستحقون كل الدعم لإنشاء دولتهم المستقلة.
Muslim women “dance” goes viral and the whole world is asking the same question:
What the hell is this?
A room full of women bent over, faces to the floor, furiously shaking their butts in unison.
Aren’t they trying to resemble goats to look sexy for their men ?
No elegance.
No rhythm that makes sense.
Just pure primitive bouncing.
Some cultures never left the cave.
@SecRubio If you can't understand that the interim Golani administration in Syria (the Islamist terrorist Syrian regime) is nothing more than a puppet of the dictatorial Erdogan regime, then this is the biggest strategic blunder the US could make in recent history.
Köylerimizi yaktınız.
Hayvanlarımızı yaktınız.
Şehirlerimizi, başımıza yıktınız.
Fakirleştirdiniz.
Sonra da “ne işiniz var burda” diyorsunuz.
Bizden aldıklarınız için oralardayız.
Size eninde sonunda insanlığı öğreteceğiz.
Şimdi Zonguldak’ta aynı hikâye.
Sırrı abi haklıydı:
Bizim çekilmemiz iki dakika.
Pisliğinizde boğulun.
#Zonguldak
#Düzce
#IrkçıSaldırı
مصادري هنا في إسرائيل تقول أن السيد ماركو روبيو يدرس طرد توم برّاك من مهمته بعدما فشل في رؤيته داخل العراق وسوريا،
ماركو روبيو يرى أن برّاك مسؤول عن تصعيد حدث بين تركيا وإسرائيل، وأنه لا يتمتع بكاريزما كافية لإجبار الحكومة العراقية على نزع سلاح الميليشيات.
بديله المحتمل بترايوس
@ixbaran_qrewhds İran mola idam rejimine, İrak ırkçı rejimine, Süriye islamcı terörist geçici devletine bir kelime söylemiyen PKK ye ve onu temsil eden kişilere fütürsüzce saldırmaya jendilerini adamışlar... Buda en düşüklerinden bir tanesi....
@ixbaran_qrewhds Şimdi bu adama insan ne demeli: Türk sömürgeciliğine bir fiske bile atamayanlar, bir gün bile bir direniş gösteremeyen, bir tokat yiyip soluğu yurt dışına ve yurt dışında K.U.K .M sinin yaraymış olduğu ortamdan ekmek yiyenler: esas düşman olarak orta yerde bulunan t.c ye,