Bakırhan: Türkiye sol-sosyalist hareketiyle Kürt Özgürlük Hareketi arasındaki ilişkinin yıpratılmasına izin vermemeliyiz
Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan'ın T24'e verdiği röportaj:
https://t.co/3XGgK0tEEa
🔴 Tuncer Bakırhan, Erkan Baş'ın "Ana dili Kürtçe olan bir adayda ortaklaşmayabiliriz" sözlerini değerlendirdi:
💬 Yaraları deşecek söylemlerden uzak durmalıyız, ortak mücadeleyi büyütmeliyiz…
💬 Böyle bir dönemde sosyalistlerin yıpratıcı tartışmalara girmesi egemenlere hediye sunuyor, bu tartışma bizim için kapanmıştır
https://t.co/oHJDIFiq2d
@crnbyr@tuncerbakirhan
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil, Ankara'da direnen öğretmenlerin grevine katıldı:
"Her yerde şunu diyorlar: 'Biz büyük devletiz, güçlü devletiz'. Bu büyük, güçlü devlet 1600 öğretmene hakkı olan kadroyu veremiyorsa yazıklar olsun hepinize! Terk edin o koltukları! Kalkın oradan!"
Tavrımız ve çağrımızdır
Sol kimlikçi bir tartışmanın parçası olamaz. Yurttaşlarımızın etnik ya da mezhepsel kökeni Türkiye’yi aydınlığa, eşitliğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, refaha taşıyacak bir mücadelenin doğrultusunu değiştiremez. Şu ya da bu makama gelecek kişinin dünya görüşü, çalışkanlığı, halka adanmışlığı, yurtseverliği, bilgi ve becerisi, dürüstlüğü dışında hiçbir kriterin önemi yoktur.
Bu ülkede etnik ve mezhepsel eşitsizliklerin, ayrımcılığın olduğu açık bir gerçektir. Önemli olan, bu gerçeğe nasıl yaklaşılacağı ve nasıl çözümler üretileceğidir. Kimliklerin birbirinin karşısına konduğu bir taraflaşmanın herhangi bir çözüme yardımcı olması mümkün değildir. Çözüm, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu derin sömürü, ağır yoksulluk ve adaletsizliğin kaynaklarını kuruturken bu eşitsizlik ve ayrımcılığı da birleştirici bir perspektifle ortadan kaldırmaktadır.
Türkiye solu bu çok basit gerçeği unutmuş ve emekçi halkımızı bölen kimlikçi politikaların peşinden gitmiştir. “Alevi Cumhurbaşkanı seçilemez”, “anadili Kürtçe olan bir Cumhurbaşkanı adayını desteklemeyiz” gibi siyasal ve kamusal alanda hiçbir yeri olmaması gereken açıklamalara yol açan da solun kimlikçi siyasetin yarattığı sıkışmadan kurtulamamasıdır.
Bütün bu yalpalamaların ortasında bir kesim sola haksız ithamlarla, genellemelerle düşmanlık geliştirmekte, sosyalist hareketin milliyetçi hezeyanlarla hedef alınması ve günah keçisi ilan edilmesi için kampanyalar düzenlemektedir. Oysa sol, başından beri her tür milliyetçilik ve liberalizm karşısında başka hiçbir hesap gütmeden, yalnızca kendi ideolojik-siyasal ilkelerine ve devrimci hedeflerine sadık kalarak dik dursaydı, bağımsızlığını korusaydı, birlik ve müttefiklik ilişkilerini bu zeminde kursaydı, bugün tamamen farklı bir ülkede yaşıyor olurduk.
Solun tartışılamayacak ilkeleri vardır ve bu ilkeler korunarak çoğalmak, güç olmak mümkündür. Yıllardır söylediğimiz gibi, DEM Parti ve CHP gölgesindeki bir sol ilkelerini gözden çıkarmış bir soldur. Anti-emperyalizm, laiklik savunusu ve kapitalist sömürüye karşı olmak sekterlik ya da küçük düşünme değildir. Tersine, Türkiye’nin geleceği bu ilkelerden hareketle inşa edilecektir.
TKP, çok uzun bir süredir DEM Parti ve CHP gölgesinde sosyalist hareketin gelişemeyeceğini ve bu partilerin peşinden gidilmemesi gerektiğini yüksek sesle ifade etmektedir. Solun bir dönem CHP’ye, sonra DEM Parti’ye, sonra tekrar CHP’ye bel bağlayarak siyaset yapar hale gelmesi bugün toplumun umutsuzluk ve örgütsüzlüğünün en önemli nedenlerinden biridir. Bazı sol kesimlerin DEM Parti merkezli politikaları terk ederek CHP yörüngesinde siyaset yapmasını bir olumluluk olarak görenler, meselenin özünü kavrayamamaktadır. Kuşkusuz DEM Parti ve CHP farklı tarihsel ve ideolojik dinamiklerin ürünüdür. Ancak bu farklılıklar Türkiye’nin sömürüden, zorbalık ve adaletsizlikten arındırılması mücadelesinde sosyalist hareketin bağımsızlığı söz konusu olduğunda önemsizleşmektedir.
İşte bu koşullarda bir kez daha bütün samimiyetimizle çağrımızı yineliyoruz: Düzen siyasetinden bağımsız; devrimci, yurtsever, sermaye karşıtı, emperyalizmin bütün biçim ve kurumlarından kopmuş, Aydınlanmacı ve Cumhuriyetçi bir solun toplumsal ve siyasal bir güç haline gelmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
"Amalar" ve "fakatlar" bir köşeye bırakılabilirse, sol gerçek bir kimlik kazanacak ve başlı başına bir siyasal güç merkezi haline gelecektir. Solu ilkelerinden uzaklaştıran "en geniş güçlerin birliği" yaklaşımı derhal terk edilmelidir. AKP iktidarıyla mücadele o iktidarın kaynakları iyi teşhis edilerek başarıya ulaşabilir. Tarikatlarla, holdinglerle, NATO’yla, Avrupa Birliği ile hesaplaşmayı erteleyen bir solun “en geniş güçlerin birliği”ni kime ve neye karşı oluşturmak istediği emekçi halk açısından kocaman bir belirsizlik içermektedir. Oysa sol ancak açık, yalın ve tutarlı bir siyasal-ideolojik kimlikle çaresizlik içindeki yoksul halk kesimlerine umut verebilir, seçenek oluşturabilir.
Madem son gelişmelerle birlikte solun kendisine yabancı ideolojik-siyasal zeminlerde mevzi elde etmeye çalışmasının maliyetleri ve çıkışsızlığı açık bir biçimde görüldü, o zaman cesaretle ders çıkarmanın zamanı gelmiştir. TKP geriye dönük tartışma ve ayrım noktalarını bir kenara koyarak tamamen geleceğe odaklanmaya ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite
Bağımsız Maden İş Sendikası’nın öncülüğünde Özşen Madencilik işçilerinin kararlılıkla sürdürdüğü direniş zaferle sonuçlandı.
Madencinin kavgasına ortak olan, mücadelesine destek veren herkese yürekten teşekkür ediyoruz.
15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’mizin yıldönümünde, başka bir Haziran’ın 15’ini 16’sına bağlayan gece ortaya çıkan sonuç değişmedi: Birleşen işçiler yenilmezler!
Madenciler, öğretmenler, gençler, kadınlar...
Bu ülkede hakkını arayanın karşısına muhatabından önce polis barikatı çıkıyor. Ankara'da iki gündür direnen özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenler gözaltına alınıyor. Güvencesizlikten, mülakattan, torpilden, sömürüden bıktığını dile getiren öğretmenlere Saray’ın cevabı bu!
Onlarsa yılmıyor, bu defa hem öğrencilerine hem tüm Türkiye’ye alın terinin hakkı için direnmeyi öğretiyorlar. Öğretmenlerin mücadelesi hepimizin mücadelesidir. Dayanışmayla kazanacağız. #ÖğretmenlerGözaltında #Öğretmenlerablukada
Genel Başkanımız Erkan Baş ile beraberindeki parti heyetimiz, geceyi Edirne'de direnişteki Özşen Madencilik işçileri ve ailelerinin yanında geçirdikten sonra Bağımsız Maden İş Sendikası'nın düzenlediği basın açıklamasına katıldı. İşletme önünde direniş sürüyor.
Madenci hakkını alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Genel Başkanımız Erkan Baş, Edirne'de Bağımsız Maden İş Sendikası öncülüğünde haftalardır direnen Özşen Madencilik işçilerinin ve ailelerinin üzerine bugün işletme içerisinden ateş edilmesinin ardından dayanışma ziyaretinde bulundu. İşletme önünde direnişimiz sürüyor.
Arkasına Saray’ı alıp madenciye kabadayılık taslayan patronlarla hesaplaşacağız, işçiler hakkını almadan mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.
13 Haziran 2026
Sapanbağları/Pendik
TİP Genel Başkanı Erkan Baş ile Sapanbağları/Pendik mevkiinde bulunan esnafları, dernekleri ve spor klübünü ziyaret ettik.
Direnen öğretmenlerin eyleminde, sendika başkanı Eren Edebali ve Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban’ın da aralarında olduğu onlarca yurttaşımız, yoldaşımız ve öğretmenimiz gözaltına alındı. Parti avukatlarımızla süreci yakından takip ediyoruz.
Çocuklarımızı emanet ettiğimiz öğretmenlerimizin hak mücadelesinde onları asla yalnız bırakmayacağız. Gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
Direnen öğretmenlerin eyleminde, sendika başkanı Eren Edebali ve Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban’ın da aralarında olduğu onlarca yurttaşımız, yoldaşımız ve öğretmenimiz gözaltına alındı. Parti avukatlarımızla süreci yakından takip ediyoruz.
Çocuklarımızı emanet ettiğimiz öğretmenlerimizin hak mücadelesinde onları asla yalnız bırakmayacağız. Gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
Utanmasa seçim barajı savunacak. 1 milyon oy almış Parti'nin başka bir siyasi partiye bir minnet borcu yok. TİP bu ülkede yaşayan tüm emekçilerin partisidir.