Yazılı basın her şeye rağmen medyada içeriği domine ediyor. Son örneği Oksijen gazetesinin yaptığı "araçlarında uyuyan beyaz yakalılar" haberi olmuş. İyi de bir haberdi. Ana akım kanallarda birbiri ardına aynı haberler yapılmaya başlandı.
Sosyal medyada gündem olmasının ardından İstanbul'da sabah saatlerinde ofis ve iş yeri önlerinde araçlarında uyuyan vatandaşlar görüntülendi.
Trafik yoğunluğuna yakalanmamak için sabah 04.00'ten itibaren yola çıkan bazı vatandaşların, araçlarını ofislerine yakın noktalara park edip mesai saatine kadar uyudukları görüldü.
(Habertürk)
Savaşları anlamadan tarihi anlamak her zaman mümkün değildir.
Askerî tarihin “parlama anları”, stratejik düşüncenin dönüşümü ve istihbaratın savaşlar üzerindeki etkisi üzerine…
Prof. Dr. Gültekin Yıldız ile Askerî İstihbarat, her cuma, 22.00’de
@muverrih1826
Abone olmak için👇🏼
https://t.co/cefyn5AD1U
"Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi 'Türk siyasi hayatının asırlık çınarı olan CHP’nin kurumsal yapısını muhafaza etmek', hem Türk demokrasisinin hem de o partiye gönül veren kişilerin sorumluluğudur."
“Toplumun tüm fertlerini ilgilendiren siyasal alanın ve onun ayrılmaz parçası olan siyasi partilerin medeni hukukun normları üzerinden ele alınması, politik yapılara herhangi bir dernek muamelesi yapılması kabul edilemez.”
@omrbaykal85 yazdı:
https://t.co/qEeRJ5BI4i
“İskandinav 'refah' devletleri bile dış istihbarat üretecek servisler kurmaya başladı. Avrupa, Soğuk Savaş sonrası güvenlik konforundan çıkarak kendi devlet reflekslerini inşa ediyor.”
@ArpacikCihat yazdı:
https://t.co/Xtw9Q98jdS
Avrupa’nın büyük şehirlerinde artık başka bir hayalet dolaşıyor. Berlin’de, Viyana’da, Tallinn’de, Londra’da, hatta daha uzakta; Ottawa’da ve Tokyo’da da. Çatırdamalar, aslında II. Dünya Savaşı’nın iskeletinden geliyor.
Son aylarda Avrupa (ve hatta Asya) devletlerinin istihbarat sistemlerindeki reform girişimlerine bakınca da bunu görmek mümkün. Ukrayna savaşıyla başlayan sarsıntı Trump dönemiyle derinleşti. Avrupa devletleri ilk kez, Amerikan istihbaratına aşırı bağımlı olmanın stratejik bir zafiyet olabileceğini konuşmaya başladı. Başkasının gördüğü kadarını, o başkasının izin verdiği ölçüde görebilmenin yaratacağı sorunlar belki de daha fazla idrak edilmeye başlandı. Bu yüzden Avrupa güvenlik tarihinde bir dönüşümün arefesinde olabiliriz.
Kısacası, yanıbaşımızda bir istihbarat kıtasının temelleri atılıyor.
Dünya, 40 yıl sonra yeniden duvarlar örüyor.
https://t.co/3dhQntgX28
“Avrupa, Amerikan istihbaratına aşırı bağımlı olmanın stratejik zafiyet olabileceğini konuşmaya başladı. Avrupa güvenlik tarihinde bir dönüşümün arefesinde olabiliriz. Yanıbaşımızda bir istihbarat kıtasının temelleri atılıyor.”
@ArpacikCihat yazdı:
https://t.co/Xtw9Q98jdS
💬Umut Korkut: Beyaz yakalılar sendikaya yaklaşmaya başlayınca kimlik oralarda daha belirgin siyaset haline geliyor, sendikaları kimlik meselelerinde pozisyon almaya itiyorlar. Mavi yakalıların ise daha ciddi, sınıfsal dertleri var.
@ArpacikCihat
https://t.co/LBxqADrumY
Eski Tunceli Valisine yönelik soruşturmanın Tunceli yerine Erzurum'da yürütülüyor olması farklı spekülasyonlar doğurdu.
Öne sürülen suçun işlendiği sırada şahıs Tunceli Valisiydi. Bu soruşturmaların, usûl gereği, Bölge Adliye Mahkemesi bulunan en yakın şehirde yürütülmesi gerekiyor.
Bu tür durumlarda, suçun işlendiği şehirde önemli bir networke sahip böylesi isimlerin dosyaya müdahalesi de engelleniyor. Yani iddia edildiği gibi, esasen şüphelileri "kurtarmak" için değil, yargılamanın selameti de sağlanıyor.
Elbette vatandaş bu usûlü bilmeyebilir ancak konunun hassasiyeti gereği "bir şekilde" anlatılabilmeliydi.
Biz hariçten gazel okuyanlar için bile o okulda yaşananların adını koymak zor.
“Okulu kapatmak çözüm değil” diyenler olacaktır. Kısmen haklılar. Ancak, öğrencileri her gün aynı anı yeniden yaşamaya zorlamanın da çocuk zihninin taşıyacağından fazla bir maliyeti olacaktı.
“Yapısal şiddet, geleceğimizi tehdit eden en büyük düşmandır. Görünmezdir, kendini yeniden üretir. Ancak bilimsel teşhis, kolektif irade ve Türkiye’ye özgü çözümlerle aşılabilir.”
Halil İbrahim Albayrak yazdı:
https://t.co/xa9uzoagXX
İttihat ve Terakki’yi yekpare bir ‘ihanet örgütü’ gibi tanımlamak çok indirgemeci oldu. Birbirinden farklı eğilimleri, hesapları, siyasi tavırları barındıran bir şemsiyeyi, böylesi karmaşık bir tarihsel aktörü, 100 yıl sonra tek bir hükme indirgemek hep garip gelmiştir.
İttihat Terakki pür hıyanet demektir.
İngilizlerin satın aldığı İttihatçı Cemal Paşa'nın Arapları Osmanlı'ya düşman etmeye yönelik hain bir İngiliz planını nasıl uyguladığını, korkunç bir hainlik yaptığını merhum Turgut Özal anlatmıştı:
"(...) İngilizlerden maaş alan Osmanlı Güney Cephesi Başkomutanı Cemal Paşa’ya (Hasan Cemal’in dedesi) talimat vererek, Şam’daki İslâm âlimlerinin genç kızlarını konağına getirmesi, onlara alkollü içki içmeye zorlaması ve tacizde bulunarak geri bırakılmaları istenmiştir. Bu emri alan (Cemal) Paşa, derhal bu işlemi yapmıştır.
Bu yüz kızartıcı olaylar süratle Arap âlemine yayılmış ve "Osmanlı artık bozulmuş ve İslâmî yoldan çıkmıştır." propagandası yapılarak, Araplar Osmanlıya düşman yapılmıştır (...)"
https://t.co/C5VDgaNjbQ
📢İran’ı yakından bilen isimlerden Dr. Muhammed Berdibek ile ateşkesi konuştuk.
💬Trump ile İran’ın her zaman anlaşabileceğini düşünüyorum. Ama İsrail faktörü olduğu müddetçe bu anlaşmalarından olumlu bir sonuç çıkması zor.
@ArpacikCihat@m_berdibek
https://t.co/ZWLDrgemC4
İstanbul'da polise saldıran DAEŞ militanlarından Yunus Emre Sarban'ın daha önce malvarlığına konulan tedbirin 2024'te kaldırıldığı ortaya çıktı.
#saldırı
“Belki de ilk kez casuslar, insanlığa çok eski bir gerçeği istemeden hatırlatıyor: Güvenlik, yalnızca sınırların korunması değildir, hayatı mümkün kılan koşulların korunmasıdır. Toprak ölüyorsa, devlet güvende değildir.”
@ArpacikCihat yazdı:
https://t.co/WXkG6PuucG
Dünyanın sonu, bence, filmlerdeki gibi gelmeyecek. Sirenlerle, kırmızı düğmelerle, ekranın altından kayan “son dakika” bantlarıyla değil. Dünyanın sonu, büyük ihtimalle, önce bir sigorta poliçesinde görünecek. Sonra bir tahıl sevkiyatında gecikme olarak yansıyacak. Sonra bir limanda. Sonra bir nehirde. Sonra bir sınır kapısında. Sonra bir isyanda.
https://t.co/Sw5DCc8tfs
Tam bu yüzden, dünyanın en ketum kurumları (yani casusluk teşkilatları) artık iklim krizine “çevre” başlığı olarak değil, istikrarsızlık üretim makinesi olarak bakıyor.
Bir zamanlar istihbaratın konusu sadece füze menziliydi, terör hücresiydi, darbe hazırlığıydı, sınır ötesi sabotajdı. Bugün bunların arasına sessizce ama kalıcı biçimde yeni bir dosya eklendi: Ekosistemin çöküşü.
“İstihbaratçılar bir anda kutup ayılarını sevmeye başladıklarından, ormanları şiirsel bulduklarından iklime bakmıyorlar. Onlar, istikrar bozan her yere bakarlar. İklim krizi de tam olarak bunu yapıyor: İstikrarı bozuyor.”
@ArpacikCihat yazdı:
https://t.co/WXkG6PtWn8
Mehmet Selim Kiraz’ın şehit edilmesinin 11. yılı geride kaldı.
Çok zor günlerdi.
Vefatının ilk yılında bir belgesel hazırlamıştık. Hayatının neredeyse her detayını ailesi ve arkadaşları anlatmıştı. Onu tanımayan binlerce kişiye anlatmaya çalışmıştık.
Sembolik anlamı çok büyük bir operasyon.
ÖSO Komutanını Muhaberat’a teslim edip zindanda öldürülmesine neden olmuştu.
Memleketin istihbarat teşkilatında görevli olduğu halde aidiyet duygusu başka bir rejimeydi.
12 yıllık firar, Lübnan sınırında son buldu.
Önder Sığırcıkoğlu, yakalanarak Türkiye’ye getirildi.