Şiirler kalemime düşmüyor artık ne birini sevmesi
Her saniyede geri gidiyorum ne vaktin geçmesi
Sabahları kumrular konmuyor artık camıma
Bugünü bıraktım uyuyorum hep yarının ertesi
Bir daha gülüşünü göremeyecek olmanın hüznünü taşıyan gözlerim
Kahkahana hasret kalmış uğultularda boğulan kulaklarım
Soğuk avuçlarını ısıtamamanın ağırlığı altında ezilen ellerim
Uyku sandığım ama öleyazarken adını fısıldayan dudağım…
Daha başında olduğum bu şiirin cümlelerini tamamlatan kalem
Kesik bileklerimin üstüne vuran yaz gününü andıran bir esinti
Sicimden ince, buzdan soğuk,ihanetinden keskin neşterimden yansıyan parıltı
Gaz lambasının titrek ışığı altında masaya damlayan kan
Adına şiirler yazsam methiyeler düzsem az kalır
Gözüm görmese kulağım duymasa seni hakkı kalır
Bir gün görmesem kalbim isyan eder aklım kalır
Ömrüm de derim hayatım da derim ne söylesem az kalır
Beyhude bir gayeye riayet eden vazgeçişlerin
İnfazıma sürükleyebilir mi hayasız dönüşlerin
Sızısı hatrımda hala yüreğimdeki her zerrenin
Palavra sevgine bulanmış işgalindeki emirlerin
Şaraba ne hacet dudaklarını öpmek dururken
Güneşin değeri katlanır saçlarına vururken
Gel de yanma kalbimin ateşi bizi kavuruken
Senin yerin başka yer değil gönlüm dururken
Bir santranç oyununun ihtimalleri gibiydi gözlerindeki ışıltı
Öylesine sonsuz ve gizemli ama bir o kadar da cezbedici
Tanrım her bir ipliği özenle dokumuştu yollarımızın kesişmesi için
Şans denen şey, kaçınılmaz kaderden fazlası değildi oysa
İncecik bir ipin üstünde yürüyorum,aşşağısı uçurum.
Ölümle burun burunayım ama öyle hafif öylesine özgür…
Düşerim korkum yok, öylesine kendimim ki uçacağımdan eminim.
Şayet başaramasam da tek başıma düşmenin keyfini yaşarım.
Aklıma taş misali ezici bir baskıyla zurur eden fikirler insanlığımla çatışıyor.
Gözkapalkarımın ardından akıp giden düşünceleri okuyabiliyorum.
Lakin; dilim düğümlenmiş, çenem kilitlenmiş, nefesim kesilmiş ve konuşamıyorum.
Tanrım ona acı;
Cehaletinin getirdiği fütursuz cesaret,
Gözlerine inen bir sis misali kör etmiş onu.
Tanrım ona acı ki;
Ben de kalbimi köreltmenin yolunu arayayım,
Uzak durayım anlamsız çatışmalardan.
Buz tutmuş gölün ortasında yanan bir ev görüyorum.
Kapısının, menteşelerinin, kolonlarının çatırtısı kulaklarımı dolduruyor.
Bembeyaz manzaranın içinde dondurucu soğuğun altında bir ev.
Dün gece çok kez uyandım, kimim bilmeden.
Uykularımı kaçıran düşünceler, aklımı da kaçırdı.
Beyaz ve siyahın, iyi ve kötünün olmadığı yerde.
Geçmiş yılın kabusları artık rüyalara karıştı.
İlk pişman ben değilim bu yanlışlar nehrinde
Kalbimin yerini ararken yolunu kaybeden
Umudunu yitiren ama hep kendi yoluna ilerleyen
Son düşman da olmazsın bu hengamenin içinde