Sosyal medya henüz çok yeni bir alan olduğu için burada henüz ahlak, adap, görgü oluşmadı. Biz buranın ilk yerlileriyiz. İleride buralar çok daha farklı olacak. Ona göre davranın, efendi olun, adam olun lan !
Yaşlılıkta zorunlu olarak büsbütün tükenirler; çünkü o zaman aşk, şaka, yolculuk ve at hevesi, topluma yararlı olma duygusu bizi terk eder; hatta dost ve akrabalarımızı da ölüm elimizden alır. İşte o zaman, insanın kendinde sahip olduğu şey her zamankinden daha fazla önemli olur. Çünkü en uzun dayanacak olan odur. Ama bu, her yaşta mutluluğun gerçek ve tek kalıcı kaynağıdır ve öyle kalacaktır.
— Arthur Schopenhauer, Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
Aristoteles şunu söylemiş olmakta haklıdır: Mutluluk kendine yetenlerindir. Çünkü mutluluğun ve hazzın tüm dış kaynakları, doğaları gereği son derece güvenilmez, tatsız, geçicidir ve rastlantıya bağlıdırlar, bu nedenle en uygun koşullarda bile kolayca kesilebilirler.
Karanlıkta gözlerim daha iyi görüyorken neden güneşe sığınıp körleşiyorum? İmkanlara şükretmek, muhtemelleri ihmal etmek gibi. Ya da bu da doyumsuz bir hırstan mı ibaret? Belki de hiçbir anlamı yok bu arayışın; bulacağım şey yine bir hiçlik.
@drmutluhanizmir Yani ben psikolog olarak kullanıyorum ve nihai tanıyı psikiyatrist koyuyor olsa da öncesinde iyi bir veri sağladığını düşünüyorum. Ama yönlendirme yaptığım bazı psikiyatrlar Moxo’yu gerekli görmüyor. O yüzden aslen sizin fikrinizi merak etmiştim.
"Çiçek yanıt verdi: Seni aptal! Görülmek için mi açtığımı sanıyorsun? Kendi zevkim için açılıyorum, başkaları için değil, çünkü hoşuma gidiyor. Aldığım zevk var olmaktan ve açmaktan ibaret."
— Arthur Schopenhauer, Parerga ve Paralipomena
“Küstahlık; en iyi biçimde, anne babasını öldürüp mahkemeden öksüz olduğu için af dilenen bir çocuğun hikayesiyle anlatılabilir."
— Irvin D. Yalom, Schopenhauer Tedavisi
@satispazar Belki de ilişkilerde kendi özdeğerini koruyamadığın için yaralanan benliğini yüksek duygusal zekaya sahip olma gururuyla tedavi etmeye çalışıyorsundur kim bilir
“Evet, hiçbir şeyi kökünden sökemiyoruz!” diye karşılık verdi Nietzsche.
“Yaklaşımımızı yeniden gözden geçirmeliyiz. Son seanslarımız sahte ve yüzeysel kaldı. Ne yapmaya çalıştığımıza bakın: Düşüncelerinizi disipline sokmak, davranışlarınızı kontrol altına almak! Düşünceleri ıslah etmek ve davranışlara biçim vermek! Bu yöntemler insan doğasına uygun değil! Ah, bizler hayvan terbiyecileri değiliz!”
“Evet, evet! Son seanstan sonra kendimi iki ayak üstünde dans etmesi için eğitilen bir ayıya benzettim.”
Irvin Yalom, Nietzsche Ağladığında kitabında Bilişsel Davranışçı Terapi ve diğer yüzeysel düşünce/davranış terapisi yaklaşımlarının insan zekasına bir hakaret gibi hissettirmesi üzerine güzel bir bölüm sunar.
“İlerleyemeyişimiz benim yüzümden. Sizi doğrudan bu saplantının üstüne gitmeye zorlayan bendim. Siz haklısınız, yeterince derine inmiyoruz. Ayrık otlarını kökünden sökeceğimize yapraklarını koparıyoruz.”