Sadri Şener’in kitabın ortasından okuduğu kısa cümlelerini bir kenara koyarsak 15 yıldır şike sürecini bu kadar net tarifleyen bir başkan olmadı. Büyük bir hazırlık yaparken sportif gerekçelerle istifa etti. Sonraki yönetim TS avukatlarını görevden aldı. +
Fenerbahçe şike’den aklanmamıştır.
Aziz Yıldırım ve beraberindekilerin aklanma gerekçelerindeki karara göre deliller gerçektir. Elde edilme şekilleri fetö ile ilişkilendirilerek “usulsüz” olarak kabul edilmiştir.
Fenerbahçe’ye Kumpas iddiaları aynı kararda reddedilmektedir.
Aziz Yıldırım ve beraberindekiler ifadelerinde suçlarını kabul etmektedirler.
Uefa ve Cas Türkiye mahkemelerinin kararlarından bağımsız olarak kendi yargılamasını yapmıştır. Bu davalara giden Fenerbaçeli yöneticiler “kumpas” dedikleri delillerle savunma yapmıştır.
Daha sayalım mı? Yoksa salağa yatmak iyi mi?
Toroğlu : "Polisler bana dediki, hani Bülent Uygun sizin canlı yayını arayıp, bana şike suçlaması yapamazsınız demiştiya, o an nerde oldugunu biliyor musun dediler, Hayır dedim ? Bilgisayarı açtılar, Fbli yönetici İlhan Eksioğlunun evindeymiş,
Bunlar devletin resmi kayıtları"
Tüm ifadelerinizde, söylemlerinizde, mahkeme salonlarında itiraf ettiniz!
Milyonlarca insanı kandırmaya çalıştınız!
Radara (!) yakalandınız!
“Mağduruz” diye ağladınız.
Bizi hiç tanımadınız!
Bu şehir, bu camia, bu coğrafya; unutmaz!
Kupamız Orada Oldukça Yüzünüz Gülmesin!
Fenerbahçeli yöneticinin 6 Temmuz 2011 tarihinde yaptığı şike itirafından:
“Birileri aracılığıyla Eskişehirspor’a teşvik primi gönderildiğini duydum.”
Senegal’in haksız bir penaltıyla elenmesinden çok TRT spikerinin coşkusu üzdü. Belçika tv spikerleri bu kadar içten bağırmamıştır. TRT isim telaffuzlarından taraf tutmaya kadar çok kötü bir sınav veriyor dünya kupasında.
“Annesi, çok sıcak bir Ramazan günü, öğle ile ikindi arası vakitte genç
Ali Ulvi’yi kadayıf almaya gönderir.
Medîne çarşısında birkaç dükkân dolaşan ama hepsini kapalı bulan Kurucu, nihayet Nablus muhacirlerinden Sâlih Efendi adında bir zata gider. O sırada 80 yaşlarında olan Sâlih Efendi, kirada oturduğu evin avlusuna bir ocak yapmış, kömürle yaktığı sacın başında, öğle sıcağında kadayıf dökmektedir.
Hava belki 50 derecedir, arada esen sam yelleri de yüzleri yalayıp geçmektedir.
Ali Ulvi siparişinin hazırlanmasını beklerken, Sâlih Efendi’ye
“Hocam, bugün biraz sıcak galiba, değil mi?” der.
İhtiyar adam munis ve müşfik gözlerle karşısındaki gence bakıp tebessüm ederek, sadece tek bir kelime söyler:
"Yekûlûn" (Öyle diyorlar).
Genç Ali Ulvi, dersini almıştır:
"Bak, ne kullar var.
Sen öğle namazına gittim diye bir iş gördüm sanıyorsun, hava sıcaklığından şikâyet ediyorsun.
Sâlih Efendi, yaşına ve ilmine rağmen, kimseye muhtaç olmadan ailesini geçindirebilmek için, Ramazan günü kızgın ocağın başında çalışıyor. Üstelik sıcaktan şikâyet etmek şöyle dursun, tavrıyla takdir-i ilâhîye karşı takınılması gereken edebi de öğretiyor!"
Üstad Ali Ulvi Kurucu,
Hatıralar
Bosna’nın yerini bilmeyebilirsiniz.
Ama Bosna’yı dünya çok iyi biliyor:
Haritadan değil… seyredilen bir soykırımın adı olarak.
1992–1995 arasında Bosna yanarken,
başta ABD olmak üzere “medeniyet” iddiasındaki dünya sustu.
Konuşmadı, durdurmadı, görmezden geldi. #ABD#bosnia
İnsanın kalbi daima Allah Teâlâ’ya bağlı olmalı, Allah Teâlâ insanın aklından, fikrinden hiç çıkmamalıdır.
(Seyyid Abdülhakim Elhüseynî [kuddise sırruhû])
Serhend Takvim
Bosna Hersek bu gece saat 2de (Bosna saatine göre) Amerika'ya karşı oynayacak.
Bu sebepten dolayı bazı iş yerleri yarın tatil verdi, bazıları da açılışı erteledi.
Eğerki inşallah kazanırsak... Tutmayın bizi ☺️🇧🇦❤️